Allah'ın veli kulları tarif buyurulurken, ümmetimin alimleri, Beni İsrail peygamberleri gibi, Beni İsrail peygamberi diyemezsiniz. Yalnız tebliğlerinde, davetlerinde velayet ölçüsü içerisinde bu hizmettedirler. Kavmi içerisinde diyor, Nebi diyemezsiniz. Hadliyen itikadınıza aykırı. Onlar yine arz ettiğim üzere, nebiler gibi vazife görürler buyruluyor. Zaten böyle insanın itikat edeceği, itimat edeceği, kendisine çeki düzen vereceği bir kimse olmasa ne olur? Mesela bir ara bir vilayetimizde karışıklık oldu. İdarede bulunan kimseler dediler ki, kanaat dinen. Diyelim büyük bir camide imamette bulunmuş. Bizim kalbimizin irşadı ve ıslahı için evrad ve ezkarla meşgul olmuş. İnsanlar çılgın olmasın. İnsanlar başkalarının namusuna doğru hareket etmesin. Velhasıl hak ve hukuklarını korusun.
En güzel bir hayatı sulha iliştirmek suretiyle insanlar sunsunlar dedikleri kimseleri öne sürmüşler ve demişlerdir ki, bunlar vasıtasıyla bir düzen bir intizam hasıl olur demişlerdir. Tabii ki olacaktır. Efendim, bunlar bunlara olan saygımız bize Kitabı Kerim ile tespit buyrulmuştur. Halıkı Lemyezel Kuran-ı Kerim'de Bize Hucurat Suresi'nde Hucurat Suresi'nde Halıkellemyezen itaatimizi, sevgimizi, muhabbetimizi şu şekilde beyan buyuruyor. Ey iman edenler, Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun, şüphesiz Allah işitendir, bilendir. Bu öne geçmeyin ne demek? Konuşmak değildir sadece. Burada onların vermiş olduğu kararın önüne geçmeyin. Mesela diyorlar ki, içeceklerde şuna dikkat edin. Yok canım bir şey yoktur ve sonra çıkıyor ortaya. Etil alkol mesela erimiyor. Kaybolmuyor ve söylüyor. Şu içeceklere dikkat edelim. Şu yiyeceklere dikkat edelim.
Mesela mayalarda vesairelerde dikkat edin. Dindiği zaman önüne geçmeyin. Öyle diyorsa öyledir. Çünkü istikameti belli, rivayeti görülmektedir. Böyle olan kimselerin diyor hükümlerine vermiş oldukları kararlara aykırı muamelede bulunmayın. Öyle mi? Tamam. Diyeyim geçin. Mesela Hazreti Ömer radiyallahu anh efendimiz bir gün kendisini gazaplandıracak bir hal oldu. O kimse de ayeti cellesini okuyunca kükreyen Hazreti Ömer yerine çakıla kaldı Allah'ın emridir bu Gazabını yut ya Ömerdi. Derhal bulduğu gibi kaldı. Nasıl biz itaat ediyorsa Allah'ımızın emrine, resulünün emrine Allah ve resulünün yoluna davet eden insanlara da saygı ve sevgide bulunacağız. Emirlerinin önüne geçmeyeceğiz. Sonra edep olarak, Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin sesinin, mübarek seslerinin üzerine sesinizi çıkartmayın. Mesela Sıddıkı Azam duyamazmış efendimiz sanız.
Ya Sıddık biraz konuş, biraz yükselt, korkuyorum ya Rasulallah, korkuyorum ya Rasulallah. Çünkü ayeti celile indi, sesinizi Rasulullah'ın sesinin üzerine çıkartmayın diye böyle konuşurlardı. Duymakta sıkıntı çeken bir sahabe hiç gelmez oldu huzuru Nebi. Efendimiz araştırıyor. Baktılar ki oturmuş evinde bir hasırın üzerine ağlıyor. Niye ağlıyorsun? Ben ateşe ehli oldum. Neden ateşe ehli olacaksın? Benim kulağım pek duymaz. Ayet-i celili geldi. Sesinizi ın sesinin üzerine çıkartmayın. Benim ise sesim yüksek ben muhalefet ettim emri ilahiye ne olacak diye. Efendimiz müjdeler verirler artık. Katiyen sen ateş ehli olmazsın dedi. Bu kadar hassas davranırlar. Eğer sakınırsanız felaha yersiniz buyuruyor Mevla yüzü'l-celal'imiz bize. Elimizden geldiği kadar gayret gösterici.
Bu ayeti celile-i cemile nazil olunca Ey iman edenler şarap, kumar, dikili taşlar, puklar, kal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eylesin. Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? Buyuruyor Halıkı lemizel. İçki yasağı gelince diyor, Medine'nin sokaklarından böyle seller gibi içkiler aktar. Küpleri neleri olduğu gibi devirmişler. Bu ayeti celileyi duyar duyma sahabe elini eğer su kabına almış da içki küpüne salmışsa eli orada kalmış. Çünkü Allah'tan bir emir geldi içki yasaktır diye terk etmiş. Emir hepimizedir. Sadece bu değil, bu bir misal olarak söyleniyor. Her türlü emri ilahide böyle bir saygı. İşte bu saygılarından dolayı da radiyallahu anhüm ve Raduhan. Allah onlardan, onlar da Allah'tan razı oluyor.
