Bedir Gazvesi Ve Esirlerin Hikayesi kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Bedir Gazvesi ile sizlerle birlikteyiz derdini eşleriz. Ahmut Sami Ramazanoğlu Bedir Gazvesi isimli eserini sizlerle paylaşmaya inşallah devam ediyoruz bu bölümümüzde de. Esirlerin ve ganimetlerin taksimi isimli inşallah konuyla kaldığımız yerden birlikteliğimiz devam ediyor. Safra boğazından…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Bedir Gazvesi ile sizlerle birlikteyiz derdini eşleriz. Ahmut Sami Ramazanoğlu Bedir Gazvesi isimli eserini sizlerle paylaşmaya inşallah devam ediyoruz bu bölümümüzde de. Esirlerin ve ganimetlerin taksimi isimli inşallah konuyla kaldığımız yerden birlikteliğimiz devam ediyor. Safra boğazından çıkıldık da emval-i kanaimi yani ganimet mallarını Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Ashab-ı Kiram'a musavat üzere taksim etti. Yani eşit bir şekilde paylaştırdı ve esirleri de geride bırakıp Medine'ye avdet buyurdu. Döndüler ve bu müddet dokuz gün sürdü. Bir gün sonra da esirler Medine'ye getirildi. Harp esirleri Medine'de Hazreti Peygamber efendimizin huzuruna getirildiği zaman Ezvac-ı Mutahhar'dan olan Sevde radiyallahu anha'da hazır bulunuyordu. Yani efendimizin eşlerinden Sevde annemiz de hazır bulunuyordu.
Akrabasından olan Süheyl Bin Amr'ı esirler arasında görünce esaret zincirlerini kadınlar gibi kendi elinde mi taktın? Niçin harp sahnesinde erkekçe ölmedin demişti. Suheyl ise pek beliğ bir hatipti. Her içtimalarında nutuklar ederdi. Hazreti Ömer bu adamın ileride beliğ nutuklar iradından meni için hiç olmazsa bir iki dişinin sökülmesini teklif etmiş, Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de ben bir adımı sui teşekküre uğratacak olursam Cenabı Hak da beni peygamber olduğum halde aynı şeye uğratır diye cevap vermişti. Esirler ikişer üçer ashap arasında taksim olunmuş, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bu esirlerin hoş tutulmasını emir buyurmuştu. Ashap hurma ile taayyüş ederek, yani geçimlerini temin ederek, hanelerindeki esirlere kendi ekmek ve yemeklerini verir, makulat ve meşrubatına yani yiyecek ve içeceklerine güzel bakarlardı.
Esirler arasında bulunan Mus'ab bin Umeyr'in kardeşi Ebu Üzeyr diyor ki nesllerinde esir bulunduğum yani yanlarında esir bulunduğum Ensar yemek vakitleri geldikçe kendileri hurma yerler, bana da ekmek ve katık verirlerdi. Ben bu vaziyetten utanır, yemeği onlara teklif ederdim fakat onlar kabul etmezlerdi. Çünkü Resul-i Ekrem onlara bize iyi bakılmasını emretmişti. İşte ahlakı İslamiyenin şeref ve ulviyeti. Harp esirlerinin temiz elbiseleri yoktu. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bunlara temiz elbiseler verilmesini emretti. Fakat Hazreti Abbas o kadar boylu postlu idi ki hiçbir kimsenin elbisesi ona uymamıştı. Abdullah bin Übey boyca ona benzediğinden elbisesini ona vermişti. Buhari'ye göre bu iyiliğine karşı Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de gömleğini onun ölümünde kefen olmak üzere vermişti.
Resul-i Ekrem efendimizin amcası Abbas hayli zengin bir zat idi. Harbe giderken zevcesi Ömür-ül Fad'le külliyetli altın verip ben muharebeye gidiyorum şayet bana bir hal olur ise bu altınlar seninle evladımındır demiş. Buna ikisinden başka kimse vakıf değilmiş. Abbas askere sarf edilmek üzere de haylice altın almış lakin vakti harp de elinden alınmış. Resul-i Ekrem efendimiz bu kere ona gerek kendisi için ve gerek biraderzadeleri akil ve neffel için bedel vermesini emrettik de muharebede elinden alınmış olan altınların bu yolda mahsup edilmesine talep rica etmişti. Resulullah Efendimiz Hazretleri de bizim aleyhimize sarf etmek üzere taşıdığın altını sana bırakamayız diyerek onun bu ricasını kabul etmedi. Abbas'ta ya beni avuç açtırıp da dilendirecek misiniz dedi.
