Merhabalar sevgili dostlar. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle tekrar birlikteyiz. Bugünkü programımızda Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan cihat konulu sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bera Radıyallahu Anh'ın şöyle demiş olduğu rivayet olunmuştur. Uhud Harbi'nde Nebi sallallahu aleyhi ve selleme demir zırh ile yüzü örtülü bir kişi geldi de ya Resulallah hemen harbedeyim de sonra mı Müslüman olayım diye sordu. Resulullah Müslüman ol sonra harbet buyurdu. O da Müslüman oldu sonra vuruştu. Nihayet şehit oldu. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem az işledi fakat çok kazandı buyurdu. Cihat ederek şehit düşen bu kahraman Müslim'in rivayetine göre Ensar'dan Nemit oğullarından olduğu rivayet edilmişse de Buhari'nin tarihi Eşhel oğullarından Amr Bin Sabit'tir demiştir.
Bu aziz şehit Cenabı Allah'a bir kere olsun secde etmeden cennete girmiştir. Ebu Hureyre radiyallahu anh bu garibeyi bir bilmece şeklinde sorarak haydi bana bir kişi bildiriniz ki o bir kere olsun namaz kılmadan cennete girmiş olsun diye sormuş. Bilinmeyince de ha o Amr bin Sabit dermiş ve mübarek şehidin hamaset menkıbesini anlatırmış. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin iptida Müslüman ol, sonra gaza et buyurmaları şehidin şehadet rütbesine ve bu suretle Cenabı Allah'ın ihsan ve keremiyle bir saatte cennet gibi ebedi bir saadete erebilmesinin onun İslam camiasına girmiş olmasına mütevakkıf olduğu hükmünü işar eder. Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi niçin yaparız dersiniz. Allah yanında en ziyade çirkin olan sizin yapmayacağınız şeyi yaparız demenizdir. Allah kendi yolunda taşları birbirine kurşunla kenetlenmiş, yalçın duvarlar gibi saf bağlayarak çarpışan erleri sever.
Üçüncü ayeti celile de belih bir üslup ile askeri terbiyenin ve mütesanid bir saffı harp nizamının lüzumu ve böyle askeri bir terbiye ile cihadın Cenabı Allah endinde merhup olduğu bildiriliyor. Askerde nizamsızlık ve bilhassa bozgunluk Kuran-ı Mübin'in şiddetle men ettiği en menfur bir harekettir. Bu askerlerin harici nizamıdır. Onun bir de dahili vicdani ve kalbi nizamı vardır ki o da her yerin kalbi Cenabı Allah'a bağlı metin bir kal'a olmaktır. Her yiğit böyle olmakla beraber ordunun bütün heyeti de bir iman, bir vatan, bir mefkule uğrunda birbirine kurşunla kenetlenmiş beton bir duvar halinde bulunmasıdır. Bu da Ayet-i celileden istifade edilen bir manadır. Bu ayetin sebebi nüzulü. Cihat farz kılınmazdan önce bir kısım müminler hangi ibadet Allah'a çok sevimlidir, Allah bize bildirse de onu işlesek derlermiş.
Bunun üzerine Allah kendi uğrunda saf bir iman ve temiz bir vicdanla çarpışan o erleri sever ki onların gönülleri sanki çelikten metin bir kale yahut onların gönülleri bir emel, bir mefkure uğrunda birbirine kurşunla kenetlenmiş, sanki yalçın bir duvar buyrulmuş. Bu ayetle Cenabı Hak imandan sonra kendisine en sevimli ibadetin Allah yolunda cihad olduğunu bildirmiştir. Fakat hayat pahasına mal olan bu ibadet müminlerden bir kısmının hoşuna gitmemiştir. Bu defa Cenabı Hak müminleri irşad ve tedib için ey iman edenler yapmayacağınız işi niçin yaparız dersiniz Allah yanında en çirkin, en buğz edilen şey sizin yapmayacağınız şeyi yaparız demenizdir, buyurmuştur. Bu tefsir İbni Abbas'tan da rivayet olunmuştur. Nesefi tefsirinde de şu muhtasar sebebi nüzul kaydedilmiştir. Bazı kimseler Resulullah'a gelerek ben gazada şöyle yaptım, böyle yararlık gösterdim diye söylenirlermiş.
