Çocuk Eğitimi ve Terbiyesi ile İlahi Bağlantı | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Çocuk Eğitimi ve Terbiyesi ile İlahi Bağlantı
Çocuk Eğitimi ve Terbiyesi ile İlahi Bağlantı kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Çocukların eğitimi hakkında bir inceleme. Çocuk eğitimi ve tebliğ de girilenecek sıra. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kız olsun, erkek olsun eşit muameleyi emrediyor. Bazen olur ya, duyarsınız malını, mülkünü erkek çocuğun üzerine tapular, bir de bu şekli…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Çocukların eğitimi hakkında bir inceleme. Çocuk eğitimi ve tebliğ de girilenecek sıra. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kız olsun, erkek olsun eşit muameleyi emrediyor. Bazen olur ya, duyarsınız malını, mülkünü erkek çocuğun üzerine tapular, bir de bu şekli var işin. Tapular kız çocuklarını, hor gördüklerini geride bırakır. İslam çocuklara dünya hayatının bir süsü olarak bırakıyor. İslam çocuklara dünya hayatının bir süsü olarak bakıyor. Salih bir evlat kişinin ölümünden sonra sevabını devam ettirir. Bu sebeple çocuk aynı zamanda bir hayır kaynağıdır. Öldükten sonra ecir ve mükafat kazanmasına vesile oluyor. Ne diyoruz o zaman? Bir hayır kaynağıdır. Kuran, çocuk kelimesi yerine göz bebeği manasına gelen, urretu ayn tabirini kullanmıştır. Ellezine yegulune Rabbene Hayır, Furkan Suresi'nde olacak.
Vecialne elil müttakine imama bu Ayet-i Cellenin bir üst kısmı. Kuran çocuk kelimesi, Kuran Azimüşşan'da çocuğun yerine göz bebeği manasına gelen hurretü ayin tabirini kullanmaktadır. Yine Kuran'da mal ve çocukların bir fitne olduğu vurgulanmakta. Fitne deyince ortalığı karıştıran anlamında değil burada fitnenin. Arapçada çok manası var. Şirk manasına da gelir fitne. Burada imtihan manasınadır. İşte mallarınız ve evlatlarınız size fitnedir derken, ortalığı karıştıran değil o. İmtihan vesilesidir. Acaba hayırlı bir evlat mı yetiştirilecek yoksa şerli mi? Kuran'da direkt olarak iki yüz doksan yedi ayette alakalı olarak, üç yüz kırk yedi ayette de çocuktan bahsediliyor. İki yüz doksan yedi ayette alakalı olarak hani direkt ifade edilmiyor da çocuğu anımsatan, çocuğu belirten ifadeler var. Üç yüz kırk yedi ayette de çocuktan bahsediliyor. Çocukların bir eğitimi bundan bahseder Cenabı Hak.
Bu da Kuran-ı Azimüşşan'da rab kelimesi ile ifade edilir. Rab terbiye manasını taşır. Bu ise Kuran-ı Azimüşşan'da doksan dokuz yüz altmış beş defa anır diyor. Demek ki terbiye ne kadar önemliymiş. Kuran'da çocuklara her zaman şefkat ve merhamet ifadesi olan yavrucuğum, oğulcuğum şeklinde hitap ediliyor. Ya böneyye, ey oğulcağızım demektir. İsmi tasfir bu. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara beddua etmeyi yasaklanmıştır. Küçüklerinize, küçüklerimize şefkat göstermeyen bizden değildir. İşte az bir sinirine dokunan bir hal olduğu zaman Allah belanı versin, kahrol demeyiniz buyuruyor demeyiniz. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocuklarına ve ailesine karşı insanların en şefkatlisi olarak vasıflandırılır. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh Siz de mi ağlarsınız Ya Rasulallah deyince, bu bir şefkattir buyurdu. Bu bir merhamettir.
Çocuk Eğitimi ve Terbiyesi ile İlahi Bağlantı ne anlatıyor?
