Boşanma Ahkamı ve İslami Aile Hukuku kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Saygı derdi Nebişlerimiz İhsan Mektebi programlısın. Yeni bir bölümünde Bakara Suresi tefsiriyle inşallah birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu GaddeSallallahu Sirrahü'l azizin Bakara Suresi tefsirine inşallah devam ediyoruz bu bölümümüzde de. Iki yüz yirmi dokuz. Ayet I kerimeden itibaren inşallah sizlere sunmaya çalışacağım süremiz elverdiği müddetçe. Boşanma ahkamına dair ayetler inşallah bugün gündemimizde olacak. Talak iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak yahut güzellikle salıvermektir.
Ey müminler, kadınlara verdiğiniz mehri geri almanız size helal olmaz. Meğer ki erkekle kadın Allah'ın koyduğu hudutları ayakta tutamayacaklarından korkmuş bulunsunlar. Eğer bu suretle siz de onların Allah'ın koyduğu hudutları muhafaza edip vazifelerini ifa edemeyeceklerinden korkarsanız o halde kadının serbest boşanması için fidye vermesinde ikisi üzerine de bir vebal yoktur. Bunlar Allah'ın hudutlarıdır. Onları çiğneyip geçmeyin. Kim Allah'ın hudutlarını aşarsa işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Yine erkek zevcesini üçüncü defa boşarsa ondan sonra kadın ondan başka bir erkeğe nikahlanıncaya kadar ilk kocasına helal olmaz. Bununla beraber eğer bu yeni koca da onu boşar da onlar birinci kocayla aynı zevce Allah'ın hudutlarını ayakta tutacaklarına kanaat ederlerse şiddet bittikten sonra tekrar birbirlerine dönmelerinde her ikisi üzerine de vebal yoktur.
Bunlar ilim sahibi bir topluluk için Allah'ın beyan ettiği yeni hudutlarıdır. Kadınları boşadığınızda şiddetlerini bitirdiler mi artık onları dönerek ya iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Onları sırf zulmedebilmeniz için onların zararlarına olarak tutmayın. Kim böyle yaparsa muhakkak kendine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini oyuncak yerine koymayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve ondaki hikmeti düşünün. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kadınları boşadığınızda hiddetlerini bitirdiler mi aralarında meşru bir suretle anlaştıkları takdirde artık kendilerini kocalarına nikah etmelerine engel olmayın. İşte içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman etmekte olanlara şu öğüt veriliyor. Bu sizin için daha faziletli ve daha temizdir. Ondaki maslahatı Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Analar çocuklarını iki bütün yıl emzirirler. Bu emmeyi tamam yaptırmak isteyenler içindir. Anaların maruf ve çile yiyecekleri, giyecekleri çocuk kendisinin olan babaya aittir. Kimse takatından ziyadesiyle mükellef tutulamaz. Ne bir ana çocuğu yüzünden ne de çocuk kendisinin olan bir baba çocuğu sebebiyle zarara sokulmasın. Mirasçıya düşen de bunun gibidir. Eğer ana ve baba aralarında rıza ve müşavere ile çocuğu sütten kesmeyi arzu ederlerse ikisinin üzerine de vebal yoktur. Çocuklarınızı süt anaya emzirmek isterseniz meşru surette verdiğiniz emzirme ücretini teslim etmek şartıyla yine üzerinize bir vebal yoktur. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah ne yaparsanız hakkıyla görendir. Sizin içinizden ölenlerin geride bıraktıkları zevceler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler.
Boşanma Ahkamı ve İslami Aile Hukuku ne anlatıyor?
Boşanma Ahkamı ve İslami Aile Hukuku kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İşte bu müddeti bitirdikleri zaman artık onların kendileri hakkında meşruviç ile yaptıkları şeyden dolayı size günah yoktur. Allah ne işlerseniz hakkıyla haberdardır. İddetini bekleyen kadınları nikahla isteyeceğinizi çıtlatmanızda yahut böyle bir arzuyu gönüllerinizde saklamanızda üzerinize bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka hatırlayacaksınız. Ancak kendileriyle gizlice vaatleşmeyin. Çıtlatma suretinde meşru bir söz söylemenizse başka. Hiddet sonunu buluncaya kadar da nikah bağını bağlamaya azmetmeyin ve bilin ki Allah kalp derimizde olanı mutlaka biliyor. Artık ondan sakının ve yine bilin ki şüphesiz Allah çok mağfiret edicidir. Gerçek hilm sahibidir, ceza da acele edici değildir. Kendileriyle temasta bulunmadığınız yahut kendilerine bir mehir tayin eylemediğiniz kadınları boşamışsanız bunda üzerinize bir vebal yoktur.
