Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin ikinci cildine bu programımızla başlamış bulunuyoruz. Besmele hakkında bir bölümle başlıyor. Musahabe serimizin ikinci cildi. Cenabı Hak her hayırlı işe besmeleyle başlanmasını emir buyurmuşlardır. Bu husus müteaddit ayet-i celilelerde beyan olunmuştur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de herhangi bir hayırlı işe eğer besmeleyle başlanmazsa o iş ebter olur. Yani sonu hayırla tamamlanmaz ve bereketli olmaz buyurmuşlardır. Ruhul Beyan tefsirinde naklanulur ki firavun henüz uluhiyet davasında bulunmazdan önce sarayının kapısına Bismillah yazdırmıştı. Musa'ya iman etmediği için Musa Cenabı Hakk'a, Ya Rabbi, ben onu davet ediyorum ama onda bir hayır görmüyorum diye iltica ettiğinde Cenabı Hakk, herhalde sen onun helak edilmesini istiyorsun ve sen sadece onun küfrünü görüyorsun.
Ben ise onun kapısına yazdırdığı yazıyı da görüyorum buyurdu. Kim Besmele-i Şerife'yi Süveyda-yı kalbine bir ömür boyu dilinden düşürmemek üzere nakşederse rahmete layık olur. Cenabı Hak, Firavun'a, Firavun olduğu halde sarayının kapısına bir besmele yazdırdığı için bu kadar mühlet veriyor. Onu kalbine yazan bir müminin ne kadar atıfet-i ilahiyeye mazhar olacağı bedihidir. Duasına da muhakkak surette icabet olunur. Kulun duasına icabet olunması için ilk şart helal lokma ile ıslahı batın eylemek. Son şart ise ihlas ve huzur-i kalptir. Yani Cenab-ı Hakk'a layıkıyla yönelmektir. Eğer ağza konulan lokma helal değilse, o kimsenin ihlaslı ve huzurlu olması, masivayı terk edip Hakk'a yönelmesi müşküldür. Evvela bunlara dikkat etmesi lazımdır. Kelime-i Tevhid.
Buhari'nin rivayet ettiği hadis-i şerife göre her kim günde yüz kere derse, o kimse için on köleyi azat etmesine muadil olur ve ona yüz adet hasene yazılır ve o kimseden yüz adet seyyieh mahvedilir ve o gün akşama kadar şeytandan hazer ve iman için pesni hasin olur. Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan rivayet olunduğuna göre, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır. İman yetmiş küsur şubedir. En üstün derecesi La ilahe illallah demek, en aşağı derecesi yolda eza verecek şeyleri temizlemektir. Ayağı da imandan bir şubedir buyurmuşlardır. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem cennetin anahtarı La ilahe illallah diye şehadette bulunmaktır. La ilahe illallah zikrine devam edenler için kabirlerinde ve kabirlerinden kalktıkları zaman korku yoktur.
Sanki ben la ilahe illallah zikrine devam edenlerin bizden hüznü gideren Allah'a hamdolsun ayetini okuyarak kabirlerinden kalktıklarını görüyorum, buyurdular. Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir rivayette Ehl-i tevhide ölüm anında da, kabir hayatında da korku yoktur, buyurdular. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabı kirama imanınızı tecdi ediniz, yenileyiniz dedikte nasıl tecdid edelim ya Rasulallah, dediler. Rasulullah la ilahe illallah zikrine devam ediniz. Çünkü buna devam etmek kalbi nurla doldurur ve müminin yakinini artırır. Cenab-ı Hakk ayet-i kerimede Agah olun ve bilin ki kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur, buyurmuştur. İbn-i Abbas radiyallahu anhüma'dan rivayete göre şöyle demiştir. Allah mahlukatın en azimi olarak arşı halk ettiği vakit, arş yirmi dört bin yıl titredi. Allah da onun üzerine yirmi dört harf izhar etti.
