Merhabalar sevgili Neviçerimiz. İhsan Mektebi programımızın bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugünkü programımızda sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan cihat konulu sohbete kaldığımız yerden devam edeceğiz. Enes Bin Malik'ten biz Nebi sallallahu aleyhi ve sellemle beraber bir seferde bulunduk. Bizden kimi oruç tutmuş kimi de yemişti. Sıcak bir günde bir konak yerine indik. Oruçlular takatsizliklerinden hiçbir şey yapmadılar. Oruçsuzlar ise bini develerini suladılar. Oruçlara hizmet ettiler, yemek pişirip birlikte yediler. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bugün oruçsuzlar tam ücret alıp gittiler buyurdu. Sehl bin Sa'd essaidi radiyallahu anh'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir. Bir gün Allah yolunda Serhat muhafazasına bağlı bulunmak sevabı dünyadan ve dünya üstündeki her şeyden hayırlıdır.
Sizden birinizin kamçısının cennetten işgal ettiği az bir yerde dünyadan ve dünya üstündeki her şeyden hayırlıdır. Şüphesiz birinizin akşamleyin herhangi zamanda yürüyüşü ki kul bu yolu Allah yolunda yürür yahut sabahleyin bu niyetle yürüyüşü de dünyadan ve dünya üstündeki her şeyden hayırlıdır. Sa'd Bin Ebi Vakkas'ın oğlu Mus'ab'dan rivayet olunduğuna göre babam Sa'd diğer ashaba kıyasen kendisinde bir imtiyaz tasavvur ederdi. Çünkü Sa'd şecaatliydi, zengindi. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem siz ancak zayıflarınızın duası sayesinde yardım görürsünüz ve rızıklandırılır, buyurdu. Ebu Said El Hudri radiyallahu anh'dan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki o zaman da insanlardan bir cemaat gaza eder.
Onlara içinizde Nebi sallallahu aleyhi ve sellemi gören kişi var mıdır diye sorulur da evet var diye cevap verilir. Nihayet ordu içindeki sahabeye hürmeten zafer kapısı açılır. Sonra bir zaman daha gelir. Onlara da içinizde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabını gören kişi var mıdır diye sorulur da evet var diye cevap verilir ve zafer müyesser olur. Üçüncü bir zaman daha gelir. Yine harp edilir. Onlara da içinizde Resulullah'ın ashabını görmüş tabiine erişen var mıdır diye sorulur. Evet var denilir. Yine fetih müyesser olur. Ebu Musa el Eş'ari Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ani'yi yani esiri düşman elinden esaretten kurtarınız. Aç olan canlıları doyurunuz. Hastayı ziyaret edip halini hatırınız sorunuz, buyurduğunu rivayet etmiştir. Din kardeşini esaretten kurtarmak Müslümanlar üzerine farzı kifayedir. Esirini kurtarmayan İslam içtimai heyetinin hepsi günahkar olur.
Keza aç insanı ve hayvanı da doyurmak farzdır. Yine hasta bir mümini ziyaret, hatırını ve neye ihtiyacı bulunduğunu sormak ve mümkün olan muavenette bulunmak da farzı kifayedir. Seleme Bin Ekva radiyallahu anh'dan rivayet olunmuştur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Huneyn seferindeyken kırmızı bir deve üstünde müşriklerden bir casus geldi. Devesini çökertip bağladı. Sonra gelip Ashab'ın yanına oturdu. Ashab'la konuştu, yedi, içti ve mütemadiyen Ashab'ın ahvalini gözden geçirdi. Sonra devesine binerek gitti. Müteakiben Ashab'dan bir kişi kalkıp bunun casus olduğunu Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ars etti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de onu arayıp bulun ve öldürün. Onu kim öldürürse subkası ve eşyası onundur buyurdu. İbn-i Ekva casusu takip edip öldürdü. Devesi yedeğinde üstünde silahıyla ve eşyasıyla geldi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de casusun eşyasını İbn-i Ekva'ya ganimet olarak verdi. Ganimet. Ebu Hureyre radiyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur. Bir kere Nebi sallallahu aleyhi ve sellem aramızda hitabete kıyamet etti. Konuşmak üzere ayağa kalktı. Ganimet ve devlet malına hıyanetten bahsedip hıyanetin fenalığını büyüttü ve hükmünü izah buyurdu. Sakın sizden biriniz kıyamet gününde omuzunda ganimet koyun avaz avaz meleyerek öbürünün omuzunda ganimet atı yem ister gibi homurdanarak arasat meydanında benimle yüzleşmesin. Yüz karası ahirette bana ya Resulallah bana yardım et diye yalvaracaktır. Ben de ona hakkında hiçbir suretle şefaat etmeye muktedir değilim. Ben sana dünyada Allah'ın hükmünü tebliğ ettim diye cevap vereceğim. Birinin omuzunda sığır böğürerek bana mülaki olup ya Resulallah medet eyle demesin.
Ben ona da senin için hiçbir vechile şefaat etmeye muktedir değilim. Çünkü ben sana dünyada Allah'ın hükmünü tebliğ ettim derim. Bir başkası da bana yardım et diyecek. Ben de ona sana hiçbir türlü yardım edemem çünkü ben dünyada sana Allah'ın hükmünü tebliğ ettim derim. Bir diğeri de üzerinde ganimetli basını yeldirerek gelmesin. O da ya Resulallah bana yardım et diyecek. Ben ona da sana hiçbir türlü yardım edemem. Çünkü ben dünyada sana Allah'ın hükmünü tebliğ ettim derim, buyurmuştur. Abdullah bin Amr bin As radiyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yol ağırlığı eşyası üzerine bekçi olan siyahi, Kerkere adında bir kişi harpte peygamberimizin binitini de tutardı. Günün birinde öldü. Ölünce Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu adam cehennemdedir buyurdu. Ashap, acaba neden ki diye bakmaya gittiler.