Bedir Gazvesi Ve Esirlerin Hikayesi kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Bedir Gazvesi ile sizlerle birlikteyiz derdini eşleriz. Ahmut Sami Ramazanoğlu Bedir Gazvesi isimli eserini sizlerle paylaşmaya inşallah devam ediyoruz bu bölümümüzde de. Esirlerin ve ganimetlerin taksimi isimli inşallah konuyla kaldığımız yerden birlikteliğimiz devam ediyor. Safra boğazından…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Onun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri de, hani Mekke'de Haremin Ümmü'l Fad'la bıraktığın altınlar nerede ve Ümmü'l Fad'la benim ne olacağı malum değildir. Eğer ölürsem bu altın oğlanlarımla senindir demedin mi diye buyurdu. Halbuki Abbas o altınları zevcisine verirken yanında kimse yoktu. Abbas'ta ya Resulallah bunu sana kim söyledi? Bunu kimse bilmiyordu. Çünkü ben bunları Ümmül Fad'la gecenin karanlığında verdim. Yanımızda kimse yoktu ve kimseye de demedim deyince Hazreti Resulü Ekrem efendimiz de bana Rabbim haber verdi buyurdu. Abbas'ta, ya Resulallah ben senin için de şüphe ediyordum. Şimdi şüphem kalmadı. Ben şehadet ederim ki sen sadıksın dedi ve kelime-i şehadeti getirdi ve biraderzadilerine de iman etmelerini emretti ve Allah'tan daha ziyade hayır ve mağfiret isterim diye sözlerine itham verdi.
Abbas Hazretleri iman ettikten sonra benden fidye olarak alınan maldan daha ziyade ve hayırlı olarak Allah Teala bana mal verdi ve çok şeye malik oldum. Hatta yirmi adet köleye malik oldum ki her biri yetmişer bin dinar döndürüyorlar ve istediğim zaman bana zemzem veriyorlardı. Binaenaleyh Cenabı Allah'ın vaat ettiği mağfiretine muntazırım buyurduğu mervîdir. Ammi resulullah, peygamberimizin amcası Hazreti Abbas esir olarak huzur-u risalete getirilince Ashab-ı Resulullah Abbas'ı şirk ile ve sıla-i rahmi kat ederek Resulullah ile muharebeye kadar cüret etmesiyle itham ve tekfir etmeleri üzerine Abbas Hazretleri size ne oluyor ki kabahatlerimizi söyler, iyiliklerimizi saklarsınız demesi üzerine Hazreti Ali Radıyallahu Anh'ın sizin için iyilik var mıdır? Nedir iyiliğini sualine cevaben Abbas, biz sizden efdaliz. Zira mescidi tamir ederiz.
Kabe'nin örtüsünü örteriz ve esirleri koyuveririz deyince şu ayet-i celile nazil olduğu mervîdir. Müşrikler için kendi nefislerine küfürle şehadet eder oldukları halde Allah'ın mescitlerini tamir etmek caiz olmadı. İşte şu küfür üzerine devam eden kafirlerin ameli derece-i itibardan sakıttır ve onlar ebediyen cehennemde kalıcıdırlar. Yani mescitler müminlerin ibadethaneleri olduğundan kafirlerin o misillü mübarek mahalle hizmet etmeleri caiz değildir. Zira onlar kendi nefisleri aleyhinde küfürle şehadet ettiklerinden, küfürle iftihar eden ve ehli imana buğzu adavetle meflof olan kimselerin Allah'ın mescitlerini tamire liyakatları olamaz. Binaenaleyh onlar ne kadar iyi amel işleseler yok mesabesinde ve kendileri ebediyen cehennemdedirler. Çünkü küfürle işlenen amelde fayda olmaz. Zira amelin esası imandır.
