Efendimiz buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem kim cennete iştiyak duyar arzu duyar sevgi duyar muhabbet duyar aşk içerisinde olursa sera ilel hayrat hayırlı işlerde çok gayretli ve çabalı olur. Rabbamız da zaten iki Ayet-i Celile, birisi ve saru ila mafirakim min rabbikun. Bir diğerine Siz yürüyünüz diye buyuruyor. İkincisinde müsabakaya girin. Diye geçer. Rabbi Zülcelal'miz bildiriyor. Bir de şudur, hayırlı işler denince mesela dünyevi işlerde Cenabı Hak Mülk suresinde baktığımız zaman yürüyün diye buyuruluyor. Mesela Mesela cuma namazına giderken vakarla görünür, bu esas ama siz mesela alışveriş içindesiniz, o alışverişi bitirdikten sonra işte ezan okundu, ben alışveriş yapamam denmez karşımızdaki insanın durumunu da düşüneceğiz. Çünkü o yerine göre bizi örnek alabilir. Mesela üstadımız hastanede şunu söylüyor.
Diyor ki dinimizin güzelliğini bizim şahsımızda görebilirler, onun için dikkat etmemiz gerekir diyor. Bu alışverişte de işte ezan okundu, tamam dediğimizde belki günlük kırılacaktır. Onun işini hemen görev verip Es'av ila likilla, cuma namazına ne yapıyoruz? Hemen hareket ediyoruz. Diğer işlerimizde dünyevi işlerde Femşuh buyuruyor Cenabı Hak. Yürüğünüz diye buyuruyor, burada sebat edin aman ha gayret gösterin diye buyruluyor. Hiçbir vakitlerini bunun için boşa geçirmemişler. Büyüklerimizden bizzat Marufu Kerhid olabilir Allahu alem bu Abdülhamid Hazretleri, Abdülhamid Hazretleri gece kapısı çalınıyor, gece kapısı çalınıyor, demek ki uyumazmış. Biraz geç kalıyor. Yalnız kapıya gelen kimse Abdülhamit Hazretlerini şöyle sakalları ıslanmış, elleri yüzleri böyle silinmemiş vaziyette abdest almış da bir havluyla neyle kurutmamış. Evladım geç kaldın, kusura bakma.
Ben diyor kapıyı hemen atsaydım abdestim yoktu, Hemen abdest aldım. Hatta kendisinin buna tuğla diyoruz, ihtiyacını giderdikten sonra onunla teyemmüm. O anlatacağımız zat da öyle. Hatta diyorlar ki nehir çok yakın, su çok yakın. Efendim diyorlar teyemmmeme ne gerek var? Yani iki adımlık yer, Haydi diyor oraya ulaşmadan ben ölürsem ne olur? İşte Serra Dilel Hayrat bu demektir. Üstadımızdan gördüm. Mesela böyle ayakta duracak pek durumu yoktu. O şekerden vesair tansiyondu, diğer rahatsızlıklar böyle kendisini ayakta zor tutuyordu. Bir başkası olsa nasıl yapar bilmeyiz. Kendisini öyle karyola değil, o yatakları fazla yüksek değildi. Bir karış kadar o nispetteydi. Kendisini oradan aşağı attı. Yani inecek durumu da yok. Attı, dedi ki Rabbimize saatte dedi tembellik gösteremeyiz.
Hele bir hususun daha gördüm, o da sünneti Muhammedi dedi ki efendimizin sünnetidir, nasıl dedi farzından kılabilirim? Sünneti Muhammediye'yi yerine getirdi. İbadet ve saatte nedirler? Onlar sürat gösterirler. Her işlerinde öyle. Efendimiz örneğimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün mescide girerken ya Bilal, TEDEK arazisinden gelen o buğday çuvalları vesaire ne ise mahsuen gözüm görmesin buyurdu. Hemen bunları dağıldı. İşte hayırlı işlerde gösterdikleri sürattı. Efendimizin daha çoğu misaller var, bir gün ikindi namazını kıldılar, cemaatin omuzlarına mübarek ellerini koya koya çıktılar. Geri döndüler Ya Resulallah, bu surat gösterdiniz, acele bir hareket ettiniz, acaba neydi deyince bir altum vardı, onun benimle sabahlamasını istemedim buyurdu. Hemen Allah yolunda sarf ediyor, Allah yolunda harcediyorlar. Tutmazlar, onları sıkar zaten bu. Dünya varlıkları sıkar.