Halbuki bu sözler hilaf-ı vaki olması üzerine, İşlemediğiniz işleri niçin söylersiniz kavli şerifi nazil olmuştur. Enes Bin Malik rivayet eder ki Ahzap harbi sırasında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hendek kazılan yere varmıştı. Muhacirlerin ve ensarın soğuk kuşluk vaktinde hendek kazdıklarını gördü. Onların yanlarında kendileri hesabına bu işi görecek köleleri de yoktu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunların çektikleri meşakkat ve açlığı görünce Ya Rabbi dirilik ve yaşamak ahiret dirliğidir. Sen ensarı ve muhacirleri mağfiret et buyurmuş, orada bulunan ashapta Resulullah'a cevap vererek biz yaşadıkça daima cihat etmek üzere Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söz vermiş kişileriz ve yine biz o müminleriz ki İslam'da ebedi sebat etmek üzere Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söz vermişizdir derlerdi.
Resulullah da onlara, Ya Rab hayır ve saadet ancak ahiret saadetidir. Ensar ve muhacirler hakkında mübarek kıl diye cevap verirdi. Sure-i Enfal'de Peygamberim müminleri cihada teşvik et. Eğer senden harbin şiddetlerine sabredecek yirmi kişi bulunursa onlar iki yüz düşmana galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa onlar o kafirlerden binine galebe ederler. Çünkü kafirler idraksiz bir güruhtur buyruluyor. Bu ayeti kerime Bedir kazasında harp başlamazdan önce Beyda mevkiinde nazil olmuştur. Bu ayet nazil olduktan sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabını savaş saffı nizamına koyup düşmanla karşı karşıya geldiklerinde düşmana saldırmaya teşvik ederdi. Nitekim Bedir gününde kemmiyet ve keyfiyet cihetinden dört misli çok bir düşmanla karşılaşan ashabını, sahası göklerle yer kadar geniş olan cennet vaadiyle teşvik eylemiş ve galebe tahakkuk etmiştir.
İbni Abbas'ın rivayetine göre Müslümanlar on misli çokluğundan düşmanla çarpışmayı ağır bulmuşlardı. Bunun üzerine bu ağırlık hafifletilmiş ve Enfal suresinin altmış beşinci ayetinin hükmü nesh edilerek şu altmış altıncı ayet nazil olmuştur. Şimdi Allah sizden yükünüzü hafifletti ve bildi ki sizde muhakkak bir zaaf vardır. Şimdi sizden sabır edebilecek yüz kişi olursa onlar iki yüze galebe ederler. Sizden bin kişi olursa onlar da Allah'ın izniyle iki bine galebe ederler. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Bu ayeti kerimenin mazmununa göre harp sahasında Müslüman kuvveti düşmanın yarısı derecesinde az ve zayıf olursa çarpışmak vaciptir fakat bundan da az bir hadde indiği surette düşmana atılmak vacip değildir. Belki birtakım harp vesilesi olabilecek şeylere göz yumarak harp tehlikesini atlatmak caiz olur. Ali bin Ebi Talib radiyallahu anh'ın İbni Abbas'tan rivayeti de böyledir.
Bu hadisi şeriften istifade edilen faideler cümlesinden biri de memleketi düşmana karşı muhafaza için serhatleri tutmak ve kapamak Allah yolunda harp ve kıtal ecri gibi ecri mucib olduğudur. O cümleden birisi de insana eza ve meşakkat arız olduğu zamanlarda o meşakkati kaldırmak ve fıtri kuvvetleri yerinde tutmak için şiir inşaatının caiz olmasıdır. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi program mısın? Bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan cihat konulu sohbetten bir bölüm aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda aynı sohbete aynı konuya kaldığımız yerden devam edeceğiz.