Edilmesiyle bu tohumlardan ne kadar fazla ürün elde edebiliriz, bunun bu söz konusu çalışmaları yapılıyor. Biz bunu hem maddi olarak ele alıyoruz hem de manevi olarak ele alıyoruz. Mesela bizim tohumumuz, maddesi bile ilahi esaslara dayanır. Bizi Cenabı Hak bir erkekle bir dişiden halk buyurmuştur, tohumumuz bu bizim. Yalnız bu erkekle dişi denmesinden maksat, Adem aleyhisselam ile Havva annemizden. Cenabı hak bu tohumu nasıl koruyor, nasıl muhafaza ediyor? Yaratılışımız nedir? Taha suresinde elli beşinci ayet-i celile, ilk okuduğum ayet-i celile de Hucurat suresinde, bu son okuyacağım ayet-i celile Taha suresinde Halıkımız bizi topraktan halk buyurmuştur ve tekrar toprağa iade olunacağız, tekrar da bir çıkışla ondan çıkacağız. Bir tabire göre, toprağa ün manası, anne manası da verilmiştir.
Mevlamız, ün anne tabiri verilen toprağı Araf suresinde, Eğer bir memleketin toprağı güzelse, ondan meydana gelecek, o toprağa atmış olduğumuz tohumlardan hasıl olacak ürünler de elbette kişiyi olacaktır. Eğer iyi değilse bunun tersi, faydasız hale gelecektir. Demek ki bizim aslımız, bir başkalarının ifade ettiği gibi bunun da bir geçerliliği yok. Tabii ilmen reddedilmiştir. Bir hayvandan değil, bir insandan hem de ekmeli insan Allah'ımızın seçmiş olduğu bir ekmeli insan Allah'ımızın seçmiş olduğu bir peygamberden gelmişizdir. Bir peygamberden geldik. Anamız Adem aleyhisselam'ın haburba kemiğinden halk olunmuştur Ve Cenabı Hak hep muhafaza ederek, tohumu muhafaza ederek devam ettiriyor. Dikkat buyrulacak olursa Mevla-yı Zülcelal, nasıl koruyor? Mesela, Tarık Suresi'nde, Halıkil Lemyez'e kişinin hasıl olmasının temelini, bunu demekten hicap ettiğim için bu şekilde vadetmeye çalışıyorum.
Tohumunu diyelim artık, sperma diyeyim. Bunu erkeğin belinde, kadının da göğsünden indiriyor. Muhafazayın, o ana karnına düşüyor. Yalnız ana karnına düşerken öyle bir koruyor ki Mevla, sakın ha buna şeytanı ortak etmeyin, karı ile koca bir araya geldiği zaman diyerek o dua devam eder artık. Şeytanın şerrinden, muhafaza olmasını Mevlamızdan dileyerek, bu iş hasıl olur. Ve Cenab-ı Hak koruyor. Öyle koruyor ki, öyle muhafaza ediyor ki, ana karnında üç zarın içerisinde muhafaza edin. Bunu biz hem maddi olarak ele alır, hem de manevi olarak ele alacak olursak, tabii ki bir tohumdan ne meydana gelecek? Yüz tane, yedi yüz tane, daha sayılamayacak şekilde Rabbamızın lütuf ve ihsanıyla ürün hasıl olacaktır. Bu bakımdan tohum önemli. Mesela, bir kimseyi evlendirirken, bir çocuğumuzu evlendirirken, müşike hür bir kadındansa, Müslüman olan bir cariye daha hayırlıdır diye buyruluyor.
Demek ki tohum çok önemli. Mümin olacak, mümine olacak, Müslüman olacak, müslim ve müslime olacak. Yoksa yine, diye ayeti celsede geçiyor. Katiyen, temiz olanların, pis olanlarla bir araya gelmesi de doğru değildir. Katiyen mümkün değildir. Böyle koruyor Mevla-yı Zülcelal, ta çocuk ana karnına düşmeden önce koruyor. Bakın anne ile babanın durumu. Müslüman olacak bu buyuruyor, imanlı olacak. Daha sonra tabii ki o üründe, o tohumdan birçok üründe hasıl olacağı için, o çocuk muhafaza edilecek, korunacak. Hem madden koruyor Cenab-ı Hak, hem de manen muhafaza edin. Bir vakit çok az kaldığı için, söyleyin. Mesela çocuklarınızı üç hasletle yetiştirin deyip koruyun.
Mesela dinleneceği zaman, ona Allah Lafza-i celali, Kelime-i Tevhidi, İman Esaslarını, esam diye başlayan ayet-i celile ile Cenab-ı Hakk'ın azametini, birliğini, onun vahdaniyetini, sıfatlarını bildiren ayet-i celilelerle dilini koruyor, azalarını koruyor, muhafaza ediyor. Mesela o çocuk biraz geliştiği zaman kişi arkadaşının dini üzeredir buyuruyor. Yine de arkadaşını koruyor, muhafaza ediyor. Temiz kimselerle bir araya araya gelsin ki onun huylarında bir değişiklik olmasın diye kişi arkadaşının dini üzeredir diye buyuruyor. Tabiatı koruyor Cenabı Hak. Mesela şu dünyaya baktığımız zaman bu dünyayı görüyorsunuz atmosferle nasıl koruyor, muhafaza ediyor. Zararlı kişilardan muhafaza ediyor ve koruyor. Neden koruyor?
