Cihadın Anlamı ve Nefis Terbiyesi kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Allah'ımızın yolunda gayret ve çaba, cihat hususunda birkaç kelam etmeye çalışacağız lütfu ihsanıyla Mevla'mızın. Her şeyde bir cihat olduğunu görüyoruz. Cihat, bir gayret, bir çaba, bir emek gösterme anlamına gelecek olursa bir manaya göre. Bakıyoruz su cihad edip duruyor. Kaynağından çıktığı…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Allah'ımızın yolunda gayret ve çaba, cihat hususunda birkaç kelam etmeye çalışacağız lütfu ihsanıyla Mevla'mızın. Her şeyde bir cihat olduğunu görüyoruz. Cihat, bir gayret, bir çaba, bir emek gösterme anlamına gelecek olursa bir manaya göre. Bakıyoruz su cihad edip duruyor. Kaynağından çıktığı zaman durmuyor, orada hapsolmuyor. Su bile cihad ediyor. Aktıkça akıyor, aktıkça akıyor. Kızılırmak Sivas'tan çıkıyor, Karadeniz'e dökülüyor. O bile cihat ediyor. Kaynağından çıkıyor, Karadeniz'e akıyor. Nihayet yere varıyor. Bakıyoruz toprağa atmış olduğumuz bir tohum cihat edip durur. Cehitten gelir gayret ve çaba göstermektir. O toprağın altında eziliyor, süzülüyor, sonra, sonra o toprağı delerek yukarıya doğru çıkıyor. Bakıyoruz gayret gösteriyor, halbuki toprağın altına biz onu gömmüşüz.
Orada kendi artık içinde, Halıkımızın dilediği tarzda bir şekil alıyor, şekilleniyor. Ondan sonra yukarıya çıkıyor. O tarzda da kalmıyor. Büyüyor, gelişiyor, dal oluyor, gövde oluyor, yaprak oluyor, çiçek oluyor, meyve oluyor, ağzımıza gelip lokma olarak Rabbimizin nimeti olarak sunuluyor. Bir tohum dahi cihad ediyor. Güneş bir cihadın içerisinde, göreceksiniz Rabbimizin lütuf ve ihsanı ile şimdi doğacak. Doğduğu hal ile kalmıyor. Ondan sonra zeval diyoruz, günün ortasını Hiç durmuyor. Ayda öyle, yıldızlar da öyle. Bakıyoruz alemde cihad etmeyen hiçbir varlık yok. Ama bir şuur içerisinde değil bu. Halıkımız bize şuurlu olan, akıllı olan insanlara misal olarak bunu gösteriyor. Bakın buyuruyor. Sorunlu olmayan şu mahlukat bile bir cihadın içerisinde. Bir böcek dahi, yerde sürünen sürüngenler bile öyle. Havada uçan kuşlar dahi bir cihadın içerisinde.
Anasından bir kuş dünyaya geliyor, ne yapıyor? Yuvada besleniyor. Bir ceddin, bir gayretin, bir çabanın içerisinde. Ondan sonra da kanatlanıyor, güçleniyor, kuvvetleniyor. Annesinin ağzıyla getirmiş olduğu o yiyeceklerle beslenen kuş yapmış olduğu gayret ve çaba ile kendisi de yuvadan uçup yiyeceklerini temin etme haline geliyor. Allah'ımız bize misal veriyor. Bakın siz ana karnında zorluk üzerine zorluk diye buyuruyor Cenabı Hak. Vehn-i ala vehn-i zorluk üzerine zorluk ana karnında. Öyle bir güçlük ki artık ana bilir o sıkıntıyı. Yavrusunu taşımadaki çekmiş olduğu ezayı o bilir. Bir tanesi anasına muhalefet edip karşı çıkınca beşiği alıp karşısına korur. Bak yavrum ben seni burada büyüttüm. Ne güçlüklerle büyüttüm, ne cihette ettim, ne gayret gösterdim, ne cihat ettim de seni bu hale getirdim. Daha sonra dünyaya geliyor.
