Cuma Günü ve İlahi Affın Değeri kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programlısın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Hazreti Mahmud Sami Ramazanoğlu 'in Musahabe isimli eserinin altıncı cildindeki sohbetlerle programımıza devam ediyoruz. Sohbeti paylaşmaya çalışacağım inşallah. Münavi'nin ifadesine göre cuma gününde bulunan vakti icabet hakkında pek çok görüşler vardır. Bir. Cuma günü içinde bir saattir fakat sabit değil değişkendir. İyon Kazali bu görüştedir. Iki. Kuşluk vakti müezzin sala okuduğu vakittir. Üç. Fecrin doğuşundan yani şafak atmasından güneş doğuşuna kadar olan zamandır.
Dördüncüsü, ikindi vaktinden güneş batıncaya kadardır. Beşincisi, hatip minberden indikten namaz için tek bir alıncaya kadardır. Altıncısı Güneş doğuşundan sonraki ilk saattir. Yedincisi Güneş'in doğması anıdır. Sekizincisi Güneş bir karış yükseldikten bir zira yükselinceye kadardır. Dokuzuncusu üçüncü saatinin sonudur. Onuncu vaktinden güneş yarım zira oluncaya kadardır. On birincisi. Gölge yarım zira oluncaya kadardır. On iki. Zeval vaktinde gündüzün ilk kısmındadır. On üçüncüsü Cuma ezanı vaktindedir. On dördüncüsü zevalden imam mihrapa geçinceye kadardır. On beşincisi imam mihrapa geçip camiden çıkıncaya kadardır. On altıncısı zeval vaktinden güneş batıncaya kadardır. On yedincisi hurucundan namaza kalkıncaya kadardır. On sekizincisi imamın hurucu anında yan çıkışı anındadır. On dokuzincisi alışverişin haram olduğu andan helal olduğu zamana kadardır.
Yirmincisi ezandan namaz kılınıncaya kadardır. Yirmi birincisi hatibin minbere oturmasından namaz kılınıncaya kadardır. Yirmi ikincisi ezandan kamete kadardır. Yirmi üçüncüsü hutbenin başından sonuna kadardır. Yirmi dördüncüsü hatip minbere varıp hutbeye başlayıncaya kadardır. Yirmi beşincisi iki hutbe arasında cülus vaktinde, oturma vaktindedir. Yirmi altı minberden inme anındadır. Yirmiye dincisi kamet esnasında imam namaza başlayıncaya kadardır. Yirmi sekizincisi kametten namaz tamamlanıncaya kadardır. Yirmi dokuz. Suudi Aleyhisselam namaz kıldığı saattir. Otuzuncusu ikindiden güneş batıncaya kadardır. Otuz birincisi ikindi namazı vaktindedir. Otuz ikincisi ikindiden güneş kırmızılaşıncaya kadardır. Otuz üçüncüsü gündüzün ortasından sonuna kadardır. Otuz dördüncüsü ikindiden sonra mutlak bir zamandadır. Otuz beşincisi Güneşin sararmasından batmasına kadardır. Otuz altı.
Cuma Günü ve İlahi Affın Değeri kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Gündüzün son vaktidir. Otuz yediincisi ikindi vakti mutlak bir zamandadır. Otuz sekizincisi güneşin batmaya başlamasından batmanın tamamlanmasına kadardır. Otuz dokuz. Senede bir cumaya mahsustur ve kırkıncısı Bütün bir Cuma içinde gizlidir diye zikredilmektedir değerli dinle İşler Evet, Mahmud Sami Ramazanoğlu GADİS SALLAHÜ ZİRRAHUL-AZİS Cuma gününde şerefli saatle ilgili rivayetleri bu şekilde sıralamış. Tabi rivayetlere genel manada baktığımızda aslında cuma gününün tamamında aranması gerektiğini, cuma gününün başından sonuna kadar en güzel şekilde değerlendirilmesi gerektiğini anlıyoruz galiba değil mi? Ve devam ediyoruz. Af ve musamaha ile alakalı sohbete geçiyoruz şimdi de. Ey Ekrem erfusul! İnsanlarla af ve mülayimete yapış aklen ve şeran iyi olan şeyleri emret.
Delil kabul etmeyen mısır cahillerden, ısrarcı cahillerden yüz çevir mücadele etme veya Habibim insanların kusurlarını affet, maruf ile emret, kendini bilmez cahillerden yüz çevir şeklinde tefsir edilmiştir. Maruf, Cenab-ı Allah'ın vahiyle iyiliğini haber verip beyan buyurduğu şeydir. Bu ayet-i celilede Cenab-ı Hak kullarına üç şeyi emrediyor. Bir. İnsanlarla münasebet ve muamelede affa sarılıp insanların kusurlarını bağışlamayı adet ve huy edinmek. Iki. Emz bil maruf Allahü Teala'nın emirlerini halka nasihatle duyurmak, münker ve fena şeylerden sakındırmakla hayırha olmak. Üçüncüsü Söz dinlemez, delile kanaat etmez, muannit, inatçı ve küfründe ısrarlı olan kimselerden uzak durmak, yüz çevirmek Ebu Cehil ve etbaı gibi. Bu ayet-i celilede her ne kadar Resulullah sallallahu teala aleyhi ve selleme hitap buyrulmuşsa da hakikatte hitap bütün müminlerdir.
