Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri İncelemesi kaydında Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programlısın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini inşallah seslendirmeye devam ediyorum. Sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bedir Gazvesi ve Enfal suresi Tefsiri isimli eserde. Bedir savaşının hazırlıkları ve başlangıcına dair rivayetleri aktarmıştım. Bakalım neler olacak, neler…
Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programlısın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini inşallah seslendirmeye devam ediyorum. Sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bedir Gazvesi ve Enfal suresi Tefsiri isimli eserde. Bedir savaşının hazırlıkları ve başlangıcına dair rivayetleri aktarmıştım. Bakalım neler olacak, neler oluyor, Atike'nin rüyası nasıl gerçekleşiyor? İnşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz. Abbas'ın Atike'nin rüyasından dolayı Ebu Cehil'le arası bozulmuş ve belki bütün Beni Abdülmuttalip Ebu Cehil'e darılmış ise de Sikayet-i Zemzem yani zemzem suyunun dağıtılması vazifesi ve Kabe-i Mükerreme'nin tamirat emaneti Abbas'ın ötesinde bulunduğu cihetle geri kalmak da kabil değildi. Ebu Leheb'den başka sair Beni Abdulmuttalip de ister istemez Kureyş ordusuyla gitmeye mecbur oldular. Yalnız Hazreti Ömer'in kabilesi olan Beni Adi birlikte değillerdi.
Kureyş eşrafı ne kadar varsa cümlesi bir büyük cemiyetle Mekke'den çıktılar. Ebu Cehil'in kumandasında ordunun mevcudu dokuz yüz elli ila bin arası, yüz atlı, yüz hecin süvari ve çoğunun arkasında zırh vardı. Bu orduyla Ebu Süfyan'a imdat için kemali süratle, tam bir süratle seyr ü hareket ettiler. Bedir karyesine varıncaya kadar her konak mahallinde Ebu Cehil ve sonra Safvan ve Süheyl, Şeybe, Utbe, Kays bin Sahabe ve Abbas ve Ebu'l Buhteri, münavebe ile yani nöbetleşe dokuzar veya onar deve kesip Kureyş askerini it'am ettiler, yedirdiler. Onlar Mekke'den kalkıp Bedir mevkiine gelirken Ebu Süfyan da sahil yoluyla kervanı selametle savuşturmuş olduğundan ordunun avdet etmesi dönmesi için Ebu Süfyan Ebu Cehil'e haber göndermiş ise de Ebu Cehil Bedir'e varıp ikamet etmedikçe bize iştirak edenlerle orada develer kesip yemedikçe ve envai çalgılarla ahenk etmedikçe dönmek yoktur.
Ta ki Arap milleti bundan böyle bizim kudret ve Şevketimizden korksun dedi ve dönmek isteyenleri de kısmen geri çevirdi. Cenab-ı Hak bunların hakkında şu ayeti inzal etti. Estaidü billah bismillah. Ey ehl-i iman. Siz o kafirler gibi olmayın ki onlar malları ve servetleriyle iftihar ve kibedici ve nasa insanlara amellerini gösterici ve dini haktan nası men edici oldukları halde muharebe için memleketlerinden çıktılar. Halbuki onların bilcümle amellerini Allah Teala bilicidir. Böylece Ebu Cehil Kureyş taifesini teşvik ile ehli İslam'dan intikam almak üzere Bedir'e kadar gelmişlerdi. Fakat Beni Zühre ile müttefik olan Übey b. Şerik en-Naki de kervan kurtuldu, maksat hasıl oldu, artık geri dönmek lazım geldi diyerek bir ittifak Beni Zühre ile birlikte ordudan ayrılıp çıkıp gittiler. Beni Adiy de zaten ortaya iştirak etmediğinden Bedir vakasında bu iki taifeden telefat vuku bulmamıştır.
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri İncelemesi ne anlatıyor?
