Yavrularımız Salih Mahmut Mustafa cümlesine selamımı söyle inşallah. Hacı Ömer Efendi'nin geldiğinden çok memnun olduk. Hele Hatice hanımı beraber getirdiğine dağlar kadar, yerden göklere kadar memnun olduk. Küçük yavruları kalkışıyorlar elhamdülillah. İhvan-ı Basıfa sevgili kardeşlerimiz, Dereköy'den mütevelli'ye kadar çok büyük muhabbet ısrar ettiler, çok muhabbet ettiler. Ne bunların buradan ayrılmak arzusu var, ne bizim de göndermek arzumuz var lakin dünya işlerimize de bakmamız lazım gelir çünkü etdünya mecratü'l ahireh, dünya ahiretin mecrasıdır, ekin tarlasıdır. Dünyada kazananlar ahirette harcanacak buyuruyor. Allah yoklukla terbiye etmesin. Allah düşmanla, harcıkla terbiye etmesin. Sevgili mahkumum Hafız Tayfur efendi, sizin oraya teşrif ettiğinde, geldiğinde selamını kendi dilimle dinlesin. Oğlum Hafız Tayfur, selam eder, kara gözlerinden, iki gözlerinden tekrar tekrar öperim.
Annem de gözlerinden öpüyor. Yavrucuğum Allah'a ısmarladık sizi. Duadan unutmayın bizi. Güle güle kalın, biz de güle güle gidip sultani enbiyaya kavuşup, beyt-i şerife kavuşup Rabbimizin rızasını bularak geriye gelmeyi Rabbim nasip etsin. İnşallahü Rahman bayramın yirmisinden sonra memleketteki inşallah. Siz izininizi o günlere ay, o günlere ait, o günleri tayin, o günlere hazırlayarak izini gelirseniz bol bol görüşürüz inşallah, görüşürüz inşallah. Gene de Arabistan memleketinden, sultanı enbiya yanından, Mekke-i Mükerreme yanından arzumuz olan bir hediye arzu ederseniz isteyin ve telgraf olarak bildirin, getirelim inşallah. Yoksa biz size layık olan şeyi satı burada hak ediyoruz, getiririz inşallah. Gölbaşı'na mahsus bir muhabbetim var.
Hicazdan döndüğümde inşallah derdemi ziyarete, nenemi ziyarete ve o sevdiğim kardeşleri ziyarete gelmek arzu ediyorum ve oradan da Ankara'ya vararak oradaki kardeşlerimizi görüp İstanbul'a geçip üstadımızın ellerini öpüp etrafındaki zevatın ellerini öpüp, dualarını alıp ziyaret edip gelmeyi arzu ediyorum. Allah bizi muhabbetten ayırmasın. İki muhabbet etmiş kimse birbirinin elini tutar, birbirinin gözüne bakar, eli elinden ayrılmadan, gözü gözünden ayrılmadan ikisinin de günahından ayırırım buyuruyor Allah, elhamdülillah. Allah bizi Allah için sevdirsin. Allah'ın sevdiği kulları Allah için sevmek vardır. Allah'ın sevmediğini Allah için buğz etmek vardır. Birisi Hicaz'a gidiyor, Hicaz'dan geliyor. Birisi de din kardeşini ziyarete gidiyor, oradan geliyor. Size bir misal vereyim, bir hikaye söyleyeyim. Derkene birbirine kavuşuyor. Nereden gelin diyor? Hicaz-ı mağfiretten.
Sen nereden geliyorsun? Şurada bir din kardeşimi ziyaretten geliyorum. O ziyaretçiye Hac efendi diyor ki Allah rızası için sen benim Hac sevabımı vereyim, sen al, sen de şurada hız ziyarettiğin sevabını bana ver diyor ve memnun oluyor. Diyor vereyim, ben diyor evimden çıktım diyor hac efendi. Bütün memleketleri dolaştım. Beyti Şerife vardım, Ravza-i Müdahare'ye vardım. Arafat'a çıktım, Müzdelife'ye geldim, binaya vardım. Kurbanı kestim. Bütün büyükleri ziyaret ettim, huryalar geldim. Ne kadar sevap olduysa ben veriyorum ey ziyaretçi diyor. Sen de şurada bir din kardeş yiyin kalbini yapıp da geriye geldiğin sevabını bana veriyor musun dedi. Halıkı Zülcelal o ziyaretçinin kalbine hatip nida ile duyuruyor. Oğlum senin ziyaretinden razı oldun, din kardeşini ziyaret edip de gelmenden razı oldun, değişme ha değişme diyor. Verdin mi diyor, vermem diyor.
Zahir vermem, Allah'ımızdan kalbine nida geldi de diyor, o da biliyor. Kalbine nida geldi de onun için vermem diyor.