Ashabına bütün peygamberani izam, evliyai kiram, mümin, müminat, Müslüman, Müslümanatgah ve İslam din kardeşlerimizin ruhuna, sevgili annemiz, sevgili babamız, akrabayı tabiukatımızdan ahirete iltihaal edenlerin ruhuna, dağlar başında kalmış, hakile yeksan olmuş, bir Fatiha'ya muhtaç olan din kardeşlerimiz olur ona, bütün mümin müminatın ruhuna üç İhlas bir Fatiha. Malum çoktan yorgunum. İstanbul'dan Ankara'dan geldim. Konya'dan geldim. Çıktım ve öğlenden evvel de sohbet ettim. Daha önce Yasin başına da çıktım, geldim. Yine de öyle izlemeye veriyorlar, rahatsızdım. Dıştan ne işten gelen genç kardeşlerimiz, Allah rızası bizim buraya gelmemize vasıta oldular. Dilimizin dinbreler, size iyilik nasihat edeyim. Bu Cuma ki vaazında verdiğim sözleri konuşayım, şurada yazdıymış, orada yazı da onu anmadım ya, orada aldım bir insan unutmuşum orada konuşurken.
Halibi Zülcelal'ımız, bizi yoktan var iden mevlamız. Esrarı billah bismillah. Ya Muhammed. Allah'ımız Muhammedine hitap ediyor, cümlemize de hitap et münzebiden. Allah'ın kelamı umuma biri olur. Ey Muhammed habibim sevgilim, sen vavuzu nasihat et. Çarıyarı güzinler de yesin. Sahabe-i Kiram da içsin. Sizden sonra gelen ulemalar da içsin. Hep birbirinize vaaz-u nasihat edin. Mümin olanlara menfaat verir, münafık olanlara menfaat vermez. Rahmet yağarsa ekine, bağa bahçeye çok faide verir. Taşlara, kayalara bir faidesi olmaz. Halen, çukur dikenler neneye, faide yerine zarar verir. Dikenleri daha büyür. Günahırlar o çırkır dikeni gibi. Hocanın vaazını neye duydun mu çıldırırlar. Müminlere pek menfaat eder. Rahmet umuma yağar amma faydası müminlere olur. Rahmet umuma yağar amma ekine, bağ, bahçeye, faydası olur. Dikenlere, başlara, fayalara, sertlere faide yerine zarar getirir.
Zararı olur onlara. Onun için Allah'ımız, kaime müminlerin birbirine vaazını o Kuran-ı kerimde haber veriyor. Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz, böyle teker teker buyuruyor. Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır, din nasihatla kuvvetleşir. Şimdi oturduğunuzla biraz sonraya başkalaşır. Gününe bir cila ver vaaz. Dinin kuvvetleşir, imanın kuvvetleşir. Yani misal dediğim, elektrikten ivveli, elektrikten ivveli, lüksler vardır. Lükslerin orasına biraz isporta dökerlerdi. Kirpik çalanlar doğrusu iyice ısındın mı inmesini sınar bakar. Ondan sonra bastık sıra ziyası huyver Bastık sıra ziyası kuvvetleşir. Amma memesi bozuk olursa bastık sıra kararır, çiğ kaz yapar, insanı güldürmeye gelir, zeyitler. Müminlerle münafıklar bunun gibi. Münafıklar mümesi bozuklar. İnan Kadir-i Gizesi bu Yahyalı Cami çivili şöyle dolu.
