Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri isimli eseriyle birlikteliğimiz devam ediyor. Bedir Gazvesi'ni sizlere aktarmaya devam ediyorum inşallah Teala. Bedir Savaşı esnasında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir avuç ufak taş alıp şahetil vücuu yüzleri kabih ve kara olsun diyerek düşmanların üzerine attı. O taşların birer tanesi müşriklerin gözlerine ve burunlarının deliklerine isabetle sersem etti. Bu hal mucizatı Nebeviye'den ve Kureyş ordusunun bozulmasını mucip olan esbab-ı maneviyedendir. Manevi sebeplerdendir. Bu misillü sebeplerden dolayı artık Kureyş ordusuna tezellül gelmiş, Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri hücum emrini vermiştir.
Şöyle ki her kim bugün düşmandan yüz çevirmeyip de sebat eyler ve şehiden vefat eylerse Cenabı Hak elbette onu cennete koyacaktır. Bugün şehit olanlara Cennetü'l Firdevz hazır ve onlara Rıdvan muntazırdır. Rıdvan beklemektedir yollu hem sahih hem müessir sözlerle Ashab-ı Kiram'ını teşvik ederek haydi şiddetli hamle ve hücum ediniz diye buyurdu. Ey müminler siz kafirleri surette katlettinizse de hakikatte katletmediniz. Velakin onları hakikatte Allah katletti. Veya Ekreme'r-Rusül! Düşmana sen toprak ve çakıl atmakla emrolunduğun zaman zahirde atmış isen de hakikatte Allah Teala attı ve Allah Teala müminleri nusrat ve zafer ve ayetleri müşahede gibi birtakım nimetleriyle ehli imanı mütenahim kılmak için gözlerini toprakla doldurmuştur. Zira Allahü Teala kullarının sözlerini işitir ve hallerini bilir.
Kaldı Beyzavi'nin beyanına nazaran Bedir'de Kureyş görülünce Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem işte şu gelen Kureyş'tir. Kibir ve gururlarıyla geliyorlar ve Resulünü tekzip ederler. Ya Rab vaad buyurduğu nusratını isterim demesi üzerine Cibril-i Emin geldi. Yerden bir avuç toprak alıp kafirlerin gözlerine atmasını tarif etti. Bu toprak hakikatte Cenabı Allah'ın kudretiyle atılmamış olsaydı sair efradı beşerin attığı gibi kafirlerin bazısına isabet eder, bazısına isabet etmezdi. Bir avuç toprağın bin küsur kişiye isabet etmesi harikulade mucize kabilinden olup mucizeyi halk eden ise Hak Celle ve Ala Hazretleri olduğu cihetle rem'yi atmayı Cenabı Hak kendi zatına nispet etmiştir.
Fahri Razi, Hasin ve Nisaburi'nin beyanlarına nazaran bu ayet-i celilenin sebebi nüzulü Bedir kazasından fari olunca Ashab-ı Kiram'dan biri muharebe esnasında kendisinin düşmanı katletmesinden şecaatle bahsederek iftihara başlayınca Cenabı Hak bu ayeti inzal buyurarak ehli imanı mufaharetten övünmekten men etmiştir. Hazreti Kabilesinden Umeyr bin Human Radıyallahu Anh Hazretleri hurma yerken cennet müjdesini işittik de, peh peh. Cennete girmek için şu heriflerin elinde ölmekten başka bir şey lazım değil mi? Peki diyerek elindeki hurmaları yere attı ve hemen selli seyf edip kılıç çekip şehadetin faziletine dair güzel ve müessir beyitler söyleyerek düşman üzerine hücum etti. Artık geri dönmeyip nice müşfikini katlettikten sonra nihayet kendisi de şehit olarak Cennetü'l Firdev'e gitti, Radıyallahu Anh. Milleti İslamiye'de oktan başka silahla şehit olanların birincisi Umeyr Bin Human'dır.
Afra Hatun'un büyük oğlu Af radiyallahu Anh'ta da şehadet mertebesine nail olmak için zırhını çıkarıp attı ve hemen selli seyf ederek kılıcını çekerek düşman üzerine hücum etti ve müşrikinden nicelerini öldürdü. Nihayet kendisi de şehit olup muradına erdi radiyallahu anh. Sair Ashab-ı Kiram Hazeratı dahi hep dal kılıç olup ileri seğirttiler. Taraf taraf hamle ve hücum ile düşmanın saflarını yardılar. Aleel husus Cenab-ı Allah'ın arslanı Hazreti Hamza Radıyallahu Anh herhangi tarafa hücum ettiyse düşman fırkalarını yarıp geçerdi. Hazreti Ali radiyallahu anh da ona Peyrev olarak önüne gelen müşrikleri kılınçla ikiye biçerdi. Kureyş'in meşhur reislerinden Zem'a bin Esved, Hazreti Hamza ile Hazreti Ali hattına rast gelerek derhal onu katlettiler ve kardeşi Ukayl bin Esved de o sırada katlolundu. Beni Sehmin en büyük reisleri olan dört kişi bu muhacemede katlolundu.