Bu da la ilahe illallah Muhammedün Resulullah kelimesidir. Arş bundan sonra sükun buldu. Bu sükuneti yirmi dört bin yıl devam etti. Allahü Teala ilk mahlukunu halk edip ona tevhidi La ilahe illallah Muhammedün Resulullah kelimesini emredince arş tekrar titremeye başladı. Rab Teala Sakin olaya arş buyurdu. Bunun üzerine arş, Ya ilahi, bu kelimeyi söyleyeni mağfiret etmedikçe sakin olmam deyince, Rab Teala ben seni yaratmadan iki bin sene evvel kendi nefsime kasem ettim ki, hangi kulumun diline bu kelimeyi verirsem onu muhakkak mağfiret ederim. Enes radiyallahu anh'dan rivayete göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, kalbinde bir arpa ağırlığı kadar dahi iman olarak La ilahe illallah diyen kimse ateşten kurtulur. Kalbinde zerre miktar iman olarak, La ilahe illallah diyen cehennemden necat bulur buyurmuşlardır.
Müminlere Cenabı Hak'tan bir rahmet ve merhamet olarak ruhlarının kabz edildiği vakitte hatırlayıp söylemeleri için ölüm meleğinin alnında La ilahe illallah yazılıdır. Bunun için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mevtanıza kelime-i tevhid zikrini telkin ediniz buyurmuşlardır. Yine Hadis-i Şerif'te Zikrin efdalı, la ilahe illallah duanın efdalı, elhamdülillahdır. Kelime-i Tevhid. Aslı imanı tevhid ettiği için zikrin en mükemmeli, Cenabı Hakk'ı tahmin de niamat-ı Samedaniye'yi tezyide medar olduğu için duaların efdalidir. Hususiyle mübarek şehri ramazanda kelime-i tevhidle meşgul olmakta büyük fazilet vardır. Ehl-i hikmete göre gönlün ağarması beş şeyle olur. Salah ehliyle oturmak, namaz kılmak, oruç tutmak, aç kalmak, Kuran okumak ve zikretmek, seher vaktinde tazarru ve niyazda bulunmakla.
İbadete ihlasla devam kalbin uyanmasına vesile olduğu gibi masiyete devam da kalbin hasta olup ölmesine sebep olur. Çok yemek, çok uyumak ve çok söylemekte kalbi gasvete düçar eder. Çok gülmek de kalbe manen zarar verir. Kalbin ölmesine de sebep olur demektir. Süfyan-ı Sevri der ki, dört haslet kafirlik getirir. Bir kişiyi görmeden gıybet eylemek. Çünkü bu gaybe hüküm demektir. Gaybe hüküm ise küfürdür. Hased etmek. Bu Cenab-ı Hakk'ın verdiğini reva görmemektir. Her kim Allah'ın verdiğini reva görmezse küfürdedir. Çünkü Hak Teala'nın hikmetini ve adlini inkar etmiş oluyor. Haram mal toplamaktır. Bu da kıyamet gününün hesabına inanmamaktır. Her kim ki kıyamet günü muhasebesine inanmazsa kafirdir. Ve sonuncusu Hak Teala hazretlerinin rahmetinden ümidini kesmektir. Ayet-i Kerime'de Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.
Zira hakikat şudur ki kafirler güruhundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez, buyrulmuştur. İmam Tirmizi der ki, rüyamda Rabbimi gördüm. Ya Rab, imanımın zevalinden korkuyorum, dedim. Rabbim de sabah namazının sünnetiyle farzı arasında bir defa ya Allah, ya Allah, ya Allah dememi ilham etti. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allahümme sebbit kalbi ala dinin. Allah'ım kalbimi dinin üzerine sabit kıl diye dua ederlerdi. Değerli dinleyiclerimiz, Musahabe serimizin ikinci cildinin ilk bölümünü bu dua ile sona erdirmiş bulunuyoruz. Bir sonraki programımızda ehli zikrin tazayili konusuyla inşallah devam edeceğiz.