Diğer ayet-i celilede dahi mescidin tamirine ehil olanları beyan etmek üzere Allah'ın mescitlerini tamir etmek Allah'a ve yevm-i ahirete iman edip namazını kılan ve vacip olan zekatını veren verdin uğrunda hiç kimseden korkmayıp ancak Allah'tan korkan kimselere mahsustur. İşte şu evsaf-ı cami olan kimseler ibadet-i ilahiyeyi eda ve tarik-ı Hakk'a süluk eden mühtediler zümresinden olmaları me'mul-i kavidir, kuvvetli ihtimaldir ve diğer ayet-i celilede siz huccaca su vermeyi ve mescidi Haram'ı tamir etmenizi Allah'a ve yevm-i ahirete iman edip de fisebilillah mücahede eden kimsenin imanı ve mücahedesi gibi mi kılarsınız Ve ikisi müsavi mi zannedersiniz, eşit mi sanırsınız? Eğer böyle zannediyorsanız bu zannınız fasittir. Zira İndullah şirkle beraber Mescid-i Tamir ve Huccaca su vermek hiçbir zaman da imanla beraber düşmanla muharebe eden kimseyle müsavi olamaz.
Çünkü Allah Teala zalimleri hidayette kılıp doğru yola sevk etmez. Abbas Hazretleri zamanı cahiliyede, huccacı hurma suyuyla sulamak vazifesiyle meşgul olup zamanı İslamiyet'te dahi Resulullah efendimiz o vazifeyi amcası uhdesine ibka buyurmuştur. İbni Abbas'a bir Arabi gelip amcasadeleriniz misafirlere bal ve süt verirlerdi. Size ne oldu ki hurma şerbeti veriyorsunuz? Yoksa muhtaç mısınız veyahut bahil misiniz? Cimri misiniz dediğinde İbn Abbas muhtaç ve bahil değiliz. Lakin Resulullah uzame ile beraber bizim Hani teşrifinde biz hurma şerbeti getirdik. Resulullah tahsin buyurdu. Çok hoşuna gitti, beğendi. Resulullah'ın tahsin buyurduğu güzel gördüğü şeyi biz tebdil edemeyiz dediği Müslim de mezkurdur, zikredilir. Evet, bu şekilde devam ediyor. Esirlerin taksimi ve bu durumla ilgili hadiseler şöyle devam ediyor.
Lakin bedeli affedilmeyip sair esirler gibi bedel tedarik edip vererek Mekke'ye avdet eyliyor. Diğer bedel verme iktidarı olanlar da Peyderbeyi bedel vererek Mekke'ye avdet ettiler. Yalnız bedel vermeye iktidarı olmayıp da okuma yazma bilen esirler de Ensardan ona çocuğa yazı öğretmek ve sonra Mekke'ye gidilmesine müsaade edilmek üzere Medine'de alıkonuldu. Mekke ahalisinden okur yazar çok olup Medine'de bu vesileyle okur yazar kimseler çoğaldı. Hazreti Zeyd Bin Sabit de bu vesileyle okuma yazma öğrenmişti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin büyük kerimesi Zeynep Radıyallahu Anha'nın zevci Ebul As bin Rebi esir edilince fidyesinin verilmesi için haber göndererek Zeynep'in gerdanlığını istemişti ki bu gerdanlık Hazreti Hatice tarafından düğün hediyesi olarak verilmişti.
Hazreti Hatice radiyallahu anha'nın vergüzarı olan gerdanlığının böylece dellal elinde gezer, sattık mal gibi bedeli esaret olarak meydana çıkması Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yirmi beş senelik hatıratını hatırlatmış ve mübarek gözleri yaşarmış ve ashabına bakarak bir valide hatırasını kızına bırakmak icap etmez mi? Reyü tensip ederseniz Zeynep'in eserini salıveriniz, bedelini de geri çeviriniz buyurmuştu. Ashab-ı Kiram da bu halden pek müteessir olmuşlardı. Ashabın cümlesi kabul ettiklerinden gerdanlık Zeynep'e iade olunmuştu. Tahliye olunan Ebu'l-As Mekke'ye avdet etmiş, esaretten kurtulduğunda Müslüman olmamıştı ve Zeynep'i de Medine'ye göndermişti.