Çocuk Eğitimi ve Terbiyesi ile İlahi Bağlantı kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Çocukların eğitimi hakkında bir inceleme. Çocuk eğitimi ve tebliğ de girilenecek sıra. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kız olsun, erkek olsun eşit muameleyi emrediyor. Bazen olur ya, duyarsınız malını, mülkünü erkek çocuğun üzerine tapular, bir de bu şekli…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu ağlayış rahmet ve merhametin eseridir buyurdu. Bu ağlayış rahmet ve merhametin eseridir. Göz ağlar kalp mahsun olur. Fakat biz ancak Rabbimizin hoşnut olacağı şeyi söyleriz. İbrahim senden ayrıldığımız için gerçekten mahzun ve üzüntülüyüz buyurmuş. Biliyorsunuz izahına girmiyorum elimde bir aile olduğu için. Mariye anamızdan uzun, Peygamberimiz onu çok seviyorlardı. Uba mevkiinde bulunuyordu. On sekiz aylık iken ahirete göçmüştü. Çocukluğunun büyük bir bölümünü Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem torunlarıyla birlikte geçiren ve yıllar sonu İslam ordusuna komutanlık görevini üstlenen Usame bin Zeyd Radıyallahu Anh Cenabı Risaletpena Efendimizin bir dizine kendisini, diğer dizine de Hazreti Hasan radiyallahu anh'ı alarak onlara Ey Rabbim, onlara merhamet et. Çünkü ben de bunlara karşı merhametliyim diye dua etmiştir.
Biliyorsunuz Usame bin Zeyd radiyallahu anh Efendimizin yanında bulunmuştur. Çünkü torunları Hasan'la Hüseyin Efendimiz'le birlikte demek ki sokakta da oynuyorlar, beraber oluyorlar. Hem Usame b. Zeyd'i de alıyor bir dizisine, mübarek gizlerine, diğer bir dizisine de Hz. Hasan Efendimiz'i alarak Ey Rabbim onlara merhamet et. Çünkü ben de bunlara karşı merhametliyim buyurarak dua etmişler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara ikramı ve onların terbiyelerini güzelleştirmeyi emreden, Peygamberimiz Salli Allahu Aleyhi ve Sellem insanlara emrettiklerini kendi hayatında tatbik etmekteydi. Bu hususta Efendimiz Salli Allahu Aleyhi ve Sellem Hud suresinde esalne, esalne, ketakin, kema ve mirde. Buyurdular ki Şeyhyebedni suretuhut Hud suresi beni yaşlandı. Şehyevedni Sure-i Huhu'dur. Hud Suresi yaşlandırdı.
Dediler ki Ya Rasulallah Hud suresinde enbiyanın başına gelen musibetler var. Onlar mı? Hayır hayır buyurdu. Esselu peslagil kema ümid. Emrolunduğun gibi dosdoğru hareketin ayet-i celilesi beni yaşlandırdı. Acaba dikkati de biliyor mu, gidemiyor mu diye. Maddi ikramı turpan da meyve, manevi ikramı şaka ve hal hatır sorma olurdu. Efendimizin maddi ikramı turpanda meyve olurmuş. Şimdi siz bugünü ele almayın. O günde yokluğu ele alın. Sıkıntıları ele aldığımız zaman bunun ne kadar önemli olduğu belli olacaktır. Mesela bir karpuzun bir avunun yeni çıktığını düşünün. Bunu sen alırsın, bir bir yer alır ama alamayanda çok insanlar vardır. Onlara ikram etmek de demek Peygamberimizin sünneti seni yiyesidir. Efendimizin maddi ikramı turpanda meyve olurmuş, daha olduğu zaman ikram huylurlarmış. Manevi ikramı da şaka, hal ve hatır sorma olurmuş. Yani Efendimiz öyle durgun değil Salli Allahu alem.
Ashabıyla demek latife de ediyorlar tatlı bir şekilde. Onlar latife eder ama hakkı söylerler. Kendi torunlarını ve başkalarını omuzlarına da aldığı rivayet edilmektedir mübarek torunlarını ve başka çocukları da omuzlarında taşıyorlar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Ne kadar güzel bir örnek. Bir çocuk için en önemli olan gıda şefkatli, merhamettir. Onun adeta bir meyvenin, bir ağacın, bir pidenin, gübresi, suyu ne ise bir çocuğun da en büyük gıdası şefkattir. Muhammed Bin Rebi radıyallahu anh, beş yaşında idiler, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kovadan su almışlar, suyu da püskürterek onun yüzüne bu şekilde iltifatta bulunmuşlar. Hatta bunu Muhammed b. Rebi övünerek anlatırmış.
