Bayram Gecelerinin Manevi Gücü ve İbadet… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Bayram Gecelerinin Manevi Gücü ve İbadet Sırları
Bayram Gecelerinin Manevi Gücü ve İbadet Sırları kaydında Bayram gecesinde bulunmaktayız. Bu sebeple Efendimiz aleyhissalatu vesselam Ebu'd Derdi radıyallahu anh'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te buyuruyorlar. Bayram gecelerinin sevabını Allahu Zülcelal'den umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez. İmam Şafii Rahimehullahü Teala buyururlar bana ulaştığına göre şu…
Bayram gecesinde bulunmaktayız. Bu sebeple Efendimiz aleyhissalatu vesselam Ebu'd Derdi radıyallahu anh'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te buyuruyorlar. Bayram gecelerinin sevabını Allahu Zülcelal'den umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez. İmam Şafii Rahimehullahü Teala buyururlar bana ulaştığına göre şu beş gecede dualar kabul edilir. Cuma gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Recep ayının ilk gecesi ve beraat gecesi. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem kurban taatine yaklaştığımız için nakletmek istiyorum lütf-u ilahi ile. Nebi-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz kurban etinin üçe taksim edilip bir bölümünün kurban kesmeyen fakirlere dağıtılmasını, bir bölümünün akraba tanıdık ve komşularla paylaştırılmasını, bir kısmının da evde yenmesini tavsiye etmiştir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir defasında Cebrail Aleyhisselam'a sual etti. Gökten indiğin vakitlerde sana hiç zorluk ve yorgunluk geldi mi? Bunu Sami Efendi Hazretleri, Kaddesallahu sırra Dualar ve Zikirler kitabında da olabilir. Bunun dışında hususi bir İbrahim Aleyhisselam ile alakalı eser hazırlamıştır. Orada da geçer. Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem bir defasında Cebrail aleyhisselama sual edip gökten indiğin vakitlerde sana hiç zorluk ve yorgunluk geldi mi buyurunca Cebrail Aleyhisselam evet dört yerde geldi diyerek şunları söylemiştir. Hatta mübarek kanatları sızlayacak şekilde birincisi İbrahim Aleyhisselam ateşe atıldığı zaman ben arşın altında idim Cenabı Hak bana Edrik Abdi kulum İbrahim'e yetiş buyurdu. Ben yetişip bir ihtiyacın var mı dedim.
İbrahim Aleyhisselam sana ihtiyacım yok dedi burada bir hadise var onu anlattıktan sonra gerekirse ifade edeyim Sami Efendi Hazretlerinin memleketimizi teşriflerinde dedem bu anadan dedemiz Ali Hoca ve Kılavuz hafız üstadımız ve Şeyh Mustafa Efendimiz üstadımızın babaları bulunuyorlar. Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri der ki varınca bizim evrad ve ezkarımızı soracak. Kılavuz hafız, sen ne diyeceksin? Efendim ben nefü ispat dersindeyim.
Diğer anadan dedemiz Ali hocaya o da der ki Efendim benim kalbim bazen yanıyor bazen batıyor kendilerini ifade ederler ben de murakabedeyim zaten çok kısa zamanda geçmişler öyle bir kabiliyet var ki yani çok kısa bir zamanda bütün letaifleri geçmiş hazır bir vaziyette zaten Es'adi Elbili Hazretleri buyurmuş bazen gönlünden hulefa'nın geçenler olmuş biz burada yirmi sene otuz sene kırk sene kalıyoruz ama bu zata gelir gelmez hilafetin Esrarı beliriyor deyince öyle bir ocak kurmuş ki öyle bir şer-i Şerife riayet etmek suretiyle ocak korumuş ki bir kibrite ihtiyacı var onu da çalmayalım mı buyuruyor. Çok kısa zamanda yetişmiş. Üstadımıza sorunca Hasan Efendi Kuddise Allahu sırrra üstadımıza Ben halimi Allah'a arz ederim.
Bayram Gecelerinin Manevi Gücü ve İbadet Sırları ne anlatıyor?