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri İncelemesi kaydında Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programlısın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini inşallah seslendirmeye devam ediyorum. Sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bedir Gazvesi ve Enfal suresi Tefsiri isimli eserde. Bedir savaşının hazırlıkları ve başlangıcına dair rivayetleri aktarmıştım. Bakalım neler olacak, neler…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Ali bin Ebi Talib, Zübeyr bin Avvam, Sa'd bin Ebi Vakkas Radıyallahu Anhüm mahiyetinde bir müfrezeyi tecessüs için ileri gönderdi. Yani araştırma yapmaları için gönderdi. Bunlar Bedir kapısında Beni Haccacın kölesi Eslem'le Beni As'ın kölesi Azize ve Ebu Yesar da bulunuyordu. Bunları yakalayıp İslam ordugahına getirdiler. O sırada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri de namaz kılıyordu. Ashab bu köleleri isticvab ettiler. Sorguya çektiler. Onlar Kureyş sakası olduklarını, yani Kureyş'in sucusu olduklarını söylediler ise de Ebu Süfyan'ın kölesi olduğunu sanarak kervandan haber almak üzere sıkıştırdılar. Onlar da çaresiz kalarak Ebu Süfyan'ın kölesiyiz dediler.
Bu sırada Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazdan fare olarak, namazı bitirerek tuhaf şey, bu zavallılar size doğru söyleyince onları döversiniz, yalan söyleyince de bırakırsınız. Bunlar doğru sözlülerdir diye Kureyş'in keyfiyet ve kemmiyeti hakkında malumat aldı. Köleler Kureyş'in eşrafının adlarını Utbe b. Rebia'dan başlayıp birer birer sayınca Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına dönerek, işte size Mekke yer parelerini feda etmiştir buyurdu. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri mütevazi ordusuyla Bedir'e doğru yollanıp zifizan'a varıp Kureyş ordusunun nerede olduğunu araştırmaktayken kuvvetli bir Kureyş ordusu çıkmış olduğunu haber aldı. Hiç de hesap edilmeyen bu hareket orduyu İslam'ı müşkül bir vaziyete soktu.
Çünkü ayet-i kerimedeki tabir veçiyle, hor ve hakir bir müfreze ile, mücehhez bir orduya karşı çıkmak ne kadar güç ise Medine'ye dönmek de o derece ağır ve hayayı mucip idi. Bu müşkil sırada Cebrail Aleyhisselam gelerek iki taifeden yani Kureyş ordusuyla kervandan gayri muayyen herhangi birisinin Müslümanlar için mev'ud olduğunu, vaat edilmiş olduğunu müjdeledi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem Hazretleri Ashab-ı Kiram'ını toplayıp bir istişare meclisi kurdu. Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri Kureyş Mekke'den çıkmış geliyor. Ne dersiniz? Kervanın peşine mi düşmek istersiniz yoksa Kureyş ordusuna karşı mı gitmek cihetini tercih edersiniz diye sordu. Ayet-i celile'de işaret olunduğu üzere ashabtan çoğu biz kervan niyetiyle çıktık.
Eğer böyle bir orduyla muharebe olunacağını bilseydik daha tedariklice çıkardık diye cevap verdiler ve kervan tarafına mil gösterdiler. Ashab'ın muhalefet ve mücadelesi kemali havf ve telaşlarından neşet ettiği doğduğu ve bu korku ise ihtiyari olmayıp zaruri olduğu cihetle bu mücadelelerinde mazur olduklarından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e muhalefet etmiş addolunmazlar, sayılmazlar. Binaenaleyh muhalefetlerinden dolayı ahirette mücazat görmezler. Çünkü ehli İslam zayıf olduğu için tehlikeye maruz kalmamak maksadıyla kervana gitmek cihetini tercih etmişlerdir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri ashabının muhalefet cevabından hatır-ı alileri kırıldı. Bu temayülden müteessir oldu.
