İstersen yediğim gibi. Yok hocam bizi yordu Allah aşkına. Peki. Anasına babasına, a söylenlarda bu geceden mahrum. Bizim Yahyarıza, Yahyarıza valiz görüyordu. İlk günlerde vaazımı duyan bir çocuk, bana kuşman kesilmiş. Çık Mahrucağınıza. Dediğimi niye çıkmayacağım? İnsanın eslerim ki ben istiyorum, niye çıkmayacağım? Şuradan sorsanız, benim çıktığımı istiyor musunuz kürsüye? İstiyor musunuz cemaat? E bir bilardo on kadar kişiler istemiyormuş. Hiç böyle dediğim şeyi girme hali var. Aynı olmuş gibi haber veririm neyse. Bunu Ali'ye kudretinden zaten. Anam yemiş de müjde izlemiş de onun için beni ilacı et benim için konuşur zannetmiş. O genç. Ben ona yemini bilye ettim, hiç duymadım. Hiç de ana değil ama ben ana baba hakkından konuşuyordum zaten. Kadir gecesi konuşturuyduk.
Komşular şahit olmuş, anasının diyor ayağını kucaklamış o bizi kürsilen emziren, İslam olmuş anasının ayağını yetiyor diyor. Urbanlerin olayım Allah bana hakkını helal edin. Alın bak. Annenizin babasının ayağını yolunu yoktur. Öpmeye hacet yok, rüyasında bulunun yeter. Senin kafan onun ayağalardan erilmez bilirim. İnsanların ayağını geldiği yere secde ederim diye namaza gelmeyen adam, namaza gelmeyen adam hiç ananın ayağını yapabilir mi? Orada sen öyle diyorum ya, hazlamaya sök bakalım be Uygur şimdi gider. Sik. Bizimki makineli süsler. Dağını atıyorum kime seyahate döver, başka çare yok. Anasına babasına asi olanlar da, asi olanlar da bu geceden mahmuz. Daha Halık-ı Zülgelayimiz, Allah nur bizi affettin inşallah. Ali'ye Sekizincisi ne okurken? Sekizincisi. Avculukla meşgul olur, laf taşıyanlar da bu geceden makbuldur, kaktır geçir daha iyi. Bak küfret meftun, tevrettir.
Alıştım hoca nasıl terk edeyim de, nasıl terk edeyim? Buradan tüm laf götürüyoruz ve fakir tasdiye iletiyorum, Bana on, on beş lira harçlık veriyorlar. Ona sıra ne alıyor? Bir kebap yiyorum. O taraf bir daha gelmiyor, göl, yol bu tarafa. Dayanıyorum diyor ki, size onlar şöyle vuruyor, böyle diyor, şu da ondan, bu da ondan, filan da geçmişti. Onlar geliyor on, on beş lira. On numara kulüp diye araları alıyorum, bir iki kem atıyorum, açlıktan yok, geliyorum, açlıktan. Böyle cır cır cır cıruyorum millet. Böyle tutturan varsa, böyle insan Hepimize kendimiz olsun. Bakmaz der ki kendimizde değiyoruz. Bir de sulayı rahimi terk edenler de akrabasını sula etmeyen en büyük süta, en büyük zeka akrabaya verilir. En büyük sevaptan dağılır. Hem akrabalık hakkını ödeşmiş olur, hem borcundan kurtulur. Hocalar verilmez diye barbar bağırıyor, sen nasıl hocasın yahu? Ben düşürürüm onunla düşürmez Allah.
Kime düşürürüm? Babasına düşmez. Babasının babasına düşmez, dedesine düşmez. Annesine düşmez. Annesinin annesine düşmez, annesinin annesine düşmez. Oğluna düşmez. Oğlunun oğlu torununa düşmez. Kızına düşmez. Kızına vızına düşmez. Bundan başka halalarına, gecelerine, dayılarına, birbirlerine, er birilerine o mahgur kalmış tıkara, akrabalarının her birisine düşer. Sende onların gelir gibi gelir, ayrılacağım ki. Ben hiç evimden çıkmasın da kızıma nehir diyordum. Bu olmaz, olmaz. Çünkü veresin ona düşer, ne tabakası onun senin üzerine arzul mahzun, mahzun kalsa onlar olmaz. Onun gayrısına olur Müslümanlar. Sıla-ı Rahim deyince, Ankara'da filan akradan, İstanbul'da filan akradan, İznik'de filan akradan, Dünya-yı ecnebiye de Arabistan'da filan akradan gelip ziyaret ediyor mu? Ölüyor mu? Etmeyin. Ne yapayım unuttuk gittik hoca. Günahkarsın, bu gözüyle makbulsun.