Bayram Gecelerinin Manevi Gücü ve İbadet Sırları kaydında Bayram gecesinde bulunmaktayız. Bu sebeple Efendimiz aleyhissalatu vesselam Ebu'd Derdi radıyallahu anh'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te buyuruyorlar. Bayram gecelerinin sevabını Allahu Zülcelal'den umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez. İmam Şafii Rahimehullahü Teala buyururlar bana ulaştığına göre şu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Aynen İbrahim Aleyhisselam'ın dediği gibi söyleyince Sami Efendi Hazretlerine durumu anlatır o zaman üstadımızla ayrı görüşür ve orada dokuz yüz otuz dokuzda Allahu alem hata olmasın icazetnamesini vermiştir, denebilir. Daha o zaman Sami Efendi Hazretleri görevde değildi. Hayır sekiz Bir rivayette on üç sene Sami Efendi Hazretleri görev ve vazifesini gizlemiştir. Ta ki Karamanlı Osman Efendi olacak. Allahu alem Adana'dan Sami Efendi Hazretleri Üstadımız askerde bulunuyor daha askerde iken Böyle yürüyüşte yürürken Yürürken Rabdı kalp yaptıkça verir feyzi ilahi Sami ula diye gönlüne doğar bütün ihmanın doğar Bu zaten sekiz veya on iki-on üç sene önce belirmiş fakat gizlemişler. Onun için üstadımızın icazetnamesi işte daha o zaman Sami Efendi görevli değildi denemez bu hata olur.
Bir ikincisi yine aynı mahalde dokuz yüz altmış beşte Kadiri icazetnamesini almıştır iki yerde Yeşilhisar'da Kuşçu diye orada bir mahal var orada bir de Yeşilhisar içvecesinde çocuktum Ama Allah'ın izniyle Şu an gibi biliyorum biiznillahi teala her şeyin hemde Çünkü Sami Efendi Hazretlerini görünce şu kalbim yandı Ben kendimi tutamıyordum. Daha ilkokula yeni girmişim. Acaba bu yangın nasıl söner diyordum. Mübarek alimlerinin gördüm bu kısmı her zaman diyorum anlatamam Daha sonra huzuruna geldim fakat içimde bir yangın vardı sönmüyordum düşünün çok gencim geceler kısa yaz günü sabahı bekliyorum sabah olsa da kaldığı hanenin kapısının önünde oturup onu beklesem Daha hiç kimseye söylemiyorum. Koşarak sabah olduğunda mübarek hanesine girmeyi edep kabul ettim, giremem diye kapının ağzında bekleyeyim dedim. Baktım geliyorlar ve birçok hizmetlerde nasip oldu Elhamdülillah.
Mübarek çoraplarını yapmadan tutun hanesini süpürmeye kadar birçok hizmetler Allah'ımız lütfetti ihsan etti tam ayrılacakları zaman bu kardeşinizi bir ağıt bir feryadı figan başladı Kendimi yenemiyorum elimde değil ağlıyorum öyle Efendim ayrılıyor gidiyor diye tahammül edemiyorum üstadımıza Ondan sonra zaten görüşmeler devam etti selamları geldi daha sonra layık olmadığım halde gözlerinden benim için öpün diye İltifatlarına o gün de mazhar olduk Bugün de de Cenabı Hak mahrum etmesin bizleri o tarihte ayrılmadan önce Hasan Efendi ile görüşelim buyurdular o görüşmelerinde cebinden icazetnameyi çıkarmışlar, Kadiri icazetnamesini Hasan Efendi bu bize Kadiri icazetnamemiz, kadınlara beş yüz erkeklere bin Tevhid öğreteceksiniz. Üstadımız bir ömür buna yandı ve yakıldı, Ben efendime inanmaz mıydım ki bana cebinden icazetnamesini çıkardı?
