Cennete Giden Yol ve İbadet Sırları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kim cennetin en güzel yerinde oturmak isterse cennetin de kendi arasında yerleri var. Cennet ama cennete girenler de girmeyenlerle üzüntülü olacak. Girmeyenler zaten belli. Girenlerimiz Elhamdülillah, neden çok yüksek makamlara iremedim diye. Şimdi insan olmamız,…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kim cennetin en güzel yerinde oturmak isterse cennetin de kendi arasında yerleri var. Cennet ama cennete girenler de girmeyenlerle üzüntülü olacak. Girmeyenler zaten belli. Girenlerimiz Elhamdülillah, neden çok yüksek makamlara iremedim diye. Şimdi insan olmamız, evet Allah'ımız insan yaratmış büyük bir nimettir. Müslüman olmamız ayrıyeten bir şereftir. Müttaki olmamız, mukarrem bir zümreden olmamız bambaşka bir fazilettir. Burada ne isek cennetteki yerimiz o bizim fark eden hiçbir şey yok. Orada hemen kapıdan içeri girip cennetin köşküne oturacak değiliz, burada oturacağız. Burada Allah'ımıza saygıda, sevgide, muhabbetle olacağız. İşte sen cennettesin demek. Ayrı bir durum yok. Yani bir ihsan mektebinin öğrencisi diyorum bakıldığı zaman sevgi meydana getirecek yüzüne. Muhabbet meydana getirecek, görmek isteyecek.
Birbirlerimizden kaçar olduk. Kaçar oldu. Neden? Halimizden dolayı kaçıyoruz. Kim cennetin en güzel yerine oturmak isterse cemaatle namaz kılmaya riayet etsin. Sonra büyüklerimiz zekata teşvik ederler. Mesela Haceti Asliye bize gerekli olan. Bunun dışında işte biz halılardan bir kısmını koltukların arkasına bırakmışız. Kimisini duvara asmışız, o zaten asılmaz Firavun'un adetidir. Bunun dışında bizim mutfak setleri vesaireleri bunlar ayrı ayrı yerlerde bunlar için hepsini tek tek tek saydırmışlar sevgili üstadımız. Bunların zekatının verilmesi gerektiğini anlatmışlar. Burada koca müezzin diller Mehmet Efendi. Yaşıyorsa Allah selametler versin. O cami kebirden çıkınca dedi ki ben Efendimiz hazretlerini anlatayım dedi cemaate. Arkadaşlar dedi bu memleket zekat vermezdi. Hacı Hasan Efendimiz dedi anlata anlata zekata ihtiyacı olduğu halde zekata alıştırdı insanları. Mürşid-i kamil bu.
Evvela farz olan taatleri yerine getireceğiz. Sonra Hac ve Umre'ye giderine üstadımızın büyük bir sevgisinin olduğu malumdur. Onlar bizim gibi gitmezler. Bir beldeye gidip gelmek gibi değil onların gidişleri. Onlar ruhuyla giderler, sırrıyla giderler. Onlar bu gözle bakmazlar, kalp gözleriyle bakarlar, her şeye öğüne riayet ederler. Makbul olan bir haccın mükafatı ancak cennettir ama makbul olan. Bunlar makbul olmuş bir kullar. Sonra büyüklerimiz Ehl-i Beyt'e büyük bir muhabbet içerisindedir. Müşili kamilimiz Fatımatüz Zehra Radıyallahu Anhemizi çok güzel anlatırlardı. Cennet elmasının suyundan halk buyrulduğunu, kendisinin beton, haiz, nifas diye bir hal ölmediğini, sonra nikahlarının arşı alada kıyıldığını, mesai, çok güzel evsaflarını anlatır dururlardı. Fatıma'üz Zehra radiyallahu anh'a benden bir parçadır. Onu kim incitirse beni incitmiş olur.
Cennete Giden Yol ve İbadet Sırları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kim cennetin en güzel yerinde oturmak isterse cennetin de kendi arasında yerleri var. Cennet ama cennete girenler de girmeyenlerle üzüntülü olacak. Girmeyenler zaten belli. Girenlerimiz Elhamdülillah, neden çok yüksek makamlara iremedim diye. Şimdi insan olmamız,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hasan'la Hüseyin efendilerimizi bayılırcasına anlatırlardı ve öyle bir anlatış ki insan ah bir görebilsem Allah'ımız lütfedecek mi diye büyük bir arzunun içerisinde olurdu. Kim Hasan'la Hüseyin'i severse beni sevmiş olur. Resulullah'ı 7, Allah'ı 7 nimetlere mazhar olur. Onları gazaplandıran beni gazaplandırmış olur ve anlatırlardı. Hazreti Hasan Efendimizin ailesinin elinden zehir içirildiğini, susuz olarak şehit olduğunu, bir içim su verin hakkımı helal edeceğim dediğini, sonra mübarek ayaklarını yere vurunca suların fışkırdığını, içmeyeceğim Rabbimin kevserinden lütf edilecek dediğini çok güzel beyaniler de anlatırlardı. Biz Resulullah'ın torunlarıyız, biz dikkat etmezsek kim dikkat eder diye üzen üzen onlara sevgi ve muhabbetlerini ifade buyururlardı. Mesela Aişe-i sıddıka Aişe-i sıddıka benim zevcemdir hem de ahirette benim zevcemdir buyuruyor. Bu ahiretin bir iltifatıdır.
