Oğlum cevap yazdı benim şöhretim var dünya var. Filan doyardik buralara bakmasan. Filan yere git, Filan yere git filan. Şu beş metre günü götürüp bütün sene yiyeceğini alınır mı sana? Yok hocam ailem harılalım bende. Yerim yerim orada yüzüm pıt kırmızı geçiyor diyor. Gitme Allah'ım verin. Bak bak bak bak bak bak on beşin aşağı da su var. Ya Sultan Süleyman, beşerler hıp hıp hıptısına çıkardı. Su mü yenisiydi o. Ben çok, yani Kuran-ı Kerim'i şey demiyorum çünkü hep Ayet-i celile bütün de suralar sizin kafanızı ecik yerde tutmayı şey etmediğim için bu da hüdhüd dedi. Ashab-ı Kehf'in köpeği de. Köpeği de. Geçen dedim de bizim çözüsüne çok imrenmiş duymamış. Haber vermiştim sekiz tane. Yedi sekiz. Böyle sayılı sekiz. Hem müjdele müjdele'leyim bu arada size.
Tefsirini okudu bunun bile yeniden cemaatema yararlı olayım diye, gel bu on beş yirmi sahilde tutuyor, tefsiri, Hulasat-ül Biyan tefsirinde bunlar, tersusa Ersus şehri dinler dersler. Ersus şehri, o girdikleri gelin bir ucu tersus da bu darda, bir ucu da taşamdan çıkıyor, yahut da Maraş'tan çıkıyor. Böyle ikisinin uzunluğu bu kadar bulmaya imkan yok. Yani bulmaya, ben onları görürüm demeye Köpeğim bulduğu anda iyilerin yanına uydu. Aydın bunu dedi bizi duyurur ürerde. Oldu lan. Yine geliyor. Oldu lan. Yine geliyor. Kovdular. Dedi ki siz kimi bulursanız ben de onu bulayım, beni kovuldum sizden ayrılman istemiyorum dedi. Böyle paslı lisanılar. Dedi beni ayrılmayın Allah aşkına dedi. Allah Allah bunu da büyük keramet daha dediler, götürdüler. Allah üç yüz küsur sene mağarada unutmuş bunları, nabızları atıyordu o zaman böyle zırt zırt.
Yalnız Allah mağarayı da öyle halk etmiş ki, girenlerimiz var, bize göre görüyorlar. Tessusa girenler görüyor, Adana'ya giren görüyor, ziyaretine meraklı olan görüyor. Üstü de delik olduğu için güneşte vuruyordu gündüzleri, melekler de çeviriyordu. Böyle bayatlaşmasınlar, rahat etsinler diye. Oynardılar ki, biz yarın gün yakmıştık yani güneş buradan doğup vahata kadar uyumuşuz dediler. Üç yüz güne böyle tutuyorlar. Demek ki kalbe gidenler hiç bilmiyorlar da ondan orada duruyorlar. Allah Hz çektirmesin, bayıldıracak hurinin birini gönderecek, boğazına sarılıp böyle iyiye kalacak, işte öyle kalacak. Bir dakika Kıyamet kopmuş kahrım girecek Müslümanlara. Allah'ımız öyle etsin bizi. Amin. Amin. Amin. Yemliği hangi gönderdiler biliyor musun? Tuttular gözünü geldiler. Geldiler dedi ki ne yapacağız dedi. Bütün millet bizi görmeye geldi eski papyonuz ölmüş dedi gebermiş gitmiş kafir.