Bu kadar teslim, teslimiyet bu demek işte, bağlılık bu demek. Yorumu yok, Akşemsettin Veli'nin çok kısa zamanda yetişmesi de bu teslimiyetiyle olmuştur Hacı Bayram Veli Hazretlerine diyorlar Sultanım bu köse böyle sakalları yokmuş böyle yüzleri çokur çokur ama o yüzlerden nur akarmış böyle nur akar mübarek bir veli buyurmuş ki size bir şey söylediğim zaman yorum yapıyorsunuz İşte bunu dedi ama bunun şu anda yapılması pek muvafık olmaz deyip duruyorsunuz ama bu Akşemseddin Veli var ya bir şey dediğim zaman emreden üstadım dedi. İşte bu teslimiyeti sebebiyle çok kısa zamanda Cenabı Hak Lut etti. Bir de bu nimete mazhariyet kendi elleriyle olmaz. Bizzat şahidim burada neden bu konu açıldı bilmiyorum Bir sabah üstadımız kalktı Yanındayım Buyurdu ki Cennetün Müşahede de toplantı oldu Sami Efendi Hazretleri görevi bize tebliğ buyurdular diye.
O günlerdeydi Sami Efendi Hazretlerinin mübarek kabri şerifini gördüm Nur kabir nur bir kısmını anlatacağım Sami Efendi Hazretlerini çok mahsun gördüm Buyurdu ki Hasan Efendi'yi tanımadılar Hasan Efendi'yi tanımadılar biz ona görevi verdik rüyayı anlatacağım zaten biz anlatmadan ona malum bir zinnillahi teala ağıttan gözyaşından anlatamıyorum ki elimi yüzüme kapadın Öyle hüngür hüngür ağlıyorum elimde değil Sizi tanımadılar diyorum ama kendimden geçiyorum. Efendim ihtilal dönemleri idi sene seksendi. Üstadımızın aşkına bakın, muhabbetine bakalım. Bir kişi ile sohbeti devam ettirdi. Öyle işte şu işimiz var, bu işimiz var yok.
Şer'i bir mazeret olmadıkça iştirak edeceğiz çünkü onlar bizi o halkada görmek istiyorlar Ashab-ı Güzin efendilerimizden okuyorum her gün bir tanesini Sami Efendi Hazretlerini gördüm buyurdu ki yarın Sa'd ibn Ebi Vakkas Hazretlerini oku nasıl bir alaka nasıl bir bilgi birbirleriyle hayran kalırdım böyle hemen Ashab-ı Kiram kitabına baktım nereye geldim diye zaten sırayla gidiyoruz Sa'd ibn Nebi Vakkas huzuruna oturdum şunu burada söylemek istiyorum kapının ağzında otururdum gelenleri teşrifatçı onlara hizmet için bak onların üstün olduğunu söylüyorum gelenlerin bir hizmetkarı olarak içeri alıyordum.
Bir o şekilde oturmam var bir de yanında oturduğumda böyle içimden atamadığım bazı duyguların buharlaştığını görürdüm yani kendi elimle atamadığım o haller kendiliğinden böyle uçardı Demek ki onlarla oturan şaki olmaz buyuruyor Allah'ın resulü onlarla hem meclis ona Şaki olmaz kitabı aldım elime açacağım buyurdu ki bugün oğlumuz efendisini görmüş Hey Allah Gözlüğe gizli olmaz dediler buyurmuşlar ki yarın sohbette Sa'd İbni Ebi Vakkas Radıyallahu Ananı oku o sohbet tatlı olmaz mı? O sohbet huzurlu olmaz mı tadından yenmez bir şeker olmaz mı ilahi bir şeker olmaz mı bir rahmet olmaz mı bir huzur olmaz mı Hele bir sohbetini hiç unutmam böyle kendileri, kuşluk vakti, daha sohbete başlamadan önce bükülürlerdi böyle.
O anda hatırlarına şu gelmiş Sami Efendi Hazretleri de Medine'ye hicret etti diye bunu der demez bütün dedi damarlarıma girdi bütün Hasan Efendi ben neredeyim buyurmuş o günkü sohbetini anlatamam Efendisine gayri ihtiyari öyle bir muhabbeti vardı ki Allah'ım coştu ki coştu.
