Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bayram bir sevinç günüdür, neşe günüdür. İnsanlar çocuğuna kavuşur, çoluğuna kavuşur. Bunun sevincini yaşar. Mala kavuşur, mülke kavuşur. Hep bunların bir sevinci olur. Bu büyük bir servete vurmuş. Çok sevinir buna, mesur olur. Onun sevincini tarif edemezsiniz. Diyelim yavrularıyla bir araya gelmiş. Diyelim gurbet denir, asker denir, ona kavuşmuş bunun neşesini yaşar. Bunların hepsi geçici. Bu bir neşedir ama geçici. Çünkü, y etbau'l meyi tetelade. Ölüyü, üç şeyi takip eder. Ehlülur ve malur, ehli, malı ve ana. Ikisi terk eder. Malı zaten ürdüğü zaman o anda kendisini terk ettirmek. Çoluğu çocuğu, onlar kabrin başına kadar gelir. Sonra da ayrılır. Ne kalır? Amele kalır. O zaman bizim bayramımız asıl Rabbi Zülcelal'imizin razı olduğu amelleri yapabilmek. Oruçta, oruç benim içindir, mükafatında ben vereceğim.
Bak Allah'ımız için olması hasebiyle bir neşnedir, bir sevinçtir, bir bayramdır. Rabbimiz bize bayramlara haber verirken, Esselam, Ol günde mal ve evlat fayda verilmez. Bitiyor zaten. Sarısan ne kadar sarılacaksın? Yorulsan ne kadar yorulacaksın? Bitiyor. Ancak, senin şu. Nefsimizin mertebelerini aşmış mıyız? Ruhumuzun mertebelerini, sırrın mertebelerini, ilmin mertebelerini, şeriat, tarikat, marifet, hakikat işte asıp hep bayram bu. Bir Arap radyosunda, Arap kanalında bayramı tarif ediyor. O da Yunus Suresi'nde elli yedi ila elli sekizinci ayeti celile. Eslail billah. Ya eyyühennas. Ey insanlar. Burada sadece ey müminler değil mi? Demek ki umuma bir hitap var. Ey insanlar, Rab'c-ü enes, Rab'bınızdan size bir öğüt gelmiştir. Şimdi bunu tarif ederken Rabbinizden bir öğüt diğer tefsirlerden, bilhassa, Veldavinin haşiyesinde Kuran diye geçer ve şeriat der ona. Parantez için şeriat der.
Rabbınızdan size Kuran gelmiştir. Zaten şeriat demek Kitabı Kerim'in iki kapağının arasındaki bütün hükümlerdir. Şimdi biz sadece hükümleri geçirdiğimiz için söylüyorum, oruç olarak düşünmeyeceğiz. Bak oruçta öyle taatler var ki mesela, fıkire, yoksula fıtrat veriliyor. Orucun tamam olması buna bağlı. Demek ki sırf Kuran-ı Azimüşşan'ı okumak bu ay içerisinde, ondan sonra tesbihatla meşgul olmak, gecelerini namaz, gündüzler nur bununla yetinilmez. Fakiri, yoksunu da güzel diyorsunuz. Tebliğini, davetini de yapıyorsunuz. Bilhassa yavrular üzerinde. Kişinin çocukları üzerinde ve evinde evini ihmal etmiyor. Onları devamlı hayra teşvik ediyor ve yol gösteriyor. Kendisi de örnek oluyor tabi. Ve gönüllere, dertlere şifa gelmiştir. İza olarak bu şifayı, gönüllere şifa, şimdi şifa eczanesidir. Mesela bir kısım gelirlerde ilaca dermandır. Demek ki bir şifa, bir deva. Bak deva eczanesi de derman.
Hastalık var ki bu hastalığın, bu hastalığın biiznillahi teala yaş teala şifaya kavuşması için ilaçlara insan meylediyor, ilaçlarla tedavi oluyor. O zaman hastalık nedir? En büyük hastalık şirktir. Allah'a ortak koşmaktır. Emri ilahinin haricine çıkmaktır. Mesela bir düğündür. Bu düğünü yaparken siz, biz yapmış olduğumuz bu düğünün nikahında ne diyoruz? Bir kız almaya gidiyorsunuz. Kız almaya gittiğinizde söylediğiniz söz nedir? Söylediğiniz söz Allah'ın emri. Peygamberin kavuğu. Eğer düğünümüz buna muvafık değilse, nerede kaldı Allah'ın emriyle Peygamber'in kavli? Burada Allah'ın emriyle Peygamber'in kavli çocuklara başka dönem mi? Ne oldu şimdi? Etraf, hoş görmek, cenaze evi mi derler? Burada kimin sözü geçerli oldu? Bunu tevekkül edeceğiz. Bu hastalığı devası için çalışacağız. En büyük hastalık, emri ilahinin dışına çıkmak ve onu bir emir olarak kabul etmek ilahi emrin yanında.
