Kıymetli deney işlerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümüne. İnşallah Mahmut Sami Ramazanoğlu, Gaddesallahu Sirrahü'l Asis'in Bedir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri isimli eseriyle devam ediyoruz. Bundan önceki bölümlerimizde Bedir Gazvesi'ni sizlere aktarmıştık. Bedir Gazvesi'ne katılan sahabe efendilerimizi ve şehit olan sahabe efendilerimizin isimlerini sizlerle paylaşmıştım. İnşallah şimdi Enfal suresi tefsirine başlıyoruz bu bölümümüzle birlikte. Habibim. Ashabın Emvali-i ganaimin ahkamından sana sual ederler. Yani ganimet mallarının hükümlerini sorarlar sana. Sen onlara hitaben emvali ganimetin umur ve hususu Allah Teala'ya ve Resulüne mahsustur. De ki onlar emvali ganimetin taksiminde kendi reylerinin medhali olmadığını, bir dahi olmadığını bilsinler. Sizler münazadan korkun, Allah Teala'ya ittika edin. Beyninizde yani aranızda vaki olan fesadı ıslah edin.
Eğer Mümin-i kamil iseniz Allah Teala'ya ve Resulüne itaat edin. Yani Allah'ın emri vecih üzere ganimeti resulü taksim eder. Hariç kimsenin re'yine müracaat etmez demekle Taksim'in sana mahsus olduğunu beyan etki Ashab'ın Taksim hususuna karışmasınlar. Cihadın meşruiyetinden maksadı asli i'la-yı Kelimetullah olup emvali ganimet ise dini İslam'ı muhafaza ve cemaati İslamiyeyi himaye üzerine Zaid bir atiyye-i ilahiye olduğu cihetle emvali ganimete nefl denilmiştir. Ganimetle intifa bu ümmetin fezailindendir. Yani cihadın meşru kılınması, İslami kılınmasından, farz kılınmasından maksat asıl maksat Allah'ın adının yüceltilmesidir ve ganimet malları da İslam dininin korunması ve İslam cemaatinin korunması muhafaza edilmesi için ilave verilmiş bir Allahutaala'nın hediyesidir. Bu nedenle ganimet mallarına nefl adı da verilmektedir derdini işlerimiz.
Bu ayetin sebebi nüzulü tefsirlerin beyanlarına nazaran Bedir gazasında Ganayimin ganimetlerin muhacirine mi yahut ensara mı ait olduğunda ihtilaf etmeleri üzerinedir veyahut emri Nebevi üzerine başka bir vazifede bulunup da Bedir gazasında hazır bulunmayan üçü Muhacirinden ve beşi ensardan olan sekiz kişinin de emvali ganimetten hisse almaları üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin taksiminde isabet ettiğini beyan etmek üzere bu ayetin nazil olduğu mervîdir. Ulasa.
Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme iktidaen emri harp ve İmamı Müsliminin harbe teşvik hususunda bazı kimselere emvali ganimetten diğerlerinden fazla sehim vermesi caiz olduğu ve bir şeyin Cenabı Allah'a ve Resulüne mahsus olduğunu bilince müminlerin münazaya cüret etmemesi ve vaki olan hatalarını izale ile hallerini ıslah eylemeleri ve her umur ve hususta Allahutaala'ya ve Resulüne itaat iman-ı kamilin şeraiti cümlesinden olduğu bu ayetten istidlal olunmuştur, çıkarılmıştır. Ancak Mümin-i kamil o kimselerdir ki Allah Teala zikredulduğunda onların kalpleri korkar. Onlar üzerine Allah'ın ayetleri tilavet olunduğunda onların imanları tezayüd eder, artar ve onlar ancak Rablerine tefviz-i umur ederler. Yani işlerini ona havale ederler. Ehli imanın kamilleri o kimselerdir ki onlar üzerine farz olan namazı eda ve merzuk oldukları rızıklandırdıkları rızıklardan fukaraya infak ederler.
İşte şu evsafı cami olanlar, şu vasıfları kendilerinde bulunduranlar hakk'u sadık müminlerdir. Onlar için Rab'leri indinde dereceleri vardır ki hataları affolunur ve onlar için cennette rızık vardır ki o rızık onlar hakkında aynı ikram ve tazimdir. Cehennem azabından necat bulup derecatı aliyyeye nail olmak şu beş ahkama bağlıdır ki havfullah imanın ziyade olması, tevekkül-i taam, salat-ı eda ve infaktır. Necata nailiyetin bunlara hasredilmesi tekalifi saireye devam etmemekli icap ettirmez. Gulasa bir hakkın mümin olabilmenin Allah'ın ayetleri tilavet olunduğunda Allah'tan korkmak ve kalbi ürpermek ve her umurunu Allah'a tefviz etmek ve salat-ı mefruzayı farz kılınan namazları eda ve zekatı ihtaya bağlı bulunduğu bu ayetten müstefad olan fevaid cümlesindendir. Yani bu ayetten bu hükümler çıkarılmaktadır.