Ne açsan yine düşmez dediler ya tabirde, öyle dolu. Biz de sonradan geliyoruz da yol açıyorlar kürsüye geçeceğiz. Bak bunu bundan geçerseniz dört tane saçı sırtına inmiş el yüzü belirsizin dedikleri şu, söz şu, cami ne fena kokuyor. Ne fena kokuyor, girilir mi buraya diyor. Ötekiler girmiş diz dize. İmanlı adamıyla imansız adamın farkı bu işte. Size daha anlayıp duramayacağım. Demek ki müminlere imanlarını arttırır. Münafıkların dikenini, sözlerini arttırır vavu nasıl yani. Allah bizi mümini kamillerden etsin inşallah. İman artar değil de hocam nasillar? İman kaç tane oldu? İman bitecek. Onun kuvveti artar. Haber vereyim. Gökirse bastık sıra, bastık sıra ziyası artar. Ya Rabbi himmiyete ve kelinun. Saf Allah lazım. Lahrilaya. Hakk'a mümin olanları dağıtıyorum diyor Allah. Şimdi mizandalar onlar. Müminlerin arasında zifullah zikrullah oldun mu imanları artar. Bak, kalpleri cilalanır.
Kuran'ı uyununca imanı artar. Nasıl Allah'ın kavfünden, haşyetinden, kalbi titremeye başlar. Allah, Allah, Hep işimizden diyelim Allah. Allah. Allah. Huyu zatın ve Allah. İmanımızı ziyalandır Allah. Kalbimizi kinalandır Allah. Allah. Allah. Allah, Allah. Böyle denir mi insan haşyat umma, havfullah'dan kalp titremeye başlar içeri. Sol memenin zikullah'tan çal siyahlanır, çok ferahlaşır. Haşyetullah kablar, Allah ordusu kabları ray. Tecamı olup da zikredenler bilir onu tüyler ürperer. Yüzlerden yaşlar berrak berrak yaşlı öpücük. Allah'ım Kuran-ı Kerim'i okundu, onu da bir hoca tefsir etmeye başladın mı, imanları artar. Ne kadar artar efendim? Sıdddei ağızdan Efendimizin imanı, imanı. Kendi zamanımda yirmi dört sahabenin imanı neyse, bugüne gelene kadar bütün mümin müminatın imanı neyse Peygamberimiz hepsinden daha ağır gelir. Sıddık Azam'ın imanı ağır gelir buyuruyor.
Bunun için sevgili dostlarım, sevgili arkadaşlarım, imanımızın artması için Kuran'ı Kerim'e devam edelim inşallah Teala. İmanımız daha çok siyahlansın. Şöyle, kılıçlarınız şok olursa kitaba baktırmazlar onlar bize. Ezberimize verdirirler. Demek kardeşlerim muhterem yoldaşlarım, Haletü's Zül Celal'ımız bizi Kuran-ı Kerim ile Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz de hadisi şerifleriyle daima doğru yola götürüp cenneti alaya girdirmeye çalışıyorlar. Yani bütün işleri bu. Şeytan mel unimetrud, ne pis denilen kahrolasıca da daima cehenneme götürmenin için çalışıyor bizi. Allah'ın emrini tutar, peygamberin sözünü tutarsak bizim varacağımız yurt cennete ala. Şeytanın sözünü tutarsak, nefsin sözünü tutarsak varacağımız yer cehennem. Bir türlü anlatamam cennetin vasfı ile cehennemin vasfı tükenmez, bilmez.
Çünkü bir kerpeci altından bir kerpeci bulmuşten toprakları zeberjetten, Tuğba ağacının kökü güneş gibi yukarıda, onun siyasi yerde olduğu gibi her cennetin üstünden Tuğba ağaçları sarkmış, inmiş huriler var, gılmanlar var, vildanlar var, her nimet var, bir de peygamberin Muhammed aleyhisselamın komşuluğu var. Onun yanında cennete girenler komşu olacaklar. O komşuluktan başka iki defa cülü olacak davat var. Bak hepsine, Meryem annemize gitsen tükenmez, ay siyah annemize gitsen tükenmez, O davattan sonra humu bir davat var. Allah'ı görmek davat. Allah cemal-ı bağ kemalını böyle perdeleri kaldırarak Miraç'ta Muhammed Aleyhisselam'ın gördüğü gibi görünecek insanlara. Böyle cehennemi nasıl daha vereyim? Cehennemin ateşi, cehennemin üstündendir kapısı, ataçtandır, civarının yapısı, Seksen yıllık yoldan gelir kokusu, dünya döner bir gün alem pan olur.