Dünyaya geldiğinde ana benim canım su istiyor, ben bal börekle yemek istiyorum diye her isteğini ağlamakla hallediyor. Ağlıyor, anası herhalde bursu istiyor diyor. Ağlıyor, hemen meme musluklarından onu beslemeyi çalışıyor. Cihat diyor. Sonra büyüyor, gelişiyor, yürümeye başlıyor. Artık gelişme safhalarını düşünün. Demek ki her şey bir cihdin, bir gayret, bir çabanın içerisinde. Bu maddi anlamda bir cihettir, bir gayrettir, bir çabadır. Manevi alanda nasıl bir gelişim olacak, o da şu. Esayübillah ve nefaktu fihi mirruhi, Allah'ımız celle celalühu, ruhumdan ruh üfledim buyuruyor. O ruhumdan ruh üfledim demesi bir koyundaki canlılık değildir. Ah buyurun bir inekteki canlılık da değildir. Bir kedi bir köpekteki canlılık da değildir. Allah'ımızın kendimden ruh üfledim buyurması akıl vermiştir insana. Hayvanda akıl var mı?
Cihadın Anlamı ve Nefis Terbiyesi kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Allah'ımızın yolunda gayret ve çaba, cihat hususunda birkaç kelam etmeye çalışacağız lütfu ihsanıyla Mevla'mızın. Her şeyde bir cihat olduğunu görüyoruz. Cihat, bir gayret, bir çaba, bir emek gösterme anlamına gelecek olursa bir manaya göre. Bakıyoruz su cihad edip duruyor. Kaynağından çıktığı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hayvan işte yarın hava herhalde bozulacak, onun için kendimizi muhafaza edelim bir kar yağmış, ne kadar da güzel olmuş, şu da bembeyaz bir hale gelmiş demeyi bilmez. Bahar gelir, yeşerdiğinde ne güzel sular akıyor. Kuşlar da tepemizde ötüyor. Her taraf yemyeşil demeyi bilmez. Ondaki canlılık Allah'ımızın nef ettiği, vermiş olduğu ruh gibi değildir. O ruhu nefh ettik, verdik buyurmak suretiyle bize akıl veriyor. O aklımız olmasa mescide dolmazdık. Diyoruz ki mescit Cenab-ı Hakk'ın evidir. Halıkımız bizi namaz ile mükellef kıldı, sorunlu tuttu. Sabah namazını kılan kimseler, ikindi namazını da eda edenler, Rabbimizin cemalini görecek deyip koşup geliyoruz. Bunu aklımız yapıyoruz. Ondan sonra çıktığımızda diyoruz ki, sobamız da ne güzel yanıyor. Kalorifer her tarafa düş ettik ama dört çocuklu yetimine bakan bir çocuk bir kadın var. Acaba o ne yakıyor?
Benim sofram da zeytinle peynirin adedi belirsiz ama duyuyorum beş tane yavrusuyla yapayalnız kalmış, başkalarının evlerini temizlemekle meşgul. İşte bir apartmanın temizliğidir. Bununla ne elde ederse okula giden çocuğunu da almış olduğu bu ücretle geçindirmeye çalışıyor. Ben buna yardım edeyim duygusu akıldan geçiyor. Sonra Cenab-ı Hak bir fehim vermiştir, bir anlayış vermiştir. Bir idrak vermiştir. Mesela idrak, biz irademizi hayra kullanma hal ve davranışı, duygu ve düşüncesi idrakli olur. İdrak etmek, bir şeyi sezinlemek. Mesela biz burada bir Hadis-i Şerif oku okusak mesela bu idrakle alakalı. Eşrafı ümmeti ümmetimin en faziletli olanı hameletü'l Kuran. Kuran-ı Azimüşşan'ı okuyor ve ashabü'l leyl ve gece de namaz kılıyor. Şimdi bunu okuduk biz. Bunu nasıl idrak ediyoruz? Zaten idrak ediyoruz değil, idrak edilmese eline Kuran-ı Azimüşşan'ı alıp okumaz.
Çocuğunu da bir hafızlık mektebine vermez. Bir Kuran kursu diyelim vermez. Aman ha boğulun Kuran okusun çünkü idrak ediyoruz. Okusun. Ümmetin en şereflisi olsun diyoruz. Kalkan kimseler ibadet ve taat yapan insanlar nedir? Ashabul leyl. Artık gece ile yar olmuşuz. Gece onun yari. Mesela bir kıymet diyelim bir değer, bir nesneyi çok seviyoruz. Çok sevince ne olur? Onunla hemhal olur, onun yari olur. Şehevi arzu ve istekle, istekle bir kadın, erkeğin yari olur. Benim yarim diyor, benim yarımdır diyor. Allah'ımızı Kuran-ı Azimüşşan'da ifade buyurduğu üzere, gece de onun yari oluyor, geceyi hasretle bekliyor. Ah, bir gece gelse diyor, seherde kalsam, Rabbımla bir buluşsam, çünkü gündüz neşesi ile gece neşesi bir değil ki, ashable inne naşi etel leyli yeşebtu vatan ve akvamı gıyile gece anlayışı daha güçlü, daha kuvvetli.
