Bu Beşçet Senin Yağcı Ahmet Risalesi'nde bir temizlik bölümü var. Yalnız bizim bu kitaplarda gördüğümüz gibi değil. Çok değişik. Bir ince diyelim. Cenabı Hak ile zahiri edepler bölündü. O başlangıcı da çok büyük hakikatlere işaret ediyor. Cenabı Hak ile diyor zahiri edepler. Burada şunu anlıyoruz. Allahü Zülcelal'in her an bizimle beraber olduğunu burada şüphe yok zaten. Bunu, şuna bir izah getirmişler. Hatta İmam-ı Azam Efendi'de soruluyor bu Rahmetullahi Rahmeten mazharya. Bir süt, süt diyorlar ki sütün içerisinde yağı seçin, Mümkün değil çünkü yağ onun her tarafına sirayet etmiştir yani bu misalle gerçeği ortaya koyması mümkün değil Ama bir yaklaşım. O kadar olsun anlayalım diye. Memla-yı Zülcelal, Kuran-ı Kerim'le ifade gidersek güzel olur. Siz, nerede olursanız olun, Cenabı hak sizinle beraberdir. Buyurun. Hani biz şerifte de bu şekilde geçer.
O da müminin imanının kemalinden bahsedilirken, imanının kemalinden bahsedilirken ona hayıfu makunte, nerede olursanız olun Cenabı Hak'ın sizinle olduğunu bilmeniz diye. İnşallah, daha etmeyiz. Bu, Kenzül İtan vardı. Hani, kitapların üstünde memnun konusunda. O gelene kadar, o bölümde şu Hadis-i Şerif'e de işlemiş. Alıştırınız. Kalkkerinizi murakabeye alıştırınız diye buyruluyor. En son günümüz idi, Kalbiniz için adet ittihaz ediniz buyuruyor. Buradaki de nerede olursanız olun işte Cenabı hakk'ın sizinle beraber olduğunu bilmeniz diye. Şimdi karasan bulalım belki. Bakacağım ama bozulmuyorsun olur. Öyle güzel ifade ediliyor ki bunun Türkçesi geçişi çok zayıf oluyor. Onun için her tercüme değil de bizim hocalarımızdan gömdüğümüz bilhassa İpek hocamız Abdulkadir Akçay'in tercümesini kabul ederdi. Birçok tercümeler yapılmış. Abdulkadir Geylani Efendimizin yok.
Abdulkadir at çiçeği tercümesini. Hani böyle söylüyor ki bu Arapça'daki ifadeyi Türkçe'de bulamıyorum demek istiyorum. Çok güzel beyan ediyor. Mesela Türkçede üç kelimeyle söyleyeceğimizi Arapça'da bir kelimeyle söylüyor. Mesela, C, elt dese bir kalbim geldi demek. Şimdi bak, bir kalbim geldi, üç kelime. Celal dediği zaman tamam. Devamlı buyruluyor gerek ayakta gerek otururken ne hal olursa olsun şeri emirleri muhafaza etmek ve korumaktır. Bazı yüksek haller, yaşayanlar da olur tabii Allah'ımızın sevgi okulları eksik olmaz. Şimdi, onlarda bile böyle marifete girmiş, hakikati olmuş kimselerimizde esas olan şeriat. Allah korusun, ona riayetsizlik olduğu zaman kahrı demek, helakimiz demek, Allah'ımız olsun. Ama bu, bilemiyor, bilmeyerek, Rabbımız dilerse bağış Devamlı temizlik üzere olmak. Şimdi biz inşallah konuyu iyi öğreniriz. Bümen Nasuhü Bümen Hocamızın İslam ilmihali en güzeli.
Bu Diyanet'in de var başka varsayarsak ona grubun ta ki onlar da kabul edilir ama Ömer Nasuh Bilmen hocamızın İslam ilmihali çok güzel. Orada mesela Hades'ten taharet, necasetten taharet anlatılır. Hades'ten biliyorsunuz abdest almamızı icap eden usul abdesti almamızı gerektiren hallerdir. Bunun yanında, necasetten tarih, işte bulunduğumuz elbisemiz olsun, bulunduğumuz yer olsun, Böyle kirlerden pisi diyemiyorsun huzurunda büyüklerimizin sultanımızı diyorum. Onun böyle yaramaz dediğim hallerden uzak olmaktır. Şimdi, bu dediği İmam, en-Nisa huri dediği öyle bir veli, öyle bir yüce Allah'ımızın dostu ki hem şeriatta hem tarikatta çok seçtiniz. Yani biraz incelemememizi istediğimden böyle yapıyorum.