O orada belki inmeyi inmiyor diyor. Sultan-ı Enbiya Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin Efendimizin şehrinde Medine'ye bir ameliyetçi Mehmet Bodalarıdı. Bu anlamdan duymuştum haber göreceğim Sıla-i Rahim için. Hem de babanızın sıkleti bir daha olsun bir misal konuşayım da, şöyle bir aç olsun inşallah. O Mehmet amca, amele kinlenmez amca, senet istemez, kürek istemez, Çin geldiğine emanet verirse onun sahibine verir. Hak sahibi, hukuk sahibi, eşvagının ravza-i mutaharaladılar, o kadar kıymaklıdır adam. Birisinin elli yüz madeni lirası olmuş, aman ettim enleto da şunu al da sizde dursun da, ben ailemi nehyi Medine'ye götüreceğim. Muhammedimizin yanına komşu oluyor. Onları getirene kadar kalpte dursun dursun oğlum diyor. Selef yok, kırar yok, yazı yok. Cahil değil böyle ama yazılması lazım ya yaz, istemiyorlarmış. Adam bu kadar biri, burada dar Müslüman.
Yetmiş geriye gelmişmiş, handa gider, Mehmet Al mücevher vefat etmiş. Sana sorduk, sana sordu, her ikisine sorduk. Para verdin ise yok. Hiç bilemediler. O hocaya vardı danıştı, o hocaya vardı danıştı. Mehmet Aluca eğilmiş, param onda kaydıydı, acele nasıl bulurum ölen adamdan, nasıl bulacaksın? Olmaz böyle. Yetmiş, ey Medine sıkarası oldum ne yapayım diye ağlamaya başladı. Filan yerde kutbu cihan deller. Zamanın kutbu, aktabı bir yakma. Yetti daha danıştı. Yettiler, ona danıştı İmam-ı Şafii Efendimiz mi başka bir kutbulu aktar mı? Belli ki efendim mesele böyle böyle, ondan sonra da onları ölümdur. Perşembe günü Medine-i Münevver'ine Peygamberimizin meclisinde bir direğin ardına saklan, Perşembe gecesi herkes gitti kapılar kilitlendi mi, Peygamberimizin de öyle kupbası var üstünde. Görmek nasıl geçti cümleye Allah. Amanatçi ben mahvaba, amanatımı ne ettin diye oradan sana seslenir dedim.
Hey Allah razı olsun adam dedi, gece kaldı ibadet etti etti insanlar dağıldı saklandı ve orada çığırmaya başladı. Amelçi Mehmet baba, emanetimin etti. Sabaha kadar çığırdı, ölüler ses gelir mi? Yok. Onlara da kulak lazım değil mi? Evet. Duymadı. Vardı adama dedi ki, hiçbiri ses gelmedi, hiç ses çıkmadı dedi. Yahu bütün müminler, bütün müminin ruhu perşembe günü Peygamber'in ziyarete gelir, oradan olacaklarını. Nereye geçmiş bu. Öyleyse filan huyyalar, yer perşembe filan huyunun dibine çağırtıyor. Peki diyor, o bir perşembe gelmiş geleyim bir huyu var susuz, oraya evırdı. Emanetçi Mehmet baba, emaneti minnettir dedi. Oğlum bir yer alırdı korkumdan dedi. Fatıma annemizin kurmasının ikisinin arasını ölçtüm. Üç adım o andan, üç adım o yandan ortaya döndüm, üç taş koydum üst üstüne orada para aldım.
Diyor ki, diyor ki şimdi, Ananı Tuna Baba'da, Pehşam'da günü ben, İki cihan güneşinin, Ravza'nın savaşının üstüne yatırmıştım, nefret vermedin. Oğlum bizi oraya götürttürmüyorlar. Yediği sen de kadar namazlı, hassaslı emanete bir ayet eder, Müslüman'ım, delil yetmiyorlar. Burası ne diyor? Burası cehennemin gibidir. Burası cehennem çukurudur oğlum. Lakin memleketimde ailem çocuklarım kaldırdı, peygamber yılanı diye burayı bırakmadım, sıla'yı rakı yetmediğim için Allah beni bıraktı diyor. Çok muhterem Müslüman buna inanmayanın da çok olur ya, ben inanıldım cebime kurdun, yine memleketime götürürüm onu. Senden inanan nasıl? Çünkü Peygamberimizle Sırayı Rahmi terk edenler kabul cümlesinden mahrumdur diyor. Demek ki Amerika bu mal oluyor. Amerika bu olmayınca işe yana mı alıyor yaptığın amel? Şimdi düşündün mü? Akrabanı düşündün mü? Kayseri Müftüsü diyor ki, bu sınav aldık.
