Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Kadın arası yalan söylemesine caiz. İki kadın olan, hem kadını geçmenin için yalan yemin hindi haram da bir iki insanı barıştırırken acayip, O diyor ki, tabancayı battı mı onu vuracağım diyor. O da derdi ki, benim küçük yerimde durdurmadım. Ben amca derdim ona binlerce lakin şey, kanın beni aldırmış. Şimdi hakara geçsin. Ben gücüm burnumda durmadım ki diyor. Ahirim imkanı, değerince ben bilirim diyor. O da diyor ki, benim kıstıma hareket ettirmem, yakında onu devrileceğim zaman şayet. Onu giymeyen yok, o nehiratı giymiyor. Onu giymezse, o. Sözetine varıyor, ona diyor ki, Cenabı zaman niye gelmesin? Allah diyor ki, belasını versin. Ben artık onunla eğildi konuşmam diyor. O da diyor ki, ben büyük yerinde durmadım. Keşke ben onun yettiğini oldum, kimsenince yemin ederim, pişman oldum, diyor.
Kaldım nasıl pişman? Böyle bir espriyle barıştırıyor. Bir de kahin alın girerse, kesin ederse onlara yalan söylemez sahip. Şurama neyin var orada bir bakım var, orada diyor, bir anayı var. Şuralar ne kadar kuvvetimiz var diyor, Orada bir şey varmış, bölük varmış. Orada diyor, bir diyor, fırkamız var. Fırkamız var. Sol, kovalamastır sonradan, orada öyle bir alay varmış, orada bir ordu var mı? Bu hep sevap yazılıyor köleliğin şöyle. Bir de katilin korkusu, yalanın garip olduğu yer. Adım diyor, bir şeylikte ilahın hilafına hareket edin. Ben diyor, hanımın Havva olmasaydı celipten çıkmazdım. Onun ağzına katlanamadım aman aman ya ağam, Bu buğdaydan hiçbir şey olmaz gibi, o yemiş bana da gelirse, işte yeryüzüne bunu mu kirlettin? Hepimiz meali cennete vermesin. Onu şeytan yani o yen dese dünyada meydana geldi, yağ ağaca denir.
Eğer benim kitap gireceğimsa bütün peygamberlere kitap gireceğim, onun huzurunda dışarı çıkmasanız tekrar yine cellesin bulacaksın, dedi. Kabul ettim, Ya Rabbi, dedi. Ki yani Ben bir yılın başında muhabbetim var mı? Elime gençlerim. Bir tek Şam-ı Şerif de adamın birisi. Bu da mecrailde kıyas. Hanımı diyor ki, damın başındaymış. Hanımı bölecekme diyor ki, hele biraz geri gel, efendim, düşesin hacinesi, peygamberimiz ne buyuruyor, diyor. Şahin ruhunla, salifinunla kadının sözünü tutmuyor, diyor, damdan geldin asla ısırdan kılmayın. Uyluğu kırk sene kılın. Uyluğu, kılınıyor. Hep, heptenın dili hep başına girmişler. Bu ne? Kendini tutma, geri ver ya, bu kadar mı diyor oğlum? Her zaman namaza bir, bunda bir hikmet var, hikmet var. Resulullah'ın hadisi de hep mumdedir. Hikmet niye hikmet olacaksın? Yine bunuyor musun? İşten kaldın, Gülden kaldın, her şeyden kaldın, aynı ermesine espri oldu.
Nasıl bunda hikmet var diyorden? Vallahi billahi salmai. Çünkü Resulullah hiç boşa konuşmamış. Hayatında hiç boş kendini damdanasın, ayağınızı dayınta daimmek var. Bütün sonra, hazzırı Muhammed'in, torunları, Hazreti Murbey'i Üç sene başındaki burantalarıyla beraber ilah, inan arasından, yani o işte baldız, başta, köle, küpe, telgala, telgala, meydan muharebesi, Hazreti Muhammed'in malını cevap ettiler. Yeniden muhalif oldular. Nil manken bozulmaya başladı. Haydi sınıf yer ayağı kırıldı efendim, ayağını göz kırpmasın. Kurban olduğum Allah. Hazrası Hüseyin'i öldürüp de yezid'in erdem olmadım Elhamdülillah. Kadının sözünü tutmadığın için geri bundan bu kadın bütün Şam ahalisi inşallah Yusuf, o anama diyeceğim işte. Tekrar bizim ayaklarımızı düzgün gitti fırlayıp da Hazreti Muhammed'in torunla kırık çekeninden olmayaydın. Orçayı aldın artık. Radyomuzda çıkıyor mu?