Bizim geçmişlerimiz çocuklarını okutmak için ellerinde idare, aydınlatıcı bir ışık aleti olarak onu. Daha sonra çıra dediğimiz gaz lambası. Onu tutmak suretiyle çocuğu sabah yerken kaldırıyor. Aman ha Kuran'ını oku ki gece anlayışı çok güçlü ve kuvvetlidir diye. Şimdi ise elbette lambayı yakacak ve okuyacaktır. Bunu artık idrakle alakalı bu. Kuran'ı hafız olmanın ve geceyi ihya etmenin fezayili üstünlüğü ümmetinin şereflisi olma idrakle alakalı. Allah'ımız üfledim buyururken bu idraki vermiştir. Hakikaten başarılı, bunun ilerisi istikbal vadediyor diyor. Bu ferasetle alakalı, bu anlayışla alakalı bu şekilde Cenabı hak ihsan buyurmuş, vermiştir. Biz ne yapacağız? Bu ilahi değerleri cihad ile geliştirmeye gayret edeceğiz. Anlayışımızı geliştireceğiz. Ondan sonra aklımızı geliştireceğiz. Ruhumuzu geliştireceğiz. Güzel ahlak sıfatını, güzel ahlakı ne yapacağız?
Aynen toprağa atılan bir tohum gibi kalbimizde bunu yeşertmeye çalışacağız. Cihat budur. Demek ki aklımız aklımız peygamberlerde olan fetanet bizde de ilahi emrin doğrultusunda şer'i ölçüler içerisinde salim olması demektir, akıldaki cihadımız. E nefiste de bizim içimizde bir duygu daha var. Bunu biz elimizle tutup da gözümüzle göremiyoruz. Bunu da biz cihad ile geliştirmemiz gerekir. Nasıl geliştireceğiz? Nefsin mertebeleriyle, emmare, mülhime, mutmainne, raziye ve merziye haline getireceğiz. Merziye nedir? Cenabı hak ondan, o da Allah'tan razı olma sıfatıdır. Allah'ımızın hitap ettiği bir hale getireceğiz. Ruhumuzu ne yapacağız? Ruhumuzu da öyle bir hale getireceğiz ki Bayezid-i Bistami Kadde Sallallahü Hazretleri bir gün otururken diyor ruhum benden ayrıldı gitti. Dedim nereye gidiyorsun? Dedi ki ilahi aleme doğru gidiyorum.
Sana dönüşünde artık ruhun çıkıp dönüşünde muhabbet ve rıza diye iki tane hediye getirdim diyor. Mesela kişi yatıyor, biz de yatıyor ama ruhunu ilah eden ruhun gelişmesi nedir? Şu vücudun gelişmesi biz maddi planda ne yapıyoruz? Cihat ediyoruz. Sabah kahvaltı yapacağız. Allah'ımız nasip eylesin. Ondan sonra biraz günler kısa diyoruz. İkindi sonunda bir kahvaltı değil, parça demek oluyor. Buna övün diyoruz. Yatarken de diyoruz ki, şöyle içerimiz biraz kazınır gibi oluyor. Şöyle peynirle bir ekmekten alalım. Bu maddi vücudumuzun gelişmesidir. Ruhumuzun gelişmesi nasıl olacak? Ruhumuzun gelişmesi namazla olacak. Oruçla olacak. Hacla olacak. Zekatla olacak.
Kelime-i şehadetle olacak, zikrullah ile olacak, tebliğ ile olacak, davetle olacak, iyilikle emir kötülükten nehyetmek suretiyle olacak, okuduğumuz kelime-i şehadet, zikrullah kıldığımız namaz, namazdaki o ayat-ı ilahiyenin ruhumuzda meydana getireceği rüş ve kuvvet. Kuran okunduğu zaman onların imanları artar. Bak ruhumuz gelişiyor bizim. Ondan sonra zikrolunduğu zaman kalplerimizle ilahi korkuyu taşıyor. Şimdi biz ruhani alemdeki cihadımızda aklımızı iyi çalıştıracağız. Diyeceğiz ki bak ben mescide giriyorum, girerken sağ tarafımda anamın kabri. Bu beni büyüttü. Mescide giriyorum, kıble kısmında babamın kabri. Kabristana varıyorum, benim oğlum orada defnolulmuş durumda. Ne olacak? Eğer aklı çalıştırırsa şu dünyada haksız kazanç, onu bunu aldatmak, onu bunu rezil duruma düşürmek, bu gibi hallerden tamamen kurtulur. Çünkü kafayı çalıştırıyor. Akılda cihadını yapıyor.