Camiden çıkınca beyin birisi elimizden tuttu, götürdü, Türkçe konuştu. Dedi ki efendim siz Karseri'ye geliyorsunuz. Evet, biz de Karseri'den geldik ki ben çocuğuyum daha, bize dedeoğlu derler. Aman memleketimizde fıkara ne varsa, Allah aşkına ebedrimize ay yaz da, sene gelin ay gelirimiz on beş, yüz on beş vadeli lira geliyor. Çat falan var beni bir kese getirdi diyor. İkimizin emrine de madeni lira Kalsen vitüsiğini Allah rahmet etti. Amin. Geldik diyor, sorduk arayı arayı, onların cinsinden iki küçük hamdal buradasın. O orada bir ya gibi zengin olmuş, burada kalan hamdallığa Allah ondan sormaz mı bunu? Mevtütün de anlasan ya. Etrafı, esnafa, akraba dağıttın da halimiz ney, dinimiz ney, gelişsinler rızkını. Size bir şey deyim inanır mısınız? Tabii efendim. Peygamberimiz hadisinde buyuruyor.
Bir kimse akrabandan da olmasa, bir Müslüman aklı olduğunu duysan, bu akşam diyeceği yürümüş deseler. Hiç müteessir olmasan, kalbin inkarmasa, yatar da uyursan, o kimsenin imanı yok diyor peygamber efendimiz. Devam et hocam. Onuncusu da kumar oynayanlarda ve onu da terk etmeyenler bu geceden mahrumdur. Böyle bitirdim lazım, şimdi dönüyorum başka yere. Daha cana Gözümüzü ben yumun demiyorum da göz yumursa günah hatıra çok gelir diyor Peygamberimiz. Böyle istiğfar okursak daha kabule şayandır. Günahlarımızı önümüze alalım, iyice kalbimizden nedamet gelmedi tekrar diyelim. Birkaç benim gibi kalbi taş gibi olanlar kaldı teker diyelim, estağfurullah. Gözlerimi sanayiye bitirip yavrularımızın beyin güttüğüdun. Hiçbir doktorun çare bulamadıdun. İlaçların kesildi, ağzınıza pandıkla su damladıdın.
Allah, Allah, Allah, Allah, ağzınıza pandıkla su damladığınız gün, doktor etrafımızı süreyip yavrularımız hıçkırdı gün, Allah, Allah, Allah, Allah, Efendimizi haberdar et ya Rabbi. Cibril-i Emin'i ve melaiteleri bizim için el kaldırıp dua edip aklimize sebep et ya Rabbi.
Çağrı yar-ı müziğinin mübarek ruhlarını eşrafı makrukat, şerhi el pusa, gözlerimizin bebeği olan iki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ruhuna, aline, ashabına, gemi peygamberani izam efendimizin ruhuna, bütün Pirani izamın ruhuna, evliyaların ruhuna, annemizin, babamızın, akrabayı, tabir lügatımızın ruhuna, dağlar başında kalmış, yer altında olanları, çekili çekili can verenleri, kararmış sormuş gül gibi yüzleri, söylemez olmuş gül gül gibi dilleri, kabir azabından anlayanların kabir hazretlerini, geldiler, eyliliğini gördüğümüz müminleri, Ashab-ı Hayrat'tan olanları, bu sure bu cami şerifi, husus, şöyle bir istekCB, şöyle bir istekyeni yazan, unutmayın diyenleri, iki cihanda aziyet Ya günahından sanayiye bakamayan Hazreti Adem'e bağışlayan. Oğlunun boğazına bıçağı koyup çeken İsmail'in babası Hayrakı İbrahim'e bağışlayan.
Sevgi boğazını, kucağına gören Allah'ı İsmail'e bağışlayan. On iki sene zindan Biz bilmek istemezsiniz kendinin iyisini, in ya da ahirette hakkımızda hayırlısını ver Ya Rabbi. Azaneti Hüdaara tek bir.