Cenabı Hak, Furkan suresinin son ayeti celilesinde estairi billah, Eğer duanız olmasaydı Cenabı hak size ne değer verirdi? Burada duadan maksadın bir kısım müfessirini izam hazaratına göre ibadet olduğu haber verilir. Demek ki kişinin ibadeti yok, taati yok. Aynen Mehmet Akif'in dediği gibi imansız olan paslı yürek sinede yüktür. Kişiye değer veren, nasıl ki bir ev diyelim biz ev. Bir dostumuzu ziyarete geliyoruz, Allah'ın velilerinden biri ama, hakkın dostlarından biri. Ev isterse altundan yapılsın. Eğer kişi o dost olan kimseyi görmezse onun hiçbir manası kalmaz insanın gözünde. Nedir, orada mühim olan ziyaret edeceği o mühim şahsiyeti görmektir. Şu kalıbımız da öyle. Şu vücudumuzda iman olmasa, ibadet olmasa, taat olmasa hiçbir değeri yoktur elbette. Bunun gibi Halıkalem yazan duanız olmasaydı Cenab-ı Hak size ne değer verirdi diye buyruluyor.
Demek ki bir kıymete haiz olmamız gerekiyor. Altın, gümüş, yakut, Zümrüt veya diğer taşlar, bu taşlar içerisinde zümrüt'ün de yakut'un da kıymeti nedir? O yakut olması, zümrüt olması bu değeri kazanmasından dolayıdır. Biz peygamberler diyoruz, peygamberler Kitabı Kerim'inde, Kitabı Mecidinde Cenabı Hak öyle buyuruyor, ashab-ı ne, ben de ancak sizin gibi bir beşerim, buyruluyor. Ancak bana vahiy geliyor. Ben de bir beşerim. Ben de buyuruyor ancak sizin gibi beşerim, bana Vahiy ilahi geliyor. Demek ki peygamberleri seçkin kılan ilahi vahyin Cibril-i Emin vasıtasıyla inmesidir. Diyelim kamil bir mümin, biz vahiyden söylediğimiz için diyorum, kamil bir müminin değeri de ilhamat-ı ilahi ilham, vahiy peygamberlerde olduğu için onun dışındakiler de olmaz. O velilerde olan, Allah'ımıza dostluk peyda eden kimselerde ilham olur. İlham da gönle iner. Artık o bunu elde eden kimse yaşar.
Cenabı Hak'la ilahi bir alakanın içerisindedir. İşte beşer olmak hasebiyle hep aynıyız. Mümin de mümin olmayan da aynı beşer, deri demek zaten beşer, deri demek aynıyız ama insanı farklı kılan bir gayri müslimden nedir? Estairbillah, inellezine hemenu ve amilus salihat, iman ve salih ameldir. Yine bakıyoruz, Ebrar sınıfı var essayne, innel ebrara lefi nain ve innel füccara lefi cahil. Ebrar, hayırlı kimse demek. Hep hayırda olan kimse demektir. Bunun yanında takva sahipleri var. Amelin kabulü de zaten takvaya bağlı. Minel müttakin. Salkallahiülazim. Cenabı Hak muttakilerden kendisinden korkan emri ilahiyeye yapışıp nehyettiğinden, kaçınan kimselerden kabul eder diye buyuruyor. Bunu düşüneceğiz. Biz müttaki bir kimse miyiz? Nerede belli olur bu? Bunun belli olduğu yer maddede belli olur.
Çok güzel devam ederiz ama dünyalık önümüze serildiği zaman orada eğer hakkın korkusu galip gelirse Cenabı hakk'ın hakkını, insanların hakkını, hayvanatın hakkını, semavatın hakkını, yerin hakkını düşünmeye başlarsak bir muttaki olma sınıfına dilerse girmiş oluruz ve sonra Cenabı hak bizim çokça tefekkür edeceğimiz, düşüneceğimiz hususlardan birisi de şu, Esri Billah, emtahanallahu kulubam lit Takva. Cenabı Hak, kalplerimizi takva ile imtihan ediyor. Acaba bizim gönlümüzde takva sıfatı gibi bir güzellik ne kadar yer işgal ediyor? Gönlümüzde biz bu ittikayı Cenabı Hak'tan korkma duygusunu yaşayabiliyor muyuz? Bunu tefekkür edersek biz ancak düşünmekle, tefekkürle çünkü intibah çok önemli. Başta bir intibah olur, ondan sonra tövbe olur. İntibah, uyanma demek. İşte bizi uyandırır bu. Uyanırsa kişi nedir?
