Aşure Günü ve Manevi Önem kaydında Ve on geceye yemin olsun. Çünkü herhangi bir kayıt koymadan on denilince, silhicce'nin on günü yani birinden bayram günü olan onuncu gününe kadar on gün akla geldiğinde on gece. Bu on gece demek olur. Bununla beraber Ramazan-ı Şerif'in son on günü ve Muharrem'in aşura onuncu gününe kadar onu da sayılı onlardandır. Bunlar hakkında da…
Ve on geceye yemin olsun. Çünkü herhangi bir kayıt koymadan on denilince, silhicce'nin on günü yani birinden bayram günü olan onuncu gününe kadar on gün akla geldiğinde on gece. Bu on gece demek olur. Bununla beraber Ramazan-ı Şerif'in son on günü ve Muharrem'in aşura onuncu gününe kadar onu da sayılı onlardandır. Bunlar hakkında da rivayetler var. Halıkalem Yezel okuduğum ayat-ı ilahiye de kısaca manasını arz edeceğim. Bismillahirrahmanirrahim, Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla. And olsun şafağa, izahına girmiyoruz şafak dendiği zaman bilindiği gibi gece karanlığının artık parçalandığı sabahın ilk beyazıdır ki dilimizde biz buna şafak deriz, yani fecir deniyor ya. Tan sökmesi şeklinde ifade edilir. Bunun dikey olarak önceden görünen şekline yalancı fecir, yatay olarak görünene de gerçek fecr denir. Yalancı fecirle dinen namaz ve oruç hükümlerinin bir ilgisi yoktur.
Bu hususlarda gerçek fecre itibar edilir. Buna göre fecir cihanın karanlıktan aydınlığa geçmek üzere gülümsediği en neşeli mutlu bir anıdır. Bu itibarla başındaki lam'ı cins olarak alıp aydınlanmaya başladığı zaman sabaha and olsun. Biz bunu Tekfir suresinde on yedinci ayetin olduğu gibi fecir cinsine yemin kuşkusuz ki manalıdır. Birçoklarının görüşü de budur. Bununla beraber bazı sabahları daha çok özellikleri bulunduğunda da kuşluk, hiç şüphesiz kuşku yoktur. Bu itibariyle de başındaki lam'ı ahit manasına alarak Cuma ve bayram gibi mübarek günlerden birinin fecir olarak da düşünülebilir. Bu durumda ilk akla gelen mücahitten rivayet edildiği üzere kurban bayramı gününün fecir olmasıdır ki bu da zinhiccenin onuncu günüdür. Birincisi bunu dahi kapsaalsa da bunda daha çok bir özellik ve kapsamlık ile neş'e ve sevince işaret vardır. Şu da buna bir karine ip ucu gibidir.
Biz hicri yılbaşına girmiş oluyoruz. Hiç şüphesiz özellikleri pek çok bu gecenin, bugünlerin hicri yılbaşının özellikleri bu ayda zuhur eden hadiseler şu şekilde ifade buyrulur. Ve sonra bugüne aşura denmesinin sebebi Arapça aşura kelimesinin onuncu gün manasına gelmesi. Rabbi Zülcelal'imiz bugün de on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunuyor. Birincisi Hazreti Eyyub aleyhisselamın hastalığından o gün şifaya kavuşması. Malum vücudu alilerinin hastalıkla imtihan edildiği, malıyla imtihan edilir, mülküyle imtihan edilir, çocuğuyla çoluğuyla ve kendi vücudu alilerine isabet eden çocuğuyla çoluğuyla ve kendi vücudu alilerine isabet eden hastalıklarla imtihan edilir.
