Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar sevgili dinleyicilerimiz. İnşallah Mahmud Sami Ramazanoğlu Daddisallahu Siretü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ayetel Kürsi'de kalmıştık inşallah bu ayetleri okuyarak açıklamalarını sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Allah O'dur ki Ondan başka ilah yok ancak O var. El Hayy ve El Kayyum'dur. Zati ezeli ve ebedi bir hayatla diridir ve başka bir varlığa muhtaç olmaksızın zatıyla kaimdir.
Ve her şey bizzat kendisiyle değil ancak onunla kaimdir. Onu ne bir dalgınlık ve uyuklama tutabilir ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onundur. Onun nezdinde kim şefaat edebilir? Ancak izin verdiği kimse. Okullarının o gün yaptıklarını da sonradan yapacaklarını da bilir. Dünyada daha karşılaşacakları şeyleri de her vakit arkaya bıraktıkları ahireti ve onda başlarına gelecekleri ve nail olacakları şeyleri hep bilir. Onlar onun ilminden hiçbir şeyi ihata edemezler yani elde edip kavrayamazlar. Ancak onun dilediği müstesna onun kürsisi gökleri ve yeri ihata etmiştir. Bunları muhafaza ona hiç ağır gelmez. Çünkü o çok yüce, çok büyüktür. Artık hiç kimsenin dine girmesi hususunda zorlama yoktur. Çünkü doğru yol dalaletten seçilip meydana çıkmıştır.
Artık kim o azdırıcı şeytanı kabul etmeyip de Allah'a iman ve itimat ederse o kopması ihtimali bulunmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. İşte Allah kullarının her söylediklerini ve söylemediklerini işitici, her hallerini kemaliyle bilicidir. Allah kendisine iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan kurtarıp aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin dostlarıysa şeytandır. O da onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sürükler, onlar cehennem arkadaşlarıdır. Bir daha çıkmamak üzere orada ebedi kalıcıdırlar onlar. İmam Buhari'de herkes sevgili dinleyeceğim. Bize ulaşan haberler arasındadır ki Allah Teala Cibril aleyhisselama vahyedip buyurdu ki ey Cibril, eğer seni dünyaya gönderip ora halkından kılsaydım orada ne gibi taatler yapardın? Cibril Aleyhisselam cevaben Benim halimi benden iyi bilirsin Rabbim. Ancak ben eğer ehli dünyadan olsaydım şu üç amele ihtimam ederdim.
Birincisi ehl-ü iyal sahibi olup da onların nafakası hususunda darlık çekenlere yardım ederdim. İkincisi onların ayıplarını ve günahlarını senden başka hiç kimse görmemesi için örtmeyi kendime iş yar edinirdim. Ve üçüncüsü susuzlara su vermekle meşgul olurdum demiştir. Allah Lafza-yı celali hadis-i Nebevi'de beyan olunan doksan dokuz esma-i hüsnanın en büyüğüdür. Sıfatı ilahiyenin cümlesini cami bulunan zat ismidir. Bu ismi Celil-i İlahi hiçbir sıfatı ilahi hariç olmamak üzere cümlesini ifade eder. Diğer esma-i ilahiye her bir sıfata münferit olarak delalet ederler, Allah Lafza-i Celali, Ehassı Esma'dır. Yani her cihetten hususidir. Allah'tan başka hiçbir kimseye ıtlak olunamaz. Kulun bu ismi celali ilahiden nasibi büyük olmalı ve kalbi ve himmeti bu ismi celile müstağrak olmalı. Ondan gayrelerin muhabbetini kalpten sürüp çıkararak onu zikirle o ismin sahibine ulaşmalıdır.
O hale gelmelidir ki ondan başkasını arzulamasın. Ondan gayrıden korkmasın. Çünkü ondan başka her şey batıldır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Arap'ın söylediği sözlerin en doğrusu Lebid'in sözüdür ki şöyle demiştir, biliniz ki Allah'tan başka her şey batıldır. Bu yüce ismi ilahide başka isimlerde olmayan hususiyetler pek çoktur. Bunlar saymakla bitirilemez. Bu cümleden olmak üzere birisi şudur, diğer isimlerden bir harf düşer yahut çıkarılırsa hemen manası bozulur, alakasızsa. Hatta kötü manalı bir kelime olur fakat bu ismi Celil bu gibi şeylerden münezzehtir. Şöyle ki başındaki elif hasf olunmuşsa yine içinde baki olarak lillah olur. Gibi ayet-i celillerde olduğu gibi. Birinci lam hazf olunmuşsa lehu olur, gibi ayet-i celilelerde olduğu gibi. İkinci lam da hazf olunursa hu kalır, huvallahüla ilahe illa Hu gibi ayet-i celilelerde olduğu gibi.
