Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri kaydında İhsan Mektebi programımızda, Ahmus Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu ve Ravulazihesi'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsirine inşallah devam ediyoruz. Derdini içer misin? Bedir Gazvesi sonrasında ganimetlerin ve esirlerin akıbetinden söz ediyorduk en son. Ve Ebu Leheb hakkında inen Tebbet suresinin mealini vererek bitirmiştim ve bu sure-i…
İhsan Mektebi programımızda, Ahmus Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu ve Ravulazihesi'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsirine inşallah devam ediyoruz. Derdini içer misin? Bedir Gazvesi sonrasında ganimetlerin ve esirlerin akıbetinden söz ediyorduk en son. Ve Ebu Leheb hakkında inen Tebbet suresinin mealini vererek bitirmiştim ve bu sure-i celile'nin sebebi nüzulünü iniş sebebini aktararak inşallah programımıza devam edeceğim. Ebu Leheb'in nefsi helak olduğu ve dünyada işlediği ameli de helak oldu. Ebu Leheb'in malı ve ameli kendinden belayı def edemedi. Yakında alev sahibi ateşe girer. Odun götürücü olduğu halde Ebu Leheb'in zevcesi de cehenneme dahil olur. Boynunda hurmadan yapılmış ip vardır. Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Safa üzerinde Kureyş'in büyüklerini davet ile dini İslam'a dahil olmalarını teklif edince Ebu Leheb de bizi bunun için mi davet ettin?
Tebben lek yani helak olasın demekle kalbi nübüvveti rencide edince Cenab-ı Hak Azze ve Celle Hazretleri Resulü'nün kalbine arız olan kederi izale ve tesliye için bu sure-i inzal buyurmuştur. Ebu Leheb'in karısı Mü Cemil de Resulullah'a şiddeti adavetinden dağdan Muğeylan dikeni vesair çalıları arkasında getirir, Resulullah'ın yolu üzerine saçardı. Halbuki Cenab-ı Hakk'ın siyanetiyle korumasıyla o dikenler üzerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz yürürken ipekten döşeme üzerinde yürür gibi yürür ve hiçbir şey tesir etmezdi.
Bu Sure-i Celile'nin evvelinden nihayetine kadar Cenabı Hak Ebu Leheb'in haremini zemmedince bu zemme tahammül edemeyip husumetini alenen ilana başlaması üzerine herkes Resulullah'a olan haset ve garazını anladığından Ebu Leheb'in Resulullah hakkında layık olmayan sözleri hiç kimseye tesir etmemeye başladığı gibi kendi hakkında herkesin boğuzu adaveti artmış, nas indinde insanlar katında kadr-ı kıymeti kalmadığı gibi herkesin nefretini de kazanmıştı. İşte Cenabı Hakk'a karşı selli seyf edip de hakkı iptale çalışanların akıbeti, dünya ve ahirette hüsranda kalacakları şüphesizdir. Mevahip'te naklolunulduğuna göre Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i doğduğunda Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe emzirmiştir. Efendisine Resulullah efendimizin veladetini beşaret etti de müjdelediğinde Ebu Leheb'de onu azat eylemişti. Ebu Leheb vefat ettikten sonra bir gece vaka rüyada gördüler.
Ya Eba'la hep halin nedir? Dediler. Cevaben, Cehennemdeyim ama pazartesi geceleri geldiği zaman azabım hafifletilir. Parmaklarımın arasını emerim. Su çıkar, onu içerim dedi. Sebebi budur ki pazartesi gecesi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dünyayı teşrif ettikte Suveybe gelip bana haber vermişti. Ben de azat etmiştim. Hak Teala onun mukabelesinde pazartesi geceleri azabımı tahfif edip, hafifletip bu ihsanı kıldı. İbn-i Cezeri rahmetullahi aleyh der ki: Ebu Leheb gibi bir kafir, Resulullah Hazretlerinin doğduğu gece bu ihsanı etmekle cehennem için de faydasını müşahede edince kıyas eyle ki bir kimse mümin ve muvahhid ola o gecelere tazim edip Resulullah hürmetine in'am ve ihsanlar eyleye. Hak Sübhanehü teala canibinde ne kadar lütfu keremlere müstahak olur.