Analarımızın hepsi düzelt ve analarımızı fakiha olarak yetiştirmiştir İslam hukuksuz analarımız. Elhamdülillah seviniyoruz, üstadımızın bir himmetiyle buraya bir Kuran kursu yapıldı, okuyorlar ve bu her yerde olması lazım. Biz çırpınsak bir kişinin çırpınmasıyla olmuyor. Keşke buna biz üstadımızdan hemen sonra başlayabilseydik, tek başına ne yapabilirsin. Ulema-i kiramdan bizzat geldi, şöyle bir hadise anlattı. Alev Annemiz buyurmuş ki, Sıddıyk-ı Azam'ın yanında Hazreti Ömer vardı sırtı yere gelmiyordu. Hazreti Ömer'in yanında Hazreti Osman vardı, muaffattı. Benim yanımda kim var diyor. Neden fitne zuhur etti diyorlar da Elhamdülillah müminlerin etrafında melekler vardır. Melekler bizim muhafızımız olsun. Ayeti celilesiyle Rabbimiz cümle mümin kardeşlerimizi muhafaza etsin. Hep birden olur bu. Tek başına olmaz bu. Evet siz sohbet değtiren kimselersiniz.
Bunlar bir birlik olur, beraberlik olur. Şurada bizim gelmemiz birkaç vakit. Şimdi bunu siz yine görüyorsunuz ama hiç görüşmediğimiz yerler var. İnsan kendisini toplar, toparlar. Şöyle bir fikir meydana gelmiş. Hacı Hasan Efendi var, işler tamam. Yahu Hacı Hasan Efendi bir ferttir. Evet bütün aleme mevtil alimke mevtil alem, aleme rahmettir, o bir ayrı. Şimdi bu ferde destek olmak gerekir. Ashab-ı Kiram Resulullah'a eğer destek olmasaydı mümkün müydü? Mübarek hane-i saadetinin etrafını çevirdiler. On iki tane eli kanlı şaki Efendimiz çıkar çıkmaz öldürmek için ama ne yaptı? Hazreti Ali yatağını bekledi, canını feda etti radiyallahu anh. Sıddık-ı Azam bu sıkıntılara rağmen mağarada yanında bulundu. Bir an rağmen mağarada yanında bulundu. Bir an dahi ayrılmadı. Bu birlikle olacak, bu beraberlikle olacak. Hep kafalarımız, gönüllerimiz bir araya gelecek.
Bazen kendi bir araya geldiğiniz arkadaşlarla konuşacaksınız. Yahu bizim arkadaşlarımız içerisinde bir fakir var mı, yoksul var mı, ihtiyaç içerisinde olan var mı, bunu biz düşünmezsek kim düşünecek? Diyeceğiz soracağız kimdir acaba? Biz rahatız şimdi. Ama bu kardeşlerimiz ne halde diyeceğiz. İşte hastaneye gittiğini duyduk. Acaba hastane parası var mıydı, soracağız. Bunun ihtiyacı nedir? Çoluğu çocuğu ne halde? Bunları tefekkür edeceğiz. Efendimizin zevce-i Muhteremeleri var ama zevce-i Muhteremeleri İslam hukukçusu anılarımız için hususi muallimeler tayin etti. Yetiştirdi annelerimizi. Ne olur şuradaki görüşlenleri kaydetseydik bunlar dine dine dine dine inşallah yakalama yapmaz. Kaydetseydik şunları uçtu gitti tabi.