Hulasa olarak hangi şekilde olursa olsun muhakkak ona sarahatle delalet eden bir mana ifade eder. Manadan sakıt olmaz, manası düşmez, kaybolmaz. El Hayyü'l Kayyum. El Hayyü'l Kayyum'un Allah'ın en büyük isimlerinden olduğu söylenmiştir. Yani ismi azam olduğu söylenmiştir. İsa Aleyhisselam ölüleri diriltmek istediğinde ya hayyu yakayum diyerek dua ederdi. Denizcilerin boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarında ya hayyu yakayum ile dua ettikleri söylenir. Hazreti Ali Radıyallahu Anh'tan rivayet edildiğine göre o şöyle söylemiştir. Bedir günü olduğunda geldim, Allah Resulünün ne yapacağına bakıyordum. Birden secdeye giderek Ya Hayy'yu Ya Kayyum demeye başladı. Ben birkaç defa gittim geldim o aynı şekilde ilave yapmadan bu duayı okuyordu. Fetih müyesser oluncaya kadar bu böyle devam etti. İşte bu gösteriyor ki Ya Hayyu Ya Kayyum ismi çok büyüktür.
Et-Tevvîlatün Necmiye'de ismi azamdan bahsedilirken bu iki isme Ya Hayyu Ya Kayyum isimlerine işaret bulunmaktadır. Zira Cenabı Allah'ın Hayy ismi bütün isim ve sıfatlarını içine almaktadır. Çünkü kadir olmak, bilmek, işitmek, görmek, konuşmak, dilemek ve bakilik Hayy isminin ayrılmaz vasfıdır. Kayyum ismi de bütün mahlukatın Allah'a ihtiyacı olduğunu ihtiva etmektedir. Şunu iyi bil ki İsmi Azam Muhammedi Hakikatten ibarettir. Muhammedi hakikati bilen İsmi Azam'ı da bilir. Muhammedi hakikat ilahi cami ismin suretidir. Allah bu suretin Rabbidir. Feyz ondandır. Bunu böyle bil ki en yüksek nasibe fevzü necat bulasın, ulaşasın. Ebu Yezid Bistami Kuddise Sirruha ismi azamdan sual edilmiş, o da cevaben o öyle bir isimdir ki onun çizilmiş bir sınırı yoktur. Fakat sen kalbini Allah'ın vahdaniyeti için boşalt, masivadan kalbini temizle.
Bu durumda olduğun zaman onu dilediğin herhangi bir isimle zikret demiştir. Ebu Yezid Bistami şöyle demiştir, geceleri gündüz yaptıktan sonra ancak bana bazı şeyler gözükmeye başladı. Geceleri gündüz yaptıktan sonra ancak bana bazı şeyler gözükmeye başladı diyor Ebu Yezid el-Bistami. Söylendiğine göre bir zatın iki talebesi varmış. Bunlar aralarında nem ve yakaza konusunda yani uyku ve uyanıklık ihtilaf etmişler. Bir tanesi demiş ki uyku daha hayırlıdır. Çünkü insan bu halde isyan etmez. Diğeri de uyanıklık daha hayırlıdır. Zira insan bu halde Allah'ı tanır demiş. Nihayet aralarında hakemlik için hocalarına başvurmuşlar. Hocaları uyanıklığın daha üstün olduğunu söyleyen sana göre hayat daha hayırlıdır demiştir. Denildi ki bir adam bir cariye satın almış. Gece olduğunda cariye demiş ki yatağı ser. Cariye de ey efendim sizin mevlanız var mı diye sormuş.
Adam evet diye karşılık verince cariye Mevla'nız uyur mu diye tekrar sormuş adam. Hayır deyince cariye Mevlana'nız uyumazken siz uyumaktan haya etmiyor musunuz demiş. Bilal-i Habeşi Radıyallahu Anh'ın seher vakti devamlı söylemekte olduğu beyitler şöyledir Ey uykusuna dalmış kimse Rabbisi uyumayan kulun uykusu olmaz. Gece güzel uykularla uyuyan sen günahkarım mı diyorsun? Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur Bana Rabbimin yanından birisi geldi. Ümmetimin yarısının cennete girmesiyle şefaat arasında beni muhayyer kıldı. Ben de şefaati tercih ettim. Rivayet edildi ki şüphesiz peygamberler kıyamet gününde şefaat için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i tayin edecekler. İnsanlar bunun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e başvuracaklar. O da ben şefaat için tayin edildim. Cenabı Allah'ın kıyamet gününde ona vaat ettiği Makam-ı Mahmud'dur bu.
Bunun üzerine peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem gelecek, secdeye kapanacak, daha önce bilmediği ancak o vakitte Allah'ın kendisine ilham edeceği birtakım hamdlerle ona hamdedecek. Sonra Rabbinden insanlara şefaat kapısını açması için ricada bulunacak. Allah Celle Celalühü de bu kapıyı açacak. Şefaat konusunda meleklere, resullere, enbiyaya ve müminlere izin verecek. Böylece Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıyamet gününde insanların, peygamberlerin seyidi olacak. Zira o meleklerin ve resullerin şefaat edebilmeleri için Allah Celle Celalühü yanında aracı olacak. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu şekilde terbiye edilmiş ve Ben insanların seyyideyim demişti. O gün de bütün mahlukata üstünlüğü zahir olmasına rağmen Ben mahlukatın efendisiyim dememiştir. Bütün peygamberlerin makamlarını kendisinde cem etmiştir Efendimiz.
