Türkiye'nin bin dokuz yüz otuz dokuz Erzincan depreminden sonraki en büyük felaket ve bundan da fazla. Onun günümüzdeki vatandaşlarımıza yardım için devlet durumları, SSK, belediye, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız şu anda seferber. Felaket günleri aynı zamanda imtihan zamanları. Yani Rabbimize daha çok döneceğimiz günleri. Böyle bu iş geçince hemen kendimizi tembelliğe atma değil her zaman bugün de daha çok uyarı olmamızı diyeceğimiz buydu. Felahet günleri aynı zamanda imtihan tamamlardır. Deprem travmasını yaşayan vatandaşlarımızın acısını paylaşmak yaralarını sarmak en önemli görevimizdir. Bak bunda o kadar olmadığı halde, Apartmanlar, Bedzailer, kimi vahimlerinde kimi kahramanlık içinde kimi statlerde değil mi? Olay dediğin şimdi bir rahatlığa da alışıldı. Çok rahat edildi. Hiç kimse birinin yanında kalmak istemirlerdi.
Paylağı in ağır dış şartlarında gerçekleştiğini, unutmayarak önce arama kurtarma ve barınma faaliyetlerine ağırlık mümkün değil ama ulaşılamayan birileri de. Mesela biz ahbabımıza ulaşamıyoruz orada. Ses gelmiyoruz. Ne yaptıklarını şu anda bilemiyoruz. Esume malum yiyecek, içecek sıkıntısı. Şu hatırınıza geliyor mu? Sizin ve bizimle. Bu kadar akıl etmek gerekir başımızdan böyle büküldü nimetlerle. Cenabı Hak'tan ayetlerinden konuşan da yok. Hep zamanında, hep bir yatışıyla konuşan. İşte Allah'ımız razı olmuyor. Mevla razı olmuyor. Emrımız bu işte. Yani bu alınacak bir şekilde aktarmak yer sıkacağız. Türkiye'nin on şehrimizi yakın coğrafyamızda Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, İsrail, Kıbrıs Türk cumhuriyetlerini de etkileyen. Işte malum, Hatay ve Maraş, Mekknizi, İslam dünyasını Amerika, Avrupa, Asya, Afrika'dan elli ülke yardım için koşuyorlar.
Atiye Ülkemizin her yerini saran fay hatları nedeniyle acılar bizimle beraber bu çok büyük felakette de bildim olacağız Bu büyük acıyı birlikte fayda süreceğiz Hepimiz yardım Hepimiz yardım olacağız. Biz olduğumuz zaman üstesinden gelemeyeceğimiz acil yok. Yakınlarımızı kaybettik bu acı elbette kolay atlatılamaz. Daha birden bilinengiller var. Yollar yargıları değilmiş. İş maddaları vesaireleri. İnsanlar çıkıyor, akrabasını bilmem plana, Ankara'ya, İstanbul'a derken kısa sürede felaket bölgelerine ulaşmaya başlıyorlar. Devletimiz ve milletimiz beraber bu felaketin yaralarını saracaktır. Tekrar eski günlerinize öğrenmek için sabırlı olacağız. Allah'ımıza ibadette sabırlı, güneş güvenmekte sabırlı olacağız. Yirmi yedi Aralık bin dokuz yüz otuz dokuzda yedi nokta doksan büyüklüğünde meydana gelen Erzincan depremine otuz üç bin kişinin hayatına mal olmuştur.
O zaman yüz on altı bin bina yıkıldı. Enüstünden Cem okumuyorum ve bir kısmını diyorum. On yedi Ekim, yok yirmi üç Ekim, iki milyon bir de merkez üssü var merkeze bağlı tabanlı Köyü olan yedi nokta yirmi büyüklüğünde bir deprem yirmi beş saniyede yirmi beş saniyede altı yüz yetmiş yedi Ağustos bin dokuz yüz doksan dokuzda saat için iki gece İzmit'in Gölcük ilçesi on sekiz bin üç yüz yetmiş üç kişi hayatını kaybederken üç sekiz bin dokuz yüz bir kişi de yaralandı. Güney, Amerika, Kafası Şili'de gerçekleşmiş olarak yapıyor. En büyük. Allah'ımız, Uyanmayı nasip buyursun, burada Zizar, böyle Rabbimiz buyuruyor. Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan ona ne oluyor dediği zaman, işte o gün Yer, kendi haberlerini anlatır. Çünkü Rabbi ona öyle vahy etmiştir.
O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için ölüp ölüp kabirlerinden çıkacaklardır. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir. Hayatımızın gözeti bu.