Senin ashabının taksim zamanındaki halleri Rabbin Teala'nın seni Hakk'a mukarin olarak Medine'de mevcut haninden harp için çıkardığı zamandaki halleri gibidir. Halbuki müminlerden bir fırka harp için çıkmaklığı kerih görüp istemiyorlardı ve hak olan emri harp de Hak tebe yönettikten sonra seninle mücadele ediyorlardı. Sanki harbe sevk olundukları zaman gözleri görerek ölüme sevk olunuyor gibi korkmuşlardı. Fahri Razı, Kadı, Hazin ve Nisaburi'nin beyanlarına göre vaka şöyledir. Kureyş'in Şam'a gitmiş olan büyük ve emvali azimeyi hamil bir kervanının kırk kişi olarak Şam'dan çıktığını ve Kureyş'in de bu kervanı muhafaza için çıktıklarını ve binaen aleyh gerek kervan ve gerekse Kureyş'ten hangi ciheti ihtiyar buyurur ise o cihette Cenabı Allah'ın nussad vereceğini Cibril-i Emin'in haber vermesi üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hasretleri ashabıyla istişare buyurdu.
Ashabı kiramın ekserisi Asakir-i İslamiye ve Mühimmatı Harbiye'nin azlığını nazar-ı itibara alarak Kureyş'e mukabele etmek pek müşkil göründüğünden kervana karşı gitmek cihetini ihtiyar etmişlerdi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Rey-i Nebevileriyse düşmana karşı gidilip onun kuvvetini kırmak ve Şevket-i İslamiye'yi tezyit etmek, arttırmaktı. Zira düşmanın kuvveti yerinde oldukça her zaman ehli İslam muhataradan salim olamayacağı tehlikelerden emin olmayacağı cihetle düşmanı zaafa düçar etmek kervanı elde etmekten daha evla olduğundan bu ciheti ihtiyar buyurdu. Bunun üzerine Ashab-ı kiramdan Ebu Bekir, Ömer, Sa'd Bin Ubade, Mikdad, Sa'd Bin Muaz Rıdvanullahi Tealeyhi Mecmain Hazaratı Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme tebeiyetle, yani ona tabi olmakla diğer ashabı kiramı buraya döndürdüler. Bedir cihetine azimete karar verildi ve azimette olundu.
Vacib Teala Hazretleri, Umumi harpte harp işlerinde ashabın ihtilaflarını ve reylerinde kusur ve mücadelelerini beyandan sonra onlara vaki olan ihsanını beyan etmek üzere Ey müminler zikredin o zamanı ki o zamanda Allah Teala iki taifeden birisi sizin olacağını vaat buyurdu. Halbuki siz Şevket sahibi olmayan kervanın sizin olmasına muhabbet ediyorsunuz. Allah Teala ise hak olan dini İslam'ı kelimatıyla izhar edip de kafirlerin ırkını kesmek murat ediyordu. Allahutaala'nın bu iradesindeki hikmetse hakkı hak, batılı batıl olarak göstermekti. Her ne kadar kafirler kerih görürler ise de Allah'ın muradı böyle olduğundan muradı ilahi zuhur etti.
Yani ey müminler kendinizin killetini, azlığını, düşmanınızın kesretini, çokluğunu ve mühimmatı harbiyenizin azlığını nazar-ı itibara alarak harbi görüp Allahutaala'nın Kureyş taifesinden veyahut Kureyş'in Şam'dan gelen kervanından ibaret olan iki taifeden birinin elinize geçeceğini vaat ettiği zaman o zamanda cereyan eden vakayı hatırınızda tutun ve unutmayın ve o vakitte siz kıt'ala kudreti olmayan kervanın sizin olmasına muhabbet ediyordunuz. Çünkü kervanda mal çok olup mukatele edecek kadar kimse bulunmadığı cihetle meşakkatsiz birçok menafiye malik olacağınızı düşünerek düşmana gitmek istemediniz. Halbuki Allah Teala o vakitte vahyettiği kelimatıyla hak olan İslam'ı ve İslam'ın esası olan kelime-i tevhidi izhar ve ispat etmek ve dini İslam'ı irzaz ile müşriklerin ırkını kesmek murat ediyordu. İşte şu maksadı ali hakkı sabit kılmak ve batılı iptal etmek gaye-i celiline binaen idi.