O bantlardaki nelerdirdeki başka bizim gibi günahkarlara yapmış olduğu sohbet onun öyle sohbetleri var ki kaydedemedi herhalde onu bantlar kaydedemedi gönlü olmazsa kaydedemezdi burada Sanayi Camii var orada bir tanesi Almanya'dan gelmiş herhalde kamera getirmiş buna ne diyoruz biz biz çekim aleti getirmiş getirmiş buyurdu ki benim gönlüm olmadıkça çekemezsin dedi gerçekten çekemedim Almadı, kayıt almadı Sami Efendi Hazretlerinin tavafta yapılan duasını almak istiyorlar Bant dönmüş de kayıt yok gönülleri olmazsa mümkün değil Şuna şahidim eğer bir şeyi emrederse mesela şunu yapın derse o öyle bir kolaylaşıyor hani zor gördüğümüz çekim aletini diyemediniz kamera. Zor gibi görünen işler hep kolaylaşıyor. Şimdiki gibi vasıtalarımız yoktu. Hatta o zaman arabalar bile çok azdı. Mesela bu arefe gününde neden daha arefe günü değil ama bayram hazırlığında arabalardan geçirmiyor caddelerden.
Allah'ımız böyle nimet bahşetmiş O zaman pek yok Tomarca'ya gideceğim orada görüşmemi tavsiye buyurdular dediler oradaki kardeşlerimizle görüşmelerini yap diye gittim döneceğim ya dönme çok zor şimdi tomarca'dan Develi'ye geleceğim Develi'den nereye geleceğim Develi'den kasabaya geleceğim oradan yukarıya çıkmak mahalleye şöyle bir nokta elli kilometre gibi öyle bir rast geldi, her şey denk geldi. Böyle karanlık biraz, akşam karanlık. Otobüsün camına bir tanesi vuruyor böyle, seni yukarıya götüreyim diye Allah'ım ona kim haber verdi ismini de biliyorum Sinan diye bir kardeşimiz ruhu şad olsun Gel diyor seni götüreyim Evliyaullah himmet ederse her şey açılıyor biiznillahi Teala Allah'ımız himmetsiz etmesin, himmet ehli ile onlar. Sami Efendi Hazretlerinin üç icazetnamesi var üstadımıza.
Bir, Nakşi o malum kuşsu dediğimiz, yeşilhisar'daki yerde halini anlatınca işte dedem Hasan Efendi böyle dedi deyince ayrı görüşelim diyor ve icazetnamesini veriyor. O icazetnameyi alınca üstadımızı bir ağıt tutuyor öyle sürur bilmem falan o neşe yok. Bu vazifeyi acaba nasıl yerine getirebilecek miyiz getiremeyecek miyiz endişesini taşıyor. Çünkü onlar görev verirken varlığı alırlar biiznillahi Teala. O varlık alınır ve görev tevdi edilir, yoklukla verilir o, yokluğa erenlere verilir. Niye ağlıyorsun oğlum deyince dedem baba senin irtihalin gözüme görünüyor, belli olmaz yavrum dediği halde on üç gün sonra irtihal ediyor on üç gün sonra Böyle de gönül gözleri açık İkincisi Yeşilhisar İçmecesinde Kadiri İcazetnamesini veriyor. Üç icazetname dedim birisi de Hasan Efendi, bir gün mektebim yok diyen Hasan Efendi, kalpte Sallallahuüsrev. Üç İhlas bir Fatiha oku, konuş buyuruyor.
Üstadimiz Sami Efendi Hazretlerinin eserini eline alırdı fakat inanın bir cümlesinde coşardı ben daha okuduğunu pek bilmiyorum. Vermiş Cenabı Hak ihsan etmiş gönlüne vermiş ve kendisi buyurmuş Hasan Efendi seni okumakla pek meşgul olma diline gönlüne nasıl geliyorsa söyle Ne demek Adana'da o zaman hep müderrisler camilerinde vaaz eden kimseler dokuz yüz elli beşte buraya da temas etmek istiyorum, elli beşte bütün camiler durmuş Şeyhoğlu Camii'ne bütün cemaat toplanmış on bin kişi diyordu üstadımız o günde ta adliyenin önüne kadar doluyordu diye.