Dolayısıyla biz müminlerin de mümin kardeşlerimizin kusurlarına bakmayarak onlara af ile muamele etmemiz lazımdır. Beysavi ve Hazin'in beyanları vechile bu ayet-i celile mekarimi ahlakı cem etmiştir. Cafer-i Sadık Hazretleri, Kur'an-ı Azimüşşan'da bu ayet-i celileden ziyade mekarimi ahlakı cem eden bir ayet yoktur demiştir. Sahih-i Buhari'de Abdullah b. Zübeyr radıyallahu anh'ın rivayetine göre Allahü Teala peygamberine insanların ahlakından affa sarılmasını emretti demiştir. Fahr-i Razi'nin beyanına nazaran bu ayet-i celîline nazil olduğunda Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cebrail Aleyhisselam'dan bu ayetin ahkamını izah etmesini istemiş Cibril-i Emin de Ya Rasulallah! Rabbin Teala senden sıla-i rahmi kat edene sıla etmekle, seni mahrum edene atiyye ihsan etmekle, sana kötülük edene iyilik etmekle emrediyor demiştir. İşte İslamiyet'te ve beşeriyette en yüksek ahlak budur.
Fahr-i Razi Fethhul Beyan ve Hazinin beyanlarına göre bu Ayet-i Celile nazil olunca Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gazabımızı ne yaparız Ya Rabbi? Demesi üzerine gazap halinde şeytanın vesvese fitnesini izale yolunu göstermek üzere şu Ayet-i Celile nazil olmuştur. Es-Said-i billah. Habibim eğer sana şeytandan bir vesvese arız olursa o vesveseyi def etmek için Allah Teala'ya iltica et. Zira Allah Teala senin duanı işitici, halini bilicidir. Binaenaleyh biz müminler şeytanın vesvesesine düçar olduğumuzda derhal Allahu Teala hazretlerine iltica ve ondan istiaze etmemiz vaciptir. Çünkü her ne kadar bu istiaze emri Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ise de hakikatte bilumum talim ve terbiye için emirdir. Buhari şerhinde Abdullah b. Abbas der ki: Necid eşrafından ve Müellife-i Kulüb'dan Uyeyne b. Hısm Medine'ye geldi. Yeğeni Hürr bin Kays'a misafir oldu. İbn Kays, Hz.
Ömer'in yakınlarındandı. Meclisinde genç ihtiyar birtakım hafızlar ve fukaha da bulunuyordu. Halife insanların işlerini bunlarla görüşürdü. Uyeyne yeğenine ey kardeşimin oğlu halifenin yanında yüksek mevkiin var. Benim için bir müsaade alsan da ziyaret etsem dedi. O da müsaadeyi aldı. Uyeyne Hazreti Ömer'in huzuruna geldiğinde Ey Ömer bize ne bol dünyalık verirsin ne de aramızda adaletle hükmedersin dedi. Hazreti Ömer öfkelenerek Uyeyne'nin üzerine yürüdü. Şehametli halife bu dağılı mütakallibeyi tepeleyeceği sırada yanındaki yeğeni İbn Kays müdahale ederek Ya Emira'l Mümini Allahu Teala Peygamberine Habibim halkın kusurlarını affet maruf ile emreyle kendini bilmez cahillerden yüz çevir buyurdu. Bu yine de o cahillerden biridir dedi. İbn Kays bu ayeti okuyunca o haşmetli halife olduğu yerde çakılmış gibi kımıldamadan kaldı. Bir adım ileri gitmedi. Esasen Hz.
Ömer Allahu Teala'nın mukaddes Furkan'ı Hakim'inin huzurunda tevakkuf etmek icadında idi. Bizler de hak kelamı dinlediğimizde derhal boyun eğmeliyiz. Ebu Musa El Eş'ari radıyallahu anh'dan rivayete göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: '' Allahü Teala'dan daha sabırlı aleyhinde işittiği batıl iddialarla verdiği ezaya daha halim, hiçbir fert, hiçbir şey yoktur. Hristiyanlar Cenabı Allah'a oğul isnat ve iddia ediyorlar ve Allahü Teala yine onlara afiyet veriyor, türlü türlü nimetlerle rızıklandırıyor. İnsanların eza ve cefasına tahammülün faziletine dair Hadis şehrinde şu ayet-i celile zikredilmiştir. Cenabı Allah halkın ezasına sabredenlere akıl almaz ve delil ile vasf olunmaz bir suretle mükafatlarını verir. Tabi Allahü Teala'ya sabır ıtlakı hilm manasına mecazi bir tabirdir.