Şöyle ki Münefbik Bin Haccacı Sehmi'yi Ebu Yüsrü'l-Ensari Hazretleri katletti. Nebi Bin Haccacı da Hazreti Hamza ile Hazreti Sa'd Bin Ebi Vakkas katletti. Nebi oğlu As'ı ve bir de Ebu'l As Bin Kays'ı Sehmi'yi de Hazreti Ali katletti. Bunlardan başka Hazreti Ali Kureyş rüesasından ileri gelenlerinden reislerinden Hazreti Talha'nın amcası Amr Bin Osman İbn-i Amr Teymiye'yi ve Hazreti Haticetü'l Kübra'nın kardeşi Nevfel Bin Huveylid'le Ubeyde Bin Said Bin As Bin Ümeyye'yi de katletti. Ebu'l Buhderi bin Hişam da Müceczer bin Ziyad elinde maktul oldu. Kureyş reislerinden olan Ebu'l Buhderi Mücezzere rast gelmiş, Mücezzer ona peygamberimiz bizi sizi öldürmekten men etti. Onun için sana dokunmayacağız demiş. Ebu'l Buhteri de yanındaki arkadaşının ne olacağını sormuş, onunla harp edileceği cevabını alınca Ebu'l Buhteri de bütün Arap kadınlarının benimle istihza etmelerine tahammül edemem.
Hepsi de Ebul Buhteri arkadaşlarını bıraktı, kaçtı derler. Asil bir insan arkadaşını teslim etmez. Meğer ki can vere veya başka bir yol bula demiş ve mücezzer üzerine hücum etmiş ise de kendisi maktul düşmüş idi. Hazreti Hamza radiyallahu anh Ebu Cehil zannıyla Rüesai Müştikinden ve Beni Mahzum'dan Halid Bin Velid'in kardeşi Ebu Kays Bin Velid'i, Hazreti Ali de Beni Mahzum'dan Abdullah Bin Münzer'i katletti. Yine Rüesai Kureyş'ten Ümmü Seleme'nin kardeşi Mes'ud ibn-i Ümeyye el-Mahzumi dahi Hazreti Hamza'nın kılıncından geçti. Ebu Seleme'nin kardeşi Esved b. Esed de bu sırada katlolundu. Bedir günü Ukkaşe Radıyallahu Anh. Muhammed Bin İshak rivayet eder ki Bedir günü Ukkaşe Bin Mihsan radiyallahu anh o kadar cenk etti ki elindeki kılıç paramparça oldu ve ufalandı da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanına geldi.
Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam da eline bir ağaç budağı verip var bununla cenk eyle dedi. Mukaşşe Radıyallahu Anh elindeki bu dağı bir kere silktiği gibi bir güzel uzun muhkem okkalı kılınç oldu. Ondan sonra gitti. Ta Bari Teala ve Tekaddes Hazretleri Müslümanlara fetih müyesser edinceye kadar ol kılıçla cenk eyledi. Sonradan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile nice gazalara gidip o kılıcı kullandı. Hatta şehit olduğu zaman da elinde aynı kılınç bulunuyordu. Ehli İslam'ın en büyük düşmanı Ebu Cehil'i öldürmek mucib-i mübahahat bir keyfiye dolacağından hep Ashab-ı Kiram Hazaratı onu rast getirmek isterlerdi. Ebu Cehil ise yetmiş yaşında pek gözlü, korkunç yüzlü, anud ve mütemerrid bir melun olup anam beni bugün için doğurmuştur diye ısrarı cesaret eder ve askerini cenge sevk ederdi.
Kendi aşireti olan Beni Mahzum yiğitleri kendi etrafında mıhçıkını gibi olduklarından yanına varılamaz. İki asker birbirine kavuşacağı esnada Abdurrahman Bin Avf Radıyallahu Anh Hazretleri Saffı harpte olup sağında ve solunda ensardan Beni Neccar'dan iki kişi bulunmuştu. Abdurrahman Bin Avf der ki, böyle korkulu bir vakitte rüzgarın germ ü serdini görmemiş iki çocuk arasında kaldım diye düşünürken bunlardan harp ve darbe daha elverişlisiyle bulunmak isterken onlardan biri beni gözüyle süzdü. Yenimden çekip bana, ey amca sen Ebu Cehil'i tanır mısın? Bana göstersene dedi. Evet tanırım ey kardeşimin oğlu. Ebu Cehil ise ne yapacaksın dedik de o bana haber verildiğine göre Ebu Cehil Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e seb edermiş, sövermiş.
Hayatım irade ve kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki onu bir görürsem artık benimle Ondan eceli yakın olan ölünceye kadar şahsım onun şahsından ayrılmayacaktır. Allah ile ahdettim. Ebu Cehil'i gördüğüm gibi üzerine hamle edip ya onu öldüreceğim veyahut bu uğurda öleceğim dedi. Bir gencin heyecan halinde böyle söylediği kati şu söze doğrusu taaccüb ve hayret ettim. Bu iki gençten öbürü de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. Bu sırada gözlerim hiçbir tarafa takılmadan ben Ebu Cehil'i görmüştüm. O Kureyş askeri içinde hiç durmadan ileri geri dönüp duruyordu. Ben, gençler öteye beriye telaşla giden şu şahıs bana sorup savaşmak istediğiniz Ebu Cehil'dir dedim. Onlar da hemen kılıçlarıyla saldırdılar. Hemen ikisi birden fırlayıp çifte Şahin gibi süzülüp Ebu Cehil üzerine hücum ve hamle ettiler.