Kalbim benim takva Allah'ımızın emri ilahiyesine uyup da nehyiinden kaçma hususunda acaba uyanık mı? Gönlüm bunu hissediyor mu? Bunu beyan etmek çok zor. Ancak çokça arz ettiğimiz gibi, Evrad ve Ezkarımıza yoğunlaşmakla olacak bu. Bir de şunu düşünelim, Şununla, bununla bizim meşgul olacak hiçbir durumumuz yok. Çünkü önümüzde yapacağımız çok işler var bizim. Burada yoğunlaşacağız. Ben Kitabı Kerim'e ne kadar uyuyorum, ehadisi Muhammediye'ye ne kadar uyuyorum, ulemai kiram, emeşayi izamın Kuran-ı Azimüşşan ve sünneti Muhammediyeden ehadisi Muhammediyeden mülhem olan sözlerine ne kadar dikkat edebiliyorum diye tefekkür etmekle olacaktır, düşüneceğiz. Bir başkasıyla alıp kabrin içerisine girecek değil biz, tek başımıza gireceğiz. Şu mübarek söz çok hatırımıza gelir. O da Ya Musa, kendi ayıplarından fari olmadıkça bir başkasının ayıpları ile meşgul olma.
Başka kendi kusurlarını ve hatalarını düzeltmeye bak diye. Zaten biz düzelirsek evimiz de düzelir, etrafımız da düzelir. Demek ki muttaki olmak da insanda ayrı bir şeref, ayrı bir fazilettir. Bunun yanında Cenabıhakk'a kurbiyeti, onunla dostluğu temin etmek insanı daha da bir değerli hale getirir. Hadisi kutsi'de sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Cenabı o Allah azze ve celleden naklen buyuruyor ki Bir abid, ibadet edin mi, ellerini kaldırıp dua etmezse ben o kuluma gaza binerim. Zira duayı terk etmek ya ki birden veyahut gafletten ileri gelir veyahut hem kibir hem de gaflettir. Cenabı hakk'ın, Cenabı hakk'ın Esselamü, Havli sübhanisi ve gerekse yukarıdaki hadis-i kudsi kullarına bir tehdit, bir vadi-i ilahidir.
Binaenaleyh biz kullar biz müminler kadir-i mutlak olan Vahibü'l Ata'ya zülcelal Hazretlerine daima dua tazarru ve niyazda devam üzere olmaklığımız, mücibe-i ubudiyetimizdendir, yani kulluğumuzun gereğidir. Yoksa yalnız sıkı ve darda kaldığımız zamanda bir vakit dua edip diğer zamanlarda serbest olmak, duayı terk etmek gafletten ileri gelir. Hadis-i şerifte de Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz, taarraf illallahu firrehak yarifke fişşidde sadaka resulullah. Serbest ve geniş vakitlerde yani sıhhha, servet, asayiş ve emniyet gibi esbabı istirahat, mükemmel olduğu zamanlarda Cenabı Allah'a ibadet taat ve dua ile kendini arz etki müzayekalı sıkıntılı zamanda seni lütf ile hıfz eylesin. Herhalde anlaşılmıştır. Siz bol zamanınızda, rahat zamanınızda Allah'a yalvarın, sımsıkı tutunun emri ilahiye ki daraldığınız zaman da Cenabı hak sizi gözetlesin. Buyurulduğu gibi.
