İhsan Mektebi program mısın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Tekrar kavuşturan Rabb'ımıza hamdü senalar olsun. Hz. Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari'yi tanımaya inşallah bugün de devam edeceğiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eserinden. Ebu Eyyub'a göre cihadı terk etmek büyük bir felakettir. Ebu Eyyub'a göre Müslümanlar için fisebilillah gaza ve cihada ısrar ve devam etmek zaruridir. Zira cihat öyle muhkem bir farzı ilahidir ki vücubu kitap, sünnet ve icmaı ümmet ile sabittir. Hak Teala Hazretleri Kuran-ı Kerim'in de müteaddit ayat-ı celile de cihadın safahatını ve tafsilatını beyan buyurmuştur. Sure-i Bakara'da Ey müminler! Malınızdan bir miktarını Allahu Teala'nın yoluna sarf ediniz. Zira cihada malınızı sarf etmenize ihtiyacınız vardır ve sarf etmekten elinizi kısmayınız ve bir netice nefsinizi tehlikeye atmayınız.
Muhtaç olanlara ihsan ediniz. Zira Allahu Teala ihsan eden kullarını sever buyuruyor. Çünkü muharebede lazım olan silahları ve mücahitlerin nafakalarını siz temin edeceksiniz. Eğer bu hususta bu hul gösterirseniz, şimdilik yaparsanız düşmanlarınız size galip olur. Malınızın canınızın helak olmasına sebep olursunuz demektir. Tefsir kitaplarında izah edildiğine göre Ebu Eyyub diyor ki bir gün Resulullah'tan gizli olarak bazı sahabi arkadaşlarla sohbet ediyor ve konuşuyorduk. Allahu Teala artık İslam'a kuvvet verdi. Her taraftan ianeler çoğaldı. Biz harbi terk ederek, malımız başında bulunursak ve harap olan bağlarımızı, bahçelerimizi imar edersek daha iyi olacaktır diye karar vermek istedik. Yani harp etmemeyi, cihadı terk etmeyi nefsimizde tercih edince Cenabı Hak Teala Hazretleri bu ayeti indirerek bizim o tasavvurlarımızı reddetti.
O vakit anladık ki bizim düşüncelerimiz hatalıdır ve muradı ilahiye muhaliftir. İşte bu ayet-i celile'nin nüzulünden sonradır ki Ebu Eyyub el Ensari gerek Asrı Saadet'te gerekse İrsihali Nebevî'den sonra hiçbir muharebeden geri kalmamış, cihada vakfı vücut etmiş. Hazreti Ebubekir, Ömer, Osman, Ali devirlerinde cepheden cepheye koşmuş, Cenabı Allah'a ve resulüne karşı ahd ü vaadini ilan etmiş. Dini celili İslam'ın izzeti ve ümmeti Muhammediyenin selameti için şer'an murabıtların serdarı olmuş, son kazası olan Kostantiniyye, yani İstanbul muhasarası esnasında şehit düşmüştür. İstanbul'da mübarek kabri şerifi bütün dünya Müslümanları tarafından iman ve gönüllerden gelen bir alaka ve muhabbetle ziyaret edilmektedir.
Mücahit fisebilillah Ebu Eyyub el-Ensarî, Peygamber Efendimizin zamanı saadetlerinde vuku bulan bütün gazalarda, Bedir, Uhud, Hendek, Hudeybiye, Hayber, Fethi, Mekke, Huneyn, Tebük vesairelerde hep maiyyet-i Seniyye-i Muhammedi'de bulunmuştur. Hatta Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin irtihalinden sonra da bütün mücadelelerde bulunmuş ve ömrünün sonuna kadar sebat ederek bu uğurda hayatını feda etmiş ve İstanbul'da mertebei şehadete nail olmuştur. Bu mebruk amelini, cihat azmini şu ayet-i celileye tatbik ederek azim ve niyetini ona göre muhafaza ve sebat eylemiştir. Nitekim, Cenab-ı Hak Azze ve Celle Hazretleri, Kuran-ı Hakim'inde müminlere hitaben Ey müminler, ister neşeli veya neşesiz olunuz, malınızla ve canlarınızla, fisebilillah gaza ediniz, düşmanlarınızla çarpışınız, bilseniz mücahede sizin için çok hayırlıdır, buyrulmaktadır. Zira mücahedenin sevabı size aittir.