Yani bir adap Risalesi deyince, böyle o gün gezme değil de düşünerek, tefekkür ederek Eğer o kadar kıymetli olmasa Sami ben de Hazretleri böyle ilimde on iki yaşında ilme başlamış demiş benim kitaplarım demiş, odamda Çaka, Çaka demiş, Bolu. Ölulduğu halde Ada Pisalesi okuyun buyurmuş. Ada Pisalesi okuyun. Şimdi, kafayı iyi çalıştıracağız. Böyle, Humk, aklın, aklın belasını, Humk diye ifade, kitaplarda ahmaklık demek bu. Yani bu kitabı oku dedi. Onun yanında, Şeyh-i Şerhi'de muaful kitaplarda okunuyor. Buna Sami-i Menü hazretleri derken, Abdestullahi teala hepsini terk et demiyor. Bu usta yoğunlaş bunu diyor. Yoğunlaş. Adap Rıza gündemine yoğunlaş. Abdest efendimizin size böyle olmamız lazım. Bir faiz oluşunun çoğu ince bir anlayış sahip olduğunu demek istiyorum. Yani, bizim büyülü olmamız lazım. Bu, kalbimizin güzelliği yılı.
Buyurmuş ki, bir cemaat varmış, onlara şöyle bir düzen nasihat geldi bunlar. Var mı? Hiç nasihat gidecek gibi de değil dinleyecek gibi de değil. İşte efendim, emretti yapacağız. Bakın ne yapmıyor? Onun bütün sularını biliyor Allah'ımız mühüne, müridlerim de böyle istiyor. Anlayışlı olmasını istiyor. Yani, durulur o zaman. Neyse, şimdi varmış böyle bir dinlenme durumları yok, geri dönmüş. Sami Efendi de hala anlamış. Efendim durumu bu. Çok memnun. Mesela, biz üstadımızın bastığı ilgileri veririz, bastığı ilgileri. Sıkıntıda bir zaman ne izahtın? Sadece musafaha etmiş. O kadar memnun olmuş ki o anlayışında çok sıkıntılı bir zamanmış. Okulda okuyorum. Bir gence de çok dokuluyor. İnsan genç olduğu zaman sözler böyle ağır olduğu zaman zor oluyor. Belki, El-İş'ten Şeref Bağlı diye bir yeri var. Siz hatırlayamadığınız için o kimse güne diyor. Bir kimse geldi.
Belki yaşı genç ama öyle sakal meyil uzun olduğu için yaşlı bir yer var. Şimdi, okulda sabah yemekhaneye gelecek. Yüzdence öğrenci. Üç yüz, beş yüz öğrencimiz. Şimdi, onlar da herhalde işte atını çekti ki bakıyorlar. Belki birazcık bir kısmı bakıyor. Önüme. Şimdi nereye gitsem, nereye çıksam? Altmış yaş bundakine el öptüren. Bunu yemekhaneler diyorlar ithalaların falan, afayı içer edin. Biz, müstahüzü mesela pek anne durmazdık. Oturur mu bilirdim elhamdülillah rahatsız olacağını çekin verirdi. O, çağrımız ortamı. Önce Hocamız ne filmler değilmiş? Şimdi düşünüyorum. Her temennimin görüşmeler sözü için. Geldiler Ankara'dan o zaman bu kadar bir olacak. Efendimizin okuduğu Hadis-i Şerif var. Bu Fühet'le, Sadık ve kalp. Bunun üzerine dururlayın. Şimdi, bir zaman almayı biliyor musun uzun süre? Şimdi sadır şöyle düşünelim, bir göz. Gözün hepsi bölünmüyor.
Gözde dönen kısım şimdi bu duvarla toplu başlığı yeriz biz. O kadar olan kısım gözle beğeniyoruz de, biz o. 0, diğer tarafı sadır. Bu şekilde ele alındı. Kalbi daha bir işte düşünürler. Çünkü manada bu Allah'ın Zül Celalinden başka hiçbir şeye dönerdim. Temizliği budur. Ömrün temizliği diye, mümin ediyoruz. Allah'ımızın dışında hiçbir şeye dönüyor. Böyle dönmese ne olur? Şimdi bir dağı düşünelim. Biz dağa tırmanmaya çalışıyoruz. Tırmanmaya gayret ediyoruz ama dağdan sonra bir düzlük geliyor. Artık tırmanma yok. Şu şekilde de düşünebiliriz. Gülüyor. Gülürken mesela var onu alıp rayların üzerine koymak demek. Allah'ımıza vusatta, ona kavuşmakta, eğer gönülümüz ona tam dönecek olursa yani hiçbir düşünce gelmiyor. Kötü düşünce diye sormuş ya Sami benim üstadım da sormuyor. Hiç kabahatin olur mu? Düşünceleri bu şeytandan gelir, nefisten gelir, bilekten gelir, Rahmanlılar.