Dünya döner bir gün alem pan olur, münker nekir gelir, çok dillal olur. Yani kabir böyle, cehennem böyle. Cehennem seksen senelik öte yüzünden girerken, atalarının sıklatından insan geçemeyecek. Hani böyle cehennem, Allah göstermesin kurban olduğum onlarla. Yani cehennemden güçsüz bir şey haber vereyim. Bir gün cehennemden yanan bin sene bu atışın içinde dursa rahatlıktan bir tarafa bir tarafa dönmeyecekler yani rahatlığından. O ataştan çok mu yakacak hocam? Bu ataş, Adem Aleyhisselam'a lazım oldu da yetmiş defa soğuk suya batırdı batırdı çıkardı. Hurmanın kırkta biri kadar Adem aleyhisselama geldi bu ateş. Taşın üstüne koydu, ya Adem bu nimet oldu şimdi, yemeğin neyi bununla pişireceksin, bununla ısınacaksın, çamaşırını neyi bununla yıkayacaksın, bu ateşe sahip ol dedi. O gitti tütünü çıktı o ateşin. Taşın gelmiş gitmiş, gitmiş yahut da yıkandıktan sonra.
Allah cehennemde yatmasın diye çalışıyor yavrum. Bu çalıştığımız çabalarımız, terlerimiz, söylediğimiz her kardeşlerimiz bizle beraber cehennemde kurtulalım, cennete de akıl olalım diyor. Başka hayalimiz yok, maksadımız yok. E, onun tütününden kükürt, kükürt, kibrit madenleri çıktı. O yetmiş defa yıkandıktan sonra tütününden halk olunan ata bu ata. Ateş. Bir zata gece ibadet ederken gayet güzel bir müzeyyen kız girmiş. Beni evlatlığa kabul et diye ağlayaraktan girişin Parmağını idarenin ataşına tutmuş böyle idarenin ataşına. Bu idarenin ateşi benim parmağımı yapmazsa ben bu günahı işteyim demiş. Ataş parmağını kavurmaya başlar cebe. Allah'ım bağırma, Allah cik cik cik cik dışarıya demiş. Helme parmağını oraya tutmazsa şehveti kalayan edecek, elin haram kadınıyla zina edeceği işmiş.
Lakin parmağını oraya tuttuğu için, bu yakmazsa demiş, kadınla sohbet edip yakarsa nasıl edeyim, cehennemine taşı nasıl olur ya. Babam derdi hutbasında, alnınızı ateşe koyun, sınaın. Yapmıyorsa günah efendi. Yakıyorsa günah etme aman yavrum diye bize tembihi verdi. Bu intibaha getirmek için oluyor insanlar. Şimdi vaazda verdiğimi söyleyeceğim dedim de, va'dimden hulf etmeyeyim. Lokman Aleyhissalatü Vesselam, dört bin Nebi'den sordum diyor. Dört bin peygamberden sordum, bana sekiz şeyi vasiyet ettiler. Dört bin Nebi, sekiz şeyi vasiyet etti. Sekiz şey neymiş? Onları saymış, teberrüken kafamızda kalmaya koymaya çalışın. Birincisi diyor, dört bin nebinin vasiyetlerinden birisi, namazda insanın kalbine sahip ol, huzurla namaz kıl. Olamıyorum hocam. Bütün kardeşlerimizi birer birer çığır, namazı huzurla mı yol efendim vesvese geliyor. Kalbimizin her biri bir yere gidiyor.
Bir türlü huzurlu namaz kılamıyoruz. Peygamberimiz, kim namazı huzurla kılmazsa namazı namaz der diyor. Namazından bir kaidesi olmaz. Ne verelim hocam? Reşat aynunü'l hayat kitabı Muhammed ibn Muhammed Bahaiddin-i Nakşibendi-il Üvey-il Buhari, Kuddise sirrahul Aziz namazı huzurla kılmayı tarif ediyor. Bir, bir, yiyeceğiniz muhakkak helalden olsun. Kazancınıza bakın, pangadan olmasın. Faizden olmasın. Rüşvetten olmasın. Ağanınca birinden maldan olmasın. Ailen yarı yarıya kardeşiyle beraber aldıysa mal, kuman yenmez, zıkımdır. Eğer menkul, gayrir menkullar var. Menkul olan şeylerde yani yatak gibi, kab gibi, kaçak gibi, bahçe gibi, fa gibi ne emi? Iki kardeşin olur, bir de bacısının olur, kız kardeşinin olur. Bunu yarı yarıya bildiyse, durdurmadan zıkkım yiyor o. İbadet durur mu? Huzur olur mu o kimsede? De?