Yerine imanlı bir hobindar gelmiş. Benim vardığım dediği değer tesadüf, görünce dirilme var diyor vapur der. Milletin itikadı bozulduğu için dirilmez efendim diyorlar onlarda. Ya bunu niye tesadüf etmişsin varınca üç yüz senedir kayıp olup da varınca, sen YİMLİKA mısın dediler tarihlerde yazdı levhalarda yazdıymış. Evet dedi. Ne olsun biz mağarada dün varlık yattıydık. Bir gündüz zannediyor, birimiz de dedi ki yok bir buçuk kulebyanz yok dedi. Bir buçuk kul kadar yahlesin. Birisi dedi ki arkadaş tırnağımın uzadığına bakıyorum, saçlarımın emdiğine bakıyorum. Allah bilir bizim nağarını aldığımızı dedi. Allah bilir mürtacık dedi. Başka kimse bilmez dedi. Gördünüz mü dedi. Yüz sene büyütüyor, Allah kaldırıyor da, görünce birikmeye kadir olmaz mı Allah? Zamanıydı. O zaman olduğu için onlarda imanlı oldular. Ya Rabbi bizi bir daha bunların içine çıkarma, küçük küçük kalmışlar.
Bizi görünce gülerler iki boylarında yüksek olmuşum. Biz şu deliğe giriyoruz ruhumuzu kabul etti Allah dedi. Oraya gülle ruhları kavsuldu. Dokuzu birden değil. Sekizi birden yatıverdiler köpekle beraber onlarla öyle verdiler oraya. Allah şefaatlarına nail etsin. Bir kimse bunu yazdırırsa tuttuğu zaman o belediyenin neyin makinesi yetişmeleni veli onların ismini attın mı, Abbas sönmeye başlar diyor. Tefsir, Kuran-ı Kerim. Yani sönmeye başlar. Allah'a Hud verdi. Bunların sekiz ismi yazıldın mı? Hiç tahammül gidemiyorum da, yirmi çocuğun doğmuş da, mütemadiyen ağlıyor. Bunların ismini yastığı da yastığının altına koydun mu diyor, ağzını çırpeden gitti gitti der. Değil mi? Hepsi böyle daha yine gördüm geldim onun için diyorum. Kadın, kadın. Camiden huzurdan haşa. Kadın hamini vazetme vaziyeti cart zor alırsa, yazılır da sol dizine bağlanıverirse biiznillahi Teala çocuk tezçe meydana gelir.
Böyle yazmış kitap ben size bunları buyuruyorum. Allah'ım razı. Açılın bir de aşkına. Onuncusu da Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin devesi de koç suratında cennete girecek. Efendim bu deveye ile haber vereyim, ötekilere tavsiye vermiştin, bekçicik vereyim. Mescid-i Saadet'te oturuyor Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Sahabe-i kiramda başında bir efendi geldi. Dedi itikafa niyet ediyorum dedi. İtikafa niyet edilmezse konuşulmaz camide dünya kelamı vaaz verilir Kuran okunur ya dünya kelamı konuşulmaz. Buyur oğlum bir şey mi diyorsun dedi. Ümmetim. Benim deve dedi işimi görmüyor Ya Rasulallah. Deve su çıkarıyor dedi. Deve dedi inatlaşıyor, işimi görmüyor dedi. E gelelim de biz deveye bir evit vereyim. Ben dedi bu adamcağızın müşkülini halletsin. Niye görmezmiş boğazına bakıyor, sırtına bakıyor diye.
Peygamberimiz deve konuşur mu diye bütün sahabe ardında adam da bahçesini gösterecek geliyorlar bu bakarakına. Mevaib'ül ledünniye kitabından aldım bunu. Şimdi gittiler bahçe kapısını açıverince böyle çok kinli olur ya canı sıkılmış böyle. Bak canın duvarına dayanmış böyle. Kindi kinli bakıyor. Peygamberimiz diri verince sahabeler de girdiler. Deve bok içmeye başladı. Aman ya Resulallah, devede belki aklı zayi olmuş diye bir mecnun olması muhtemel olur. Size bir zarar tokanı, çıkalım da kapıyı ötelim ne olur dedi. Yok dedi. Hiçbir hayvan bana zarar etmez. Benim cinsimden insan olanlardan başka bana düşman olan yok dedi. Bütün hayvan benim dostum olur, bana muhabbetleri var onların dedi. Dönüyor mu hicret ederken mağarayı bekleyen yılan. Hafız ısıttığının ayağını sokunca, ey terbiyesiz yılan, niye benim de güldümun ayağını soktun deyince bir insan mı aşık ya Muhammed sana.
