Şimdi sizin de bizim de hepimizin de elbette yakınları var. Kardeşindir, senin yerine göre oğlundur, bacındır, kız kardeşindir, annendir, babandır, dayındır, dayın oğludur, amcanın çocuklarıdır. Yakınlık var tabii. Sıla-ı rahim ne demek? Rahim ifadesiyle o rahmet bağlı olan kimselerin harabeti yakınlığı demek. Bakın sırla ir rahim denilmesi şefkati ifadeler, merhameti ifade eder. Neyi ifadeler? Uzarda uzar. Şimdi gel biz toplayalım ne diyecektik? Şunu arz etmek istiyorum. Bunun yanında sen bir yerin müdavimizsin, tövbe almışım, tevhid okuyorsun, salatü selam, ölümü de düşünüyorsun, rabıta-ı şerifeler, murakebeler, zikirler, böyle kardeşlerin var. Bir günü geçiremiyorsun, ayrı bir günü geçiremiyorsun. Telefonların tuşlarına basıyorsun, neredesin. Daha dün beraberdin neredesin ya göresim gel ben özlüyorum, bir görüşelim oturalım. Bu neden ileri geliyor?
Sen dayını belki yılda bir görüyorsun. Amcanı da öyle. Diğer yakınlarında görüyorsun, görüşüyorsun, konuşuyorsun ama bu kadar değil neden? Toprakla dinin zerresine yüz binlerce dağlar ve taşlar emsal olamaz. Dinin zerresine. O dinden dolayı bu gibi bir yakınlık, bu gibi bir özlem, bu gibi bir arzu, istek, ihtiyar ve sevgi ülfet hasıl olur. Bu toprağa bağlı olan Mirası nedir? Ancak maldır. Ama din yolunda olan nedir? İlimdir. Çünkü peygamberler biz mal ve mülk değil ilim bırakırız diye buyuruyor. Eba Hüreyre Hazretleri bir gün dedi ki Medine'nin sokaklarında bağırıyor. İşte Mescid'de Resulullah'ın mirası dağılıyor diye. Koşuştular. Hep koşuştular. Sonra dediler ki ya buyur eyle hani miras dediğin ne para var ne pul var ne bir şey var hiçbir şey yok. İlimdirdir. İlimdir. Veledüddin, dinde dinde bu özelliğe, bu güzelliğe sahip olanlarda, dinde evlat olanlar nedir? Veliyuke senin velindir.
Ve ve leduddin toprağa dayananda ise adıbub senin düşmanıdır, düşmanındır. Tevabü'l Suresi'nde Tevabü'l Suresi'nde ikinci sahifede, Tevabün Suresi'nde ikinci sahifede şunu müşahederler. Ne buyuruyor Cenabı Hak bu surede bize Sizin evladınız ve zevdenizse düşmandır buyuruyor. Öyleyse hep bunlar bizim muhalifimiz mi? Hayır. Şu şekilde. Hicret'te bir kısım kimselerin, hanımları ve çocukları dediler ki sen Mekke'den Medine'ye göçüp gideceksin, bizim mal ne olacak, mülk ne olacak, akraba ne olacak, hep koyup giriyorsun. Bu hadise üzerine, bu söylemler üzerine Ayet-i Celile razı olsun. Bunu biz genelleştirecek olursak Allah'ımıza olan hizmette, Rabbımıza olan gayrette ve çaba da mani olanları da içerisine alır, Lokman suresine baktığımız zaman bunu biz müşahede ederiz. Siz hizmete devam ettiğiniz zaman, hizmet yapacağınız zaman esalle Siz dinimize bir gayret bir çaba içerisindesiniz.
Yerine göre yakınlarınız diyor ki bu kadar ileri gitme canım, bu kadar yapma, şöyle olur böyle olur. Bu mahalde dini, İslami emirleri yapmamıza mani oluş tarzlarıyla sizin düşmanınızdır deniyor. Yoksa kişinin en güzel malı evladıdır. Hanımı ise sizin hayırlınız ehline hayırlı olandır buyuruyor. Bu Rabbimizin emrine muhalefet noktasında ifade edilmektedir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi tanıyalım. Nasıl tanıyalım, tanıyorum. Süleyman'ı da tanıyorum ve sahillerini de tanıyorum. Kenan kardeşimizi de tanıyorum, Hafız efendiye tanıyorum, tanıyormuş. Eğer bu gözlük yerine mikroskop olsa ne olur, şok uzakları görür. Ta Eyüp sırtlarını görür. Bir de teleskop olacak olsa gök cisimlerini görür. Biz aldığımız mukaddime dersiyle ancak gördüğümüz şu gözlükle müşahededir. Eğer bu murakabe olacak olursa nedir? Çok uzakları seyrettiğimiz bir mikroskop gibidir.
Bir de müşahede haline gelirse Hakkal yakini elde ederse, o zaman gayb aleminde müşahede edecektir. İşte bu gözlüğü istiyor. Resulullah'ı tanımak bu gözlüğe bakıyor. Bu gözlüğü takınca haşa bu Hazreti Ömer radiyallahu anh'ı küçümseme anlamında olursa bu itikada ayrılmışler. Çünkü bizim itikadımızda bir sıralama var. Ebu Bekir Sıddık, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali Radıyallahu Anh mecmui. Gitti Veysel Karani ile görüştü. Efendimizi zahiren görmemiş. Tarif edince Hazreti Ömer radiyallahu anh hayır hayır dedi. Ya Ömer siz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görememişsiniz. Hayır ve anlatmaya başladım. Ve öyle dedi gördüm ki ben onun Uhud muharebesinde mübarek dişi saadetinin şehit olduğunu duydum. Şu dişimi bu dişimi diye bütün dişlerimi ben olduğu gibi çıkarttım. Görüş bu.