Dermiş ki Efendimiz Salli Allahu Aleyhi ve Sellem bir kovadan su aldı, benim yüzüme püskürttü diye görünürmüş ben daha küçük yaştayken Peygamberimiz bu iltifatı yaptı diye sallallahu aleyhi ve sellem. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocuğun küçük yaramazlığını büyüdüğü zaman aklının çok olacağına bir alamet olarak kabul ederlermiş, eğer çocuk küçükken durmuyorsa. Mesela dolap açıveriyor, çekmeceleri açıyor, içerisini boşaltıyor, ondan sonra büfemize koşuyor, yerine göre kırıyor, döküyor, olmadık işler çıkarıyor. Eğer çocuk küçükken böyle bir yaramaz ise Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam buyuruyorlar ki Onların ileride çok akıllı olacağını ifade buyururlarmış. Halkımız arasında da diriler zaten. Çocuk bulmayacağız herhalde akıllı çocuk denir. Mesela bazen çocuklar oluyor. Böyle bir şükür, şükür. Bir yere koydun mu on saat otursa oturur.
Bir diğeri var ki oraya buraya koşar, hiç durmaz, yüzünü tırmalar, saçı gül çeker. Anasının örtüsünü, babasının takkasını kaçırır. Bu çocuk akıllı olacağının işaretidir demiş Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam. Biraz duruğunu var bir durumun. Allah hepsine güzellik olacaksın. Amin. Yaramazlık yapan çocuklara hemen müdahale edilmemesini Efendimiz emriderlermiş. İşte kırdı döktü diye müdahale etmeyin. Rafi b. Amr Hurma taşlamış, altına düşenleri de yemiş, Allah'ım bu yavrunun karnını doyur demişler Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam. Şimdi adamın yerine taşı atacak olsa çocuklar süratle koşuyor, yakalasa çocuğu boğacak. Efendimiz ne diyor? Allah'ım bu yavrunun karnını doyur. Halbuki taş atmış. Hurmaya taş atmış, altına düşenleri de yemiş. Size birisini anlatayım, daha çocuğun aklı yetmiyor. Bağından bahçesinden bir yer hatırlama. Batu Özal'ın fitneciler. Armut inmiş, daha çocuk küçük.
Armutun yedi diyen çocuğun bahçenin de kenarlarına kimsenin girmemesi için çalılar neler bırakıyorlar. Bir çıta atıyor o böğürtlen çalılar. Çocuk aşağıdan versin. Kimse bölmese ölecek. Neden? Orada armudu yedi diye. Şu güzel ahlaka bakın. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Çocuk da altmış dokuz yıldır. Tırmanıyor, Allah'tan görmüşler de Onun bağırıp çağırmasını çıkarmışlar. Nebi Yeklem ASM Efendimiz ne buyuruyor? Hurmayı taşlamış, altına düşenlerle yiyince Allah'ım yavrunun karnını doyur. İki cihan muhteşem. Her hususta güzel. Enes bin Malik radıyallahu anh on yaşında, yirmi yıl Efendimize hizmette bulunmuş, yirmi yıl. Efendimiz üf bile demedi. Niye şunu şöyle yaptın, niye bunu böyle yaptın diye sesleniyoruz. Bir defasında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onu çarşıya gönderir. Gönderir, çocuk oradaki diğer çocuklarla oyuna dalmış.