Velev ki bu iradeyi küfürlerinde ısrar eden kafirler sevmesinler. Onların sevmemesinden iradei ilahiye geri kalmaz yerini bulur. Nitekim buldu da. Vacip Teala iki taifeden hangisini ihtiyar ederlerse nussad edeceğini beyandan sonra harbi ihtiyar edince Vacip Teala'dan yardım talep ettiklerini ve o zaman da Cenabı Allah'ın kendilerine olan lütfunu beyan etmek üzere buyuruyor. Ey müminler zikredin o zamanı ki o zaman da siz Rabbinizden yardım talep ediyordunuz. Sizin bu talebiniz üzerine Rabbiniz birbirine tabi melaik eden bin kişiyle size imdat edeceğini beyanla duanızı müstecab kıldı ve bu duanızın kabulünü Allahutaala ancak size müjde kıldı. Duanızın kabulü ile mesrur olasınız ve bu tebşirat sebebiyle kalbiniz müsterih olsun ki düşmanınıza kemali cesaret ve şecaatle müdafaa edesiniz. Edesiniz. Halbuki nusrat yardım ve zafer ancak Allah'tan gelir. Allah'ın gayrede nusrat olamaz.
Zira Allah Teala emrinde galip ve ef'alinde hakimdir. Binaenaleyh hiçbir fiili hikmetten hali olamaz. Bilakis her fiilinde yüz binlerce hikmet mevcuttur. Fahr-i Razi, Ka'di ve Hazin'in beyanları vechile Nusratın ancak Allah Teala'dan olup askerin çokluğu ve mühimmatın vesair Alaat-ı Harbiye'nin mükemmel olmasıyla muzaffer olmak lazım gelmediğine ve esbabı zahirenin dış sebeplerin ancak insanları tesliye ettiğine bu ayet-i celile delalet eder. Zira Cenabı Allah Teala Hazretleri tesiri halk etmeyince esbabın cümlesi faidesiz kalır. Nitekim pek çok vukuatta azıcık bir cemaatin büyük bir kuvvete galip geldiği ve esbabı zahiresi yani dış sebeplerin noksan olanların levazım ve mühimmatı daha mükemmel olanlara galebe ettiği her zaman görülmektedir. Buyurulmuştur. Nice az cemaat çok cemaate Allah'ın izniyle galip gelmiştir buyuruluyor Bakara Suresi iki yüz kırk dokuzuncu ayet-i kerimede.
Binaenaleyh Cenabı Hak kime nusrat verirse Mansur olur. Yalnız esbabı zahirede insanlara medar-ı teselli olduğundan, bir teselli kaynağı olduğundan esbaba teşebbüsle beraber netice-i zaferi Cenabı Allah'tan beklemek vaciptir. Bu ayette beyan olunan istihaze ashabı kiramın cümlesinden vaki olduğuna işaret için cemi sigasıyla varid olmuştur. Ashabın duaya amin demeleri de aynı duadır. Zira manası duamızı kabul et ya Rabbi demektir. Hazreti Ömer'den rivayet olunan hadise nazaran Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kıbleye müteveccihen duaya mübaşeret ettiği ve ya Rabbi şu cemaati helak edersen arz üzerinde sana ibadet eden bulunmaz dediği ve hatta Bürdei saadeti yere düştüğü Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh'ın mürdei saadetlerini yerden kaldırıp Resulullah efendimizi mübarek omuzlarına koyduğu ve ya Resulullah duanız kafidir. Umarım Cenabı Hak vaadini incaz buyurur dediği Mervîdir.
Fahr-i Razi ve Nisaburi'nin beyanlarına nazaran Bedir kazasında imdada gelen meleklerin siması at üzerinde beyaz elbise ve beyaz sarıklı ve sarıkların arkasında taylesan olduğu mervîdir. Bu rivayet sarığın merzi-i ilahi Allah'ın razı olduğu bir kisve-i İslamiye yani bir İslam kıyafeti olduğuna delalet eder. Binaenaleyh mehabeti İslamiyeyi tezyid eden kisve-i milliyemiz olduğu gibi sarık ile kılınan namaz sarıksız kılınan namazdan efdal olduğu kötü bir şer'iyyemiz de mezkurdur. Ulasa, umuru-i mühimmede Cenabı Hakk'a ilticanın lazım olduğu ve Bedir Gazasında bin adet melaike ile Cenabı Hakk'ın ehli İslam'a imdat buyurduğu ve imdadın müminlere müjde ve tesliye ve kalplerini tatmin için olduğu ve nusratı halk eden ancak Allahutaala olup Cenabı Allah'ın gayrinden nusrat beklemek yardım beklemek doğru olmadığı bu ayetten anlaşılmaktadır.
Sevgili nicelerimiz inşallah Enfal suresini açıklamaya on birinci ayet I kerimeden itibaren bir sonraki bölümümüzde devam etmeyi murad ediyoruz. Rabbımızdan inşallah fırsat ve imkanlar vermesini niyaz ediyoruz. İnşallah İhsan Mektebi programımızın yeni bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadir Gazvesi ve Enfal Suresi Tefsiri isimli eseriyle tekrar birlikte olmak umut ve arzusuyla.