Burada cihat hakkında çok güzel bazı sözler ifade etmişler. Elimde tüfenk, gönlümde iman, dileğim ki din ile vatan. Ocağın ordu, büyü sultan. Sultana imdat eyle ya Rabbi. Ömrünümüzdat eyle ya Rabbi. Yolumuz gaza, sonu şehadet. Dinimiz ister sıdk ile hizmet, anamız vatan, babamız millet. Vatanı mamur eyle ya Rabbi. Milleti mesrur eyle ya Rabbi. Sancağım tevhid, bayrağım hilal. Birisi yeşil, ötekisi al. İslam'a acı düşmandan göç al. İslam'ı abad eyle ya Rabbi. Düşmanı berbat eyle ya Rabbi. Kumandan zabit babalarımız, çavuş umbaşı ağalarımız. Sıra ve saygı yasalarımız, orduyu düzgün eyle ya Rabbi, sancağı üstün eyle ya Rabbi. Genç meydanında nice koç yiğit, din ve yurt için oldular şehit. Ocağı tüsün, sönmesin ümit. Şehit, şehidi mahzun etme ya Rabbi. Soyunu zebun etme ya Rabbi. Hak uğrunda uyumayan gözler.
Allah yolunda nöbet beklemekte vesair din ve vatan hizmetlerinizde uyumayan göze cehennem haram kılınmıştır. Müslümanlığın en yüce amel ve ibadeti Allah yolunda muharebe etmektir. Buna Müslümanların çok faziletli olanlarından başkası nail olmaz. Sadaka Resulullah. Kişinin savaş halinde kılıcını yani silahını kuşanarak kıldığı namazın sevabı, kılıcı kuşanmadan kıldığı namazın sevabından yedi yüz kattan fazladır. Nebi-i Ekrem efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem buyuruyorlar. Gemideki Müslümanların topluluğunu üç gece nöbetçi olarak muhafaza etmekliğim, bana göre iki mescitden birinde, yani Medine veya beyti mukaddes mescitlerinin birinde Kadir gecesinin bana nasip olmasından daha sevgilidir. Yine buyurdular sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Kim Allah yolunda savaşan bir mücahede yahut sıkıntıda bulunan bir boşluğu var.
Bir boşluğu kimseye yahut hürriyete kavuşması hususunda bir mükatep köleye yardım ederse hiçbir bölge bulunmayan kıyamet gününde Allah onu arşının gölgesi altında gölgelendirir. Kim savaşta bir menzili tazyik ederse, sıkıntıya sokarsa, yahut yol keserse, yahut bir mümine eza verirse onun için hiçbir cihat sevabı yoktur. Yünlü bereket atların perçemlerindendir. Kıyamet gününe kadar hayır atların perçemlerine bağlıdır. Kim Allah'a iman ederek onun vaadine inanarak Allah yolunda bir at, kısrak gösterse o hayvanın yiyeceği içeceği tersi devri kıyamet günü mizanında yani bunlar kadar sevap kazanır. Aleyhissalatü vesselam efendimiz buyuruyorlar. Kişi için ecirdir, yani sevabı muciptir. Kişi için perdedir, siperdir. Kişinin üzerinde günahtır yani günahı muciptir. Atın kendisine sevap kazandırdığı adam onu Allah yolunda bağlamış, onun ipini bir çayıra yahut bir bahçeye uzatmıştır.
İşte o at bağlı olduğu ipin içinde o çayır yahut o bahçenin neresine deyip geçerse o kısım onun için sevabı mucip olur. Eğer o ipini koparır da bir veya iki kere koşup çayırı veya bahçe için inerse onun izleri, testleri, sahibinin sevabı mucip olur. Eğer o bir nehre uğrarda sahibi sunmak istemediği halde su içerse bu da sahibi için sevabı mucip olur. Atın kendisine siper olduğu adam onu insanlara muhtaç olmamak ve perde olmak için yani fakirliğini gizlemek ve teaffül yani evladüliyalini teaffüf. Yani evladü'l-yalini namuskarane geçindirmek için bağlamıştır. Ne ona iyi bakmak ne de ona hoş binmek ve yük yüklemek hususlarında Allah'ın hakkını unutmamaktadır. İşte o hayvan kendisi için siperdir. Diğer adam ise atıl sırf Müslümanlara böbürlenmek gösteriş ve düşmanlık için bağlamıştır. Bu da kendisi için günahı muciptir.