Zengin bir tacir olan Ebu'l As birkaç sene sonra Suriye'ye giderek ticaret mallarıyla dönerken Müslümanlar tarafından yakalanmış ve malları müsadere edilmiş fakat Zeynep radiyallahu anha'ya iltica ettiğinden kendisine bütün malları iade olunmuştu. Bu ikinci lütuf Ebu'l As'ın Müslümanlığa karşı duyduğu muhalefeti bertaraf etmiş, o da Mekke'ye dönerek hesaplarını görmüş, sonra İslamiyet'i kabul ederek şu sözleri söylemişti. Sizin mallarınızı heder etmek için Müslüman olduğumu söylemenizi istemediğimden işte geldim. Hesaplarınızı gördüm. Ondan sonra gidiyorum. Esirlerden Ebul İzzetül Cümey nam şairi meşhur ki şiirinden başka sermayesi yok yedi, Fimabaat ehli İslam aleyhinde bulunmamak şartıyla bilabedel salıverildi. Yani daha sonra İslam aleyhinde söz söylememek kaydıyla bedelsiz olarak salıverildi. Yine esirlerden Muttalib bin Hantab ile Safi bin Rifaa'da böyle meccanen azad buyuruldu.
Diğer taraftan münhezim olan Kureyş taifesinin yetmiş nefer maktul ve yetmiş nefer esiri olup Bakıyetü's-su'yufu tarumar olarak düşe kalka Mekke'ye gitmişlerdi. Yani geri kalan askerleri perişan bir vaziyette Mekke'ye gitmişlerdi. Ebu Süfyan bin Haris bin Muttalip de beraber Mekke'ye vardı. Ebu Leheb'le görüştükte Abbas'ın sevcesi Ümmü'l-Fadl'le kölesi olup İslam'ı gizli tutan Ebu Rafi de mecliste hazır oldukları halde Ebu Leheb, Ebu Süfyan'dan Bedir vakasını sordu. O da vallahi hiçbir şey değil. İlla biz Muhammedilere mülaki olduğumuzda arkalarımızı onlara teslim ettik. Dilediklerine katıl ve dilediklerini esir ettiler. Lakin Nas-ı levm-ü ta'yib de eylemem. Yani insanları kınayamam. Zira ablak atlara binmiş bir alay süvari vardı. Onlara mukavemet mümkün değildi diye cevap verdi. Ebu Rafi de o gördüğünüz süvari melaike idi deyince Ebu Leheb gazaba gelip ona bir sille vurdu.
Ümmü'l Fadl ise gayrete gelip, biçare köleyi efendisi burada yok diye dövüyorsun diyerek bir çadır dileğiyle Ebu Leheb'in başını yardı. Onun üzerine Ebu Leheb gam ve kederinden hasta oldu. Vücuduna arız olan hastalıktan cesedi laji gibi o kadar fena kokardı ki evlatları bile yanına yaklaşamazlardı. Nihayet Adese denilen bir hastalıktan vefat edip laşesi üç gün yabanda kaldı. Oğulları bazı siyah Arapları ücretle gönderip uzaktan üzerine toprak atmak suretiyle cenazesi ortadan kaldırılmıştır. Sahih Kureyş'te Mekke'de bir ay kadar Bedir'den maktul olan ölüleri üzerine Mersiyeler söyleyerek matem edip ağladılar. Ebu Leheb ve karısı hakkında nazil olan Sure-i celile'de Ebu Leheb'in nefsi helak oldu ve dünyada işlediği ameli de helak oldu. Ebu Leheb'in malı ve ameli kendinden belayı def edemedi. Yakında alev sahibi ateşe girer.
Odun götürücü olduğu halde bu lehbin zevcesi de cehenneme dahil olur. O hatunun boynunda hurmadan yapılmış ip vardır. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımıza. İnşallah devam edeceğiz bir sonraki bölümümüzde. Mahmut Sami Ramazanoğlu, Kadir Gazvesi ve Enfal suresi tefsirine inşallah devam edeceğiz. Bakalım ayeti kerimeler nasıl açıklanacak bir sonraki bölümümüzde inşallah hep birlikte göreceğiz.