Aleyhissalatü vesselam Efendimiz, ya Abdullah sen Allah'ın emrini gözet ki Allah da seni gözetsin, buyuruluyor. Dua hakkında konu çok uzun. Yalnız biz özet halinde vermeye çalışalım. Duanın edebi nedir yoksa hepimiz dua ediyoruz, namaz sonlarında da yalvarıyoruz, sair vakitlerde de. Evvela abdestli bulunmak, abdestli de alırken azalarımızı yıkarken aklımız başımızda olarak yıkamak. Diyelim ellerimizi yıkarken artık ben kötülükten elimi yıkadım diyebilmeliyiz. Bunu gönülden diyeceğiz, dıştan olmaz. Biz dıştan yıkıyoruz zaten ama gönlümüzdeki düşünce kötülüklere veda. İkincisi namaz veya ibadetten sonra olmak.
Duanın kabul olma şartlarından, bu ise edebini ifade ediyor, namaz veya ibadetten sonra olmak, tövbe ve istiğfarını kemali ihlas ile takdim eylemek, kıbleye müteveccih olmak yani kıbleye yönelmek ve evvelinde elhamdülillahi rabbil alemin diyerek, Hak Teala hazretlerine hamdü sena eylemek. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerine duanın önünde ve ahirinde salatü selam eylemek, duanın sonunda amin demek, duayı yalnız nefsi için tahsis etmeyip, bilcümle müminini duaya müşterek kılmak, ellerini semaya açıp avuçlarını açmak ve duanın nihayetinde avuçlarıyla yüzünü meshlemek, huzur-u kalp, huzur-u kalp mutmainne sıfatı, sıdkı ihlas ve teslimiyetle tazarru ve niyazda bulunmak, bir de dua ederken ya Rabbi sen bilirsin, dilersen şöyle yap gibi tabir söylememelidir.
Ebu Hüreyre Hazretleri'nden rivayet edilen hadisi şerifte Sakın, sizden biriniz duasında Ya Rabbi sen dilersen beni rahmet eyle, tabirini kullanmayıp azmi havi, tam canı gönülden Ya Rabbi beni mağfiret eyle, ya Rabbi bana rahmet eyle diye dua eylesin. Zira Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri için duayı müstecab ve kabul ettiremeyecek bir günah mani ve mücbir mutasavvver değildir. Dua ve tazarru zamanında ziyade ısrar edenleri Cenabı hak sever. Inara, inanarak dua ediniz. Ve biliniz ki Allah azze ve celle gafil bir kalbin duasına icabet etmez. Çünkü kalp temiz olmayınca içine de yiyecek konmasın. Din kardeşi hakkında gıyabi olarak edilen dua dergahı icabetten red olunmaz. Duaul-nuh, seni ileyhil muhsini le yurattu. İyilik görenlerin iyilik gördüğü kimseler hakkında duayı hayriyeleri de red olunmaz. Ezan ile kamet arasında yapılan dua müstecab olur, kabul olur. O arada dua ediniz.
Nitekim ezanı müteakip şu duayı okumalıdır. Dua hadahhediteemme essalatil gahim. Ayet celilede de esrarnı ve bil esharihum esnafirun, seher gecenin on altıda biri vakitlerinde onlar istiğfar ederler buyrulmuştur. Gene hadis-i şeriflerde duaullu veli li veledihi ke dua in nebiyi ümmeti. Bir babanın oğlu için duası, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duası gibi makbuldür. Keza evladın da valideni anne babasına daima duası lazımdır. Duayı terk ettiği vakit hadis-i şerifte buyurulduğu üzere rızkının inkıtaına kesilmesine sebep olmuş olur. Kul anne babasına duasını terk ederse rızkının kesilmesine sebep olmuş olur. Duaüs sultan sebebi lufran. Hükümdar-ı İslam'ın muvaffakıyeti ve muzafferiyeti için dua etmek sebebi mağfiret bağışlanmaya sebeptir. Binaenaleyh, ümera yani devleti işleri ve etrafı ve kumandan ve esakir-i İslamiyenin muvaffakıyet ve muzafferiyeti için de dua etmekliğimiz lazımdır.