Kaydetseydik yemek yerken ve uygun bir zamanda yahu ben duydum bugün bir Cuma'da sohbet verildi, amelimiz halis olması, temizliğe dikkat etmemiz, cemaatle namaz kılmamız, hac ve umrrelerde ruhumuzun arınması, ehli beyte olan sevgi, vera ve takva, bunlardan konuşuldu desek ne güzel olurdu ama geçti tabii. Şimdi onlar hakikaten takva ve vera sahibidir. Anlatmakla bitmez. Maddeler olarak sıralayayım vakit kalmadığı için Allah'tan korkan ve O'na itaat edenden daha akıllı kim olabilir. İlim ve ilim ehline muhabbetlidirler onlar. Ulemayı kirama ilmiyle amil olan insanlara sevgi duyun. Onlar da sevgisini, saygınlığını muhafaza etsin. Öyle etrafıyla şakalaşmalar, bilmem filanlar, oyunlar bu şekle girerse onun bir tazim edilecek, saygı duyulacak yeri kalmaz. Kendisiyle alay ettiriyor. Onlardan bir farkı yok ki. Eskiden biz görürdük ulema-i kiram dendiği zaman bir yüzündeki nuruyla belli olurdu.
Haliyle o ahır başlılığıyla sükunetiyle sekinetiyle belliydi. Şimdi biz hepimiz bir hale döndük. Bambaşka bir duruma döndük ama bunun kolayı var. Adam hasta ise hasta ise bunun ilacı yok değil, Elhamdülillah, doktorlar da var. Eczanelerde ilaçlar da dolu. Rabbi Zülcelal'imiz doktorları doktorlarımızı Habibullah olarak ta Adem Aleyhisselam'dan iki cihan güneşine kadar tayin duyurmuş. Sonra el ulema, varasetul enbiya alimler nebilerin varisleridir diye doktorlarımız ayarlanmış. Eczane gösterilmiş altı bin altı yüz altmış altı tane ilaç var. Bir milyonun üzerinde ilaç var. Yahu nebati olanları daha güzel, Resulullah'ın bir milyonun üzerinde hadis-i Muhammediyesi var. İnsan olarak utanmamız lazım. İki cihan güneşinin biz mübarek yüzüne nasıl bakacağız? Kaç tane Hadis-i Şerif ezberimizde.
Haftada bir tane ezberleseydik kırk Hadis-i Şerif'i ezberleyen faki olarak Allah'ın huzuruna geliyor ve bağışlanıyor. Yok. Diyorum ki bu cemaate böyle konuşmayın, mecbur kalıyorum. Diyorum ki şöyle tatlı tatlı konuşayım. Şunlara saygıyla sevgiyle nemi olmuyor. Sonra da hüzün ha üzül, hüzün ha üzül kardeşlerimizi rencide ettim. Kardeşlerimizi rencide ettim ama elimde değil. Ulemayı kirama saygı duyun. Onlar arzın yıldızlarıdır. Her Müslümanın üzerine dini bilgileri öğrenmesi icap eder. İşte kış günü geçiyor artık. Kış günü bitiyor. Mart ayı dindiği zaman ortalalanıyor artık, bahara giriyor. Ne olurdu biz bunu kardeşlerimiz size duyurması icap ederdi, mutlaka duyurmuşlardır. Şu kış gününde İmamı Gazali'nin eserleri mi Rahmetullah Ali onu mu okumak istiyoruz onu bitirirdik. İslam tarihi mi onu bitirirdik. Bunun yanında ilmi hac kitabından mı bitirirdik. Ey maşallah, elhamdülillah.
Bir, bir ilim meclisinde böyle fıkhi meselelerin konuşulduğu, dini meselelerin konuşulduğu mecliste oturma, bir müddet oturma bir senelik ibadetten hayırlıdır diye buyuruluyor çokça duydunuz ve zikir ehli, bizim mürşidimiz zikir ehli onlar örnek bize. Nasıl anlatın bu murakabe hali. Kalbinizi murakabe ya Rabbinizin gözetlemesine alıştırınız diye buyruluyor. Asıl zevkler burada, neşeler burada. Bunlar her zaman Allah'ımızın lütfettiği nimetlerdir. Son zamanda zaten gelmeyecektir. Son zamanda gelmeyecek. Ehlullah bir bir ahirete kıçecektir buyuruyor. Saymaya gerek yok, siz biliyorsunuz. Nasıl güçlüklerini biliyorsunuz. Her devirde Allah'ımızın sevgili kulları bulunacaktır. Onlar kırklardır, sadıklardır. Onlar hürmetine yersiniz içersiniz, onlar hürmetine belalar kalkar. Onlar onlar payandaları şimdi nokta nokta nokta. Arzın payandaları şimdi bizim gözümüzde nokta nokta nokta.
Emri bil maruf nehyi anil münker. Büyüklerimizin çok şeriat ettiği hususlardır. Allah'ın en sevdiği kullar kullarına nasihatte onlara Allah'ımızın yolunu gösteren kimselerdir ve cömerttirler. Allah'ımız ikram sahibidir, ikram edenleri sever, güzel ahlak sahiplerini sever, düşük insanlardan nefret buyurur. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim kılsın. El Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.