Çıktığı zaman böyle bir vaiz başlangıcı, zaten yürürken ağlıyorlarmış bakınca gözyaşlarını tutamıyorlar insanları temiz de bir zaman kötülüklerden arı ve duru olduğu zaman insanların böyle çıktığında Cenabı Hak velilerin bir halde hafiyızdır Allah'ımız koruyor onları bir kimse gelirdi buyurdular ben görürdüm ama başkası görmezdi Hasan efendi iftihar etme koruyor Cenabı Hak Sami Efendi Hazretleri altmışlı yılda Yeşilhisar içmecesinin üstünden Araplı derler böyle diyelim Ankara'dan İstanbul'dan geliyorlar Kayseri'den oradan geçer Niğde'ye Niğde'den işte devam eder Adana'ya doğru. O yolun üzerinde daha çocuktum, o zaman iyice çocuktum. Hatta ben Sami Efendi Hazretlerini bir kuş olarak düşünüyordum, bir melek gibi. Herhalde bir beyaz kuş gelecek diyordum, bilmiyorum ama gördüğümde derhal koştum, üstadımız elimden tuttu. Aynen bir komutandı Hasan Efendi Hazretleri.
Üç grup yapmış, başına hocaları koymuş, öyle bir düzen ki düzen ki böyle kalkmak istediler, üstadımız oturun dedi. Oturdular, elimden tuttu. Orada şuna hayret ediyorum, Adanalı Hasan Efendi'yi nasıl tanıdım? Ya onu çocukken mi gördüm? Zaten çocuğum elimden tutup gezdiriyorlar. Onu tanıdım, öyle bir vakar gördüm. Zaten iki kişinin icazeti bizzat fakrı kainattan sallallahu teala aleyhi ve sellem diğerlerine hep saygımız var muhabbetim var. Mesela bugün birisi geldi bir yerlerinden ders almış Sena ettim devam ettim Bizde Elhamdülillah dua edin de o hazımsızlık yok çok şükür.
Varsın her şehirde her kasabada her köyde onun gibi mübarek insanlar bulunsun da insanlık kurtulsun Bugün çok dertliyim öyle bir sahne öyle bir hal gördüm ki bu kötülüğü anlatamam Hayvani duygunun tahrik olacağı bir hali gördüm dedim Ya Rabbi bunu gençler görecek de nasıl kendisine sahip olacak Allah'ım koru diyordum ve şu Hadis-i Şerif hatırıma geldi. Son zamanda imanı elde tutmak, kor ateşi tutmak gibi tutsan yakacak, bıraksan seni küfrün soğuğunda donduracak. Kardeşlerim dertli olmamız gerekir, dertli olacağız bu cemiyet nasıl kurtulacak?
Bakın Afganistan bir devre Afganistan'ı bozmak için ağzıma alamam uygunsuz kadınlar getirilmiştir hususen, bozmak için Şeytanın oyunlarından birisi de kadını alet eder Diyorum ya Rabbi gençliğimizi muhafaza et Allah'ım muhafaza et Allah'ım şu hatırımdan çıkmıyor ve buna dikkatli olacağız birisi şu düşüncelerimden Bedir Muharebesi'nde Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem gece yarılarına kadar dua ediyor mübarek kırk ay saadeti düşecek şekilde Sıddık Azam tahammül edemiyor Ya Resulallah, kendini bu kadar yorma, Allah seni mahcup etmez dediği halde yalvarıyor, yakarıyor gözyaşları içerisinde buyuruyor ki eğer azıcık bir Müslüman, bunlar da olmazsa senin dinini kim koruyacak Ya Rabbi diyor.
Sayı çok olabilir ama hakikat ehilleri çok az, yemeğin içerisindeki tuz kadar az, bir sütü yoğurt eden ne diyelim ona biz bir maya kadar çok az, bir çaya atmış olduğumuz şeker kadar belki az ama kıymetli, bunlar da olmazsa bu dinin muhafazasına, bu dinin neşrine kim uğraşacak, kim gayret gösterecek? Yani onun için dertli olalım diyorum, cemiyet bizi mahvetmesin, yok etmesin. Ondan tutunalım diyelim ki bir fırtınalı hava, çok fırtınalı denizde dalgalar dağlar gibi geliyor. O esnada gemiyi kurtarmak için ne yaparlar? Rıhtıma çekerler, dalgakıranlar var, oraya çekinir ki o denizin dalgasından korunsun. İtikadi yönden dalgalar bildiğiniz gibi değil, bildiğimiz gibi değil. Allah'ımızın varlığının tartışılması ne demek? İbadet ve taat yönünden kurban taatine horoz da horoz da kesseniz yeter diyecek düşünceler mevcut. Halbuki İmam-ı Azam rahmetullahi Ali Hazretleri vaciptir buyuruyor.
