Kıymetli dinle işlerimiz ihsan mektebi program mısın? Yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsiri isimli eseriyle sizlerle birlikteyiz. Bu bölümümüzde inşallah Bedir Gazvesi'ne başlıyoruz. Bedir Gazvesi'ni sizlere aktarmaya, seslendirmeye gayret edeceğim. Enfal suresi tefsiriyle birlikte. Zat-ı uluhiyetime yemin ederim ki muhakkak Bedir'de Allahutaala size yardım etti. Halbuki siz Bedir'de zelil ve fakir ediniz. Binaenaleyh Bedir vakasında nail olduğunuz nimete şükretmeniz için Allah'a ittikanız vaciptir. İşte Bedir günü fakir, zelil ve zayıf bir halde bulunan müminlere Cenab-ı Hak nusratını ihsan etti, yardım etti. Yirmi dört Ebu Cehil gibi Sanadi Kureyş yani Kureyş'in ileri gelenleri hep o gün maktul düştüler, öldüler. O günden itibaren izzeti iman tezahür etti. Yevmi Bedir yani o Bedir harbinin yapıldığı gün mebna-yı İslam oldu.
İslam'ın temeli oldu. Bunu Cenabı Allah'tan başka hangi kuvvet yapabilir? Şimdi aklı olanlar böyle bir nusratı, böyle bir yardımı ihsan eden Cenabı Allah'a tevekkül ve itimat etmez mi? Nasıl olur da sabır ve ittikayı, takvayı bırakır, feşele yani cebanet, korkaklık ve zaafı kalbe düşersiniz? Binaenaleyh ey müminler bundan böyle hep Cenabı Allah'a ittika ediniz ki ona takva ile yaklaşınız ki nusrata, yardıma nail olup şükredesiniz. Bedri Münir-i Nübüvvet yani Nübüvvet nurunun dolunayı fahri Risalet Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri Mekke'de on üç sene süren Sanadi idi Kureyş'in Kureyş'in ileri gelenlerinin her türlü eza, tazyik ve işkenceleri üzerine evvela ashabının peyderpey hicretine müsaade buyurdular ve bilahere izne ilahi ile sıddık-ı ekber radiyallahu teala birlikte Medine-i Münevvere'ye hicret buyurdular.
Müslümanlar Medine'ye hicret ettikten sonra zulümden kurtularak hürriyete kavuştular. Fakat Kureyşliler Müslümanların dinleri uğrunda yurtlarını, mallarını feda ederek hicret etmeleriyle peşini bırakmak istemediler. Çünkü Müslümanlık doğru yoldan sapmışlara ve yolunu şaşırmışlara, zulmette kalmışlara yol gösteriyor, bütün nurunu, hidayetini açıyor ve risaletini açık mucizelerle tavzi ediyordu, açıklıyordu. Bunun mukabilinde Sanadidi Kureyş'in hırs, menfaat, şekavet gibi menfur hisleri yanı sıra zehirli okları ve kılıçlarıyla da karşılaşıyordu. Medine'de Muhacirîn ile Ensarın birleşmesi ile İslamiyet tedricen aşama aşama kuvvet bularak bir ordu toplanıyordu.
Her ne kadar zahirde ilk hicret sıralarında müminlerin hicret etmelerinden müşrikler memnun oluyorlar idiyse de hakikat gözüyle bakanlar Medine'de toplanan Müslümanları küffara karşı yalın kılıç gibi bir muzafferiyet silahı olarak toplu bir kuvvet görüyorlardı. Müslümanlığın Medine'de tutunmasını istikballeri için muhakkak tehlike addeden hizipler, İslamiyet'i bir mücahede devrine, sevkle silahla müdafaaya mecbur kıldılar. Müslümanlar üç hasım karşısında bulunuyorlardı. Medine müşrikleri, Yahudiler ve zahiren Müslüman dostu görünen fakat hakikatte Müslümanların hasmı canı olan münafıklar. Hicret-i Nebeviye'yi müteakip Kuffarı Kureyş reisül Münafikin Abdullah bin Übey'ye şu mektubu yazmışlardı. Siz bizimkini himaye etmiş bulunuyorsunuz.