Şimdi kişi duasının hemen kabul olunmasını istiyorum. Anında hemen duam kabul olsun diyor. Böyle dibmedikçe şimdi duanın kabul olmama şekli değil de mesela kişi dua ediyor, dua müstakil de bir taat zaten. Müstakinle bir taattir dua yalvarmak yakarmak dua ediyor. Şimdi ona da icabet kılınmıyor. Huzur-u İlahinde ona ecir ve mükafatlar gösteriliyor. Ya Rabbi bu nedir diyor. Sen dua ederdin de işte kabul olmuyor dediğin yalvarıp yakarmalar. O zaman kişi diyecek ki diyor ya Rabbi keşke dualarım hiç kabul olmasaydı. Hani dua için bir Allah'a dökülmesi demektir. Dönrün Cenabı Hak'a dökülmesi. Yalnız tabii dua edecek derler ya bir hal ister, bir ağız ister. Çok müstecap dualar var müstecap pek alimlenir. Kabul olunan dualar var, çok tehlikeli dualar denir. Kişi der ki yapıyorum yapıyorum bir türlü kabul olmuyor halbuki yazıyor mutlak kabul olur diye. Onun kabul olması bizim gönlümüzle alakalı.
Eğer kalbimiz düzgün olursa Rabbimize dönüşte elbette ki makbul olur. Önemli olan bu. Bu sebeple şüpheye düşmememiz gerekir. Şimdi acelenin doğru olmadığı, belki burayla münasebet olmaz ya. Acele şeytanda. Acele etmemekte Rahman olan Allah'tandır. Şimdi böyle acele edilecek yerler de var. Mesela misafirimiz geldi diyelim geldi ona bazı yerlerde hiç sormazlar. Bu bir edeptir işte yemek hazırlayalım mı hiç sormazlar. Hazır getirirler bazı bölgelerde var mı? Demek oradaki ilim ehli mübarek insanlar yol gösteriyorlar. Misafin geldiği zaman hemen önüne ne buyurlarsa yiyeceklerden koyuyorlar, belki utanır, belki çekinir. Sonra ölünün defne hususunda çünkü şekli değişebilir. Allah'ımız muhafaza buyursun. Eğer salih bir kimseyse o anında kavuşmak ister Rabbimizi Zülcelal'imize. Yok eğer Allah konusunun aslı ise suretinin dönmesinden dolayı şeklinin dönmesinden dolayı acele edilir.
Mesela bir kız çocuğunun kocaya verilmesinde bu gibi. Şey olan yerler var ruhsat verilen yerler var. Bunun dışında alelacele mesela bir söz duymuşuz dilinden Bu nasıl böyle bana yapar diye hareket edersek çok yanlış ileri birçok kimselerin de aralarının bozulmasının sebebi bu. Bize de gelir tabii haberler, biz de sizin gibi duyuyoruz. İnsanlar tavır ve hareketlerimiz belli. Şimdi kırı da veriyor. Bundan sonra birbirine cefalı veriyor. Sorun araştırıldığı zaman sonunda o işin hak olmadığı da ortaya çıkıyor. Diyor bana bunu nasıl yapmış diyor. Bu bizim başımıza çok belli bu. Araştırılmadığı için araştırılmadığında sonunda da hak tebeygün ediyor, belli oluyor. Büyük sıkıntılar hasıl oluyor. Halbuki baksak biz Hucurat suresinde Cenabı Hak ashabiyle. Ey iman edenler, fasık size bir haber de geldiği zaman. Şimdi bunlar pek pek çoğaldı. Allah'ımızın korkusu azalınca şundan biliyorum.
Böyle olmamızın sebebi, en önemli sebebi şu, bir anamız var bizim. Kırk sene bu Kuran-ı Azimüşşan'la konuşmuş. Diyorlar ki demek ki çok malumat sahibi, arife bir anlamıymış ki müstesna bir anlamımızmış. Neden demişler böyle hep Kuran-ı Kerim'de bir su isteyeceksin, Kuran-ı Kerim dedim. Ne bileyim her hususta kitabı kelimede konuşuyorsun. Şu ayet-i celleyi okumuş. Gaf suresinde. Kişi bir söz söylemez ki melekler onu kaydetmez. Ben demiş nasıl yanlış konuşabilirim ki? Şimdi şu oluyor. Arz ettiğim gibi hepinizin hepimizin başına geliyor. İki taraf dinlenmeden verilen hüküm yanlıştır. İslam hukukunda mesela bir kimseyi dinlediniz. Hani o kadar haklılığı ortaya çıkıyor ki, ona hak vermemek konuştuğuna göre mümkün değil ama bir de karşı tarafın dinlediğimiz zaman iş tamamen değişiyor. Bak dinimizde bu hususta kurallar olmuş. Ne güzel. İşte fasık sahibi haberle geldiği zaman, araçlarımız gibi.
Hemen anında hareket etmeyin, durun bakalım, bir görünmedik. Şimdi efendimiz Hazretleri sırra Cenabı hak ona genç yaşta lütf etmiş. Geçen bir kimseydi Tiro'dan. Şunu anlattı bize, Tiro'da binlerce Evliyaullah varmış, o iki bindir. Binlerce veliler on bir yaşında Mücahit isminde bir ismi var mı dedim de varmış İbrahim'miş bir ismi de demek ki İbrahim Mücahit veya Mücahit İbrahim mukaddes Allah'ın sonra on bir yaşında Cenabı hak buna buna hutbiyet ihsan buyurmuş. On bir yaş. Allah'ın da ihsan ettiği nimettir. Bunu İpek hocamızdan duyardım. Muhammed Masum Hazretleri'nin on iki yaşında hutbiyete geldiğini, bu kardeşimizden de duyunca şimdi sahih haber bir zaman sahih haber ve bu killo velileri diye de killo velileri diye de kitaplarda çıkarmışlar. Şimdi bu zat arz etmek istediğim şu. Bu mübarek bir kimse manevi seklin içerisindeymiş. Artık nasılsa biz bunu hesabı veremeyiz.
Manevi bir o kelime düzgün olmadığı için diyen manen kendinden geçmiş. Şimdi mecnun denmez. Meczup denmez. Nasıl tarif edilir? Zamanında bir mutlu on bir yaşında ama Allah'ım ihsan buyurmuş, vermiş Cenabı hak çok güzel de sözleri varmış. Çok güzel sözleri varmış. Bu on altı yaşında ve ithal etmiş. Bir husus daha duymuştum Mürşid Kamilimizden bunu çuvallardı efendimiz güzel. Demek ki çok acı bir hadise olmuş. Çok acı bir hadise. Van'da olmuş. On iki yaşında bir yavruya Cenabı hak bu velayet sırrı artık, kedilerin mi kırkların mı içerisine karışmış. Sonra akıl payli olunca bazı değişmeler mi