Onları zengin olan kudretince darda bulunan da halince olmak üzere maruf bir faide ile faydelendiriniz. Bu iyilik etmeyi şiar edinenler üzerine bir borçtur. Eğer siz onları kendileriyle temasta bulunmadan evvel boşar, onlara evvelden bir mehir de tayin etmiş bulunursanız o halde tayin ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Meğer ki kendileri vazgeçmiş olsunlar. Yahut nikah akdini elinde bulunduran kimse bağış yapmış olsun. Ey erkekler sizin bağışlamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü unutmayın. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız hakkıyla görücüdür. Namazlara ve orta namaza dosdoğru devam edin. Allah'ın huzurunda tam huşu ve hudu ile durun. Fakat muharebe, tehlike gibi şeylerden dolayı bir korku içinde bulunursanız o halde namazı yürüyerek yahut süvari olarak kılın. Artık emniyete erdiğiniz vakit Allah'ı size bilmediğiniz şeyleri nasıl öğrettiyse öylece anın.
Sizden zevcelerini geride bırakıp da ölecek olanlar eşlerinin kendi evlerinden çıkarılmayarak yılına kadar faydalanmesini, bakılmasını vasiyet etsinler. Bunun üzerine onlar kendiliğinden çıkarlarsa artık onların bizzat yaptıkları meşru işlerden dolayı size mesuliyet yoktur. Allah emir ve nehrinde muhalefete ve ilahi hududunu tecavüz edenlerden intikam almak da mutlak galiptir, teşride ve ahkam-ı ilahiyesini açıklamakta nice hikmetler sahibidir. Boşanan kadınların da meşru surette faydalanmeleri haklarıdır ki bu Allah'tan korkanlar için bir vazifedir. İşte Allah iyice anlayasınız diye ayetlerini sizlere böylece açıklar. Cenab-ı Allah şöyle buyurmaktadır: Namazlara ve orta namaza devam edin. Ayette namazları muhafaza tabiri geçmektedir sevgili dinleyiciler. Namazları muhafaza vaktinde eda etmek ve devamla mümkündür. Burada namazlardan maksat gece gündüz beş vakit namazdır.
Namazın beş vakit oluşu daha başka ayetler ve mütevatir hadislerle sabit olmuştur. Ayrıca bu ayetteki vusta, orta sözünün işaretiyle de beş vakit olduğu sabittir. El Vusta, orta kelimesi kendisini iki eşit sayının kuşattığı bir sayıdır. Bunun da enkazı beştir. Üç sayısının aynı özelliği taşıdığını söyleyemeyiz. Zira üçün çevresini iki eşit sayının aldığına hükmedemiyoruz çünkü üçten önceki de sonraki de birdir ki bu da sayı değildir. Zira sayı iki tarafı toplandığında kendinin katı olanlardır. Halbuki birin iki tarafı yok ki katı olsun. Zira birin öncesi yok. Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır. Ey Muhammed, gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Bu ayette beş vakit namaza işaret vardır. Şöyle ki gündüzün iki tarafından maksat öyle bir ikindi namazlarıdır. Gecenin gündüze yakın zamanlarından gaye ise sabah, akşam ve yatsı namazlarıdır.
Zira Zülfen kelimesi cemi olarak bulunmuştur. Arapçada cem'in enkazı da üçtür. Böylece bu ayette beş vakit namaz emredilmiş olmaktadır. Şunu iyi bil ki namaz ziyafet makamındadır. Cenabı Allah bu ziyafeti ehli tevhid kullarına her gün beş defa hazırlamıştır. Nasıl ki ziyafette çeşit çeşit yiyecekler, her yiyeceğin ayrı bir lezzet ve rengi varsa namazın da değişik rükun ve fiilleri var ve bunların her birinin kendine has lezzeti vardır. Ayrıca günahlara kefarettir. Kab'ul Ahbar'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Cenabı Allah bir münacatına karşı Hazreti Musa'ya şöyle demiştir. Ey Musa, Ahmet ve ümmetinin kılacağı dört rekat namazın öğle namazının ilk rekatında onları bağışlarım. İkincisinde mizanlarını ağırlaştırırım, üçüncüsünde onlar için tesbih eden ve istiğfar eyleyen melekler görevlendiririm.
Gökte ve yerde hiçbir melek kalmamak üzere hepsi bunlar için istiğfar, günahlarının affı için Allah'a dua ederler. Meleklerin kendileri için dua ettiği kimselere de asla azap etmem ve dördüncü rekatta onlar için sema, rahmet kapılarını açarım ve iri gözlü huriler onlara bakarlar. Ey Musa, Ahmet ve ümmetinin kılacağı dört rekat ikindi namazı var ki hangi ihtiyaçlarını benden isteseler mutlaka yerine getiririm. Ey Musa, Ahmet ve ümmetinin kılacağı üç rekat akşam namazı sebebiyle onlara semanın rahmet kapılarını açacağım. Ey Musa, Ahmet ve ümmetinin kılacağı dört rekat, yatsı namazı onlar için dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Bu evsaftaki müminler dünyadan analarından doğdukları günkü gibi tertemiz olarak çıkacaklardır. Katmedilir ki Şeyh Ebu'l Abbas El Cuvaliki başlangıçta çuvalcılık yapar, çuval satardı. Bir gün velesiye bir çuval sattı fakat müşterinin kim olduğunu unuttu.