Edduahu miftahul rahmet vel huduru miftahu sele ve salatu miftahul cenne. Dua rahmeti ilahiyenin ihsanına vesile ve miftahtır, anahtardır. Abdest namazın, namaz da cennetin anahtarıdır, buyrulmuştur. Binaenaleyh namazlarımızın akıbetinde yani akabinde sonunda dua etmeden namazdan fare olup gitmek büyük gaflettir ve hadis-i şerifler ed-duahu silahul mümin. Dua müminin manevi silahıdır. Böyle eski cami cemaati müminler böyle kısa Hadis-i Şerifleri bilirlerdi. Çok güzel o Kenzü'l İfa'da bin bir Hadis-i Şerif var. Ne var da ezberleyelim, bir kafamızda, gönlümüzde aleyhisselatu vesselam efendimizin hadis-i şerifleri bulunsun, ne güzel ayetler bulunsun, hadis-i şerifler bulunsun, şu beyin boşuna yaratılmadı, şu beyin defterine o sahifelere ayet-i celileler girsin, hadisi şerifler girsin, güzel kelamlar girsin, en önemli olan bu. Yarın huzur-i ilahiye varacağız. Bak kısa kısa.
Hakikaten bu geçmiş, bizim cami cemaati diyelim halkımızda ibadete müdavim kimseler okumasa dahi Hadis-i Şerif'ler bilirlerdi, okurlardı. Böyle bir toplanılıyor. Deniyor ki, bir Hadis-i Şerif okuyalım. Okunan nedir? En çok okunan, Edithinin nasihha. Bu da güzel. Ama bir bununla kalmayacağız. Daha çok. Işte kişi, ne diyelim, arkadaşının dini üzere. Böyle belli bir Hadis-i Şerifler yoksa efendimizin yüz binlerce Hadis-i Şerif'i var. İşte buraları öğrenmeye çalışalım. Haftada biri öğrensek neler olurdu? Bu intibah uyanmamızla alakalıdır. Uyanmamızla alakalıdır. Et düav muhul ibade, dua ibadenin iliği mesabesindedir. Etdual yeruddul bela, dua belayı def eder, buyrulmuştur. Binaenaleyh görünmez ve hatıra gelmez böyle analardan daima Cenabıhakk'a sığınarak tazarru ve niyaz etmekliğimiz lazımdır. Kaderden hazer, sakınma kaderi defedemez.
Lakin salih kimselerin duası nazil olmuş ve nüzul edecek olan bela ve mes sahibi def ve ref'e medar olur. Böyle olunca, ey Allah'ın kulları dua ediniz buyrulmuştur. İnne enba el birri nısful I ibade, ven nısful her türlü birru ihsan, iyilik ibadetin yarısıdır, diğer yarısı ise duadır. E acizünnesin men acezanit dua, İnsanların en acizi duadan aciz olandır. Rabbiniz Teala ve Tekaddes Hazretleri gecenin sülüsü ahirinde yani gecenin üçte ikisi girip son bir kısmı kaldığında her gece semayı dünyaya mekandan münezzeh olarak nüzul eder. Hak Celaluhu ve ala Hazretleri kullarına hitaben iyi kullarım, Sizden kim var bana dua edecek bunun duasını? Müstecab edeyim. Sizden kim var benden bir şey isteyecek, onun istediğini vereyim. Sizden kim var, istiğfar edecek, onu mağfiret edeyim buyurur. Şarih der ki, bu hadisi şerif müteşabih bidattan olup, müteahirin indinde müevveldir.
Yani gecenin sülüsü ahiri vakti icabettir. O vakitte ibadet edenler Allahu Teala Hazretlerinin hassaten lütfu keremine mazhar olurlar, mukarrabin kullarından olurlar. Nitekim ayeti celilede ashabına. Tetecefa cünubuhum anilmedaci yebune rabbam havfam ve tamaa ve mimma rezzaknavum minfikun sakallaullezim. Manayı münifi. Mümini kamillerin yanları yataklarından uzak olur. Cenabı Allah'ın azabından korktuklarına ve rahmeti ilahiyeyi ümit ettiklerine binaen Rablerine dua ve tasarruf ve niyaz ederler ve onlar bizim verdiğimiz rızıklardan muhtaç olanlara infak ederler. Gece uykuyu sıcak ve rahat yatağı terk ederek tenha bir mahalde riyadan ali olarak kılınan namaz ve edilen duanın günahlara kefaret, kurbiyete, vesile ve bedende olan dertlere deva olacağı şüphesizdir. Ve yine Cenabı hak ashab-ı ey insanlar Rabbinize tevazu ve tezellül ederek bir zile dua edin.
