Euzu billahişşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Cenab-ı Hakk'a yakınlık hususunda halul-Kurb, insanın Cenab-ı Hakk'a yakınlık hali. Bunu nereden bilecek? Ve cemul hem beyne yedey illa iteala bil gaybet amma Sivasvah. Allah'ın dışında Celle Celalühü her şeyden kurtulmuş. Bütün düşüncesi, arzusu, isteği zaten düşüncesini Allah'ımızın huzurunda olduğu şeklinde muhafaza etmiş. Ben diyorum her an Rabbimin huzurundayım diyor. Allah'ımıza yakınlığın anahtarın edip, yapmış olduğumuz tövbede sebat etmek. İşte artık kötülüğü de arzu ediyorum, bir türlü kendime sahip olamıyorum, bu işi ben başaramayacağım, bu iş benim için değil dememek. Adımımızı attığımız zaman Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bir yere adım attıklarında mübarek ayakları tam basıyor. Bundan hareketle diyorlar ki Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bir işi yaparken düzgün ve sağlam yapıyor.
Zaten Cenabı Hak işini düzgün ve sağlam yapanı Cenabı Hak sever. Öyle tövbesinde tövbesinde sebatlı bozmuyor kendisini. Çünkü bu tövbede, istihbarda Cenabıhakk'a, dönüşte, ibadette, saatte yolumuzun eşkıyası pek çok. Başta nefis karşımıza çıkar, şeytan çıkar, dünya çıkar, şeytan sıfatlı insanlar çıkar, hep mani olmaya çalışırlar. Burada sebat edebilmek, Allah'ımızın yakınlığı hususunda bir mana ennallahü Teala akrabu ileyh min nefsik Cenabı Hak zaten bize bizden daha yakındır. Bunun delili ise Vakf suresinde Cenab-ı Hak Es'am-ı ve Nahnu ve biz en yakınız, dilei kulumuza minhablil Velid, can damarından. Bu damar hususunda çeşitli görüşler beyan etmişler. Bak Sami Bendi Hazretleri kalbin yakınından geçen damar Rabbi Zülcelal'imizle münasebet kuran bir Rabbimizin ikramıdır, diyor. Bu yakınlığı, Allah'ımız Onun kalbinde kendisine yakınlığın, o yakınlığı görmesinin derecesindedir.
Allah'ımız müşahede ediyor. O yakınlık derecesine göredir. Şimdi düşün diyor, senin kalbin neye yakın? Acaba Allah'ımızın sevdiklerine mi yakın kalbimiz yoksa sevmedikleri böyle şehevi, hayvani, duygular tamah dünyaya doymama halleri, vesair, kanaatsizlik, kin, kibir, hasetlik bu şekilde mi yoksa hep bunlardan temizlenmiş, Mevla'ya muhabbet eden bir gönül mü, sen bunu diyor bir hesap et. Öyle ki diyor, asıl Allahü Zülcelal'e yakınlık, yakınlığını da unutacak diyor. Bu aynen suya dalmak gibi, suya dalmak gibi, suya dalmış suyu bile görmüyor. O artık onun içerisinde kaybolmuş. Feze zehebe anruyetil gurbi bil gurbi fezelke kur, asıl yakınlık da budur diyor. Öyle bir yakınlık meydana getirmiş ki, bunu bile görmüyor. Artık bu baldır, işte şu maddelerden oluşmuştur, şu şekilde hasıl olur demiyor, yiyor artık onu, onu tadıyor. Onu tatma ve lezzetini duymanın içerisinde.
Belki yillarca Beytullah diye adam yanar yakılır, şiirler söyler, ilahiler söyler, muhabbet eder ama kavuştuktan sonra sesi kesilir, bunun gibi bir hal arz eder. Kalbin Allah'ımıza yakınlığını hissetmesidir. Asıl güzellik burada. Allah'ımızın bize bize, bize bizden daha yakın olduğunu kalp hissediyor. Zaten murakabe de tahrif edilirken Kalbin Cenab-ı Hakk'a yakınlığını bilmesidir, buyruluyor. U, ibadet ve taatiyle bunu temin eder ve arzusunu, isteğini devamlı Zikrullah'a kendisini vermekle, hem de alaniyeten ve sır, fi alaaniyetihi ve sırrihi, hem açıktan zikir hem gizlide zikriyle. İre hebeti riyiyahul kul, Ariflerin kalbine bu Cenab-ı Hakk'a yakınlık esintisi zuhur edecek olursa üns, Mevla'ya yakınlık kokularıyla kokulanmış olur. Artık bu ilahi esintiyi her zaman tatmaya başlar ve bir anda ondan uzak kalmaz. Bu tabi çok önemli bir husus.