Bunun üzerine Ebubekir ve Ömer radiyallahu anhuma müteakiben ayağa kalkarak muhacirler namına Kureyş ordusuna karşı gidilmesi lehine hatır-ı Nebevi'yi tatyip onu hoşlandıracak, memnun edecek sözler söylediler. Sonra Mikdad b. Esved ki ilk Müslümanlardandır, meydana çıkıp söz alarak Ya Resulallah! Allah'ın emri neyse biz itaat eyleriz. Herhalde seninle beraberiz. Vallahi arazi-i mamurenin en nihayetine kadar gitseniz sizinle beraber gideriz, dedi. Buhari'de Abdullah b. Mesud radiyallahu anh'dan rivayeten tafsilat şöyledir. Abdullah b. Mesud der ki, ben Mikdad b. Esved'in ağzından gayet keskin bir söz duydum ki o söz sahibi olmak bana ve ona kıyas olunabilen her kıymetli sözden daha çok kıymetlidir.
Mikdad müşrikler üzerine ashabı harekete davetle teşvik maksadıyla Nebi sallallahu teala aleyhi ve sellemin huzuruna gelerek, Ya Resulallah biz Muhammed ümmetleri Musa kavminin Musa peygambere haydi sen ve Rabbin düşmana karşı gidip muharebe edin de biz burada duralım dedikleri gibi diyemeyiz. Lakin biz senin sağında solunda önünde ve arkanda düşmanla çarpışırız dedi. İbn-i Mesud der ki Miktadın bu ateşli sözü üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin yüzü parladığını ve miktadın sözüne sevindiğini gördüm. Rasulullah Efendimiz miktada dua buyurmuştur.
Ensar-ı Kiram'da mukaddema Akabe'de Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri'ne bey'at ettiklerinde kendi beldelerine gelirlerse onları evlat ve ihalleri gibi her şeyden esirgeyip sakınacaklarını taahhüt etmişlerse de harici Medine'de muharebe edeceklerine dair taahhütleri olmadığından ve düşman tecavüzüne karşı bir taahhüdümüz yoktur diyebilmeleri ihtimaline binaen onların reyleri sorulmak lazım gelmekle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz onlara hitaben, Ey nas, siz de bu hususta rey ve mütalaalarınızı bildirseniz diye buyurdu. Sa'd Bin Muaz ayağa kalkarak, Ya Rasulallah bu hitapla bizleri mi murat buyuruyorsunuz diye sorunca Rasulullah Efendimiz de evet diye tasdik buyurması üzerine Sa'd b. Muaz Ya Rasulullah biz sana inandık. Tarafı bariden getirdiğin Kuran'ın hak olduğuna itikat ve itimat ettik.
Ve sana itaat ve ittiba etmek üzere ahd ü misak eyledik. Nasıl dilersen o suretle hareket et. Bize emret biz seninle beraberiz. Seni gönderen Allah hakkı için. Eğer denize girersen seninle beraber gireriz. Hiçbirimiz geri kalmayız. Biz düşmana varmaktan çekinmeyiz. Muharebe vaktinde geri dönmeyiz. Ya Resulallah. Biz harpte sebat etmesini, sadakat göstermesini biliriz. Düşmanla karşılaştığımızda Cenab-ı Hak'tan umarız ki Ensar camiasının elinden seni memnun ve mesrur edecek şehamet harikaları gösterecektir. Hemen Ala bereketillah bizimle beraber düşman üzerine azimet buyurunuz deyince Resulullah Efendimiz, Sa'd b. Muaz'ın bu metin sözlerinden fevkalade memnun olarak Öyleyse haydi Allah'ın bereket ve saadetine doğru yürüyünüz. Size müjde ederim ki, Allah Teala Hazretleri bize bu iki taifenin gayri muayyen birisini kati surette vaad etmiştir. Binaenaleyh zafer muhakkaktır.