Rabbimiz efe la ta gülun akdetmez misiniz buyuruyor. Aklı olanlar içindir buyuruyor, Kaf Suresi. Demek ki aklımız cihad ile gelişecek. O zaman dünya işini bırakacak mı? Bırakmayacak. Her işini şer'i ölçüler içerisinde devam ettirecek. Bu kalbini de cihad ile geliştirecek. Kalp mesela ne durumdaydı? Kalbin almış olduğu haz başkasının namuslarıydı. Halbin almış olduğu haz kibir, enaniyet, Kalbi çok mütevazi oluyor. Ondan sonra ne oluyor? Altundan, gümüşten, kadından, kızdan, dünyanın geçici değerlerinden haz alan kalp artık ibadet ve taatten lezzet almaya başlıyor. Doyamıyorum diyor. Kuran-ı Kerim'i açtığım zaman doyamıyorum diyor. Artık bu cihad ediyor. Ben diyor veli kullardan bahsedildi mi İmam-ı Rabbani'den, Muhammed Masum hazretlerinden, Şeyh Seyfüddin hazretlerinden vesair meşayih-i kiramdan benim diyor kalbimde bir sevgi oluyor diyor. Artık cihad ediyor.
Habibullah'a da diyor büyük bir Zat-ı kibriyaya olan sevgisi zerre olacak olsa o sevgi, hiç dünyaya böyle bir arzu ile istekle bakması mümkün değildir. Bakmaz. Sadece geçim için ama nadir kimseye muhtaç olmayalım diye bu nazarla yoksa Rabbimizi bulduktan sonra, onun muhabbetine eriştikten sonra diğer sevgiler onda biter. Sadece onun sevgisiyle bakmaya başlar. Elde de cihad ederse cimri olan el, cömert olmaya başlar. İsyan yerlerine giden ayak artık hep müminlere şefkat, merhamet, nerede bir hayırlı iş var oraya koşar. Nerede bir hayır olacak orada. Nerede bir hasta var orada. Nerede bir cenaze var orada. Nerede bir Kuran'a hizmet var orada. İslam'a hizmet var orada, bütün hayırlı yerlerde dolaşmaya başlar. Gözünde de cihat başlar, artık gözyaşları akmaya başlar. Akar, ibretle bakar, kulağında da öyle, bütün azalarımızda da yönel.
O zaman hadis-i şerifte cihat tarif edilirken cihat hem zahirde yapılır hem batında. Zahirden din düşmanlarına karşı yapacağımız mücadeledir. Batında nedir? Batında yapacağımız nefis, şeytan, dünya ve şeytan, sıfat insanların bizim kalbimize ilka ettiği yersiz duygu ve düşünceler. O zaman müşriklere karşı buyruluyor. Bizim içimizde ne şirki var? Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz şirki hafi. Mesela riya, şimdi şirk demek Allah'ımızı inkar şeklinde değil. Allah'ımıza inanıyorlar. Yalnız onun yanında başka ilahlar kabul ediyor. Mesela tapılacak olan Rabbimizdır, ibadet ve taat yapılacak. Bunun yanında riyaya şirki hafi denmesi gizli bir şirk, insanların içerisinde bulunduğu zaman o bambaşka haller arz ediyor. Hiç evi gibi değil. Evde geçimsiz ama insanların içinde bal yağ, gösterir. Gizli yerlerde öyle bir cömertsek ne yok da, insanların içerisinde ondan daha cömertliyor.
İşte buna şirki, hafi deniyor. İçimize Rabbi Zülcelal'imizin muradı ilahisinin yanında, şeytanın iva, aldatmaları nedir? O da bir şirke doğru götürür İsa. İçimizde iyi şey. Ne diyor bize, ne söylüyor? Ya biz güzel kazancımız, ticaretimiz ama öyle bir dürtü, öyle bir dürtü, öyle bir düşünce kalbimize sokuyor ki zaten hannas dinmesi çok gizli bir şekilde, çok gizli bir şekilde tohumunu atar, geri çekilirmiş. O gizli bir tarzda kalbimize tohumunu atıyor. Ticarette diyor, eğer karlı bir ticaret yapacaksan, hakikaten kazanacaksan haksız bir ticaret şeklini senin önüne getiriyor. İşte cahidü'l müşrikine bir envaliküm ve enfüsiküm meelisine tekmil. Buna karşı cihad edeceğiz. Canımızla cihad edeceğiz. Diyeceğiz ki sana fırsat vermem. Dilimizle cihad edeceğiz. Çünkü bu bize devamlı küfür kelimelerini söyletmek ister.
