Mal olarak vereceğim Hadis-i Şerifleri, bunu okudum da Cenabı hakk'ın kudret eli yardımı demek, ihsanı demek, ikramı demek cemaatle beraberdir. Şu dünyadaki hadiselere baktığımız zaman bunun ne kadar gerekli olduğunu ifade için söylüyorum. Allah'ın eli cemaatle beraberdir. Cemaat rahmet, tefrika ayrılık çıkarmak azaptır. Bereket cemaatle beraberdir. Cemaatten bir karış ayrılıp sonra ölen kimse cahiliye ölümü ile küfür üzere ölmüş olur. Cemaatten bir karış ayrılan kimse boynundaki İslam bağını çıkarıp atmış olur. Ve ibadetlere baktığımız zaman ibadetler cemaat halindedir. Bir tövbe hususunda bile hepiniz birden tövbe edin ey müminler diye Cenabı Hak Nur suresinde. Zikir yapıyoruz diyelim kendi ferdi olarak yaptığımız gibi Riyadus Salihinde geçen hadisi şerifte hilakoz zikir halka halinde ve cemaatle namaz kılmak vesaireleri bunu görüyoruz.
Saatlerde beraber olmanın getirdiği mükafatlar ve ihsanlar. Vallahi içimde öyle arzu ediyorum ki namaza durulmasını emredeyim de ikame edilsin. Sonra bir adama emredeyim. Halka namaz kıldırsın. Bu emirden sonra beraberinde odun demetleri olan birkaç adamı cemaate gelmeyen kimselere götürüp de üzerlerine evlerini cayır cayır yakayım buyruluyor. Bu Aksaray'da bir camide namaz kıldık ama tesadüfen kıldık. İmam kardeşimiz selam verdikten sonra tanışıldı. O tanışma esnasında şunu anlattı, ben dedi bir defasında namaz kıldırıyordum. Namaz kıldırırken beni dedi bir manevi heybet, bir ağırlık bastı. Ben dedi terlemeye başladım ama belli ki bir ağırlık var dedim. Manevi bir ağırlık. Şöyle selam verdim. Baktım ki tarifi mümkün olmayan bir Allah'ın velisi Acarsan Efendiymiş dedi. Sonra dedi, ayrılıp giderken bu okuduğumuz Hadis-i Şerif'i okumuş.
Aleyhissalatü Vesselam efendimiz ben insanları davet edeyim, gelmeyenlerin evlerini yakayım şeklinde. Bunu daha değişik şekillerde de izah edilir. Biz bunu memleketimizde bile görüyoruz. Mescide gelmeyenlerin perişan hallerini darmadağın olduklarını evlerinin yanması, geçimleri yok. Evlatlarıyla evlatlar kendi arasında bir huzursuzluk başlıyor hiç şüphesiz. Şunu gördüm büyüklerimizde yanlarında da layık olmayarak bulunduğum için cemaate çok önem verdiklerini görüyordum. Kendileri hacca giderken Hatay'da ya cilve gözü olacak ya reyhanlı öyle bir yer olacak. Tam sınır kapısı oraya geldiklerinde sohbet buyurmuşlar. Sohbetlerinde değişik cemaatler yalnız. Değişik cemaatler onlara tevhitten anlatmış. Kelime-i Tevhid la ilahe illallah Muhammedun resulullah yirmi dört harftir.
Bunu kim canı gönülden okursa, hükmü Rabbimize verirse, sadece ona kulluk yaparsa, sırf ona dayanacak olursa, maksat ve gayesi de Rabbimiz olacak olursa yirmi dört saatte yapmış olduğu hataların küçük günahlarımızın affına vesile olur. Sonra izah buyurmuş. Kelime-i Tevhid yedi kelimeden oluşuyor. Yedi cehennemin de kapanmasına sebep olur. Sonra izah buyurmuşlar. Kelime-i Tevhid'de noktalı hiçbir harf yok. Sonra sıralıyorlar. Be, te, se, cim, ha, evvel, ze, şım, tat, gı, gain, fe, gaf, ye. Hep bunlarda noktalar bulunmakla birlikte yirmi dört harfte hiçbir nokta yok. Bunu halisane okuyanın gönlünde kibir, buğz, gays, hasetlik, tamah, adavet bunun gibi hiçbir şehevi hayvani duygular kalmaz diye ifade etmiş ve kendisi de bu görüşmeleriyle ondan meşhur olmuş değişik gruplar olmasına rağmen onlar da bizim din kardeşlerimiz diye vahdeti çok isteyen bir üstadımızdı o bizim. Vahdeti çok isterdi.