Kardeşimiz çok güzel izah etti, kesitle ne yapılacak, dağa götürülsün bırakılsın. Ne demek bu? Allah'ımız emrediyor, o kesmekte öyle güzellikler var ki insanın tabiatında kan dökme ve fesat çıkartma hali var. Allah'ımız bunu kurban kesmek suretiyle ecir ve mükafata büründürüyor. Hem de kendi eliyle kesmesi gerekir. Böyle bir dalga. Biz o zaman rıhtımımız nedir, dalgakıranımız nedir Allah'ın kitabıdır Esselamle. Esamne bizim rıhtımız Allah'ın kitabıdır, Resulünün sünnetidir Evliyaullah'ın meskenidir Evliyaullah'ın mahiyetidir mahiyeti, mahiyetidir. Orada üç icazetname birisi de üç İhlas, bir Fatiha oku, bazı nasihat et şekerler gibi konuşması görüşmesi. Bunu bizim hocalarımız dedi, aynı ayet aynı vezir paşa, ne okuyacak? Ama gönüllere işliyordu, gönüllere.
Adam diyor ki, diyor ki efendim gözümden yaş aka aka şu kafam kurudu diyor, sizin sohbetinizde diyor ağlaya ağlaya vaizlerinizde benim kafam kurudu yaş kalmadı diyor, öyle tesir ediyor. Bak zaman çok geçiyor aman ha vakit ilerledi, hoca efendi vakit geldi diyorlar ama üstadımıza öyle demiyorlar. Ne diyorlar? Saatimizin yelkovanını siz mi çeviriyorsunuz acaba diyorlar. Başladığı zaman bitmezdi Allah'ımız öyle bir ilim lütfetmiş ki tarif edemem, tarif edemem İlmi vesiat Külle şey Onun İlmi Bahr-i Muhit sonsuz Rabbımızdan gelen bir ilim olduğu için. Efendim üç icazetname verilmiş, birisi işte Yeşilhisar içmecesinde dedemin sorduğunda ben halimi Allah'a açarım diye İbrahim Aleyhisselam'ın bu sözünü söylüyor. Efendimiz Aleyhisselam Cebrail Aleyhisselam'a hiç daraldığın oldu mu deyince üç yerde, dört yerde olması lazım.
Birincisi İbrahim Aleyhisselam ateşe atıldığı zaman ben arşın altında idim Cenabı hak bana edrik addi deyince derhal yetiştim. Şimdi biz neredeyiz? Aynen İbrahim Aleyhisselam'ın ateşinin içerisindeyiz daha da şiddetti ve kumi bardama vesselama nasıl ki o ateş serin ve selamet olmuşsa İbrahim Aleyhisselam üzerine buyuruyor eğer orada Ala harfi ceri olmasa hiçbir ateşin yanma özelliği kalmayacaktı Ala İbrahim buyuruyor. Biz de bu ateşi gül bahçesine çevirmek için ne yapacağız? Bir sohbet iki zikir, üç murakabe, dört müşahede. Bu hale göre değişir. Allah'ımızın emrine sımsıkı sarılmak, azı dişlerimize sarılır gibi Allah'ın kitabına ve resulünün sünnetine yapışmak suretiyle gül bahçesine çeviririz inşallah. İkinci olarak İbrahim Aleyhisselam bıçağı İsmail Aleyhisselam'ın boğazına koyduğu vakit yine arşın altında idim Allahu Teala edri kapdi koluma yetiş buyurdu.
Ben bir göz açıp yumuncaya kadar o bıçak tam İsmail Aleyhisselam'ın boğazına ineceği zaman kanadımı gerdim altına. Allah'ım, Allah'ım üçüncüsü Uhud günü küffar, mübarek dişi saadetini şehit ettiklerinde Ey Cibril, eğer Muhammed'imin kanı yere düşerse ot namına, canlı namına hiçbir şey bırakma, yetiş Muhammed'ime diyor. Mübarek Sakalı Saadetinden yere tam düşeceği zaman kanadını uzatıyor o kan nereye konuyor o kan aşıkların gönlüne konuyor dört. Yusuf Aleyhisselam kuyuya atıldığı zaman Cenabı Hak yetiş kılma buyuruyor kuyunun dibine varmadan kuyunun alt tarafından bir taş alıp Yusuf Aleyhisselam'ın onun üzerine oturtuyor. Bunlar Ruhul Beyanda geçiyor. Asıl bizim dikkat edeceğimiz nedir?