Biz Kuran-ı Azimüşşan'a baktığımız zaman Cenabı Hak ve Beşir-i Sabirin ayet-i celile-i cemilesinde de kulun başta Mevla-i Zülcelal'den razı olması gerektiğini ve sonra da kul Allah'tan razı olunca Mevla da kulundan razı olur. Buna Rağlıyeten Merdıyye denir. Mevlayı diyor. İşte çaresiz sizleri biraz korku, biraz açlık, biraz maldan, candan ve hastalıktan eksiklik ile imtihan edeceğiz müjdele o sabredenleri diye buyrulur. Burada izahlar yapılır. Mevlamız neden imtihan ediyor? Bizi bize bildirmek için. Siz kendinizi üstün görüyorsunuz ama benim verilmiş olduğum musibet karşısında tavrınız, eğer sabır ise, verdiğim nimete karşılık da şükür ise, hiç şüphesiz siz müjdelenen kimselerdensiniz, denmek isteniyor. Mevla-yı Zülcelal'imiz bizi biraz korku. Buna Hanikı Lemyezel'den korkup, emrine sımsıkı yapışır, nehyettiklerinden de kaçma manası verilmiştir.
Aşure Günü ve Manevi Önem kaydında Ve on geceye yemin olsun. Çünkü herhangi bir kayıt koymadan on denilince, silhicce'nin on günü yani birinden bayram günü olan onuncu gününe kadar on gün akla geldiğinde on gece. Bu on gece demek olur. Bununla beraber Ramazan-ı Şerif'in son on günü ve Muharrem'in aşura onuncu gününe kadar onu da sayılı onlardandır. Bunlar hakkında da…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Halıkı Lemyezel'den korkup aklımızı, fikrimizi, Mevla haşyet, tazim içerisinde olmaktır. Daha açlıkla, oruç tutmakla, zekat vermekle malın noksanlaşması, maane gasat, sadakatü mimmal. Vermekle Mevla'nın yolunda mal eksilmez. Daha bir yenisi gelir, sanki bir bağ çubuğunun, bir üzüm çubuğunun veya bir ağacın budanıp, yaramaz dallarının budanıp, yaramaz dallarının alınması suretiyle daha bir gür, daha bir gelişmiş olarak devam etmesi anlamına gelir. Halıku lemyezen bu suretle malında muhafaza eder, canını da muhafaza eder, evini ve etrafını da korur hiç şüphesiz. Nefsimizle olan imtihan bir kere hem zahiri hem de batıni olan cihattır. Zahirde din düşmanları, batında bizim nefsimizle yapacağımız mücadele, mücahede onun tezkiyesi, ıslahı ve irşadıdır. Ve semerat buna gönül meyvesi çocuklarımızın başına Mevlamızın vermiş olduğu musibet olarak da ifade edilmiştir.
Eyyub aleyhisselamın hastalığından kurtulduğu ve o gün şifa bulduğu ifade buyrulur. Biz de demek istiyorum ki Mevla yüzücü Celalimizin vermiş olduğu musibetlere karşı eğer şikayet etmez, senden geldi ya Rab diye sabrı Cemil, diğer insanların içerisinde musibet gören insanın fark edilmeyecek şekilde hal arz etmesidir. Daha Hazreti Yusuf'un aleyhisselam hasretinden dolayı gözleri kapanan Hazreti Yakub'u görmeye başlamasıdır. Duygulanmamak mümkün değil. Çünkü öyle bir musibet, öyle bir sıkıntı görmüştür ki bu sıkıntıya karşı nübüvvet kokan yavrusunu malum, kırk yıl kendisinden uzak tuttular. Bakınız ne diyor Esselam. Yakup aleyhisselam sızlanmıyor, şikayet etmiyor. De ki ben dolgunluğumu ve üzüntümü, tasamı, kederimi, endişemi başıma gelen dert ve belayı Allah'a arz ediyorum. Ve Ve Allah tarafından sizin bilemeyeceğiniz şeyleri vahiyle de bilirim.
Evladım uzakta değildi ama ona kardeşleri eza etmesin diye yerini, hikmetten birisi budur, ifade etmedim. Onu ben görüyordum, kavuşacağımı da biliyordum. Allah'ın izniyle bunda birçok esrarın olduğundan da hiç ve siz ikramda bulunduğunu siz bilemezsiniz diyordu. Ehlullah'tan bir zatın musibetle zatın musibetler karşısındaki hali şu keşke bu derdü bela saltanatı benden alınmasa demiştir. Bir derdü bela istemezler. Mesela Muhammed Bahaüddin hazretleri bir gün aşka, şevke, muhabbete ve zevke gelir cezbe ile. Ne kadar musibet varsa Rabbim bana ver deyince üstazı alileri böyle yapma Baha ettiğin. Çünkü Tahammül edemeyeceğimiz bela ve mesaibi Cenab-ı Hak üzerimize yüklemesin.