Ben üç beş yüz senedir bu mağarayı bekliyorum Muhammed Mustafa. Bu mağaraya gelecek denilen ismine aşığım da ben onun için dedi Sıddık bütün çamaşır şeyini, paltusunu yırttı, deliklere soktu soktu soktu. Ona açık kaldı, ayağını da benim geriye bastı. Muhammed Aleyhisselam'a bir zarar dokunmasın diye. Ben geldim, yatkı bab ettim, kapı vurdum. Ayağına vurdum aç kapıyı, ben Resulullah'ı göreceğim diyor. Sıddık'ın alnını yiyor diyor. Saadet ayı, saadet güneşi kapıdan geldi amma bana ay gibi olan sıddık mani oldu ya Muhammed dedi. İkinci defa inanıyordum dedi. Yani müsaade ben çıkacağım, Resulullah'ı göreceğim diyor. Ama duymayın diyor diyor, lisanımı anlayamıyor. Peygamberimiz de, Sıddık ve Azam'ın dizinde yatıyordu böyle. Yatırkara ayağına korudu gökçesi konulur. Bir sıhhat ancak çıkılabiliyor dağ cebel-i sevil dağına. Şimdi girmiş gibi Peygamberimizin kokusu içinde duruyor.
Şimdi girmiş gibi bin dört yüz sene evvel girdiği mağara. Allah görenlere tekrar görmeyenlere angarıyor bu zaman nasip etsin. Peygamberimizden ne kadar bahsetmek ki, kitabı doyamak, hava sanamak imkanı yok. Uyumuşta yılan bu ganiç sıttığı ayağını sokunca onun acısına tahammül inemediğinden mübarek gözlerinden yaş Peygamberimizin gücüne tıpır tıpır dökülür, aç verdik gözünü. Hayrola, ya sıddık. Ne oldu niye alıyorsun dedi. Benzine baktı ki: Bengis geç. Sen vefat ediyorsun ne oldu sana dedi. Hiçbir şeyi yok Ya Rasulallah. Geçen inşallah filan. Allah'ını seversen doğru söyle. Peygamber incinir diye ayağını oraya koyuyor, sokuyor, gidecek, me yiyor. Böyle canlarını feda ettiler. Rasulullah yolunda da onların isimleri böyle zıddıyla azamledi. Öyle yazıldı buralara. Güçüm olsa öyle caminin içinde yazılmaz o isim. Allah şefaatlerine nail etsin bizi. Dedi.
Allah'ını seversen deyince Ya Rasulallah kıymeti yok dedi. Yürkçeni yılan soktu dedi. Oraya giydiğini gördüm, hırkamdan bir şey bulunmadı, sokacak ayağımı koymuştum. Çek ayağını bana yılan bir şey yetmez dedi. Şimdi deveye geleceğim dedi. Şey yetmez çek dedi, çekti yılan. Böyle kafasını kaldırmış. Şahadettin seni kurtarmaz. Benim yar-ı halim olan Sıddık'ımın ayağını niye soktun ben de işte garagır ağlıyor muyum ulan dedi. Ya Rasulallah ben sana aşığım dedi. İki lafa vurdum, aç buyurdum. Üçüncüye mübarek yüzünü görmek için göztahlık ettim edepsizlik ettim. Osu sokmazsam çekmez ayağını, soktum bile çekmeyi yol. Nasıl sadık yoldaşınlarımız senin dedi. Nasıl kıymetli arkadaşınlarımız senin dedi. Böyle deyince Peygamberimiz, öyleyse dedi, naklettim sizi gel yansıttık. Mübarek tükürüğünden aldı. Soktuğu yere sürü verince, ağrısı beraber bütün vücudunun sancısı beraber kesiniverdi.