Vallahi ben sanki o Kureyş kavminin harp meydanında düşüp telef olacakları yerleri görüyor gibiyim diye buyurdu. Ordu-yu saadet dahi Zifizan Vadisi'nden hareket edip Bedir Karyesi'ne doğru yürüdü. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Bedir'e varıldık da harp sahasını gezdi. Mübarek eliyle işaret edip elini yer üstüne koyarak burası filanın makteli yani öldürüleceği yer şurası filanın makteli diye mübarek eliyle gösterdi. Hakikaten haber verdiği kimselerden hiçbirinin ölüm yeri gösterilen noktayı şaşmadı. Müşriklerden hangisi için nereyi maktel gösterdiyse o müşrik orada düşüp can verdi. Ehl-i İslam Bedir'e yakın kumluk bir mahalde ordu kurdu ki yürürken insanların, hayvanların ayakları kayardı. Arızalı bir mıntıka olup kumlukta güçlükle gezebiliyordu.
Evvelce Kureyş ordusu gelip Bedir suyunu zapt eylemiş olmasıyla ehli İslam susuzluktan zahmet çekip, şeytan dahi bazılarının kalbine susuzluktan kırılmak vehmini ilka ederek vesvese verdi. Susuzluktan abdest almak, gusletmek mümkün olmuyordu. Bununla beraber harp de tahakkuk etmişti. Bu zorluklar içinde bulunan Müslümanlar Cenab-ı Hakk'a iltica ile, Ya Rab düşmanın Kureyş'e karşı bizi mansur ve muzaffer kıl. Ey medet ve inayet dileyenlere yardım eden Allah'ımız, bize imdat eyle diye duaya başlamışlardı. Fahr-i Razi ve Üfessirinin beyanlarına nazaran vaka şöyle zuhur etmiştir. Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri akşam vakti Bedre varıp ayakları yer tutmayacak derecede kumluk ve kas ve dengesiz bir mahalle kondular.
Düşmandan son derece havf ve telaşları olduğundan gece uyanık bulunmak istedikleri halde Allah Teala Azze ve Celle Hazretleri onlara gayet tatlı ve hafif bir uyku ihsan buyurmasıyla cümlesi birden uyudular ve rahat ettiler. Uyku vücutlarının her tarafını ihata eylediğinden ihtiyarsız cümlesi yere serildiler. Yani ellerinde olmadan herkes yere serildi ve uyandılar ki birçoğu ihtilam olmuş. Şeytan da insan suretinde temessül ederek vesvese verir ki kendi itikadınızca havassı ümmettensiniz ve taharetsiz bir işe de başlamazsanız. Şimdi ise cünüp ve abdestsizsiniz. Halbuki su yok. Binaenaleyh taharetsiz namaz kılacak ve eftal ibadet addedeceksiniz. Cihada başlayacaksınız. Bu hal ile mağlup olup birçoğunuz helak olacaksınız ve birçoğunuz da düşman elinde esir olacaksınız. Zira düşmanınızın adedi çok olduğu gibi mühimmatı-ı Harbiyeleri de, yani savaş malzemeleri de mükemmel ve karınları da tok.
Sizse bunun aksiniz demekle ehl-i imanın zihnini teşvik ederdi. Halbuki ayet-i celilede buyurulduğu vechile. İşte o zaman Allah Teala ve Tekaddes Hazretleri rahmetini ihsan ile inzal buyurdu. Ashab-ı Kiram abdest aldılar, guslettiler ve su cihetinden ihtiyaçlarını yağmur suyu ile def ettiler. Çünkü rahmet suyu derelerden aktı. Bütün havali suyla doldu. O kumlar da yatışarak Ashab-ı Kiram'ın ayağı yer tuttu. Yağmur yağmasıyla hava tebeddül etti, değişti. Gam yerine sürur, keder yerine ferah, korku yerine şecaat, kasavet yerine metanet, rehavet yerine salabet, nefret yerine ülfet geldi. Binaenaleyh a'daya, düşmana hücumla zafer kazandılar. Kureyş taifesinin Ehl-i İslam'a nispetle kuvvetleri kat kat ziyade iken onlar telaş ve endişe üzere olup Ehl-i İslam'sa emniyet üzere bulunuyordu. Sihirli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü burada bitirmek istiyorum.
İnşallah bir sonraki bölümümüzde yine sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahü'l Azizi'in Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri isimli eserini aktarmaya, sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Kaynak: Genel
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri… | Mihmandar