Kayseri ulemasından Hacı Zühtü Efendi Hazretleri dedem Rahmetullah aleyh'e der ki, Mustafa Efendi öyle bir musibet gördüm, öyle bir dert çektim ki, neredeyse Halıkel Lemyezen'e itiraz edecek bir hal dilimle olmadı ama gönlümden geçer gibi bir hal oldu. Ondan beri Ya Rab tahammül edemeyeceğimi sıkıntı ve belayı verme diye o günden beri yalvarıyorum der. Hazreti İbrahim aleyhisselamın oğlu Hazreti İsmail dünyaya gelmiştir, Muharrem ayının özelliklerinden. Hazreti Davud'un aleyhisselam tövbesi kabul edildi. Hadiseleri anlatmakla bitiremem. Öyle ağladı ki, gözyaşlarında yosun meydana geldi deniyor. Kardeşlerinin attığı kuyudan Hazreti Yusuf bugün çıkarıldı. İsa Aleyhisselam aşura günü dünyaya geldi ve o gün de semaya yükseltildi. Hazreti Adem Aleyhisselam'ın tevbesi kabul edildi. Mevlana'mız buyurur ki Adem babamız bir hatası için günlerce, aylarca, yillarca gözyaşı döktü.
Acaba bu kadar hatamıza biz ne yapmamız gerekir? Balığın karnından Hazreti Yunus bugün de kurtuldu. Yusuf aleyhisselam da, Yunus aleyhisselam da o darlığın içerisinde evladımı okuyamıyorum, ez karımı çekemiyorum, işim çok, gücüm çok, bir türlü başımı bulamıyorum diyenlere üstazı alimiz ve üstazı alileri Hazreti Yusuf bu darlığın içerisindeydi, kuyuya atıldı. Hazreti Yunus balığın karnında, diyor semada melekler onların zikrine tahammül edemiyor. Ya Rabbi biz kuyunun içerisinde ve balığın karnında senin yağdığını öyle duyuyoruz ki biz tahammül edemiyoruz bu aşka, bu şevke, bu muhabbete, bu zikre demişlerdir. İşte meşgalem çok dendiği zaman Süleyman Aleyhisselam da bir devlet reisiydi, bir an Rabbi Zülcelalimizden gafil kalmamıştır. Cudi Dağı'nın üzerine Nuh aleyhisselamın gemisi demirlenmiştir. Musa aleyhisselamın denizi yarıp Firavun ile ordusunun sulara gömüldüğü gündür.
Biz bugün de ne yapacağız derseniz, bugün de yapacağımız sabah namazından sonra, sabah namazından sonra üç defa duasını yaparız. Bugün de öyle bir ikram var ki Ramazan ayından sonra en faziletli oruç Cenabı Hak'ın ayı olan muharrem ayında tutulan oruçtur. Bugünlerde tutulan orucun önemini hiç şüphesiz ifade eder. Muharrem ayı Hicri senenin başlangıcı böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak elbette ki bereketlerin zuhuruna vesile olacaktır. Gerek Yahudilere benzememek ve gerekse orucu tam aşure gününe isabet ettirmemek için. Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye ediliyor. Hicri takvime göre yeni bir yıl başlangıcıdır. Hicri senenin ilk ayı olan Muharrem'in onu aşure günüdür. Fecr suresinin ikinci ayetinde on geceye yemin olsun ifadesi ile anlatılıyor. Cenabı hak bu gecelere yemin ederek onların bereketini bildiriyor.