Mevlana Onların adım atması şimdi bir G'ye gülüşü düşünelim. Bir de vasıtayla gülüşü düşünelim. O ilahi vasıtayla gitmek gibi gönülde tamamen tam buna dönecek olursak yok. Müşahede hali. Müşahede izahta araştırmamıza rağmen zorlanıyoruz. Çünkü yaşanan bir husus. Ona gizli bakalım diye bir şey yok. Artık eşyanın hakikati en güzeli budur. Aleyhissalatü Vesselam ve Resul'in dualarında var. Ya Rabbi eşyanın hakikatine beni iliştir diye dua edin diyor. Hayadır ve heybettir. Heybete hem korku manasını taşır hem de Rabbimize olan büyük bir saygıdır. Hayaya geçtiğine göre bu da bir saygıyı gösteriyor. Allah'ımıza karşı utanıyorum. Mesela bir bir kimse bize çok iyilikler yapsa kayamayacağımız kadar iyilikler yapıyor. Ha sen o ev sahibine hakaret Diyelim kapısını kırıyoruz, filtresini kırıyoruz, daha başka hakaret nedir? Çok pahalı. Yani biz yücelimiz hesaba sığmaz ve taharet ölü battın.
Veliye, Ebulhala, helal, rızkımızın helal olması. Vel'l-Elif ve namusumuzu koyun. Size şunu deyin, bunun kaide Şimdi, kavgamıza kayde edelim sonra diyeceğiz. Mevlana'miz, buyuruyor ki onu mutlaka kayde edelim. İnsanın gaz özünü ve şeheviyi, arzusuluğunu terk etmek, peygamberlik damarı. Bakın, Beda'nın musibetin en mühimi ondan sonra bir kimse olan alaka nedir? Yani gensiz olan alaka şey. Nefsin algılarını kırma şeye bir an günü terk etmek. Olur mu? Hemen tek yok. Süzülmemiz lazım böyle süzülmemiz. Olsun. Biz hep değil de anlatamam ve orada kalsın. Son derece dikkatli dediler. Yani çok utanacağız Allah'ın huzuruna. Günahtan dolayı içimizde bir pişmanlığın unutmasın. Mesela okuyoruz da o pişmanlık geldi mi magfiratör de işte. Yani bir saniyelik ömrüm kalsa yine istiğfar okurum. Ashab-ı Bizim efendilerimiz Efendimiz de çok emhal olmuştur.
Her şeyini tatbik Efendimizin istiğfarını şu şekilde de ele almışlar. Bu gülmeleri içmeleri bir beşer olarak insanın Bir met her ait de olabilir. Nasılsa zorla dedim o manevi hali getirdin. Sonra banklardan da duydum bu. Aktar'ın, güzel hem Son ünitesinden korkuluyor. Acaba iman nasıl bir bulacak mı? Olmayacak mı? Şurayı bir yakalayalım İmanımız tasdik olmadıkça şunu diyeyim Şimdi, yine bugün görünen kalplerinin sürekli tam uyanması lazım. İşte bendilerimle huzurumuzda diyorum Allah'ımıza hamd sadedinde söylüyorum. Nefis de yalnız şeytan diyorsun. Böyle altmış yaşındakinden daha fererse daha yakın. O bir umut bilmiş Kulaha. Tam gün çıkacağım zaman buyurmuş ki diyor ki İmanıma dua edin. Öyle söyledi ki diyor, diyorlar biz diyoruz işte imanımıza dua edin. Onun diyor, böyle dinlesin, benim vücudumun her zerresini titrettim diyor, her zerresini. Şimdi, tamamen İngiliz tarihi.
İki vah orta oynuyor. İman korkusu gönlüme girdi diye talepte bulundu etrafında. Dua edin, imanına dua edin, imanına dua edin diye. Cenabı Hak imanınızı her türlü tehlikelerden muvaffak