Oyuna dalmış Efendimiz bekliyor, mühim de bir iş, çocuk gelmiyor. Takip buyurmuşlar, bakmışlar ki diğer çocukların arasına karışmış, içerik çomak mı oynuyor, açlık mı atıyor, ne ediyorsa, kürek mi oynuyor, ne iniyor? Şu boyun kısmından tutmuşlar, Nerede kaldın ey iki kulaklı? Başka hiç O ona isnat edilemez. Uygunsuz bir söz söylemiyor, fena diyemedim. Resulullah için itinalı konuşuyor adam. Hiç uygunsuz bir söz söylemiyor. Nezir kaldın ey iki kul hakkı buyurmuş. Hatta Efendimiz şunu da söylemiş Eş şemsu vel gameru bil bihusbe Bunu söylemiş. Allah Allah Eş şemsu vel gameru bihubeh buyurmuş. Hiç kızmıyor. İki cihan güneş açın bir aşkını Ne buyuruyor Nebi Ekrem Efendimiz Güneş ve Ay bir hesaba göre hareket eder. Hiç kızmıyor. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem umame'yi sırtında mescide getirmiş.
Hutbeden inerek Hazreti Hasan Efendimiz'i kucakladığını ve yanına aldığı da haber veriliyor. Hutbe okuyormuş Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem. Hudbu okurken Hazreti Hasan'ın geldiğini görmüş. İki cihan güneşi minberden beni tıkır tıkır tıkır inmiş Hazreti Hasan Efendimiz'in bağrına almış, oraya çıkmış. Mübarek omuzlarına da namaz kılarken çıktığı rivayet edilir. Hiç böyle kızmazmış. Hiç kızmaz, onu hafif bir şekilde indirir. O sende bende çok değişik bir meydana getirir sizde de bizde de. Bu hareketler Resulullah'ın huzurunu bozmaz namazda. Bu huzur içinde öldü. Peygamberimiz torunu Ümame diyor. Sırtına alıp mescide girermiş. Torununu sırtına alıyor, mescide giriyor. Hutbeden inerek Hazreti Hasan Efendimiz'i de kucakladığını ve yanına aldığı da İslam tarihinde haber verilmektedir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem namaza dururlarmış, uzun kılmak niyetiyle dururlarmış.
Aişe annemiz rivayet ediyor ya Ben diyor Resulullah'ın secdeye vardığında ruhunun kabz olunduğunu zannettim. Çünkü çok tuzlu diyor. Hafifçe mübarek ayaklarına yaklaştım. Baktım ki Allah'ım gazabından rızana, azabından mağfiretine sığınırım diye dua ediyorlarmış. Uzun namaz sızdırma niyetiyle durduklarında fakat çocukların ağlamasını duyarsa Peygamberimiz bozarmış. Beytullah'ta Ravza-i Mutahhar'nı tabii imamlar kıldırıyorlar. Teravih namazı uzun. Çocuklar ağlıyor. Bazı rahatsızlıklar olduğu ameliyetler. Şimdi Efendimizin huşuyu kıran bu hareketle bir çocuk ağlıyor. Ağladığı zaman namazı bozması çocuklara karşı müsamaha ve anlayışının hudutsuzluğunu ifade eder. Ne kadar büyük bir şefkat ve merhamet sahibi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem için. Ayrıca Hasan ve Hüseyin efendilerimiz Abdest alıyorlar, bu esnada bir yaşlı adam abdesti alıyor ama alırken ne edebi ne evkanı yok.
Öyle de bir edeple yetiştirilmiş ki ona amca senin abdestin olmuyor demiyorlar. Bak Resulullah'ın torunun la Sallallahü Aleyhi ve Sellem İşte çocuğum siz ne yapıyorsunuz deyince Amca biz abdest alıyoruz, yalnız sen hakem ol bize, kardeşim Hasan mı iyi alacak yoksa ben mi iyi abdest alacak? Şimdi o yaşlı amca bakıyor, bakıyor, bakıyor Resulullah'ın torunları öyle güzel bir abdest alıyorlar ki Allah'ım O yaşlı zat diyor ki Yavrum, ikinizi de çok güzel aldınız. Asıl abdest alamayan benim diyor. Efendimize biliyorsunuz gelip biat ediyorlardı. İşte namaz kılmaya, oruç tutmaya, hacc etmeye, zekat vermeye, cihad etmeye dair biatte bulunuyorlar. Eğer mutlaka okursunuz bazı kabilelerden gelenler buyurlardı ki Namazı kılarız. Biz hacca da gideriz ama zekat veremeyiz. Belki zekat da veririz ama cihada çıkamayız diyenler de olurdu.