Biliyorsunuz Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendiler. Ne oruç olduğunu sordular. Yahudiler bugün Cenabı Hakk'ın Musa'yı muhaliflerinden, düşmanlarından kurtardığı, Firavun'un boğulduğu gün Hazreti Musa şükür olarak bugün oruç tutmuştur dediler. Bunun üzerine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem biz Musa aleyhisselamın sünnetini iyyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz buyurdu. O gün oruç tuttu ve tutulmasını da emretti ancak ertesi sene Ramazan orucu farz kılınca isteyenlerin tutmasını ifade buyurdular. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu günle ilgili olarak, zinhicce'nin son günü ve Muharrem'in birinci günü oruç tutan o yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur, Kıymeti anlatmakla bitmez. Yalnız biz burada Fecir suresini ondan on dördüncü ayeti celile'ye kadar okuduk birinde.
Rabbi zülcelalimiz, andolsun şafaa, bunu anlatmakla bitiremem. Allah'ın izniyle bir şafağı anlatmam mümkün değildir. Bizim neşe günlerimiz olur, sevinç günlerimiz olur. Birbirlerine takılarda, ikramlarda, ihsanlarda, ne bileyim hediyelerde bulunur. Neden? Şafak söktüğü için. Nasıl çocuk ana karnı zulmetinden dünya şafağına bitmez. Küfür zulmetinden iman şefaati iman şafağına erildiği için ne kadar hamdetsek azdır. Çünkü ebedi bir cennete ebedi bir nimete Allah'ımızın ihsanına, konuşulmuş olur. Rabbi zülcelal'imizin emrini yerine getirip de insanların küfür ehlinden seçilmesi de neden olacaktır, ibadet ve taatinden dolayı olacaktır. Çünkü Rabbi zülcelalimiz hayırlı kullarını cennet ehli olanları abdest azalarından seçecek. Alınlarındaki secde nurundan seçecektir. Dillerindeki zikrin ıslı oluşundan, dillerinin zikrullah ile ıslı oluşundan şafak?
Şafak bir kere gönlümüze imanın nurunun doğmasıyla birlikte bu imanın bereketiyle insanlığın da hidayetini sağlayıp, onların gönlünde de iman şafağının zuhuru demektir. Ahlak-ı seyyieden, ahlak-ı hamideye geçme şafağı. Cehilden ilme geçme sabahı. Cehaletten ilme geçiş şafağı, ruhun insanın uykuya bile yattığında yatağına girdiğinde, ruhunun arşın altında ve secdeye kapanma şafağıdır. O zaman biz hiçbir şey anlatamayız, dönüyoruz. And olsun şafağa on geceye çifte ve teke ve geçeceği karanlığı ile her şeyi örttüğü sırada geceye yemin olsun ki nasıl bunlarda bir akıl sahibi için bir yemin var değil mi? Görmedin mi Rabbin Ad kavmine ne yap. Direk sahibi İrem'e ki o bahçeler içinde benzeri yaratılmamıştı. Ve vadilerde kayaları kesen Semud kavmine ve o kazıkların ordu ve çadırların sahibi firavuna. Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi. Böylece oralarda bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Onun için Rabbin de üzerlerine azap kamçısı yağdırıverdi. Şüphesiz ki Rabbin hep özetlemektedir. Esteizi billah, inna rabbekelle bil mirsa. Ayet-i celilenin, sure-i celile-i cemile'nin bu kısmı bize iter. Bizi küçümsemesin diye. Halbuki bu çok kısa bir zamanda temizlik aletleriyle giderilebilir. Ama gönlümüzdeki siyahlık ne olacak? Gönlümüzdeki günah kirleri ne olacak? Mevlayı zülcelal'imize karşı ne yapacağız? Bunu daha çok düşünmemiz gerekir. Nasıl olacak bunu düşünme? Hiç şüphesiz bizi görmektedir, bilmektedir. Her halimize aşinadır. Öyle ki gizliye de, gizlinin gizlisisine de Mevla'yı Zülcelal şahittir diyebilmek. Çok önemli bir günlere gelmekteyiz. Kıymetini ve değerini elimizden geldiği kadar bilmeye çalışacağız.