Geçen doktor diyor, doktor Ali Kemal, bir bedenli, filan kardeşimiz şöyle dedi, kardeşim değil, el beni o diyor. Ailesi diyor, açık diyor, kendi kıngadan yiyor, ben mi kardeşlik kabul etmiyorum diyor, diyor. Doktor. Onun için kardeşim, zıkkını yesin nasıl olacaktır da mazur kılar bileceksin canım. İlla muhakkak filehuta olmayacak, rızgın içinde bir şüphe olmayacak. Yusuf-u Himedani Hazretleri bir ihvanın yemeğinden yerken dirhem miktarı haram var yemeğinden dedi. İmem dedi. Tarikat-ı Aliyyemizde üç, yedi nihayeti kırk günde tekmiri süluk eder insan dedi. Ama bu dirhem dirhem haram yok mu? Kırk sene dursan bir adım atamam bu yolda eve. Haramla bir arada olmaz ibadet itaat, harama bulaşan dilin ibadeti olmaz kardeşim. Ha bundan çok sakının derim. Helalden kazandığınız, helalden kazandığınız taami yerkene huzurla yiyin. Efendimizin evinde yemek yiyorduk biz. Kılavuz havuz yanımdaydı.
Merkadını Nur olsun. Üç yol memuru geldi. Yemeği yiyecek zaman Efendimiz bizimle beraber yiyorduk. Bir şey demedi. Onlar gelince dedi ki kalbinin zikrine meşgul olsun yemeğimiz haram olmasın dedi. Yani kalp Allah desin dedi. Kalp Allah demeden tam yenilirse dedi, o yemek haram olur dedi. İmaimizi haram etmeyin dedi. Bilakis kendi sükut etti. Onların kalbini de çalıştırdıktan sonra imeien yeniden başladık. Bir lokmasını yedirtmek istemedi. Yani huzursuz yemek huzursuzluk verir. Abdesti huzurla alın. Abdesti huzurla alın. İftar tekbirini Allahu ekber dedin mi diyor. Huzur gülmek gibi ihya üstüne. İngil ingil namaz kılarsın. Amma böyle huzursuz olursa olmaz kardeşim. Tam haram olursa olmaz kardeşim. Huzursuz yenilirse olmaz kardeşim. Ne diyeyim çeşit çeşit çoook manası var. Hoş tane şey hatırıma geliyor şimdi namazda. Birisi bir evliyaydı, namaz kılıyordu.
Sırtındaki maşlağını, sırtındaki maşlağını bir hırsız çaldı. Götürdü dellala verince sağ eli kurudu. Aldı sol eline burnuna verdi, o eli da kurudu. Böyle düştü, omzuna at dedi. Attı, vardı, uzat namaz kılıyor. O da gerisinden ağlıyor, yurt gibi. Çünkü felç olmuş iki kolu da. Ne yapsa ağlıyor. Selam mevzusunu sonra, yavrum niye ağlıyorsun dedi. Ne alıyorsun orada efendim dedi. Maçlarınızı çaldım, sırtınızdan da dedi. Dellere verdi mi bu elim guruldu dedi. Bunu verdim, bu elim de guruzu verir. Hep böyle şeyleri duymamış olursunuz. Duyun faydanız olur. Vallahi dedi Ozan. Vallahi Allah'a yemin ediyorum ki ne aldığını bilirim, ne geriye getirdiğini bilirim. Ben namazla mest olmuşum oğlum dedi. Ya Rabbi, bu aldığını geriye verdi, sende aldığını geriye ver Ya Rabbi dedi. Kollarının canı geldi, verdi geriye. Böyle bilinmezlerdi. Ali Yamurtaza radiyallahu anh efendimiz.