Hilm cezaya müstahak olan mücrimin cezasını derhal icra buyurmayıp bir zaman daha mühlet vererek tehir buyurmasıdır. Ebu Hüreyre radiyallahu anh'dan rivayete göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Çok güreş tutan baskın bir pehlivan çok kuvvetli demek değildir. Asıl kuvvetli pehlivan kahraman, gazap zamanında intikam hırsıyla kanı kaynadığı sırada nefsine malik ve iradesine hakim olandır. Nitekim Kur'an-ı Hakim'de şöyle buyrulmuştur: Müminler fazilet sahipleridir ki onlar şirk gibi günahların büyüklerinden ve zina gibi açık fenalıklardan çekinirler ve her ne zaman gazaplanırlarsa onlar darıldıkları kimselerin kusurlarını affederler. Müminler o müttaki kimselerdir ki onlar hem sevinç, hem keder, hem varlık, hem darlık zamanlarında fakirlere ihsan ederler. Kızdıkları zamanda öfkelerini yutarlar, halkın kusurlarını da affederler.
Ebu Hureyre radiyallahu anh'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kişi Ya Rasulallah bana nasihat buyur dedi. Rasul-ü Ekrem de öfkelenme buyurdu. O zat üç defa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den Nasihat Temennisinde bulundu. Rasul-ü Ekrem Efendimiz her defasında aynı cevabı vererek Gazaplanma, öfkelenme buyurdu. Bu kimsenin mükerreren nasihat temennisine karşı Rasulullah'ın ısrarla gazaplanma diye cevap vermeleri o adamın hal ve tavrında asabilik görülmesi üzerine ihtiyacına göre nasihat içindir. Beyzavi izahında insanların maruz kaldığı fenalıklar gazap ve şehvet kuvvetlerinin eseridir demiştir. Diğer bir Hadis-i Şerif'te asabileşen intikam hırsıyla kanı kaynayan kimsenin ''Neudu billahiimineşşeytanirracim'' demesi tavsiye olunmuştur. Süleyman Bin Surat anlatıyor. Bir kere ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemle oturuyordum.
O sırada iki kişi karşılıklı birbirlerine sövdüler. Bunlardan birinin gazabından yüzü kızarmış ve şah damarı şişmişti. Rasul-ü Ekrem Salli Allahu Aleyhi ve Sellem ben bir kelime bilirim ki şu zat o kelimeyi söylese kendisinde bulunan gazap hali muhakkak gider buyurdu. Orada bulunan ashap bu kişiye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şeytandan Allah'a sığın buyurdu der. O kimse de vay bende delilik mi var diye itiraz etti. Nebevi der ki bu kimse bedevi olup gazabın şeytan tarafından tahrik edildiğini bilmeyen ve İslam dininin meziyetlerini anlamayan ve istiazenin delilere mahsus olduğunu zanneden cahil veya münafık kimse olması ihtimali vardır. Musa Aleyhisselam, Ya Rabbi senin hindi uluhiyetinde en aziz kimdir diye sorduğunda Cenabı Hak kendisine eza edenin cezasını vermeye kudreti olduğu halde affeyleyendir buyurdu.
İntikama kadir olduğu halde kendisine zulmedeni affeleyen kimseyi Cenabı Allah yevm-i kıyamette affeder. Ümmetimin güzideleri gazap halinde nefislerine mağlup ve esir olup fenalık yapmayan hür kimselerdir. Onlar Allah rızası için öfkelerinden dönerler. İşte bunlar bahtiyar ümmetimdir. Sirkenin balı bozduğu gibi gazap da imanı bozar. Lütuf, şefkat, merhamet, hilm, af gibi evsaf-ı cemile'yi güzel vasıfları izale eder, giderir. Allah Teala kalemi yarattığında ona emretti: Yaz! Kalem heybet-i ilahiyeden bin yıl titredi. Sonra ne yazayım ya Rabbi dedi. Allah Azze ve Celle La ilahe illallah Muhammedün Resulullah yaz buyurdu. Kalem bunu yazdı ve mahlukat içinde ilmi ilahiye yol buldu. Sonra Cenabı Allah tekrar ona edebini takın deyince kalem heybet-i ilahiden yarıldı ve kudret-i ilahiye eliyle kesik kesik oldu. Bu yüzden kamış kalemin ucunun yarık olması adet olmuştur denmektedir.
Nitekim kamış kesilmeden ve ucu yarılmadan onunla yazı yazılamaz. Binahere de Cenabı Hak kaleme yaz, günahkar bir ümmet, mağfiret sahibi Rab buyurdu. Değerli Necilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Ahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin altıncı cildinden Cuma gününde şerefli saat ve af ve musamaha dair iki sohbeti aktarmaya, paylaşmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda bir başka sohbette tekrar birlikte olmak umut ve arzusuyla. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.