Onun terkisinde ganimet malından çalınmış bir abab buldular. Ebu Hureyre radiyallahu anı'dan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ben size ne bir şey verebilirim ne de verileni karşılayabilirim. Veren vermeyen Allah'tır. Ben nasıl emrolunduysam aza az, çoğa çok öyle taksim ederim, buyurduğu rivayet olunmuştur. Abdullah bin Ömer radıyallahu anh'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Nicit tarafına bir fırka asker teçhiz edip göndermişti. Abdullah Bin Ömer de bu fırka içinde bulundu. Bu askerler çok deve ganimet elde ettiler. Her birinin hissesine olarak on iki veya on bir deve düşmüştü ve bu hisselerine, samimi olarak getirdiklerine birer deve de Resulullah'a ait humus hisseden ihsan buyrulmuştur.
Cabir radiyallahu anh'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Cirane mevkiinde Huneyn ve Hevazin Harbi'nin ganimetlerini taksim etmek üsleyken Zülhüveysira denilen bir kişi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı küstahane olarak ya Rasulallah adalet et demişti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de ona eğer ben adalet etmezsem bedbaht olurum diye cevap verdi. Bilahere Harpus oğlu Zülhüveysir'a Haricilere riyaset edip Nehrevan Harbi'nde öldürülmüştür. Hevasin ganimeti o tarihe kadar alınan ganimetlerde misli görülmedik derecede çoktu. Kadın olarak altı bin nüfus esir, sayısız deve ve koyun ve dört bin okka gümüş ganimet elde edilmişti. Vakıdi'nin beyanına göre her mücahede dört deve kırk koyun düşmüştü. Bu ganimetten en ziyade müellefetü'l Kulub'a verilmişti ki Ebu Süfyan bin Harb, Safvan bin Ümeyye'ye yüzer deve ihsan buyurulmuştu.
Bu yüksek ihsanlar bunların gönüllerini Müslümanlara ısındırmak içindi. Bu gayeyi anlamayan bazı ensar itiraz etmişlerse de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin bir hutbesiyle hakikat anlaşılınca ya Rasulallah sen bizi bırakma, Medine'ye bizimle teşrif buyur, bu şeref bize yetişir kafidir demişlerdi. Abdullah Bin Ömer radıyallahu anh'dan rivayete göre Ömer'e Huneyn esirlerinden iki cariye düşmüştü. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Huneyn esirlerini serbest bıraktı. Onlar sokaklarda dolaşmaya başladılar. Hazreti Ömer oğluna bu ne haldir bak gör dedi. O da öğrenip geldi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün cariyeleri azat etmiştir dedi. Hazreti Ömer de oğluna haydi sen de git o iki cariyeyi salıver, dedi. Enes bin Malik radıyallahu an Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin ben Kureyş'e Müslümanlığa ısınmaları arzusuyla ganimet malından çok hisse verdim.
Çünkü onlar cahiliye devrine yakındılar buyurduğunu rivayet etmiştir. Ceziye. Müellif Buhari bu babında Tevbe suresinin şu ayetini zikretmiştir. Ey müminler kendilerine kitap verilip de Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulü'nün haram kıldığı şeyleri haram tanımayan ve hak dinini din edinmeyen şu kimseler yahut ve Nesara yok mu? İşte onlar kendi elleriyle cize getirip zelilane verinceye kadar onlara karşı cihad ediniz. Kendilerine kitap verilen ümmetlerde din namına din ulularının irtikap ettikleri zulümlerden ve ortaya koydukları taassubkarane hükümlerden başka ne kalmıştı? Binaenaleyh bunları ortadan kaldırmak Müslümanlığın halaskkar, hak ve alemlere şamil bir rahmet olan Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin en birinci vazifesi idi. İşte Peygamberimiz bu mukaddes vazifeyi ifa etmişti.
Ehli kitabı da zulüm, cehil, hurafe dalaletlerinden kurtarmak için ilk cihat emri bu ayet-i celile ile verilmiştir. Bu tarihe kadar Tevhid dininin Arap müşriklerine karşı açtığı harp ve cihat zaferle neticelenmiş ve Arap kabileleri fevc fevc gelerek Müslüman olmuşlardır. Bundan sonra da Cezire haricindeki milletlere Müslümanlığın hak ve adalet hükümlerini tebliğe sıra gelmişti. Cezye fukaha ıstılahında Müslüman olmayan ehli kitaptan bir muahede ile nüfus başına vermeyi deruhde ettikleri vergidir ki bu vergi bir bakımdan Ehli Kitab'ın İslam Diyarı'nda ikametleri ve hayat ve hürriyetlerinin muhafazası mukabilinde zimmetlerine terettüb eden bir vazifedir. Bu cihetle kendilerine Zımmi denir. Diğer bakımdan da Müslümanlıktan kaçınmalarının, çekinmelerinin cezasıdır. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik.
Bugün sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan cihat konulu sohbetin kalan kısmını aktardım. İnşallah bir sonraki programımızda adalet konulu sohbeti sizlerle paylaşmaya çalışacağım.