Allah şefaatine nail etsin. Kafile harb ederken, ucundan birçok battı içine. O da kırıldı, çıkmıyor. Tuttular, çıkaramadılar. İmkanını bulamayınca, imkanı bulunmayınca, soğuk. Yok, Allah, Allah yolunda kerahim de müezze de onun kağıtatısın. Bu çıkacak efendim de kelfetinle tutup çekez ettiler çok zor. Gerzeklar geldi. Durun ben abdest alayım, namaza başlayayım da siz onu çekin dedi. Bir murfinleyim şu vücudu namazla. Allahu Ekber elimin dışıyla dünyayı geri baktın huzuruna durdum Ya Rabbi dedi. Namaz kıldı iki rekat niye çıkmıyordınız dedi. Birinci rekatta ekrana çektik biz çektik dedi. Vallahi hiç haberim olmadı. Yani Yani yine evvelden de ıyğ diyordu. Namaz onu uyuşturmuş bak bize bir pir ederse nasıl çırpınıyoruz yani. Böyle namaz kılarlardı onlar.
Biz ne mal olduğumuzu bilmenin için Efendimiz diyor ki siz münafıklardan konuşun onlara da diyor, yani nasıl bir adammış bilsinler kendileri daha iyi bir adam mı yoksa daha hiç adam olan varmış mı? Allah yollarını da götürsün yahu. Adam olmaya imkanımız yok ya. Yok şer'ül merumamen ahabbe. Kişi sevdikleriyle beraber haşr-i cem olur. Ne kadar kötü olsak onunla beraber cennete gider. Peygamberimiz Muhammed aleyhi salat vesselam, iki yazdı gördüm arşı azamın altında diyor. Bir adam ne kadar fena olursa olsun günahına tövbe eder de iyilere karışırsa, bunlar iyiler kardeşim. Şu etrafındaki insanlar salihlar. Bunlar kahleye girenlerden değil, hazineye varanlardan değil, sinemaya girenlerden değil, namaz geçirenlerden değil, oruç yiyenlerden değil, ana ebu belası olanlardan değil, simit gibi gezenlerden değil, şafakları Allah'a boyun gibi zikk ederler bunlar. Bunlar zikk denen kimse.
Böylelerinin içinde olursan, yarın mahşerda yine bunların içinde olun. Peygamberimiz diyor ki seçmeye haya ederim, gelsin cennete derim. Lakin bir insan takva, sofra, ibadetli, kitaplı amma giriştiği insanlar fasık facir. Onlarla iş olmuş, onlarla yoldaş olmuş. Halid-ı Zülcelal bütün iyi amellerini mahvederim. Onlarda taxıklarla beraber cehenneme girer. İyi amellerini mahvederim. Bu geçen gün okulumuz kitaptan şeyler yani üstadımızın yazdığı kelimeler, hadisi şeriflerden çıkmış kelimeler. Allah bizi iyilerden ayırmasın yavrum. Birinci vasiyeti namazmış. Öyle mi efendim? Evet. İkincisi, bir adamın evine vardınız mı diyor vasiyet ediyorlar. Aman diyor döndürüp döndürüp hırsına, namusuna bakmayın. Bakmayın, öyle tembih ediyor. O bu zinası olur. Hazreti Osman zinası, Hazreti Osman Zinnureyn radıyallahu anh'ın yılı ziyaretçisi geldi. Birine dedi ki sen zina etmişsin dedi.