Yine efendimiz aleyhissalatu vesselam bu hususta pek çok hadisi şerifler buyurmuşlar. Mesela kim atıcılığı öğrendikten sonra onu terk ederse muhakkak bana isyan etmiş olur buyuruyor ben. Dinleyin, itaat edin. Velev başı kuru üzüm gibi küçük Habeşli bir köle size kumandan olsa Hadis-i şerifler bütün kaynaklarıyla verilmiş. Buhari, Müslim vesaire. Ekseriyette Buhari ve Müslim'den alınmış. Ahmet bin Hanbel, Deylemi İbni Marce, Rahimehumullah. Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de bana isyan ederse Allah'a asi olmuş olur. Kim emirime yani kumandanıma itaat ederse bana itaat etmiş olur. Kim emirime yani kumandanıma isyan ederse bana isyan etmiş olur buyuruyor. Son olarak şehitliği talep hususunda Nebi Ekrem efendimiz buyuruyorlar sallallahu aleyhi ve sellem. Kim talebinde sadık ve samimi olarak Allah'tan şehitlik isterse onun yüksek derecesi kendisine verilir.
Velev ki ona bilfiil şehitlik isabet etmiş olmasın. Velev ki yatağında ölmüş olsun buyuruyor. Yılmam ölümden yaradan askerim. Orduma gazi dedi, peygamberim. Bir dileğim var, ölürüm, isterim. Yurduma tek düşman ayak basmasın. Amin desin hep birden yiğitler, Allahu ekber, gökten şehitler, Amin amin Allahu ekber. Türk eriyiz, silsilemiz kahraman, Müslümanız hakka tapan Müslüman. Putları Allah'a tanıyanlar, aman putları Allah tanıyanlar aman mescidimin boynuna çan asmasın. Amin desin hep birden yiğitler. Allahu ekber gökten şehitler. Amin amin Allahu ekber. Millet için etti mi ordum sefer, kükreniş arslan kesilir her neper. Döktüğü kandan göğe vursun zafer, toprağa bir damlası boş akmasın. Amin desin hep birden yiğitler. Allahu ekber gözden şehitler. Amin amin Allahu ekber. Ey ulu peygamberimiz neredesin? Dinle minaremde üten gür sesin. Gel bana yarul ki cihan titresin.
Kimse dönüp süngüme yan bakmasın. Amin desin hep birden yiğitler. Allahu ekber, gökten şehitler. Amin, amin, Allahu ekber. Nebi Ekrem aleyhisselatu vesselam efendimiz buyuruyorlar. Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle rivayet etti. Efendimiz buyurdular ki içinizde kimler şehit addediyorsunuz? Kimleri şehit gidiyorsunuz? Ashabı kiram ya Resulallah hata olmasın. Efendimiz sallallahu aleyhi vessellem içinizde kimleri şehit addediyorsunuz? Ashabı Güzin, ya Resulallah kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki o takdirde ümmetimin şehitleri azdır. Ashap dediler ya onlar kimlerdir ya Resulallah buyurdu ki kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir. Kim Allah yolunda ölürse o şehittir. Kim taun hastalığından ölürse o şehittir. Kim karın hastalığından ölürse o şehittir. Kim suda boğulursa o şehittir buyurdular. Allah yolunda Allah'ın adıyla gaza edin.
Allah yolunda Allah'ın adıyla gaza idin. Ganimetler veya millet malından hırsızlık yapmayın, sözünüzden caymayın, Düşmana işkence etmeyin. Çocuğu öldürmeyin. Nesler üzerine mesh etmek misafir için üç gün, misafir olmayan için bir gündür veren faziletli ameli buyuruyorlar sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz. Amel ve ibadetin aziz ve celir olan Allah'a en yakini Allah yolunda cihattır. Ona fazilette hiçbir şey yaklaşamaz. Yine buyuruyorlar, bu din kıyamet kopuncaya kadar ayakta duracak ve Müslümanlardan bir cemaat onun uğrunda savaşarak devam edecektir. Her emirin yani kumandanır, mahiyetinde o emir iyi olsun, kötü olsun velev büyük günahlardan işlemiş bulunsun. Cihat yani hak uğrunda savaş ve iştirak etmek üzerinize borçtur. Şeklinde efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın bu usttaki mübarek sözleri Allah'a eş koşan düşmanlarla, mallarınızla, canlarınızla, dillerinizle savaşırlar.