Allah korusun, en büyük zulüm olarak anlatılan şirk, nifak, münafıklığı sıfatı, hem itikadi hem ameli. İtikadi, BAGARA Suresi'nde başındaki Ayet-i Celinelerde geçtiği üzere müminlerin yanında inandık. Kendi arkadaşlarımın yanında biz onlarla alay ediyorduk demek. Ameli olan nedir? Yalan söylemek. Sözünde durmamak, emanete riayetsizlik. Daha gıybet gibi, hasetlik gibi, fena ahlaklardan kurtulabilmek bir şifadır. Size Rabbinizden bir öğüt, bir nasihat. Bunun Kuran'ı ifadesi mevheva kitabı kerim gelmiştir. Bu şeriattır. İkincisi nedir? Şifa. Bu da tarikattır. Müfşid-i Kamillerden almış olduğumuz Evrad ve Ezkar ile, bakın çok uygunsuz hareketlerde yapmış olduğumuz evrak ve eskkar sayesinde kurtulduk sayılır. Gizlili halter. Başka zamanlarda namaza bir ayetimiz pek yoktu. Orucu da sadece bir adet kabiminden yapar geçermiş. Diğer taatlerde deydi.
Bir başkasının irşadıymış, ıslahiymiş, İsyanda olanların kurtulmasıymış. Böyle bir çabayla düşmezdik. Tevazu nedir bilmezdik. Hilniyet nedir bilmezdik. Çok azaplı bir hal yumuşak huyluluğa tebdil olmuş. Diyelim ki cimrilik sıfatından, kümetli sıfatına geçmişiz. İşte bu tarikat-ı aliye sayesinde olmuştur tefsirlerde izah edildiği üzere. Vehuden ve rahmet bil müminin. Burada Cenabı Hak hususileştirdi. Müminler için rahmet ve hidayet. Bu nedir? Marifet ve hakikattir. Rabbi Zülcelal'imizi tanımak, ondan gayrı bütün düşünceleri atmak, kolay değil bu, bütün düşünceleri atmak. Bir Sa'd İbni Muaz gibi, radiyallahu anh, eğer diyor, dünya hatırıma gelirse namazı iade ederdi. Tekrar kılardım. Eğer ahiret ahvali, cennetler, huriler hatırıma geçse, o zaman da secdeyi sihir yapardı. Allah'ımız da Celle Celalü, onun emrinin dışında, sevgisinin dışında her şeyi terk etmek. O zaman çoluk çocuk nerede?
Mantı mal mülk. Çoluğunu çocuğunu imanla tasarruf ederek, bunlar dinimize hizmet edecek diye sevmek. İşi bu noktaya getirmezsek zorluklar başlar. Ölüm anında başlar. Daha kabre konmadan önce hesaplar başlar. Kabirde bitmez. Buraların çok iyi anlaşılması gerekir yoksa gelişigüzel blok olur gideriz. Allah korusun. Hiçbir şey anlamayız. Biz asıl buraları anlayacağız. Bu incelikleri sezeceğiz. Sezmezsek mümkün değil. Yakayı kurtarmak kolay değil. Çok kolay zannediyoruz. Mesela bir namaz kılmayı. Namaz öyle bir taat ki bütün ibadeti içerisine alır. Namaz öyle bir taat ki, ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılın. Bakıyoruz teravihlerde ilk gün doluyor. Daha sonra boşalıyor. Niye? Uzun. Resulullah'ın ne olduğu mübarek ayakları namaz kılarken şişiyordu. Onun kıldığı gibi kılacak olursak ehline namaz ile emrettim diyor.
Biz caminin köşelerinde, mescitlerde, yavrularımız internet kafelerde, belirsiz yerlerde bu Rasulullah'ın kıldığı namaz değildir. Onun kıldığı namaz ehlini namaza alıştırıyor. Ehdini Cenabı Hakk'a kulluğa alıştırıyor ve rahk müminler için bir hakikattir. Rahmet kelimesinden ele aldığımız zaman bu ayette Kuran'ın dört güzelliği bize anlattığını görüyoruz. Kuran-ı Kerim'in bütün faziletleri ve reziletleri bildirmesi, insanlara güzel ahlaka teşvik etmesi en güzel bir üründür. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.