Haşa ben vallahi zina etmedim. Gözümden niye zina göreyim ya dedi. Gözümde niye zina görüyorum. Yolda gelirken elin bir namusuna kana kana gözünü baktırmışsın. Göz zinası, din zinası olur insan. Onun için gözünü zina etmiş, o kalktı tövbe etti, istiğfar etti. Cidden yolda gelirkene ilim bin namusuna kana kana bakmıştım dedi. Onun için size rica ediyorum, kendime de rica ediyorum Allah cümlemizi korusun bu hususta. Hz. Ömer radıyallahu anh Allah şefaatine nail etsin. Ya Ömer sen küfrü halindeyken, hiç rakı dine tesadüf etmedik. O zaman böyle o herkes içerdi. Yani küfrü halindeydik çünkü haram diye bir şey yoktu. Neden hiç yalan söylemezdin? Yalanın üstesin verdi o zaman. Neden yalan söylemezdin? Ya Ömer, neden kimsenin namusuna dike tutup da böyle bakmazdım? O zaman hiç kimse kimseden kendini esirgemezdi. Sen ne oldun dedi.
Dedi ki, Hazreti Ömer küfrü halindeydim ama Irak'ı içerler düşüyor, yıkılıyor, kullarından iller giriyor da aptal gibi getiriyorlar evine, Sürüyü sürüye atıyorlar. Ailenin çocuklarının yanında hiç hasiyete kalmaz onun dedi. Onun için ben içmedim dedi. Neden hiç yalan söylemedin dediler. Bizde yalanla iman bir arada eğlenmez. Ataşla Uhud'un bir arada eğlenmediği gibi. Peygamberimizin hadisi bu. Bir kere yalan söylerse kasıt dolara insan, üç defa Allah rahmet olsun, lanet olsun, lanet olsun diyor. Anlayabildiniz mi? Bu kadar kötü yalan, yalanla iman bir ara evlenmesin. Onu uçurtabilirsin, yalana da büyük tövbe eğilelim. Hacı Hüseyin Efendi hocamız merkadı nur olsun bizim memlekette vaaz verirken, kulağımda küpe koyduk etti.
Çocuğuna bir kimse, yok torunla, gel yavrum beni kucakla da şeker vereyim sana dese, derse çocuk kucaklasa, cebinde şeker bulunmasa, çocuğa yalan bellettiği için yetmiş sene Allah azap vereceksin ona der. Hatanım, ben cebimden para vereceğim. Şeker bir ruh haldındaysa niye vaad ediyor çocuğa? Onun için bu kadar yalanın bile yetmiş senelerce azabı var. Onun için Müslümanlık böyle eğri büğrü olmaz. Mevlam der ki doğru çeken, ulum bana fevri çeken. Ehli gelen inmez bana, doldurduk et öylece gel. ALLAH bizi doğru etsin yavrum. Fısıklı şeraitlerin arasında ALLAH rızası için veriyorum bu Vaazı size. Yoksa yasak şimdi bu, her halimiz yasak. Yalnız Allah'ın rızası için bir şey duyurabilir mi diye çalışıyoruz. Onun için şapır şapır kapın yani sözleri. Böyle ihmal durmayın kapın. Bizim pazarımız bitti geliyor. Son posta bunlar. Ne alabilirsen al bedava veriyoruz canım.
Ne alırsan al bedava veriyoruz Allah rızası için. Ya, ne mNiye ya Ömer, ne miye kimsenin namusuna bakmazdın. Eğer bizim benim namusuma gelir de guyüsünden hoşlanmadığım bir insan, dikey tutar aileme bakarsa tepemden bir kaynar subturnağıma iniyordu. Bana zor olan ile de zor olduğunu bildirin de onun için kimsenin namusuna bak dedi. Allah gözlerimizi muhafaza et Ya Rabbi. Allah bizi doğru yoldan şaşırma Ya Rabbi. Şeytana uydurma, ayağımızı kaydırma Ya Rabbi. Kardeşlerim, ikincisi de buyurmuş, birisi namazı huzurla kılmak vasiyetlerinin, birisi de bir eve varınca ırzına namustan bakmamaymış. İyi de, bir de ağzınıza sahip olun. Her sözü ağzınızdan atmayın. O döner dolaşır, dünyayı kırılan ağzından çıkan söz, meclisteysen dilini muhafaza itti. İki dolaptan çıkan dünyayı kızdırır.