Efendimiz bu bey'atlerde ayrıca Hazreti Hasan Efendimiz, Hüseyin Efendimiz, Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Cafer, Abdullah bin Zübeyr gibi henüz büluğ çağına gelmemiş, daha akıl vali olmamış, çocukların da biatlerini kabul ederlerdi. Niye böyle yapıyor Peygamberimiz? Çocuklara verdiği değerin bir diğer örneğidir buna. Böyle tebliğde, insanları Allah'ımızın yoluna davette sevgi ve müsamahadan sonra dikkat edilecek diğer bir husus da tedriciliktir. Birden emirleri yüklememektir. Tedricilik azar azar, derece derece ilerlemek, azdan çoğa, kolaydan zora doğru kademeli bir usulün Kuran-ı Azimüşşan biliyorsunuz yirmi üç senede indi, birden inmedi. Dikkat edilirse mesela içkinin yasaklanmasında üzümden onun şirasından istifa edersiniz buyuruluyor. Bak hiç başka ifade yok, yasaklanmıyor. Siz üzümün şirasından da istifade edersiniz.
Ondan sonra ikinci bir geniş eğer zararı faydasından çok ise tefekkür edersiniz. Bak düşünmeye doğru götürüyor. Ondan sonra ne yapıyor Cenabı Hak? Ondan sonra yasak. Bu hususta peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem herkese derecelerine göre davranırlardı. İnsanların anlayabilecekleri seviyede konuşurlardı ve böyle konuştunuz buyururdu, anlayacakları şekilde konuşun. Ozan'da İbrahim yok Muhammed Abdullah tatlı o zamanı, vaiziyet bölgene. İlk bayram sabahında şu ifadede bulunuyor üstadımız için. Diyor ki Bağdaki çobandan tutun, ulemayı kiramına kadar hepsine anlayabileceği dilden konuşan diyerek iltifatta bulunuyor. Demek ki bu nebevi bir usuldür. Peygamberimiz herkese derecelerine göre davranır. Evet. İnsanları anlayabilecekleri seviyede konuşurlardı. Şimdi seviyelerine göre hareket şu Mesela Mekke'den çok önemli kimseler geldi Hazreti Halid Efendimizle bulunuyor.
Efendimiz seviniyor ayağa kalkıyor sallallahu aleyhi ve sellem. Mekke bize ciğer farelerini attı diye. Mesela bir atlı yemek yerken ona Nebi-i Ekrem Efendimiz bir davetçi göndermiş. Gelmiş efendimiz de inmişler. Bir geçen daha var, ona da sofrasından birisiyle göndermiş. Ona demiş iltifatta bulun. Demişler Ya Rasulallah, onu birini sofranına çağırdın, bir diğerine de yemeğe gönderdin. Nedir sebebi? O çağırdığım zengin bir kimseydi. Eline bunu sıkıştıracak olsaydım ben aptal mıyım derdi belki. Ben bir toplayayım mıyım? O fakir ise otursam utancından bizimle yiyemezdi. En güzelini de o kuruyormuş. Ve Efendimizin bir akşam misafiri geldi. Adam yeni geliyor, çay verildi, onun yanında da bisküvi. Şimdi çaya da batırılıyor, nasıl ettiyse biraz bisküvi bekledi çayda. Hepsini olduğu gibi, çocuk maması gibi kahinsine döküldü, adamın şu alnından bir tel görürdü.