Nasıldır görüş öyle bir görüş ki nola tacım gibi başımda götürsem daima, nola tacım gibi başımda götürsem daima, kademe resmini ol hazreti şahır usulün. Güli gül zarı nübüvvet, o kadem sahibidir. Ahmed'e durma yüzün sür kademine, o gülün. Sultan birinci Ahmed'e mübarek ayak dizini başında taşımak için sorgu yaptıran bir göz istiyor. Onu görmek ve onu tanımak kıyametli. İşte Abdülkadir Keçioğlu ismini almıştır. Yaman dede, yanan dede, yanar dede. Bir gün bu fındık yokuşunda öğrencileri onu kendisinden geçmiş bir vaziyette görürler, Derler ki nedir bu halin. Kendisinden geçmiş. Dedi ki şu anda Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hatırıma geldi. İşte tanımak Söylüyor, gönül hunuldu şevkinden. Boyandım ya Rasulallah. Nasıl bilmem bu nirana dayandım ya Rasulallah. Ezel bezminde dinmez bir fivandım. Cemalinle ferahnak etki yandım ya Rasulallah.
Yanan kalbe devasın sen, Bulunmaz bir şifasın sen. Dilersen runemasın sen. Habibi kibriyasın. Muhammed Mustafa'sın sen. Susuz kalsam yanan tüllerde can verirsem elem duymam. Yanar dağlar, yanar bağrımda ummanlardan nem duymam. Alevler yalsa göklerden ve ben masseylesem duymam cemalinle ferahnak etki yandım Ya Rasulallah. Daha çok aşıklarının su kasidesinde dostlarım şayet onun elini öpme arzusu ile ölürsem öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye susun denmiştir. Fuzuli'nin Helen Muhammed'in diyor sallallahu aleyhi ve sellem sokaklarında dolaşan köpekler var ya beni pare pare edin de onlara yem yapın demiştir. İşte tanıma bu, görme bu. Her seher doğduğun, her seher, doğduğun sehere meftun. Cümleye bastığın yere meftun. Dağlar eğilir ayağına öpmeye karlar ki düştün tere meftun. Surların dibinde can veren Eyyub, sana eylediğin, sena eylediğin leşkere meftun.
Letuftenenel ustantiniye, feleniyamel yuhe zelle el ceyiş. İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri de ne güzel askerdir, demiştir. Sahabi diyor ki ona dik. Baktıkça her defa, göz eğdik. Görünüş onda tam değildi. Yanardık ona tüm göreydik. Zatının nurundan vermiş sana can, hilkate ruhunla başlamış Rahman, Yusuf'ta yok sende olan hüsn-ü an, ahlakından senin mucize Kuran Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Ne yapalım nasıl tanıyalım? Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e günahlara bir veda edelim. Allah'ımız Celle Celalühu'ya tam dönelim. Evrak ve ezkarımıza farz olan taatlerimize, nafile olan taatlerimize sımsıkı yapışalım. Essadi El birliği hazretlerinin meşrubatında ifade ettiği üzere üstadım rabıtamda öyle bir hale geldim ki sizin mübarek göğsünüzü yemyeşil gördüm deyince bu fenafir rasule işarettir.
Dediği gibi böyle bir çalışma, böyle bir gayretle Rabbimiz elbette lütfedecektir, ihsan edecektir. İnsan için ancak çalıştığının mukabili vardır. Nasıl anlatalım? Efendimizden nasıl söyleyebilelim? Eskiden mühürlere hikmetli söz ve şiirler hak ettirmek adetti. Büyük hayırsever Bezmialem Valide Sultan da mührünü şu çok manidar mısraları kazdırtmıştır, yazdırtmıştır yerimiz. Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhabbetsiz muhabbetten hasıl. Muhammedsiz muhabbetten hasıl. Zuhurundan bezm-i alem oldu vasıl demişlerdir. Bir de son olarak mevlankanızdan söyleyeyim. Gel ey gönül hakiki bayram Cenab-ı Muhammed'e vuslattır. Sallallahü aleyhi ve sellem. Çünkü cihanın aydınlığı o mübarek varlığın cemalinin nurundandır. Ali Kerim Aleyhi veche Efendimize sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki Kabe'nin üzerindeki putları indir. Tabii zahiren ulaşması mümkün değil.
Efendimiz omuzlarını uzatınca basamam dedi. Basamam Ya Rasulallah. Rasulallah nasıl bu mümkün olabilir. Bas Ya Ali deyince, ben diyor o anda öyle bir hale girdim ki, deyim o putların ayağını tutmak, arşı tutan sallar döndü. Ve bana o anda öyle bir hal oldu ki, öyle bir hal oldu ki yer ile sema her yer açıldı Muhammed'in nurunu müşahede etti. Nasıl tanıyacağız, nasıl anlatacağız. Cenabı Hak şefaatlerle mazhar olsun. Yarabbim zikrinle dönen diller hürmetine. Rükuda dökülen beller hürmetine, acanet narına kanı hürmetine, suçlarımız başa kakma yarabbim. Muhammed Mustafa'nın gözüne bağışla, Batımetüzzehra denilen kızına bağışla, Din uğrunda kan döken gazilere bağışla. Kelbela da susuz can veren kuzulara bağışla.