Bu iki genç meğer Afra Hatun'un oğlu Muaz'la Muaviye nam iki fedai karındaşlar imiş. Halbuki ensardan Muaz bin Amr bin Cemuh nam bir fedai de Ebu Cehil'i gözetirmiş. Bu esnada fırsat düşürmüş ve Ebu Cehil'in ayağına bir kılıç vurmuş. Fakat Ebu Cehil'in oğlu İkrime de kılıçla onun kolunu yaralamıştı. İşte bu sırada Afra Hatun'un oğulları Muaz'la muavves'le yetişip Ebu Cehil'in işini tamam etmişler. Sonra dönüp Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin huzuruna geldiler ve hadiseyi arz ettiler. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de Ebu Cehil'i hanginiz öldürdü diye sorduk da Muaz bin Afra ile Muaz bin Cemuh'tan her ikisi de ben öldürdüm dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz kılıçlarınızı sildiniz mi diye sordu. Onlar da hayır silmedik diye cevap verdiler.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri de kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını tepki gidip gözden geçirdi. Onları tatip için ikiniz de öldürmüşsünüz buyurdu. Fakat Ebu Cehil'in ele geçen eşyasını Muaz bin Amr bin Cemuh'a verdi. Çünkü maktulün metrukatına istihkak icap eden katil-i şer'i Ebu Cehil'i çok yaralayan ve karnınıdeşen İbn-i Cemuh idi Rıdvanullahi Teala aleyh-i Mecmain. Ebu Cehil kendisini Eşref-i Kaba ile Arap olan Kureyş'in reisi bilir ve ehli Medine'yi çiftçi diye tahkir ile gelirken onların elinde ölmek pek gücüne gitmiş ve hatta Muaz Hazretleri kendisini kılıçla vurunca keşke beni çiftçilerden başka bir adam öldürseydi demişti. Bu esnada Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri acaba Ebu Cehil ne yapıyor? Kim gidip de ondan haber getirir, buyurduk da Abdullah Bin Mesud Hazretleri koştu.
Ebu Cehil'in yanına gitti. Gördü ki can çekişiyor. Hemen başını kesmek üzere sakalından tuttu ve ayağıyla boynuna bastı. Ebu Cehil gözlerini açtık da ya Eba Cehil sen misin dedi. Ebu Cehil ise son nefese gelmiş olduğu halde pervasız İbn-i Mes'ud'a ey koyun çobanı pek sarp bir yere çıkmışsın. Bir büyük kişiyi kavm-u kabilesinin öldürmesi hemen şimdi olmuş bir iş değil ya bu olağan iştir fakat galebe hangi taraftadır diye sordu. Abdullah bin Mesud radiyallahu anh da Nusret ve galebe Ehl-i İslam'a yüz gösterdi. Dedi. Ebu Cehil'i sekerat halinde daha ziyade yese düşürdü. Ebu Cehil artık her cihetten me'yus ve nevmid olunca Muhammed'e söyle şimdiye kadar onun düşmanıydım. Şimdi düşmanlığım bir kat daha arttı dedi. Derhal Abdullah bin Mesud onun başını kesti. Son nefesinde de imana gelmeyip küfründe ısrar ile canını cehenneme ısmarlayıp gitti.
Abdullah Bin Mesud Radıyallahu Anh'ın cüssesi nahiv ve küçük Ebu Cehil'in başı ise büyük olduğu halde onu yüklenip götürmesi temaşaya şayan bir keyfiyet olarak işte Allah'ın düşmanı Ebu Cehil'in başı diye huzur-i Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretlerine getirdi. Resul-i Ekrem Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Allah'ın Nusretine teşekkür ederek, bu ümmetin firavunu işte budur buyurdu. Bu esnada Afra Hatun'un oğlu muavez radiyallahu anh, nice işler gördükten sonra kardeşi avf gibi o da şehit oldu radiyallahu anh. Ebu Cehil'in kardeşi As Bin Hişam da bu sırada katledildi. Kureyş'in meşhur reislerinden Tuayme ehli İslam'dan birkaç zatı şehit ettikten sonra kendisi de Hazreti Hamza radıyallahu anh'ın kılıncından geçti. Kureyş kumandanları Utbe ile Ebu Cehil'in katlinden sonra orada da dayanacak kimse kalmayıp cesaretlere de bozulduğundan umumiyetle yüz çevirdiler.
Kıymetli dinleyicilerimiz inşallah Bedir Savaşı'nı sizlere aktarmaya, sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. İnşallah İhsan Mektebi programlısın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahü Sirrahü'l-Aziz'in Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri isimli eserinde.