Gözü ağrımış da, ruh bana iletmişler de o ticarete gittiklerinde Muhammed Aleyhisselam'ın gözü ağrıyor. İlaci kendinde demiş. Mübarek tüplüğünü sürüversin demiş. O ruhtan işte gözü ağrısı görmez. Hazretlar efendimizin gözü ağırmış. Peygamberimize getirmişler, mübarek tüplüğünden şöyle birer de ediliyor. Vallahi ölünceye kadar bir daha göz ağrısı görmedim. Peygamberimiz bu. Bir tanecik kedinin sırtını sığamış şöyle. Havan minarenin başından atsan, mucize ta o zamandan bu zamana geliyor. Kedi yine ayağının üstüne düşer. Peygamberimizin eli değdiği için sırtının üstüne hiçbir kedi düşmez imkanı yok. Bütün de hayvanı düşer, o düşmez. Peygamberimiz sevdi de böyle sırtını sığamıştı. Bu neslinden gelen hiç ilkeleri sırtının üstüne düşmez. Allah'ı bildiğimiz değil mi? Peygamberimiz böyle. Namazdan öyle bazı adam bir istek geliyor. Bu kerahattır.
Bunu şöyle sağ elin sol elinin üstünde kıyamdaysa sağ elinin üstünü ağzına verecek. Millete böyle ağzını demiri demiri istemeyecek. Edebi İslamiyet yapı o. Eğer oturuyor ne ediyorsa sol elinin dışını tutacak. Böyle sopunun dışını tutacak. Bu da sağ elin içini tutsa gıcık böyle Amerikesir olduğu için sağ elinde dışını, sol eylülde dışını. Eğer Peygamber Muhammed Aleyhisselam esnemez dediği hatırına esnek şeytandan geldiğinde, Peygamber esnemez de yeter, her papağan kesilir. Mucizedir bu. Bir sıra bak. Esneyen gelirken Peygamberimiz esnemezdi der, zırh kadın erkek bir olduğu yerde kesilir. Bazen hangi din çok. Yani bu sene cemaatim az bazısı çok nedense Allah veriyor zaten o nimeti. Açılın bir daha aşkına bakayım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa Deveye girelim de bir elit vereyim diye bahçeye girdiler. Deve kopuşu. Ya Rasulallah, korkuyoruz biz devenin vaziyetimden dedi.
Devenin vaziyetundan korkuyoruz, ne bileyim korkuyorsunuz dedi. Sana bir belki delidir. Kafasını şaşırtmıştır, tecellün etmiştir, vurmuştur, bir şey olur belki. Yok hiçbir hayvan benim düşmanım değil. Benim akrabamdan Ebu Leheb benim düşmanım akrabam, aburam. Akrabamın çok yakınından Ebu Cahil benim düşmanım. Avuca oğlum olan Utbe Şehide benim düşmanım. Benim düşmanım daha onun hembahları, onun etrafı olanlar, komşularım neyim benim düşmanım. Benim Medine, Medine-i Münevvere Müslümanları benim için ölüyorlar ama kendi kavmim, kafirem beni doğduğum bahtana sızdırmıyorlar. Sızdırmıyorlar, iyice basacağız gideceğiz gibi. Allah'ın Teala Hazretleri hicret etti ve benden sonra gelen ulemalarda öyle olacak. Benim indim de makbul bir hocaysa, onların büyük başları düşman olacak ona. Büyük başları düşman olacak ve akrabalarından neden düşmanları olacak, tembelları olacak?
Geç canım bismillah, Allah belasını versin o hocanın diyecek kadar çıldıracaklar diyor. Eğer pretu olsa hizmet etmiyor diyor hoca diyor. Fiktimde hizmet ettireceğim onu göndereceğim. Etmiyorum küfre hizmet. Allah'a hizmetten başka bir yere hizmet etmez. Allah'ı severler başka, zıt Allah'a, hizmetli Allah'a. Şöyle anla bunu. Allah'a isyan da mahluba itaat caiz değil. Allah'a isyanı itleyecek mısın bir şey de? Mahluklarım yüz tane toplasa. Gitme hocam elin ayağın öpeyim yahu ya şuraya söyle. Ben o şeyden mesrıl olurum Allah indinde der. İmanın kuvvetli ise imkan yok. Şurayı verir o günahınıcını vermez. Onun için hiç uğraşmamak lazım, hürmet etmek geçmek lazım. Allah'ın cümlemizi intibahlara getirsin inşallah. Islah etsin irşad etsin. Deveni gitti efendim, Deve efendim geldi. Üç adım ötede çöktü. Bizim bizim gizleyerek Rasulullah'ın yüzüne, şu ayağına yüzlerini sürdü.