Çünkü insanların lideri Hazreti Adem aleyhisselam, Arapların Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, Rumların Suheyb-i Rumi, İranlıların Selman, Habeşlilerin Hazreti Bilal radiyallahu anhü Mecmain, dağların Tur-i Sina, ağaçların Sidre, ayları muharrem, günlerin Cuma, sözlerin Kuran-ı Azimüşşan, Kuran-ı Azimüşşan'ın Bakara Suresi, Bakara suresinin önderi ise Ayetül Kürsi'dir. İmamı Suyuti bunu ifade etmektedir. İslam'ın ilk yayılma zamanlarında Mekke'de yaşayan müşrik ve kafirler, Resul-i Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabına her türlü ezayı yapıyorlar. Artık ve yayılmasını engellemek için ellerinden gelen her türlü eza ve cefayı yapıyorlardı. Sonra işte Müslümanlar Allahü tealanın emri üzere Mekke'den Medine'ye hicret etmişlerdir. Ali Kerrem Allahüç efendimizin halifeliği zamanında ise sahabe efendilerimizden oluşan bir topluluk.
Efendimizin hicret ettiği gün olan Muharrem ayının ilk gününü İslam'ın daha ve huzuru için yolculuğun hayati ehemmiyetinin daima hatırlanması için takvim başı yılbaşı olarak kabul edilmiştir. Hiç şüphesiz Muharrem ayı dinimizde yani İslamiyet'ten önce de senenin ilk ayıydı. Cahiliye toplumunda da ayrı bir yere konur ve bugüne onlar da önem verirlerdi. İslamiyet'ten önce Zilkade, Zihnice ve Muharrem aylarında harp etmek haram idi. İslamiyet'ten evvel Recep veya Muharrem aylarında harp edebilmek için ayların yerlerini değiştirir, ileri ve geri alırlardı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabım haccı tam zamanında yapıyoruz. Ayların sırası Allahutaala'nın yarattığı zamandaki gibidir buyurdular. Allah'ın ayı Celle Celalühü Muharrem olarak bilinen Muharrem ayı bereket ve nimetlerle füyuzat-ı ilahiye ile Rabbimizin ihsan ve kereminin cuşa geldiği bir aydır.
Rabbimizin ayı günü ve yılı olmaz ancak Efendimiz bununla rahmetin bolluğunu ifade etmektedir. Mevlamız ve göğü bu ayda yaratmış, yine bu ayda aşura gününe özel ihtimam verilmiştir. Dinimiz açısından önemli olan pek çok hadise bu ayda zuhura gelmiştir. Muharrem ayının ilk on günü elbette faziletlidir. Nebiyi Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz ey ashabım ve ümmetim Muharrem ayının ilk on günü çok dikkatli olun, o günlere saygıda kusur etmeyin. Bugünlerle oruç tutmak ve diğer amelleri yapmak çok sevaptır. Muharrem ayının ilk on gününde Rabbi zülgelalimiz yeri ve göğü yaratmıştır. Kıyamet ise o günler içinde kopacaktır. Rabbimiz Muharrem ayının ilk on günü içinde Nuh aleyhisselamı tufandan kurtarmış. İnanmayan kafirleri de suda boğmuştur.
Dağ bitmez fazileti hatta Ashab-ı Kiram ve geçmiş büyüklerimiz çocuklarına dahi oruç tuttukları, tutturdukları ifadedir ve çocukların oruç tutabilmesi için de oruç tutabilmesi için oyuncaklarla nelerle onları oyalamaya çalışırlardı. Muharrem ayı ve gecesinde birçok vazifeler haber verilir. İşte oruç tutacağımız günleri ifade ettim. İbadet ve saatte dahi batıllara benzememek için dokuzu onu, onu veya on birinci gününde oruç tutulur. Velhasıl Rabbi Zülcelal'imizin füyuzat-ı ilahiyyesinin coştuğu ve taştığı mübarek bir Dikkat edenin. Kuran-ı Kerim'de değer verilmekte hiç şüphesiz. Daha değişik mesela aşura günü Hazreti İbrahim'in bunu ifade etmedik, ateşte yanmaması İdris Aleyhisselam'ın canlı olarak göğe çıkarılması, Hazreti İsa Aleyhisselam'ın doğumu ve ölümden kurtulup diri olarak göğe çıkarılması aşure günü olmuştur.