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri ne anlatıyor?
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri kaydında İhsan Mektebi programımızda, Ahmus Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu ve Ravulazihesi'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsirine inşallah devam ediyoruz. Derdini içer misin? Bedir Gazvesi sonrasında ganimetlerin ve esirlerin akıbetinden söz ediyorduk en son. Ve Ebu Leheb hakkında inen Tebbet suresinin mealini vererek bitirmiştim ve bu sure-i…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İşte müminlere layık olan budur ki mevlid ayında Resulullah hürmetine Mevlid-i Şerif okutalar, hayrat yapıp fukaraya verirler demişlerdir. Ve mücerrepdir ki, denenmiştir ki bir kimse mevlid ayında Resulullah hürmetine cemiyyet ve ziyafetle mevlid-i Şerif okutsa o yıl içinde beladan emin olup, muradı ne ise hasıl olur demişlerdir. Abdullah bin Mesud der ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Kabe'ye yönelerek Kureyş'ten dört kişi hakkında dua etmişti. Şeybe bin Rebia, Velid bin Utbe, Ebu Cehil Bin Hişam, Utbe Bin Rebia. Abdullah Bin Mesud yine diyor ki Allah'a yemin ederim ki ben onları harp başlamadan önce Hz. Peygamber Efendimizin bunların kat olunacaklarını gösterdiği yerlerde vurulup yattıklarını gördüm. O gün hava sıcak olduğundan güneş bunların şekillerini değiştirmişti.
Buhari'nin yine bu babdaki rivayetine göre Ebu Zerre Kıfarî radıyallahu anh der ki: Kat'i olarak ant içerim ki ayeti, Bedir günü cenkleşen altı kişi hakkında nazil olmuştur. Bunlar Hamza, Ali, Ubeyde b. Haris radıyallahu anhüm ile Utbe, Şeybe ve Velid'dir. Hac suresinin on dokuz. Ayeti olan bu kavl-i şerifin tamamının meali şöyledir: Şu iki zümre Müslim, kafir iki hasımdır ki kendi Rableri hakkında davaya düşmüşlerdir. O küfreden zümre için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üzerine kaynar su dökülecektir. Yine Buhari'nin rivayetine göre Hazreti Ali radiyallahu anh'ta kıyamet gününde ben hak divanında müşriklerle muhakeme olmak üzere durmak için ilk diz çöken kimse olacağım demişler. Bu hadisin ravisi Kays b. Ubade Bu ayetin ilk İslam Harbi'nin ilk mübarizleri hakkında nazil olduğunu söylüyor.
Buhari'nin muavvis kızı Rübeyya'dan rivayetine göre şöyle demiştir: Ben gelin olduğum gün kuşluk vaktinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem düğünüme gelmişti. O sırada birtakım kızcağızlar def çalarak babalarımızdan Bedir kazasında şehit olanların menkıbelerini yad ediyorlardı. Nihayet bu kızlardan birisi içimizde bir peygamber vardır ki o yarın ne olacağını bilir dedi. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem cariyeye kızım öyle söyleme evvelce söylemiş olduklarını inşaat eyle söyle buyurdu. Gayba ve istikbale ait vakayı bilmek Cenabı Allah'a mahsus olduğu için Resulullah Efendimiz bunun kendisine nispet edilmesini men etmiştir. Yine Buhari'nin Abdullah bin Ömer'den rivayetine göre Ömer'in kızı Hemşirem Hafza, Sehimli Huzafe'nin oğlu Huneys'ten dul kalmıştı.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ashabından olan Huneys, Bedir muharebesinde hazır bulunmuş ve oradan yaralı gelerek Medine'de ölmüştü. Babam demiştir ki Osman bin Affan'a kavuştum, ona Hafsa'yı almasını teklif ettim ve ey Osman, istersen Ömer'in kızı Hafsa'yı sana nikah edeyim dedim. O da bu işi bir düşüneyim dedi. Birkaç gün bekledim. Sonra karşılaştığımda şu günümde evlenmek doğru olmadığını anladım dedi. Sonra Ebu Bekir'e vardım. Ona da istersen Ömer'in kızı Hafsa'yı sana nikah edeyim dedim. Ebubekir sustu ve bana bir cevap vermedi. Ben de Osman'a kızdığımdan ziyade Ebu bekre sinirlendim. Osman bir cevap olsun vermiş ve özür dilemişti. Birkaç gün daha eğlendim. Sonra Hafsa'yı Nibi s. Istedi. Ben de Rasulullah'a nikah ettim. Bu ara bana Ebu Bekir geldi ve şöyle özür diledi. Ey Ömer, hani sen Hafsa'yı bana teklif edip de sana bir cevap vermediğim zaman bana darılmıştın.
Sanırım öyle mi? Diye sordu. Ben de: Evet, doğrudur dedim. Bunun üzerine Ebu Bekir senin teklifine cevap vermekten beni bir şey men edemezdi. Ancak şu var ki ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden Hafza'yı almak istediğini bana söylediğini iyi biliyorum da Resulullah'ın sırrını duyurmak istemiyordum. Şayet Resulullah Hafza hakkında düşüncesini bıraksaydı onu muhakkak ben kabul ederdim. Bedir mağlubiyetinin haberleri Mekke'ye ulaştığı zaman her aile matem tutmuştu. Fakat Kureyş mahcubiyetini saklamak için matemi men etti. Harpte üç oğlu ölen Esved, hissiyatını ketmedenmemekle saklamamakla beraber ağlamaktan utanmış, bir gün bir feryat duyarak hizmetkarını çağırmış. Ona, Mateme müsaade verildiyse sel gibi yaşlar dökerek içimi açmak istediğimi söyle demiş.
Fakat hizmetkar ancak devesini kaybeden bir kadının ağlamakta olduğu haberini getirince Esved de şu beyti inşa etmiş: Demek o kadın bir devesini kaybettiğinden ağlıyor ve uykusunu feda ediyor. Hayır! Sen devenin için ağlama. Bedir'deki talihsizliğimizi ağla. Ağlayacaksan ukail için ağla. Arslanların arslanı Haris için ağla demişti. İslamiyet'in en müthiş düşmanlarından Umeyr b. Vehb bir gün harpte Safvan b. Umeyye ile Bedir zayiatı için ağlıyorken, Safvan, Vallahi artık hayat yaşamaya değmez demiş. Umeyr de, Doğru söylersin. Borçlu olmasam ailem olmasa yalnız başıma Medine'ye gider, Muhammed'i öldürürdüm demiş. Safvan ona, fakat sen hiç merak etme, ben senin çocuklarına bakmaya hazırım demişti. Bunun üzerine Umeyr evine dönmüş, kılıncını zehirlemiş, Medine'ye hareket etmişti. Umeyr, Hz. Ömer'e tesadüf etmiş. Hz. Ömer de onun halinden şüphelenmiş. Onu yakalayarak huzuru Hz.
Peygamber'e getirmişti. Peygamber efendimiz Bırak şu adamı Ömer. Bu meyre de bana yaklaş, niye geldin buyurdu. Bu meyre de oğlumun serbestisini temin için geldim dedi. O halde niçin kılıçla geldin? Ona ehemmiyet vermeyiniz. Çünkü Bedir'de bir işe yaramadı. Hayır Umeyr sen hücrede Safvan ile beraber beni öldürmeyi tasarladınız. Bu sözler Umeyr'i titretti. Muhakkak sen Allah'ın peygamberisin. Çünkü bunu bir ben, bir de Safvan bilir dedi. Umeyr İslamiyet'i kabul etti, Mekke'ye döndü ve hem de Mekke'de hem şehrilerini irşada meşgul olarak birçok zatı irşada muvaffak oldu. Buhari'nin Kindli Mikdad b. Amr radıyallahu anh'dan rivayetine göre Müşarun ile Mikdad Bedir'de hazır bulunan ashabtandı. Şöyle demiştir. Ben bir kere Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ya Resulullah şöyle bir mesele hakkında ne buyurursunuz?
Ben kafirlerden bir kişiyle karşılaşıp buruşurken benim iki elimden birisini kılıçla vurup koparsa sonra benden kaçıp bir ağaca iltica etse de ben Allah için Müslüman oldum. La ilahe illallah dese ben onu tevhit kelimesini söyledikten sonra öldürebilir miyim dedim. Resulullah, hayır onu öldürme buyurdu. Ben, ya Rasulallah o benim iki elimden birisini kesti ve kopardı da kelime-i tevhidi elimi kopardıktan sonra söyledi dedim. Bunun üzerine Resulullah efendimiz şöyle buyurdu: Sakın O'nu öldürme. Eğer O'nu öldürürsen O senin O'nu öldürmezden evvelki vaziyetindedir. Çünkü Müslüman olmuştur. Kanı masumdur, taarruzdan masumdur. Sen O'nu söylediği tevil kelimesini söylemezden evvelki vaziyetindesin. Çünkü kanın kısas ile mubahvaf olmuştur buyurdu. Buhari'nin Cübeyr b.
Mut'im radiyallahu anh'dan rivayetine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz müşriklerin bedir maktulleri hakkında şöyle buyurmuştur: Ey Cübeyr! Eğer baban Mut'im b. Adiy sağ olsaydı, sonra şu kokmuş cifeler hakkında şefaat etseydi hiç şüphesiz bunları Mut'ime diri diri ve fidye-i necat almaksızın bağışlardım. İzahı şöyledir: Rasulullah Efendimiz bu kadar kanlı düşmanları bağışlamak derecesinde Mutim b. Adiy'ye teveccüh etmesi Mutim'in Rasulullah Efendimiz'in üzerinde pek büyük hakkı minneti bulunmasındandır. Şöyle ki Peygamber Efendimiz, Taif seferinden meb'yus bir halde Mekke'ye dönüp geldiğinde mutim, Peygamber Efendimiz Hazretleri'ni himayesine almış ve dört oğluna emredip silahlandırarak bunların her birisini Kabe'nin birer rüknüne dikmek suretiyle Resulullah üzerinde himayesi olduğunu Kureyş'e ilan etmiştir.
Bu haber Kureyş'e erişince Kureyş mutim'e gelerek sen hakkı himayesi muteber olup küçük görülmeyen bir kimsesin deyip himayesini kabul etmişlerdir. Bundan evvel Kureyş Haşimileri Haşimoğulları mahallesinde muhasara ettiklerinden mahzurlar hakkında bir sahife yazmışlardı. Bu alçak sahifeyi Mut'im b. Adiy Paçavra gibi yırtıp atmıştı. İşte Mut'im'in bu şerefli eline hürmeten on dört senelik bir zulüm ve husumetin intikam mahsulünü bile Resul-i Ekrem Efendimiz Hazretleri bağışlarım buyuruyor. Mut'im b. Adiy, Bedir Harbi'nden önce Mekke'de doksan küsur yaşında ölmüştür. Değerli dinleyicilerimiz, Bedir senesi hadiseleri ve zekatın farz oluşuna dair bölümle inşallah programımıza devam edeceğiz. Ancak bunu bir sonraki bölüme bırakalım.
İnşallah önümüzdeki programımızda İhsan Mektebi programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü Sirrahü'l Aziz'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsirinden Bedir senesi hadiseleri ve zekatın farz oluşuna dair bölümde inşallah tekrar birlikte olalım.