Namaza durduğunda bunu düşündü ve hatırına geldi. Selam vererek namazdan ayrılınca Tirmiz'in'e dedi ki çırağına namazda falan çuvalı hangi şahsa sattığım hatırıma geldi. Tilmiz de ona, Üstadım siz namaz mı kılıyorsunuz yoksa çuval alışverişi mi yapıyorsunuz dedi. Bu söz şeyhe o kadar tesir etti ki bundan böyle bir çuval giydi ve hedefine ulaşıncaya kadar artık riyazatla meşgul oldu. Nakledilir ki Şakîk El Belri bir zaman üç gün yiyecek bulamadığı ve ibadetle meşgul oldu. Fakat ne zamanki ibadet etmekten iyice takatsiz kaldı, elini semaya kaldırdı ve ey Rabbim beni doyur diye dua etti. Duasını bitirince döndü, kendisine bakan bir şahıs gördü. O şahıs Şakîk'e selam verip, ey şeyh, benimle beraber gel dedi. Şakîk de kalkıp onunla beraber gitti. Adam Şakîk'i bir eve götürdü. Şakîk orada üzerinde çeşitli yemekler bulunan masalar gördü.
Masaların etrafında genç hizmetçiler ve cariyeler bulunmaktaydı. Şakik yemeğini yerken adam yanı başında ayakta durmaktaydı. Şakik yemeğini bitirip evden ayrılmak isteyince adam nereye ey şeyh dedi. Şakîk mescide diye cevap verdi. Adam ismin nedir diye sordu. O da Şakîk diye cevap verdi. Adam ey Şakîk şunu iyi bil ki bu ev senin evindir. Bu hizmetçiler de senindir. Ben de senin hizmetçinim. Şakîk dedi ki bu köleler benimse hepsi Allah için hürdürler. Bu mallar benimse hepsini size bağışladım. Aranızı taksim edin. Zira ben ibadetime engel olacak hiçbir şeyi istemiyorum. Hikaye edildi ki Süleyman Aleyhisselam'a cennet şereabı sunulur. Bunu içersen ebediyen ölmeyeceksin denilir. O da yakınlarıyla istişare eder ancak kirpi bu istişarenin dışında kalır. Hepsi Süleyman aleyhisselama iç derler. Sonra Süleyman aleyhisselam damat ve doğanın Kirpi'ye gönderir ki onu davet etsinler diye.
Ancak Kirpi bunlara icabet etmez. Sonra Süleyman aleyhisselam köpeği gönderir. Kirpi de köpeğin davetini kabullenir. Bunun üzerine Süleyman Aleyhisselam Kirpi'ye at ve doğana niçin icabet etmedin diye sorunca Kirpi şöyle cevap verir. At ve doğan kaba duygusuzdurlar. Zira at sahibiyle birlikte yola çıkıp koştuğu gibi düşmanla da gider. Doğan da sahibine itaat ettiği gibi başkalarına da itaat eder. Köpeğe gelince o şüphesiz ki vefakardır. Sahibi onu evden kovsa bile o tekrar eve döner. Bunun üzerine Süleyman Aleyhisselam kirpiye der ki bu şarabı içeyim mi? Kirpi, içme. Zira ömrün hapiste geçecek izzetle ölmek hapishanede yaşamaktan daha hayırlıdır. Bunun üzerine Hazreti Süleyman Aleyhisselam ona aferin der ve o şarabın denize dökülmesini emreder. Dünyadan gerekli azığı al. Zira göçeceksin. Azığı almakta acele et. Zira ölüm şüphesiz gelecektir.
Yetmiş sene ömür sürmüş bir kişi ahireti için azık hazırlamamışsa cahildir. Dünyanın bir gölgeden ibarettir. Bunu böyle bildikten sonra hırsı terk et. Zira gölge mutlaka zeval bulacaktır. Dünya ilgi çekicidir. Özellikle bu fitne ve şer zamanında. Sevgili dinleyicilerimiz, Eksan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de bu tavsiyelerle bitirmiş bulunmaktayız. Mahmud Sami Ramazanoğlu Ukaddesallahu Sirrahülazîz'in Bakara Suresi tefsirinden bir bölüm aktarmaya çalıştım sizlere. İnşallah bir sonraki bölümümüzde Bakara Suresi iki yüz kırk üçüncü ayeti kerimeden itibaren Talut ve Calutun kıssasıyla birlikte olmayı umut ediyoruz. Sultanü'l arif'in, Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sırlahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.