Az bir ruhumuz daraldığı zaman nefsimize yapılan bir davranışta ağızdan çıkan söz belirsiz. Başka söze söyletin ona karşı cihad edeceğiz. Biz zikir yapacağız ona fırsat dinleyeceğiz. İşte araplarda görürüz ya daraldıkları zaman laulev ve lauvete illa billah derler bize. La ilahe illallah Muhammedün resulullah derler. Böyle daraldıkları zaman, onların böyle toplu taşıma araçlarına niye binildiği zaman bazen daralma halleri oluyor. Derhal la ilahe illallah diyorlar. Böyle değil buna fırsat. E malımızla cihad edeceğiz. Dünya çünkü öyle bir arzu, öyle bir istekleri var ki o malın hiç hayra sarf edilmesini istemez. Biz diyeceğiz ki, çünkü akılda cihadımızı yapmışız, öldükten sonra bizim günümüze getirilecek olan yiyecek yaptığımız ikramdır. Çıplak olarak kalkacağım, giyeceğim benim fakir ve yoksullara verdiğimdir deyip yolunda sarf etmektir.
Cehidul müşrikin, müşriklere karşı cihad ediniz, bir emvaliküm malınız da. Çünkü içimizdeki dünya arzusu malımızın zerresinin harcanmasını istemez. Hayır yolda sarf edilmesini istemez. Diyor ki çoluğun var, çocuğun var, yaşında ilerliyor sonra nasıl geçineceksin sanki birden böyle veririm, ederim diyorsun. Duyguları alsın. Onlara karşı malımızı, sen böyle mi diyorsun, dilimizle de hakkı haykırmaktır. Efdalu la'mal amellerin en üstünü, essalatu livakdiha vaktinde kılınan namazdır ve bil ve alideyin anne ve babaya ikramdır ve cühelü fisebilillah, ikramdır. Allah yolunda cihad etmektir. Anne ve babaya itaat etmektir ve ihsanda bulunmaktır. Ona iyilikte bulunmaktır. Cihadın üstünü zalim bir idareciye haklı söyleme. Bak kardeşim görüyorum. Şu kimseleri koruyorsun. Bu kimselere sen iyilik yaparken öte tarafı mahrum bırakıyorsun. Sen bir tarafın yoluna bakıyorsun, diğer tarafa bakmıyorsun.
Bir tarafın su ihtiyacını karşılarken, bu memleket, bizim memleketimiz. Yarın gelirsin veya gelmezsin. Düzgün yap. Yetiştiremiyorsan, işte bana aferin desinler diye, o şu şu şu şu şu şu hizmetleri itti dedirtmektense sen eğer yetişemiyorsa vaktin, dersin ki benim artık riyaset durumum, yani idari noktada bulunmam bu müddete kadardı. Ben işte memleketin elektriğidir diyelim, onu yer altından vermek isterim. Buraya kadar ulaştım, sonra gelenler de bunu tamamlarlar, biz de destek oluruz. Böyle deyin diyeceğiz. O zaman ne olur? O adamı yine et. Tespit et. Şimdi kanaat önderleri deniyor. Onları havale edelim. Şunların geçimlerini sağlayalım. Geçen bir kardeşim bir yere gitmiş. Gittim diyor. Beni diyor misafir eden kimse babasıyla anlaşamıyor veya kendisi anlaşsa bile babası anlaşamıyor. Hemen diyor babasını istedik diyor. Balına yağmurdu itti diyor. Bunun gibi işte.
Diyeceğiz ki bak fakirler diyorsun, fakirlerin bir listesini çıkar. Onların yaş hadlerine kadar, yaşlarına kadar temin et. Yaşlarında, nüfus adetlerini de. Şimdi bir yardıma koşalım. Eğer sizin yardım durumunuz pek Artık cihadın en üstün olanı kişinin nefsiyle ve nefsinin arzularına karşı yapmış olduğu mücadeledir. Cihadın en üstünü kişinin Allah yolunda nefsi ile, malıyla yapmış olduğu cihattır. Daha sonra insanların şerrinden emin olmak için, böyle bir iki daha arası olabilir, bir kavuk da olabilir, ne bileyim bir mağarada olabilir, oraya çekilmiş artık hizmet edecek durumu da yok. Orada insanların şerrinden, azade olmak için taat ve ibadete koyulmasıdır. Cenab-ı Hak cümlemizi yolunda daim menfaat oluruz. Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.