Biz burada Allah'ımıza yakınlığın dereceleri üzerinde duralım. Bir kere diyor Cenabı Hakk'a yakınlığı temin etmek için şu manyaları, şu engelleri kaldırmak lazım. Rabbimizi böyle sevmek muhabbet etmek, ona yakın olma nimetlerinden mahrum olmanın birinci sebebi, Dinimizin emirlerine muhalif hareket etmekle olur. Cevarih diyor zaten azalarımızın bu şeri esaslara muhalefetten kurtulmasıyla diyor ulaşabilirsiniz. El diyelim, başta bunu ifadelerle. Elimizin haksızlıktan uzak olması, dilimizin bir müminin namusunu rencide edecek şekilde ifadelerden kaçınması, gözümüzün haramdan korunması bunun gibi. E'lagametü's-Saniye ikinci engel. Nefsin alışagelmiş bir adeti var. Bir türlü bırakamıyor. Misaller veririz ya o misaller pek uygun düşmez. Şu mescitte hiç uygun düşmez. Alışmış. Sadece bir anımsatabiliriz. Şehr-i hal. Bir türlü bundan kurtulamıyor.
Yaşını dalıyor, başın dalıyor ama bundan kurtulamıyor. Bunları terk etmektir. Yoksa Cenabı Hakk'a yakınlığın kokusunu duyurmazlar. Bir tanesi geldi bize. Efendimiz şeyi anlattı, bazen dedi büyüklerimiz gelir, onların ruhaniyetleri, Onlara katılmak için, eğer dedi Mürşid-i Kamilinizi görürseniz o zaman katılırsınız. Bir tanesi dedi ki efendim biz nasıl yapalım bunu deyince, hiç çekilmedi. Sana dedi bunu koklatmazlar bile dedi. Ben dedi senin halini biliyorum. Ortak olduğun kimseye malın, ığını, çürüğünü verdim. Kendine en iyisini aldın. Senin gözün dedi şehvetten, nefsin bundan hiçbir zaman uzak değil, fırsatını bulduğun zaman bu menhiyatı işlersin. Bununla mı dedi sen ehlullahın işin içine karışacaksın, koklatmazlar bile. Böyle adet halinde olan nefsin hallerinden kurtulma. İşte ben yeme tarzı olarak işte yemeğin üzerine tatlı da olmazsa bir türlü yemek yedim, saymıyorum.
Bunun gibi, diye husus etti. El-A'gat-ü's-salise üçüncü engel Beşeri bir hal bulunmayacağız. Beşeriz biz, beşeriz de bir de Rahmaniyet yönümüz var. Bizim beşeriyet yönümüz nefis, bir de ruh. Bu iki zıtla biz müteşekkiriz. Bizde nefis de var ruh da var. Nefsin arzuları yok olur, ruh galip gelecek olursa o zaman rahmaniyet meydana gelir. Her yaptığını Mevla'mızın emrine uygun olarak yapar. Yemez değil, yer içe ama israf etmez. Böyle tamamen evlilik hadisesi bunu terk etmez ama nikahla bunu temin eder hem de ecir olur, mükafat olur. Bunun gibi ticaretini terk ettirmezler ama derler ki düzgün ve sağlam bir ticaret yap, ne aldan ne de aldattırler. Dinimizde esas budur, bu şekilde. Daha sonra patnüs sır anil hudurat-ı tabiiyye, tabii olan, böyle kendinde mevcut olan sıkıntıları neleri tamamen terk eder. Tabiileri bir nokta da bunun izahı olmuyor ancak yaşanacak bir husustur.
Mesela o beşeri husus Rahmani hususa geçinmek suretiyle Cenabıhakk'a yakınlık temin edilirken buna misal verilebilir. Mesela İbrahim bin Ethem Hazretleri Mescidi Aksa'ya girmiş, oradan temizlikçiler, görevliler çıkmasını söylemişler. Artık demişler, kapıları kapatacağız. Bu da demiş ki ben bir dervişim, burada bir yere çekileyim, ibadet ve saatte bulunayım ve çıkmamış. Kapıları neleri hep kapattıktan sonra, bir müddet geçtikten sonra içeriye bir grup girmiş. Hiç kapı pencere istemiyor. Girmişler, önlerinde Kırkların Reisi var. Onun yanında da kırklar etrafını almış. O kırklardan bir tanesi diyor ki, efendim burada bir beşer kokusu duyuluyor. O İbrahim bin Ethem'dir diyor zaten. Kırk gündür de diyor taati makbul olmuyor. Hemen sıyrılıyor o bürünmüş olduğu artık örtü neyse ondan huzuruna geliyor. Neden efendim deyince sen bir yerden bir hurma satın aldın.
Satın alırken bir hurma yere düştü, o senin değildi. O satıcıya aitti, O haram lokma midene girdi. Ondan dolayı taatin kabul dergahına çıkmıyor diyor. Yani beşer kokusu olmayacak diyor. Aleyhissalatü Vesselam, benimiz Yemen tarafına mübarek burunlarını çeviriyor. Bana rahmani bir koku geliyor, Veysel'imin kokusu geliyor buyuruyor. Sonra aklımızı muhafaza etmek Allah'ımıza, kurbiyet yakınlık için. Bu da vehim, hayalet, çeşitli kurgular. Böyle yersiz, Allah'ımıza yarayıştı değil, Habibi Kibriya'ya yarayıştı değil, büyüklerimizin uygun görmediği düşüncelerden kurtulmakla ancak erişilebilir diyor.