Zira Allah Teala tekebbür etmek ve bağırıp çağırmakla dua ederek kendini haddini tecavüz edenleri sevmez. Ahkamı şeriyyeyi inzal ve erbabının infazı ile arz-ı ıslah ve ahaliyi irşad ettikten sonra birbirinize zulmetmekle ifsat etmeyin. Allah'ın azabından korkun ve rahmetini ümit ederek olduğunuz halde Cenabı Allah'a dua edin. Zira beynel havf ver rece adabına riayet ve dua ve Cenabı Allah'a layı veçile tazim ve muhtaç olanlara yardım etmek suretiyle ihsan edenlere Cenabı Allah'ın rahmeti yakındır. Bu duadan murat nedir? Dua eden kimse kendisinin muhtaç olduğunu ve matlubunu tahsilden aciz bulunduğunu bilerek, vacip Teala ve Tekaddes hazretlerinden muhtaç olduğu şeyi istemektir.
Bazı kimseler Cenabı hakk'ın kaza ve kudretine rıza gösterip, şükür eylemeyi dua üzerine tercih etmişler ise de, ekseri muhakkeki bir cümle umori dünyeviye ve uhreviyenin birer sebebe bağlı olduğunu ve müstecab kabul olunan duanın da bu sebeplerden biri olduğunu beyan ile duayı terk etmekliği kazaya rıza göstermek maksadıyla yemek yememek, hastalığında ilaç almamak ve muharebe zamanında silah istimal etmemek gibi gayr-ı makul ve meşru olmayan bir fiili irtikap etmeye teşbih etmişlerdir. Hususi ile dua etmek Cenabı Hakk'a arz-ı ihtiyaç ve iltica eylemek de müstakillen bir ibadet makamına kaim olduğundan lisanen dua etmek ve kalben Cenabı Hakk'ın kaza ve kaderine razı ve teslim olmak evla ve ercahtır, yani tercih edilmiştir. Şu kadar ki duanın en mühim şartı helal lokmadır. Her gün için gecenin sülüsü ahiri ve seher vaktidir. Seherin fazileti hakkında hadis sahih daha önce zikredilmiştir.
Cuma günü de dua için şerefli gündür, hadisi şerifler var. Cuma gününde şerefli bir saat vardır, dua bu saatte, tevafuk ederse müstecab olur diye buyrulmuştur. O vakit gizlenmiştir bir hadisi şerifte, o şerefli saatin ikindiyle gurubu şems yani güneşin batmaya doğru olduğu vakittir. Fakat o saatten murat tam bir saat demek değildir. Belki kısa bir zamandır cuma günleri dualarımızı sair günlere nispetle artırmaklığımız lazımdır. Keza şerefli vakitler olan Kadir gecesi, beraat gecesi, arefe günleri, şeyh Ramazan vesair mübarek gecelerde rahmet ilahiyenin nüzul ettiği vakitler ve cemaati kübra ile kılınan namazlarda hususiyle kalbin rakik, münşeri, böyle kalbin çok incelmiş bir hali ve gönlün açıldığı vakitler, duanın devam edilmesi gerektiği vakitlerdir. Duayı muvakkat bir zaman için yani belli bir vakit için edip sair vakti yapmamak da doğru değildir.