Ya Muhammed develer ayaklarını öpüyor, açıktan şahadet koyuyor. Müsaade edersen sana secde edeceğiz biz dedi. Yani secde edeceğiz, secde tek vallahi olur. Başka hiç kimseye olmaz dedi. Secde ile emrettin mi küfre varırız o zaman dedi. Ben eğer secde ile emretsem de secde edin dese de kadınlara emrederdim. Kadınlar ocağınıza secde gideceksiniz diyirdi. Yani secde ile emrolunursam bana delil, kadınlar kocasına secde etsin, derdim. E, bu kadar hakkı var kadında hocanın, Onu girdim onlara girdim. Beycele, benim ayağımı yutmekle, şehadet getirmekle bu adamın hakkı birleşmiş değilsin. Meryem evinde sana bakıyor, bunun işini göreceksin. O çipığını gönderip fuyu çıkaracaksın. Yapmam ya Muhammed bunun hizmetini. Ne diye yapman dedi. Bütün sahabe dinliyor. Niye yapman dedi. Birincisi dedi, boğazıma iyi bakmıyor, sırtıma iyi bakmıyor, bunları arama yiyordum. Başıma kaza geldi çekeyim diyordum.
Lakin beni sürerken hem patlaklık etti yemimi, yeğintimi iyivermeli. Hem a bana vurduk sıra, fıs veriyor, fıs veriyor. Günah söylüyor. Hayvanlar yürümeyince temiz üstüne on sekiz şiri gıptamiş, on altı şiribi gıptamiş. Temiz belki de Sevribi sayanlar var ya. Onun gibi deveye de bu adam böyle vurduk sıra günah da söylüyor. Vallahi bunun işini görmem ya Muhammed ben dedi. Ne diyorsun ya sahabe? Vallahi ya Rasulallah, doğru söylüyor dedim. Hırt gibi ağlıyor, tövbe ettim, istiğfar ettim. Evet benim ahirete varmadan evde şahadetimi yaptı Ya Rasulallah. Tövbe olsun dedi ben tövbe ediyorum. Tövbe etti bu sana bakacak dedi. Artık görüşünü iyi mi dedi. Peki, dedi. Sahabe dedi ki, seninle konuşan deveyi ben hizmet ettiremem Allah'tan helal ederim. Bu deveyi sana verdim ya Resulullah. Senin olsun O deve Peygamberimize hizmet ederdi onu götürür sırtında ona.
Peygamberimiz vefat edince deve dayanamadı böyle gözlerinden baran gibi döküyor, Mübarek isyüne kafasını vura vura orada gördü diyor. Allah'ım inşallah. O Mevahibi ledünniye kitabı yazıyor. Olsaydı, olsa olsaydı, kadınları hocalarına secde ile emrederdim diyor ya. Ben şurada kadın hakkında birkaç kelimeyi bugün söyleyeyim koca hakkında da birkaç kelimeyi yarın söyleyin inşallah. Bir şöyle Hadis okumazsan hocam kafadan uydurduğu onun da ailesi var burada. Bana iyilik etsin, hizmet etsin, itaat etsin diye belki yalana hamlederler. Hadis ile ispatlayın, ayet ile ispatlayın da öyle konuşalım. Belki kadından da inanmayan olur. Bir kadın, bir kadına, bir kadına kocası iki tane tokat vurdu. İki üç yerde vurulur. Birisi gusül etmezse, birisi namaz kılmazsa, döşeğine gelmez namaz kılmakta, birisi de emretmediği yere girerse, oradan huylanıyor ya, inan o eve geliyor.
