Elhamdülillah her attığımız adımda Kuran ve sünnete uymadıkça bir iş yapmayız. Dergimiz elhamdülillah, Kuran ve sünnete dayanarak kurulan çok muazzam bir çalışmadır. Tabi bu sizin gayretlerinizle oluyor şüphesiz. O günlerdi, o günlerdi dergiye gittim. Orada kardeşimiz bize şunu anlattı. Dedi ki biz burada çalışmaya başladık. Yalnız aleyhüssalatü vesselam efendimizi isim vermiyorum. Çünkü rencide de olabilir. Niye benim sırrım verilebiliyor diye mahfuz kalması için söylemiyorum. Dedi, aleyhisselatu vesselam efendimizi gördüm. Bizim dergiye ait tutulan binanın odalarını geziyordu. Sonra bir omre yolculuğumuz oldu. Hac da olabilir bu. Çünkü bir hayli zaman geçti. Gece rüyamda bilgiyi görüyorum. Üstazımız o gün de alakalı olan bir kimseye soruyor. Buyuruyor ki dergi ne durumda? Cevapta zorlandı. Bir başkasına sordu. O cevabını verince mübarek kükrüğünü yüzüne böyle sürdü.
Buraya geldim bir toplantı yapılıyor. Tabii bizim bulunduğumuz ortamda, dediler efendim biz dergiyi kapatacağız. Bu ne demek? Nedir? Şimdi habersiz olarak bizden iki ay bize para çıkartılmış. Üçer bin lira. Derhal onu elhamdülillah çıkardın. Alın, biz para istemiyoruz. Biz Allah için girdik bu işe. Hiç mi yüzümüz olmayacak Cenabıhakk'a karşı? Yine yüzümüz var mı diyeceğiz? Yok mahcubuz ona karşı. Ondan sonra ne kadar borcu var? Bir tanesi kapatacağız dedi. Kapatacaksan üzerimde elbisem var. Çok hicap edeceğim bir şekil şöyle söyleyebilirim. Elbisemin fazla olanını çıkarırım. Allah'ımız geçinebileceğim kadar kafamızı sokacağımız bir yer lütfetmişse onun dışındakileri derhal satarım. Bu dergiyi kapatmam. Çünkü Resul-i Ekrem efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem eli var. Mübarek elinin olduğu dergiyi ben nasıl kapatabilirim? Bunu deyince şu hatırıma geliyor.
Abdülhamid efendimiz rahmetullahi aleyh'e borçlu olan birisi geliyor. Diyor kimsenin borcunu Abdülhamid rahmetullahi aleyh ödeyecek. Belki bizi gördüğünde şüphe hasıl olabilir. E her gün şu kadar salatü selam okuyordu. Geçen gece ise okumadı. Bunu defalarca hatırlatıyor ve efendimizin mübarek işareti olan bir kimseye tabii keselerle altun veriyor. Niye bu kadar verdin deyince canımı da veririm dediği gibi biz efendimizin işaret buyurduğu bir yere Sallallahu Aleyhi ve Sellem canımızı, canımızı, bedenimizi, bütün azamızı vermeyip de ne yapacağız? Bir kere bir kere bu yola sevgi duyan herkesin mutlak abone olması gerekir. Mutlak abone olacak. Bu yola muhabbeti olan kimsemiz erkekli ve kadınlı. Efendim, şimdi evimize giriyor zaten kadının ne bu işle alakası olacak? O zaman şu ayeti celileyi nereye koyacaksınız? Allah'ı zikreden erkek ve kadınlar.
Zaten kıyamet alameti kadınlar çoğalacak, erkekler azalacak. Allah'ı zikreden erkek ve kadınlar. Yani benim oğlum dalacak. Benim evim dalacak. Biz hanımım demekten haya ederiz. Bu kelimeyi öyle kullanmadım, edebe. Ondan sonra akrabam dalacak. Konum ve komşum da bu uğurda çalışmanın ibadet olduğunu bildikten sonra elbette ki büyük bir gayret içerisinde yürüyecek bu iş. Madem ki el mübarek bir el olunca, bunun isterse hiç kimse almasın. Yürüyeceğine vallahi ve billahi inanmış bir kimseyim. Çünkü efendimizin aleyhisselatu vesselam mübarek eli olduktan sonra bunun yürümemesi mümkün değil. Yalnız burada biz mesul durumundayız. Bunu yürütüp yürütmemekte biz biz yargılanmaktayız, bir hesabın içerisindeyiz. Kabul olup olmama durumunda olduğumuz için Cenabı Hak yanındaki efdaliyeti bu gibi hizmetleri daha çok artırmakta görüyoruz.
İnşallah siz kardeşlerimizi candan kucaklıyor, sevgi ve muhabbetle bağrımıza basıyor. Bulunamadığım için de çok üzülüyorum. Çok üzülüyorum. Fakat sizin gönlünüzde bir sevgi ve muhabbet bunu aşacaktır Allah'ın izniyle. Her an kalben beraberiz. Ruhen beraberiz. Sadece bu görüşme ile bu işi bitirmeyiz biz. Her an her zaman bu bizim işimizdir. İnşallah kardeşlerimiz, verdiğimiz ölçüleri inşallah sizlere anlatacaklar. Allah'ımız başarılı kılsın. Elhamdülillahi rabbil alemin.