Duanın en mühim şartı evvelce de söylediğimiz vesile helal lokmadır. Ebu Hüreyre hazretlerinin bu hususta bir rivayeti var. Ya Rabbi herhangi bir mümin ki ben ona fena söz söyleyerek gazap ve hiddetle eza ve cefa eylediysem, benim o fena sözümü o kimse hakkında vesilei mağfiret ve sebebi gurbet ile buyurduğunu işitmiştir. Ve diğer Ebu Hüreyre Hazretleri'ne yine rivayetle üç kimsenin duası red olunmaz. Artık mealen söylüyorum, adil sultanın iki iftar edinceye kadar oruçlunun, üç mazlumun duası Allah onu bulutların üzerine çıkarır, semanın kapılarını açar ve şöyle buyurur, izzet ve celalim hakkı için bir müddet sonra da olsa sana muhakkak surette yardım edeceğim. Binaenaleyh mazlumun duasından hazer etmek lazımdır, yani zulüm ve haksızlık yapıp mazlumun kalbini yıkıp da Cenabıhakk'a karşı ah ettirmemek lazımdır.
Yine Ebu Hüreyre hazretlerinden rivayetler Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Hak Teala Hazretleri şifasını inzal etmediği bir marazı, bir hastalığı inzal etmemiştir ve yine İmam-ı Ahmed, Enes radiyallahu anh'ten rivayetle der ki, Tahkika, Allahu Teala Hazretleri hastalık halk ettiği yerde deva dahi halk etmiştir. O halde tedavi olunuz, buyrulmuştur. Yani deva istimal edin demektir. Yine Ebud Derdi hazretlerinden Hak Teala Hazretleri her hastalık için bil deva halk etmiştir, imdi deva istimal edin ve haram olan şey ile tedavi olmayın, buyrulmuştur. İnnallahü Teala lem yeccal şifaekum, fima harramalikum, yani Allah Celle Celalühü sizin şifanızı size haram kıldığı bir şeye koymamıştır, buyrulmuştur. Bu hadis-i şerifler muktezasınca haram olan şeylerle tedavi caiz değildir. Cabir radıyallahu anh'dan rivayetle her maraz hastalık için bir deva vardır.
Herhangi bir deva maraza yetiştirilirse, herhangi bir deva hastaya yetiştirirse, Allah Teala Hazretlerinin izniyle ondan halasiler. Her hastalığın gelmesi ve gitmesi hakikatte Hak Teala Hazretlerinin emriyledir. Sebebe tevessül eylemek tevekküle mani değildir. Nitekim açlık ve susuzluk definde münafi olmadığı gibi. Belli bir yere kadar devam edelim. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem menlem yesteş fi bilguren feleş şifaullah, feleş şefaatullah. Kuran-ı Azimüşşan ile şifa talep etmeyen kimseye Hak Teala ve Teala şifa vermedi veyahut şu manaya da olması muhtemeldir. Yani bununla şifa talep etmeyene Hak Teala ve Ala Hazretleri şifa vermesin de demişlerdir. Sonra hastalıklar için dua ayetleri var, altı tane. Dua çok şey yapılıyor. Yalnız Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu Sırrı hazretlerinin dualar ve zikirler kitabı var. Müracaat edeceğimiz o olsun.
Bunun dışında tweet'lerde, bilmem planlarda, Facebook'larda, paylaşımlara girmeye hiç gerek yok. Her grubun kendisine ait bir sırrı vardır, ona dikkat ederler ama Sami Efendi Hazretleri ve Hacasen Efendi, KaddeSallallahu sırra üstadımıza kalbi bağı olan kimseler dualar ve zikirler kitabına müracaat etsinler. Buraları bir halledelim, o duayı yapalım da, o duayı yapalım, asıl evrad ve ezkarımızı yerli yerince arz edildiği şekilde, Mektubat'ta Esad Erbili Hazretleri nasıl evrad ve ezkar okunur çok güzel ifade etmişler. Bunun yanında, bak arzu ettiğimizi buluyoruz, Arzumuz bu olsun. Üstadlarımızın sohbetlerine bakalım, o bantlarda neden ve yazmış olduğu eserlerde çok güzel haber veriyorlar. Bilhassa o dualar hususunda paylaşımları dualar ve zikirler kitabı ile yapalım. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.