Oradan huylanıyor diyor işte anla artık. Öyle bir yerde rast getirmiş de iki tane tokat atmış. Peygamberimizin huzuruna girdiler. Böyle de haklı çıkmamış da yemeğin huzurunu niye azalttın? Niye çok attın da buzlu ettin diyerekten vurmuş. Haksızsın demiş erkeğe. Peygamberimiz Kadın da sana iki tokat vuracak ayet-i celile böyle demiş kısas. Kadın da sana iki tokat vurunca deyince, Allah'ımıza ağır gelmiş. Çünkü erkek büyük, bazın küçük oluyor. Şu aleti celireyi Allah, hemen Cebrail yetiş. Hazreti Muhammed, Hazreti Muhammed, fazlılı irke tokat vurduracak yetiş diyor. Hocalar Ailelerinin üzerine memurlardır amirlerdir. Tokatlayabilirler, kusurları olur da tokatlayabilirler. Ama kadın kocasına vuramaz. Şimdi efendim, kocası kadınına vuramaz da kadın kocası da. Böyle Kuran-ı Kerim'e 10 bu halim. Olmaz böyle şey, anca dinleyelim Allah'ımızın kelamını Peygamberimizin.
Ümmü Seleme'de Peygamberimizin baltısından rivayet. Mesela okunduğunu biliyorum, üzerinde duruyor ya, mühim yerdeyim de onun için biraz de erkeklerin menfaati hakkından iyi adamlar için seslenmezler şimdi hiç kulağını yıpratmazlar. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu her kanrı bir kadın, kocasını kendinden razı ederken. Kocası değilse ki kadın, ben senden razıyım Allah da razı olsun, delirecek kadar hizmetinde bulunmuşsa. O halde olursa cennete girer Peygamber efendimiz Ben şahidiyim, o kadın cennete girer, namazını kılar, orucunu tutar, ibadetini yapar. Kocasını da razı ettikten sonra korkmasın. Sekiz sapı açık dedim geçen ya. Muhakkak cennete girer. Ya yapmazsa efendim, bilmem. Şunlarda onların hakkı. Gayb yaklaşınca, kavları birbirine vurmasına, misafir gelince, çetesinin bozulmasına tahammül ederse, Eyüp Aleyhisselam'a verilen bir sevap gibi sevap verilir.
Çünkü yerden tahammül ediyorsun, niyesin? Boşatsa devlet de boşa. Üstüne alsa iki evlenmiyorlar yakasına devlet yaptı. Hiç imkanı bulamıyor, mecburi sabrediyor. Ama sabrına ne veriliyor? Bütün vücuduna bu düşmüş de sabretmiş Eyüp Aleyhisselam'ın gecesi o sevap veriliyor kendine, elhamdülillah. Tek sabrımıza göre öyle bir şey bilirsin inşallah. Bir, hocanın kadındaki hakkı bir. Kocasına kıyam ile evden ayıracak. Yani evinden memur çıkıyor, dükkana çıkıyor, mağazaya çıkıyor, ermiye çıkıyor, İbni Hacete çıkıyor. Onunla beraber kalkacak ayakkabısını çevirecek, güle güle girin Allah çınızı rast getirsin diyecek, dönecek. Öyle bir Messaf kocasının haklı var kendinde. Yağmursüz de oturursa oraya, babanızın çenesine tutun, kahretsin gelsin derse, ki o zaman bir aslını bulur. İki, hürmetle karşılamak.
İşlerden gelirken bir işlem, eve geleceği belli olduğu zaman hemen kapıya çıkıp hurmetle karşılar. Buyurun. Isunuz askerdi inşallah, nasıl ettiniz? Şöyle şöyle oldu, eskiden sahabelerde kaygılı gelirse kaygılı nedir? Rızkını neyi, nasıl terbiye edeceğiz? Çok soruma geliyor filan. Allah Kerim'dir, Rahim'dir. Ben kadın olduğum anda.