Merhabalar sevgili ne üzerimiz. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar. Bugünkü programımızda sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan dua konulu sohbeti aktarmaya çalışacağım. Cenabı Hak Ey Rasul-i Ekrem, benim kullarım sana Rabbimiz uzak mıdır, yakın mıdır diyerek benden sual ettiklerinde sen onlara cevap ver ki ben onlara pek yakınımdır. Bana dua eden kulumun duasını kabul ederim. Dua ettiklerinde benden dualarının kabulünü istesinler ve bana iman etsinler. Umulur ki onlar imanları ve duaları sebebiyle doğru yola ulaşır ve irşad olunurlar buyuruyor. Fahr-i Razi'yi, Kadı ve Hazinin beyanlarına nazaran.
Ashaptan bazı kimseler Ya Rasulallah, Rabbimiz bize yakın ise gizli dua edelim ve eğer uzak ise büyük seda ile çağıralım demeleri üzerine bu ayet-i celilenin nazil olduğu rivayet edilir veya Yahudilerin ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sen yerle gök arasını pek uzak haber veriyorsun. Rabbimiz dualarımızı nasıl eşittir demeleri üzerine nazil olduğu rivayet edilmektedir. Fahr-i Razi, Ka'di ve Hazinin beyanlarına nazaran bu ayetin sebeb-i nüzulüne göre mana-yı ayet. Ey Rasulüm, benim kullarım sana benim evsafımdan sual edip Rabbimizin lütfu bize yakın mı? Duamızı kendi nefsimizde gizli mi yapalım yoksa uzakta mı? Duamızı yüksek sesle mi yapalım dediklerinde sen onlara benim tarafımdan cevap ver. Ben onların gizli dualarını işitirim. Zira benim ilmim onlara pek yakındır.
Binaenaleyh onların işlerini bilirim, sözlerini işitir ve hallerine muttali olduğumdan dua eden kimsenin duası ihlas üzere olursa icabet ederim. Şu halde onlar benden icabet talep etsinler. Ben de onlara icabet ederim ve senin vasıtanla onları imana davet ettiğimde derhal iman etsinler. Zira ben onların dualarına icabet edince onların da benim davetime icabet ve emrine itaat etmeleri vaciptir ve onlar icabet edince doğru yolu bulmaları umulur. Duanın kabulü üç şeye bağlıdır. Bir. Kadağa muvafık olmak, iki. O kimse hakkında duanın kabulü hayırlı olmak, üç. İstenilen şey muhal olmamaktır. Duanın kabulünde adabına ve şartlarına riayet etmek lazımdır. Bu şartların cümlesi mevcut olduğu halde kabul olunma ciheti galip ise de, fakat kabulüne yine meşieti ilahiyeye muallaktır. Binaenaleyh dilerse kabul eder, dilerse kabul etmez. Bununla birlikte dua etmek de bizzat ibadettir.
Ahirette sevap ve ecir vardır. Doğanın kabulü ani olmadığından istenilen şeyin bir müddet sonra verilmesi umulduğu gibi duası miktarı o kimsenin üzerinden bir şerrin define sebep olmak veya bilmediği bir başka cihetten duasının eseri hasıl olmak ihtimaline binaen hiçbir duaya kabul olunmadığı nazarıyla bakılmaz. Rabbiniz size bana dua edin, duanızı kabul ederim dedi. Zira o kimseler ki onlar duadan kibir ettiler, yakında zelil ve hakir oldukları halde cehenneme dahil olurlar. Yani sizi terbiye eden Rabbiniz dedi ki ey kullarım siz bana dua edin, ben de sizin duanızı kabul edeyim. Zira bana dua ve ibadetten kendilerini büyük addedip istinkaf edenler zelil oldukları halde yakında cehenneme dahil olurlar. Dua insanların muhtaç oldukları şeyleri Cenabı Hak'tan tazarru ve niyaz ederek kemal-i tevazu ile istirham edip istemeleridir.
Buna nazaran mana-yı nazm siz benden muhtaç olduğunuz şeyleri kemal-i tevazu ile isteyin, ben de sizin duanızı kabul edeyim ve istediğinizi vereyim demektir. Duanın kabulünün mühim şartlarından biri de dua esnasında Allah Zülcelal Hazretleri'nden gayrı hiçbir şeye itimat etmeyerek teveccüh-i taam ile kati surette Hak Teala hazretlerine bel bağlamaktır. Duada iki haslet vardır. Birincisi izzeti rububiyeti bilmek, ikincisi ubudiyet olan zilleti idrak edip Rabbinin himayesine iltica ve ihsanından müstefit olunmasını arzu eylemektir. Ey müşrikler sizin aciz mabutlarınız mı hayırlıdır? Yoksa darda kalmış olan kimse dua ettiğinde onun duasına icabet eden ve istediğini veren o ihtiyaç sahibi olan kimseye isabet eden kötülüğü kaldıran ve sizi yeryüzüne halifeler kılan Allahutaala mı hayırlıdır?
Allah'a beraber bunları icat eden ve kullarının ihtiyacını def eden bir mabut var da ona mı ibadet edersiniz? Düşünceniz gayet az ve kısadır. Zira Kadiri bırakıp acize ibadet edersiniz. Yani ey müşrikler sizin şirk koştuğunuz putlarınız mı hayırlıdır yoksa bir musibete veya fakr u hastalık gibi derdu alamdan muzdar olan ve hatasına çare arayan bir kimsenin dua ettiği zaman duasını kabul edip musibetini afiyete, fakirliğini zenginliğe ve hastalığını sıhhate tebdil etmekle sahili selamete çıkaran kadir ve kayyum hayırlıdır? Elbette kullarının ihtiyacını def eden ve duasını kabul edip istediğini veren Allahutaala Hazretleri bunlardan hiçbirine kadir olamayan putlardan hayırlıdır. Binaenaleyh Mabudi bil Hak odur, Ondan gayrı ibadete layık kimse yoktur ve Allahutaala size yeryüzünde tasarrufa kudret verdi. Şu halde sizin yeryüzünde tasarrufa kudret veren zatı eceli alaya ibadetiniz lazımdır.
Allah'a beraber başka bir mabud var mı ki başkasına ibadet edersiniz ve size her an tevali eden nimetlerin kimden geldiğini düşünmeniz gayet az olduğundan aziz ve kaviyi bırakıp aciz ve zelil ile ibadet edersiniz. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi program mısın? Bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan dua konulu sohbetin bir kısmını aktardım. İnşallah bir sonraki programımızda aynı konuya kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah.