Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz aziz dinleyicilerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü'l-Aziz'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsiri isimli eserini sizlerle paylaşmaya inşallah devam edeceğim bu bölümümüzde de. Bedir Gazası Hicretin ikinci senesi Ramazan'ında vuku buldu. Bu gaza evvelce…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz aziz dinleyicilerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü'l-Aziz'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsiri isimli eserini sizlerle paylaşmaya inşallah devam edeceğim bu bölümümüzde de. Bedir Gazası Hicretin ikinci senesi Ramazan'ında vuku buldu. Bu gaza evvelce tasavvur edilmiş ve tertip olunmuş bir muharebe olmayıp Ebu Süfyan'ın Şam'dan dönüşünde kervanını önlemek maksadıyla çıkılmış ise de Murad-ı Sübhani vechile rastgele bu vakıayı azime, bu büyük olay vuku buldu. Ey müminler. Zikredin o zamanı ki o zaman da Bedir denilen mevkide siz Medine'ye yakın bir vadide bulunuyordunuz. Ve kafirler de Medine'ye uzak bir vadide bulunuyorlardı. Mekke ahalisinin Şam'dan gelen kervanı ise sizden daha aşağı sahil cihetinde bulunuyordu.
Eğer siz onlarla muharebe için vakti muayyen tayin etmiş ve o vakitte harbe hazırlanacağınızı kararlaştırarak vaatleşmiş olsaydınız, o vakti muayyende o belirli vakitte siz kendinizin azlığına bakarak muhalefet eder, harbe hazır olmazdınız. Velakin Allah Teala end-i uluhiyetinde mukadder olan bir emri kaza etmek için sizi adanın karşısında, düşmanın karşısında cem etti, topladı. Ve sebat verdi. Nusrat ve zaferini size müyesser kıldı ki helak olan açıktan helak olsun, kimsenin şüphesi kalmasın ve hayatta kalacak ve yaşayacak olan kimse de açıktan yaşasın ki herkes görsün. Zira Allahu Teala müminlerin imanını ve kafirlerin küfrünü bilir ve her birinin münacatını işitir ve herkesin ameline göre ceza verir. Cenab-ı Hakk'ın muradı İslam'ın Şevketini ve dinini ilan etmek yüceltmek olduğu cihetle esbabı zaferi hazırladı. Zaferin sebeplerini hazırladı.
Bedir gazasında ehli İslam'ın azlığına ve ehli küfrün çokluğuna rağmen şu hatır ve hayale gelmeyen harikulade nusrat-ı ihsan ile zafer verdi. Zikret ya Ekreme'e rusül. O zamanı ki o zaman da sana uyku halinde Allah Teala kafirlerin fırkasını azıcık gösterdi ki gördüğün vechile ashabına haber veresin de askerin şecaatine halel gelmeye ve kuvve-i maneviyeleri yerinde ola. Ve eğer Allah Teala onları sana çok göstermiş olsaydı ashabına gördüğün ve çile haber verince onların kesretine, çokluğuna ve kendinizin killetine, azlığına bakarak korkar ve emri harp de bu savaş durumunda işinde re'iniz dağılarak münazaa ederdiniz. Görüşleriniz farklı farklı olur ve tartışmaya girerdiniz. Binaenaleyh işiniz müşkil olurdu, içinden çıkılmaz bir hal olurdu. Lakin Allah Teala size onları az göstermekle kalbinize ihsan ettiği metanet ve şecaat sayesinde münazadan ve re'yinizin dağılmasından salim kıldı.
Zira Allah Teala kalbinize sakladığınız esrarınızı, gizli duygularınızı hallerinizi bilinci ve niyetinize göre mükafat vericidir. Ve zikredin ey ehl-i iman o zamanı ki: O zamanda kafirlere mülaki olup muharebeye tutuşacağınızda kafirleri sizin gözünüzde gayet az gösterdi ki şecaatinize halel gelmesin ve onların gözlerine sizi az gösterdi ki size ehemmiyet verip de ziyade hazırlıkta bulunmasınlar. Ve indi ilahide işlenmesi kati ve mukarrer olan bir emir yerini bulsun ve hükm-ü ilahi hasıl olsun. Zira yerde ve göklerde cereyan eden işlerin hepsi ancak Allah Teala'ya racidir. Başka merci yoktur. Fahr-i Razi ve Hazinin beyanı vechile Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin rüyasını muharebe esnasında ashabına da kafirleri az göstermekle tasdik buyurmuştur.
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri ne anlatıyor?
Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz aziz dinleyicilerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü'l-Aziz'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsiri isimli eserini sizlerle paylaşmaya inşallah devam edeceğim bu bölümümüzde de. Bedir Gazası Hicretin ikinci senesi Ramazan'ında vuku buldu. Bu gaza evvelce…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hatta İbn-i Mes'ud Hazretleri kafirleri yetmiş kadar gördüğünden yanındaki bir zata kafirleri yetmiş adet miktarında mı görüyorsun deyince, o zatında hayır yüz adet miktarında görüyorum dediği mervîdir. Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri zaferi murat ederse kuvve-i maddiyeye kuvve-i maneviyeyi de rabt ederek bağlayarak zaferi halk edeceğine bu ayet delalet eder. Cenab-ı Hakk'ın Bedir gazasında ehli imanı küffarın gözüne ve küffarı ehli imanın gözüne az göstermesi harikulade olarak mucize kabilindendir. Kafirler ehli imanı muharebeye başlamazdan evvel az gördükleri halde esnay-ı Muharebe'de kendilerinin iki üç misli gördükleri mervîdir. Hatta Ebu Cehil Ashab-ı Muhammed beş on kişiden ibarettir.
Bunları öldürmeksizin tutun getirin de bildiğimiz gibi işkenceyle öldürelim dediği halde esnay-ı harp de savaş esnasında gördükleri gibi zuhur etmeyip kendilerinden daha çok zuhur edince her tarafını hayret ihata edip kuşatıp başlarından vurulmuş gibi ne yapacaklarını bilemeyip şaşkın kalmışlardır. Şu ahvalin cümlesi murad-ı ilahi olan ehl-i imanın i'zası ve kafirlerin zelil ve hakir olmalarıydı. Elhamdülillahi teala bu da hasıl oldu. Medine'den hareket. Mekke'den çıkıp Şam'a giden Kureyş kervanına yetişmek üzere Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri Medine'den hareketle Uşeyre nam mahalle kadar gitmişken o kervana tesadüf edemeyip ancak Beni müdliç taifesini taht-ı ahd ve emana alarak Medine-i Münevvere'ye avdet buyurmuştu. Bu kervanın reisi Ebu Süfyan olup Şam'dan külliyetli mal alarak geri dönüyordu. Amr b.
As dahi beraberindeydi ve yanlarında ancak kırk kadar adam vardı. Öyle külliyetli emval ile Şam'dan çıktıkları haber alınması üzerine Rasul-i Ekrem Efendimiz kervanın ahvalini tecessüs etmek, araştırmak için Talha b. Ubeydullah'la Said b. Zeyd radiyallahu anhuma Hazretlerini Şam cihetine gönderdi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de Şam'dan avdet kervanı karşılamak maksadıyla Ramazan-ı Şerif'in sekizinci günü Medine'den çıkıp Revha nam mahalle vardı. Orada ordusunu muayene buyurdu, gözden geçirdi. Abdullah b. Ömer'le diğer ufak buluğa ermeyen çocukları ve alil hasta ve sakat olanları geri çevirmişti. O meyanda Umeyr b. Ebi Vakkas da geri çevrildiğinden ağlamıştı. Nihayet Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz onu alıkoymuş, ağabeyi Sa'd b. Ebi Vakkas radiyallahu anh kendi eliyle kardeşinin beline kılıncı takmıştı.
Karşı çıkılacak kuvvet zayıf olduğu için fazla ihtimam edilmemişti ve harbe iştirak ihtiyari bırakılmıştı. Hatta Bedir'e iştirak etmeyenlere hitap edilmemiştir, azarlanmamıştır, kınanmamıştır. İbn-i Ümmü Mektum Mescid-i Nebevi imametine memur olarak Medine'de kalmış ve Ebu Lubabe Hazretleri de Medine'nin emri muhafazası için Kaim-i Makam bırakılmıştı. Avali karyelerinde nifaka dair bazı havadis işitildiğinden Asım b. Adiy el-Aclani Hazretleri de hakim nasb bulunarak Kuba'ya gönderilmişti. Osman bin Affan Hazretleri de namizac olduktan başka zevcesi ve Rasul-i Ekrem Efendimizin kelime-i muhteremeleri, Rukiye radiyallahu Anha Hazretleri de hasta olmakla Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'le gidemediği gibi, Ebu Umame radiyallahu anh Hazretlerinin validesi de ağırca keyifsiz olduğundan Medine'de kalmak üzere mezun olmuştu, izin verilmişti.
Sair Ashab-ı Kiram Rıdvanullahi aleyhim ecmain hazeratı da hep Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri ile birlikte olarak Revhadan kalkılıp safra merhalesine azimet buyruldu. Mecmu-i asakir-i İslamiye yani İslam askerlerinin toplamı üç yüz beş kişi olup altmış dördü muhacirinden ve bakisi de geri kalanı da ensarzan idi. Bu sayı izin verilenlerle birlikte üç yüz on üç kişiye baliğ oluyordu. İçlerinde yalnız üç nefer adlı vardı ki bunlar Mikdad b. Esved, Zübeyr b. Avvam ve Mersed Ganevi idi. Miktadın atına yalızca, Zübeyr'in atına da Yasub derlerdi. Yanlarında sekiz kılınç, altı zırh ve yetmiş deve bulunup develere nöbetleşe binerlerdi. Hatta Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri ile Hazret-i Ali ve Zeyd b. Harise radiyallahu anhüma için bir deve ayrılmış olup üçü nöbetleşe binerlerdi.
Ordunun baş kumandan bayrağı demek olan Liva-i Saadeti Muhacirî'nin beyaz sancağını Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Mus'ab b. Umeyr radiyallahu anha verdi. Rai denilen ikinci derecede iki bayraktan birisini Buhari şehrine nazaran Ali b. Ebi Talib radiyallahu anha, diğerini de Ensar'dan Evs kabilesinin reisi Sa'd bin Muaz radiyallahu anha verdi. Tarihi malumata nazaran bayrağın birisi de Hazrec kabilesine mahsus idi. İşte küre-i arzın birçok kıtalarında temevvüc eden muzafferiyet bayraklarıyla alemi titreten millet-i İslamiyenin birinci temel ordusu budur. Kureyş'in Hazırlıkları Diğer taraftan Ebu Süfyan bu hazırlıktan haberdar olarak damdamı Gıfarî'yi feryatçı olarak süratle Mekke'ye gönderdi. Kureyş'i telaş ve heyecana getirdi. Şehir heyecan içinde çalkalandı. Ebu Süfyan dahi sahil yolundan aşırı süratle hareket ederek kervanını Bedir hizasından savuşturmuş idi.
Damdamın Mekke'ye vusulünden, varışından üç gün evvel Atike bint Abdülmuttalip bir rüya görmüştü. Şöyle ki deveyle Mekke'ye bir kimse gelip Ey cemaat üç güne kadar malikeye yetişiniz diye nida ettikten sonra Cevel-i Ebu Kubeys'e çıkarak bir büyük kayayı yerinden koparıp aşağı atmış, o kaya da parça parça olarak her bir zerresi Mekke'nin hanelerine isabet etmiş. Atike bu rüyasını sabahleyin biraderi Abbas'a söylemiş ve bugünlerde Kureyş'e bir büyük musibet erişecek diye tabir ederek mektubum gizli tutmasını ihtiyar eylemiş. Abbas ise bu keyfiyeti Mahremane Velid b. Utbe'ye ve o dahi babası Utbe'ye söylemiş, ağızdan ağıza bu söz yayılmış. Ebu Cehil de Abbas'a hitaben, Hemşirenize ne vakit nübüvvet geldi ey beni Abdulmuttalip. Erkeklerinize peygamberlik davası zuhuruna kanaat etmeyip de şimdi karılarınızda mı peygamberlik davasına kalkışacak?
Yollu hanedanı Abdulmuttalip'e dokunacak sözler söyledi. Ebu Cehil'in bu sözleri Mekke içinde şuyu buldu. Akşam Abbas evine vardığında Beni Abdülmuttalip kadınları onun başında toplandılar. Hep bir ağızdan Ebu Cehil'in için bu kadar yüz veriyorsunuz. Erkekleriniz hakkında söylemedik söz bırakmadı. Şimdi de karılarınıza dil uzatmaya başladı. Buna da mı sükut edeceksiniz diye söylendiler. Kadınların bu muamelesi Abbas'ın gücüne gitti. Hele sabah olsun da varıp şu herife yani Ebu Cehil'e bulaşayım, lisanen olsun hücuümü alayım diye niyet etti. Sabahleyin Ebu Cehil'in yanına vardı. Mücadele için bir bahane arıyordu. İşte o sırada feryatçı dam dam geldi. Ey Kureyş! Çabuk yetişiniz. Yoksa Şam kervanı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin eline düşer. Bunca mallarınız elden gider diyerek Atike'nin rüyasında gördüğü gibi feryat ediyordu. Herkes feryatçının başına toplandı.
Abbas da Ebu Cehil'le mücadeleye fırsat bulamadı. Ebu Cehil, Kabe'nin damına çıkarak, Ey Kureyş! Ak ve semizatlarınıza ve develerinize binerek kervanınızı kurtarmaya sa edin, koşun. Zira sizin bütün mallarınız bu kervandadır. Eğer bu kervan Muhammed'in eline geçerse asla yerinize gelemezsiniz. Necatınıza say edin. Kurtuluşa koşun diyerek harbe teşvik eyledi. Nifiri Ağam suretiyle yani seferberlik ilan edilerek hemen Ebu Süfyan'a yardım etmek üzere teşvik ettiği gibi Süheyl Bin Amr da nasıl hamiyet damarlarını yani insanların milliyetçilik damarlarını teşvik edecek sözler söylerdi. Bu suretle Eşrafı Kureyş harp ve darp adamlarını hep ayağa kaldırıp hazırlandılar. Fakat Atike'nin rüyası nicelerini vehme düşürdü. Ebu Leheb de ehli İslam'a adaveti olduğu halde gitmeye cesaret edemeyerek yerine bedel göndermeye karar verdi. Ebu Cehil'in kardeşi Ahz b.
Hişam'ın zimmetindeki dört bin dirhem alacağına mukabil onu bedel gönderdi. Utbe ile Şeybe geri kalmak istedilerse de Ebu Cehil'in elinden yakalarını kurtaramadılar. Ebu Süfyan'a karabetleri olduğu için, yakınlıkları olduğu için ona yardım etmek mecburiyetindeydiler. Bundan başka Ebu Süfyan'ın karısı Hint de Rebia'nın kızı idi. Ümeyye Bin Halef de ihtiyarlığından bahisle geri kalmak istediyse de Ebu Cehil bir sürmeden ve Ukbe b. Muayt da bir buhurdan alıp Ümeyye'nin hanesine giderek, karılar gibi oktan, kılıçtan korkanlara bunlar yakışır diye tariz etmeleriyle o dahi birlikte gitmeye mecbur oldu. Bakalım bundan sonra ne olacak sevgili dinleceğim. İnşallah İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l Aziz'in Bedir Gazvesi isimli eserini aktarmaya, sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz inşallah.