Haribe mülaki olunduğu zaman efendimizin o husustaki mübarek sözleri sallallahu teala aleyhi ve sellem Muharebede düşmana kavuşmayı, yani durup dururken sebepsiz muharebe açmayı arzu etmeyin. Fakat onlarla karşılaştığınız zaman artık sebat edin, yani yüz çevirmeyin buyuruyor. İstanbul ulemasına baktığımız zaman, İstanbul uleması ve ashabı güzin efendilerimiz hep cihadın içerisinde bulunmuşlar hem de ashabın alim büyüklerinden çünkü sahabeyi müziğin efendilerimiz içerisinde de müstesna olanları elbette vardır. Sonra mücahit fakih ifadesi cihatla fıkhın birbirinden ayrılmayacağını gösterir.
Bu düşüncenin en önemli kanıtı ise mücahidin yaptığı cihad ile fakihin yaptığı içtihadın aynı kökten cehade kelimesinden cihat ile mücahit, müçtehidler, içtihat birbirinden ayrılmadığı için kadim dönemlerdeki istikamet ehli ulemamız ömrünü cephede ve ilmi kurumlara hassederek bu ayrılmazlığı ispatlamışlardır. Bakıyoruz mesela sahabenin alimlerinden Hazreti Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Abdullah bin Mesud, Ubeyde bin Cerrah, Abdullah bin Ömer, Muaz bin Cebel, Salim bin Mahper, Zeyd bin Sabit, Übey bin Ka'b, Hazreti Selman, Hazreti Halid, Zeyd vesair Halid bin Zeyd radiyallahuü ecmai cihattan geri kalmamışlardır. Mesela Vecci vakasında bir-i maun eder ve savaşlarında da alim sahabeler en önde olmuşlardır. Bunun yanında yine biz bakıyoruz, meşayi izama efendilerimize bakıyoruz.
Hasan-ı Basri, Abdülkadir Geylani, İmam Rabbani, Ahmet Yesevi, Ebul Hasan-ı Harakani, Şey Şamil vesairleri binlerce efendilerimiz günümüzün aksine fiili cihadın merkezinde olmuşlardır. Mesela Abdülkadir Geylani efendimiz öğrencilerini Buhari okutur. Buhari'nin bablarını öncü okuyup sonra da yaşamak suretiyle konuları geçerlerken sıra cihat babına geldiğinde Abdülkadir Ceylani, gaddes Allah sırra öğrencilerine şöyle demiştir, cihat okunmaz, fiilen yapılır. Hazırlanın hep beraber İslam ordularının olduğu yere geliyoruz. Daha sonra Abdülkadir Geylani efendimiz ve öğrencileri topluca orduya katılırlar ve cihat ederler. Şimdi biz Allah için yalvarıp yakarır Cenabı hak'ta ilticada bulunuruz müminlerin zaferi için. Zafer bizim yaşantımızla alakalıdır. Kim Allah'tan korkar da küfürden şirkten nifaktan büyük günahtan küçük günahtan masivadan uzaklaşırsa Allah bize kurtuluş ve zafer lütfeder.
Nasıl zafer olur bize? Hayatımızı aynen efendimiz aleyhissalatu vesselamın hayatına benzettiğimiz zaman onun sünneti seniyyesine uyduğumuz zaman zafer müyesser olur. Sebebi ayeti celile esalimle Siz kendi nefsinizde olanı değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez Celle Celalühü. Benim kendi hayatımda bir sıkıntım var. Daralıyorum, bunalıyorum. Evimde de var, akrabamda da var, eşimde, dostumda, etrafımda iş yerinde dünyada bir sıkıntı neden? Tek sebebi bizim kendimizi ıslah etmemize bağlıdır. O menfi yönünü söylemek istemiyorum. Biz Allah'ımızın kitabına uyarsak resulünün sünnetine mütebar buyur duyduğumuz zaman kurtuluş muhakkaktır.