İnsanın hilafet vazifesini, Cenabı Hakk'ın adına, adına hükümlerinin yerine gelmesi için hilafet görevini vermiş olduğu, emaneti yüklemiş olduğu, isimlerin öğrettiği, insanın sağlam, güçlü, kuvvetli, verimli Cenab-ı Hakk'a layık, habibine layık ümmet olabilmesi için faydalı bir kimse olması için muhafaza eylesin. Havayı koruyor Cenab-ı Hakk, öyle bir koruması var ki, Rabbi zülcelal'imizin o hafız ve hakikidir. Havai koruyor. Neden koruyor? En azından söyleyeyim, kişinin amel defterinde sevap olarak bulacağı, diyelim ki onun bir balgam. O balgamın üzerini örtmesi. Bu ecir ve mükafatı olarak haberi veriyor. O ne yapıyor? Tabii ki rüzgar vasıtasıyla havai bozabiliyor. Mitrov her tarafa yayılabiliyor. Daha başka necasetin muhafaza edilmesi. Mesela bir suyun başında necasetin yapılmasını caiz görmüyor. Allah'ı da, Resulü de, melekleri de onlara lanet eder diye buyruluyor.
Koruyor Cenabı Hak doğayı koruyor, muhafaza ediyor. Hep bunları muhafaza etmekten gayede insanın arz ettiğim gibi hilafet görevini en güzel şekilde yerine getirmesi için muhafaza ediyor. Koruyor. Suyumuzu koruyor Cenabı hak. Şu bulutlarla koruyor muhafaza ediyor. Gözümüze küçük gibi görünen o bulutlarda tonlarca halıkımız sular ihsan ediyor. Lariz ettiğim gibi başında uygunsuz bir tavrın olmasına müsaade etmiyor ve lanet ediliyor o kimseyi. Koruyor Cenabı Hak. Mesela akşam olduğu zaman, Hadis-i Şeriflere baktığımız zaman, öyle koruyor ki biz buna daha yaklaşamıyoruz. İfade bile bilemiyoruz onun korumasını. Mesela bir yemekse onun üzerini örtün diye buyuruyor. Bir kandilse yanan bir eşitse onu söndürün diye buyuruyor. Kapınızı kilitleyin, koruyun diye buyuruyor. Sadece bu kapıyı kilitleme değil ki. Dilinizi de kilitleyin gıybetten, delikondan, iftiradan, kötü sözlerden.
Muhafaza edin buyuruyor. Anlatmakla bitmez. Koruyor Cenabı Hak. Havayı koruyor, toprağı koruyor. Muhafaza ediyor. Mesela bir fidanın dikilmesinin diyelim ki bir meyve ağacını biz diktik. Diktiğimiz zaman ondan insanlardan tutun, hayvanata kadar böcü böğtür diyelim. Neirse kuş kurt. Onların yedikleri ecir ve mükafat olarak haber veriliyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifden de Cenab-ı Hak duayı koruyor, muhafaza ediyor. Yeraltı kaynaklarını koruyor. Yerin üstündeki gelir kaynaklarımızı Cenab-ı Hak muhafaza ediyor, koruyor. Onun koruması bir başkası gibi değil. Öyle korurken bakıyorsunuz çeliklerle de korunmuyor. Yerine göre bir örümcek ağıyla da koruyup veriyor. Öyle bir koruması var ki Rabbi Zülcelal'imizin habibini bütün düşmandan, Mekke'deki müşriklerden örümcek ağıyla örümcek ağı, devlerin ençürü diye buyuruluyor. Üfleseniz hemen dağılır o.
Mesela Musa aleyhisselamı Firavun'un sarayında, Musa doğacak diye bütün insanları kestiriyor çocukları. Allah'ımız onu kus sütleriyle düşmanının bağrında büyür. Korursa böyle korur. Eğer biz, eğer biz Mevla'yı zülcelal'den korkacak olursak, hiçbir sıkıntı gelmez. Eşya bile, şu gördüğümüz eşya bile kendi yakısını bile değiştirir. Yakıcı olan ateş, çokça anlatıldığı için bunu söylüyorum. Bizim bu sıkıntılar karşısında yapacağımız iş nedir? Mevla korkusunu muhafaza edip, siz takva kelimesine bakacak olursanız, takva emrettiğini tutup nehyettiğinden de kaçmaktır. Anca böyle hülasa bile bilirim. Bir mukaddimesini dahi yapamadık.