Kendimizi rıhtıma çekmek, kendimizi dalga kıran da bu küfrün, şirkin, nifakın, ahlaksızlığın, tacizliğin, gafletin, inançsızlığın artık son haddine gelmiş ahlaki yön olarak ahlaksızlık olarak ismini söylemiyorum taşlar yarak kahrolan kahrolan milletin belası Allah'ımız korusun bu kadar ilerleyince biz ne yapacağız Abdülhalık-ı Vojcevani Hazretleri Muhammed Bahaüddin Hazretlerine şu tavsiyede bulunur, Oğlum Bahaüddin, hak tarafından büyük bir istidada sahipsin, büyük bir kabiliyete sahipsin. Aleme manevi ışık yayacak olan bir istidat fitilin tahrik lazımdır. Zikrullah'tan bir an fare olma Zikrullah'tan ayrılma mahlukata halisane hizmet et onunla Hakk'a giden yol buluna verişle mahlukata halisane hizmet hem maddi yönden hem manevi yönden hem cehaletten kurtulup ilme teşvik etmek mesela kadın kardeşlerimizin kadın ilmi halini okumaları gerekir.
Erkek kardeşlerimiz de öyle çünkü bize gereken üç husus ver. Birisi Allah'ımızı tanımak Celle Celalü maarifetü'l abdi rabbehu celle celalü İkincisi Maarifetü'l Abdi Nebiyyehü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin hayatını okuyacağız yani şu bozulmuş cemiyetin içerisinde kurtuluş ancak buyrulur. Bir üçüncüsü ne dinimizi öğreneceğiz Ma'rifetü'l Abdi dinehu Bahaüddin Her zaman ve mekanda ayağını şeriat esasları üzerine basasın kurtulacaksak böyle. Emir ve nehiyde istikamet üzere olasın. Daima azimetli ameliyyesin bunun üzerinde durmak istiyorum. Ruhsatın azimet olduğu belli. O seferi halde iken dört rekatlı namazları iki rekat kılmak gibi. Mesela kurban bayramında dört gün oruç tutulmaz, Ramazan-ı Şerif'te bir gün.
Şeri esaslara dikkat ederek hep kolaylığa sapmayacağız işte Hil kavlidirler şöyle bir yolu var böyle bir yolu var diyerek hep bunlarla biz çok geri kaldık Sami Efendi Hazretlerine bakın bir diş konusu sorulduğunda üstadımı soruyor verdiği cevap çok önemli buyuruyor ki doksan dokuz alim evet dese biri de hayır dese ben hayır diyeni tutarım İhtiyatlı yolu tercih buyuruyor. Emir ve nehiyde istikamet üzere olasın, daima azimetli amel iciyesin, sünnete tabi olasın, cemmi sünnetleri mümkün oldukça işleyesin, ruhsatları terk edip bidatlerden kaçınasın. İnsanlar, hayvanlar, nebatlar senden hizmet bekliyor oldun. İnsanlar, ailemiz, çocuğumuz, çoluğumuz, akrabamız, komşumuz vesaire kimseler, gençliğimiz, gencimiz ve yaşlıımız hepsi hizmet bekliyor. Seyri sülukun evvelinde, ortasında ve sonunda gerekli bilgi ve usulleri Hızır Aleyhisselam'dan aldığım gibi sana talim eylerim.
Daha çok zikri hafi iltizam et Allah'ın tevfiki refiken olsun çok güzel dua buyuruyorlar zikri hafi bu hem insanların duymayacağı şekilde hem de kalbi olan zikri buna dikkat et Allah'ın tevfiki refikin olsun Allah'ımızın yardımı sana yoldaş olsun Velhamdülillahi rabbil alemin Bir dua ile bitirelim