O günde bütün melekler Adem Aleyhisselam'dan başlayarak aşağıya doğru bütün insanlar şefaat kapısının açılmasında ve Allah yanındaki makamını izhar etmekte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize muhtaç durumda bulunacaklar. Zira ilahi güç yüce hakimiyet herkesi adeta dilsiz yapacak. Allah'ın huzurunda konuşamayacaklar. İşte bu durum Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kadrinin ne kadar yüce olduğunu göstermektedir. Sevgili dinleyiclerim, Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahul Aziz Ayetel Kürsi'nin tefsirinde Bakara Suresi Tefsiri isimli eserinde şöyle zikrediyor. Bu Ayetel Kürsi Cenabı hakk'ın zat ve sıfat-ı ilahiyesine delalet eden meselelerin en büyüklerine ihtiva etmesi bakımından Ayetül Kürsi namıyla tesmiye olunmuştur, isimlendirilmiştir.
Bu ayet-i celileyle sabit ve müberhendir ki, açıktır ki Allahu Teala bizzat Vacibü'l Vücud'dur, uluhiyete müteferrittir, tektir. Hayatı bizzat daimidir, kimseye muhtaç olmaksızın hayyu layemuddur, ölümsüzdür. Zatıyla kaimdir. Kıyamette kimseye muhtaç değildir, herkes ona muhtaçtır. Uluulden katiyyetle münezzehdir yani bir başka varlığa girmekten, tağyirden yani herhangi bir değişikliğe uğramaktan ve ef'al-i ilahiyesi ilahi fiilleri olan işleri idarede usanmaktan, yorulmaktan, ağır gelmekten münezzehdir. Onun vücuduyla varlıkların vücudu arasında bir benzerlik müşabeh yoktur. Mahlukatın vücutlarına arız olan şeyler ona arız olamaz mı? Mülkün ve melekutun malikidir. Her şeyin asillarının ve fer fer'ilerinin yani dallarının devamının ibda edicisidir, yaratıcısıdır. Emsalsiz ve tahminlerin fevkinde. Kudret, kuvvet sahibidir. Huzurunda onun izin vermediği hiç kimse şefaat edemez.
Bütün eşyayı bizzat kendisi bilir. Ona hiçbir şey büyük değil, eşyayı bizzat kendisi bilir. Ona hiçbir şey büyük değil, gizli de değildir. Mülkü kudreti onun kudreti gibi sonsuzdur. Hiçbir iş onu diğer bir işten alıkoyamaz, hiçbir iş ona ağır gelmez, onu fehimler kavrayamaz. Onun zatı ve sıfatları hakkında söylenebilecek en büyük söz Cenab-ı Ahmed sallallahu aleyhi ve sellemin söylediğidir. Seni layık olduğun şekilde sena edemem. Sen kendini nasıl sena ettiysen öylesin. İşte bu sebeple Allah'ın kendini tavsif ve sena ettiği ayetü'l Kürsi'ye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kuran ayetlerinin asamıdır, en büyüğüdür diye buyurmuşlardır. Hadis-i şerifte Kur'an'daki ayetlerin en büyüğü Ayetü'l Kürsi'dir. Kim onu okursa okuduğu andan ertesi güne kadar hasenatını yazmak, seyyiatını silmek üzere Allah bir melek gönderir buyurmuşlardır.
Hazreti Ali'yi Kerremallahu vecheh'den rivayet olunduğuna göre Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu ayet-i celileyi hangi evde okumuşsam muhakkak surette şeytanlar otuz gün o evden uzaklaşmışlar. Sihirbaz erkek yahut kadın kırk gün oraya girememiştir. Ya Ali, bunu çocuklarına ve ailene ve komşularına öğret. Bundan büyük ayet nazil olmamıştır buyurmuşlardır. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur. Ya Ali, beşerin seyyidi Adem'dir, Arap'ın efendisi Muhammed'dir. Övünmek yoktur. İranlıların efendisi Selman, Rumların efendisi Suheyb, Habeşlilerin efendisi Bilal, dağların efendisi Tur, günlerin efendisi Cuma, sözlerin efendisi Kuran, Kuran'ın efendisi Bakara Suresi, Bakara'nın efendisi ise Ayetel Kürsi'dir. Bu ayet-i celileye ancak sıddıklar ve abidler devam ederler.
Kim yatarken bu ayet-i celileyi okursa Allah onun nefsinin, komşusunun ve onun da komşusunun şerlerinden emin kılar. Evet, az I nicler'miz Ayetü'l Kürsi'nin tefsiri ile ilgili böyle söylüyor Mahmud Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu Sirraü'l-Aziz, Bakara Suresi tefsirinde. İnşallah bir sonraki ayet I kerimeden itibaren daha sonraki programımızda sizlerle tefsiri paylaşmaya devam edeceğim. Yeni bir bölümde tekrar görüşmek umut ve niyazıyla. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.