Sonra burnundan ah buyurun, şipir ah yahşi. Bu adama böyle mi iyi yoksa ayrı bir yerde iltifat mı Peygamberimizin güzelliğine ile bakalım sallallahu aleyhi ve sellem. Yanlış mı yaptıysa onu katiyen, onu bilmiyorum zaten. Utanıldığını söylüyor. Biz bile hiçbir şey saymayıp hocalardan biri eve geldi, hizmet ediyorum. Hoca gözüme baktı şöyle. Sen şuradan çık dedi bana. Allah'ım benim niye gittim bu adama? Eğer dedi ben yiyeceksem sen çık. Ben yiyemeyeceğim utandığından dedim. Koskoca bir hoca. Peygamberimizin derecelere göre, duruma göre iltifatına bak. Bir hizmetinden daha evvel aldırmam dedim. Çünkü ben efendimin yemeğini şu sofrada ne varsa hepsini yiyeceğim dedi. İmam-ı Yusuf hazretlerini çok severmiş Ahmed b. Hanbel, çok severmiş. Ne kadar çok seviyorsa evde de anlatırmış. Hep burayı okuyayım dedim ya gayrim mecburum, keşke tez anlasın. Çok severmiş.
İşte çocukları demişler ki Baba şu İmamı Yusuf deyip duruyor, bir gelsin bir eve görelim, ikramda bulunmuşlar, ortaya sofra konmuş, İmamı Yusuf silmiş, süpürtmüş. O ayrıldıktan sonra demişler ki Baba bak azimeyi konuşuyoruz, bu sofrayı sildi süpürdü, çağırayım demiş. Bir perde arkasından da zevceleridir, çocuklarıdır, bilmiyorum. Demiş Ya İmamı Yusuf Nasıl böyle sofrayı sevdiğimi süpürdüm? Efendim böyle bir taam ben bulamam. Bu bir evli yatağı. Şu helem taamdan karnımı doyurayım da başka taamlara ihtiyaç kalmasın diye yedim. Daha da anlatırım isterseniz. Eskiden Hindistan'ın idaresi meşayihler üzerine. Mesela Sultan Alemgir var, Şeyhtir. Aynı zamanda devletin idaresinde bulunmuş. Bu şeyhin bir evladı var, çok seviyor. Diğerleri de devamlı benzemiyor. Böyle bir acur vermiş ona. Som bir kısmı kalmış çubuaz. Ay ağzını da ver ben giyeyim demiş.
Efendi Hazretleri ağzına almış ki Zihni, Oğlum Ayvaz bunu nasıl yedin sen? Efendim sen ye demedin mi? Sen ye deyince bana acılık kalmadı ki demiş. Baaluh. Peygamberimiz herkese derecelerine göre davranırlardı. İnsanlara anlayabilecekleri seviyelerde konuşurlardı. Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz buyururlardı. Kolaydan zora doğru bir yol izleyeceğimize göre öncelikle çocuğa Kelime-i Tevhidi ve Kelime-i şehadeti İslam'ın şartlarını ve Amentü'yü üretmemiz gerekir. Evvela diyelim biz Allah laf Said icelali. Sonra la ilahe illallah diyoruz. Sonra eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduvac diyoruz. Ondan sonra da imanın şartlarını. Peygamberimiz çocuklarınıza ilk öğreteceğiniz kelime la ilahe illallah olsun. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yedi kere tevhidi okutarak eziyettirlermiş yavruları.
Çocuklara mübarek gecelerde ve mübarek günlerde o günün anlamını, o günün ecir ve mükafatının anlatılmasını ve günün anlamını anlatırken hediyeler de alınarak onlara ikram edilmesini tavsiye buyururlarmış. Sonra dini emirleri yavaş yavaş sindirerek öğretiyorlar. Şimdi mübarek geceler diyelim, gayrı gecesi diyelim, bir bayramdır. Efendimiz bunların önemini anlatıyor Sadullah aleyhi ve sellem ve tavsiye buyuruyor. Ondan sonra da o gibi mübarek günlerde hediyeler alıyorlar ve bunun yanında yavaş yavaş İslam'ın emirlerini sindire sindire öğretiyorlar. Çocukları da zaman zaman camiye götürülmeli, Ezan ve Kuran dinletilmelidir Tabii getirirken temizliğine de dikkat ederek bulacak, hiçbir şey Çocuklar zaman zaman camiye götürülmeli Ezan ve Kuran dinletilmeli Toplu ibadetlerdeki zevkler onlara anlatılmalı, tattırılmalıdır.
Gerekirse hediye ve armağanlarla onların küçük yaştan itibaren mabetlere ilgi duyması da sağlanmalıdır. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.