Hadis-i şerifler var aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi Cudi Dağı'na indirildi o gün. Nuh ve yanındakiler Allahü Teala'ya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiçbir şey yememişti. Rabbi zülcelalimiz denizi Beni İsrail için aşura günü yardı. Yine aşure günü Rabbi zülcelalimiz Adem Aleyhisselam'ın ve Yunus Aleyhisselam'ın kavminin tövbesini kabul etti. İbrahim Aleyhisselam da o gün doğdu. Aşure günü oruç sevabına kavuşur. Aşure günü oruç tutan, o yıl tutamadığı nafile oruçlarının sevabına kavuşur. Aşure günü bir gün önce bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin buyrulmuştur. Aşurenin faziletinden faydalanın. Bu mübarek günde oruç tutan melekler, peygamberler, şehitler ve Salihlerin ibadetleri kadar ecre nail olur. Yalnız aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutulmalı.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün öğle vaktine doğru herkese duyurun bugün bir şey yiyen akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun, bir şey yemeyen de oruç tutsun çünkü çünkü bugün aşure günüdür. Efendimiz bugün sallallahu aleyhi ve sellem bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların da ağızlarına verirdi. Efendimizin mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezler ve çıkmazlardı. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği ifade edilmiştir. Bir avcı aşure günü bir geyik yakalar. Geyik bir avcı aşure günü bir geyik yakalar. Geyik yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere avcının izin vermesi için Resul-i Ekrem Efendimizden sallallahu aleyhi ve sellem şefaat istedi. Avcı geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince geyik bugün aşura günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim dedi.
Bunu duyan avcı geyyi Resulullah'a hediye etti, o da geyyi serbest bıraktı sallallahu aleyhi ve sellem. Ne yapmamız gerekir derseniz, gus ederiz. Aşure günü gus eden mümin günahlardan temizlenir, çocukların sevindirilmesi icap eder. Çünkü hadis-i şeriflerde aşure günü aile efradının nafak selamın da çokça verilmesi aşura günü yine efendimiz on Müslümana selam verin. Bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba nail olursunuz ve ikramda ihsanda bulunun, fakir ve yoksulu gözetin. Nebi Ekrem efendimiz aşure günü zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar ecre mükafata nail olur buyurdular. Bugün aşure ibadet ya aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı.
Demek ki ibadet diye değil, yalnız bugün aşure ibadet diye değil de ikram etmek için fakire, yoksula ikram etmek, misafirlerimize ikram etmek, komşularımıza ikram etmek bu düşüncelerle yapılması icap eder. Yani bu bugünün farzındanmış gibi gösterilmemesi icap eder diyoruz. İkram edilecek bu sefer. Mutlaka ikram ederiz. Yalnız bu güzel bir adettir. Güzel bir adettir. Bir rivayete göre Nuh Aleyhisselam artık Gemi Cudi Dağı'na oturunca, karnını acıkır, kimde ne varsa onu getirsin der. Herkes elinde avucunda artık heybesinde veya kavında ne varsa olduğu gibi getirirler, bunları katmak suretiyle ikramda bulunur ve karınlarını doyururlar. Bu şekilde de ifade edilmiştir. Bu sebeple Nuh aleyhisselam'dan kalan bir adet olarak, özel bir adet olarak da ikramda bulunulur.
Bunun yanında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bugün de sadaka vermenin ve ikramda bulunmanın önemini ifade buyurduğu için ne yaparız? İkramda bulunuruz. İkramın da en güzeli hiç şüphesiz tatlıdır. Aşura günü oruç tutmak sünnettir. Aşure günü oruç tutanın bir yıllık günahı affolur. Aşure günü oruç tutan o yıl tutmadığı nafile oruçların sevabına kavuşur. Aşurenin faziletinden faydalananın, bu mübarek günde oruç tutan melekler, peygamberler, şehitler ve salihlerin ibadeti kadar sevaba kavuşur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin artık ikramı büyüğünden küçüğüne kadar bu mübarek günde olmuştur. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Biz hicreti anlatıyorduk. Yalnız Hicret hakkında Hicretin zahiri yönü olmakla birlikte bir de batıni yönü, onu da inşallah münasip bir zamanda anlatmaya gayret ederiz. Cenab-ı Hak cümlemizi yolunda daim ve daim eylesin.