Bu saygıların neticesi ashabelerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız kurtuluşa erersiniz diye buyruluyor. Ve sonra edebimiz olarak, Ahmet, Ali, Osman şu bu der gibi Rasulullah'a seslenmeyin, edep içerisinde olun. Allah'ımız ona essane ya eyyühen Nebi, ey Allah'ın sevgili nebisi diye ifade buyurun. Demek ki meşayih-ı rızama olan, aynı zamanda meşayih-ı rızam dediğimiz zaman Allah'ımız ilim vermediğine velayet vermez. Alim insanlardır. Hepsini içerisine aldığı için biz meşayih-i zam diyoruz. Malum hadis alimlerine de kullanılır bu tabir. Bunu bilmeyen insanlarımız işte keçi çobanıdır, bilmem falandır. Cahillerin ifade etsin. Böyle saygıda kusur işlemeyin, edeple konuşun buyruluyor. Sonra Allah'ımız demek ki bizim büyüklerimize olan edebimiz Kuran'dan geliyor. Rabbi Zülcelal'imizin tavsiyelerinden geliyor.
Allah'ın resulü size bir şeyi emrederse onu alın, neden nehyederse ondan da sakının buyuruyor. Bunu Esad Erbilbiliği hazretleri siz çok okuyorsunuz bunu mektubatını. Geçen gelen bir sunum yapan kardeşimiz. Ben dedi haya ediyorum kasaba için söyledi, haya ediyorum dedi. Siz dedi efendi hazretlerinin şiirlerini tamamen biliyorsunuz. Bilen varsa okusun dedi. Herhalde içinden okudu arkadaşlar, dışından bir söz söyleyen olma. Allah'ın resulü size neyi emrettiyse onu alın. Neden nehyettiyse kaçının. Siz diyor Esali Erbili Hazretleri bir kere rabıta-i Şerife'ye çok dikkat edin. Bu emri ilahiye başta uyun. Allah'ın emrettiğini tutun. Nehyetinden kaçın. Bir de diyor şu hususu unutmayın. Haramlardan sakının. İfadesi bu. Ibadeti insan kolay yapar. Halatın çok şey ibadet yapar. Ama haramlardan kaçınmak daha zordur. Bunun için zaten evvela fücur isyandan kaçmamız.
Kıymetli bir zat, bir kimseye diyor ki, varlık sahibi bir insan. Hocam sabaha kadar namaz kılarım diyor. Ama bana işte şöyle bir fakir var, yoksul var. Verdime, onu deme de diyor sabaha kadar namaz kılayım hocam diyor. Asıl Rabbımızın da razı olacağı ameller onlardır. Değil mi sabaha kadar namaz kılayım de gel benimle. Çok da diyor zengin kuruş istemelidir diyor. İnşallah o namaz ona o kuruş değil, servetinden de bölerek vermeyi nasip eder. Çünkü bir kimse namazda görünmedi. Dediler Ya Rasulallah, o şöyle işlerde bulunuyor. O kıldığı namazını kurtarır buyurdu. Sonra döndü Elhamdülillah. Hep hayra yorummamızda fayda var. Demek ki bize Ehlullah'ın vermiş olduğu tavsiyelerde de riayet etmemiz gerekiyor. Yakın bir belde de artık okumuş demek ki. Üstadımızın üstazı buyur mı dedi, onu bilemiyorum ben. Size Hasan Efendi Hazretleri diyor, bir şeyi emretse farz gibi gelir değil mi?
Evet efendim diyor. Farz gibi. Bir şeyi yapman dese o haram gibi gelir değil mi kumar? Evet efendim diyor. O zaman öyle demiş. İnşallah devam ederiz. İtaat diyor sadece, sadece bu itaatımız gelişi güzel değil, hep Allah'ın kitabı keriminden alınmıştır. Estağfirullah. Ya yuhellezine amanu, atıullah'a ve atıi'r resul ve minkum-l emri minkum. Allah'a ve ve rasulüne de sizden olan ullemir, artık otorite olan kimse. Bir ev reisi olur, mesela zevcesine vermiş olduğu emirde, eğer ilahi emre mugayirse uygun değil katiyen yaklaşmaz. Diyelim ki kirli halleri var kadınları, kirli olan anları var. O anlarda böyle bir arzu da katiyendir. İtaat etmesi gerekir. Burnunun birinden kan, birinden de ilim veririz. O sarı su akacak olsa, haya ediyorum ama yalasa yine hakkını ödeyemez buyuruluyor. Böyle olduğu halde haram olan bir işte katiyen diyecek. Katliyiyen bunu yapamam diyecek.
Allah ve resulüne mutlak itaat ederiz. Mukayyet olması da emri ilahinin haricinde bir söz söylenirse, çünkü ulemamızın uymuş olduğu bize haber vermiş olduğu kaide nedir? Allah'a, Asyan'da mahluka itaat yoktur. Sonra bizim itaatimiz mesela, kim Rasulullah'a itaat etmiş olur. Biz üstazı alimize, büyüklerimize duyduğumuz itaat nedir? Allah'a ve resulüne itaattir. Çünkü emirler hep o. Söylemiş oldukları sözler hep Şimdi şunlara çok dikkat edeceğiz. Burada ifade edilmiş ama zaman müsait değil. Dikkat edeceğimiz bizim diyelim ki işte bu farz değildir canım. Nafile olan taatlerdir. Terk edebilirsiniz diyeceğiz. Ben nafileyi terk edersem yarın farzı da terk ederim. Mutlak yapacağım diyeceğiz. Sonra dikkatimiz neymiş bizim? Bizim dikkatimiz Onlara duyacağımız saygı, saygı, Rabbi Zülcelal'imize ve Habibine olan saygıdır.
Çünkü onların öyle bir güzellikleri vardır ki, .onlar dosdoğru bir ilme Cenab-ı Hak'tan da bir ilme mazhar olabilirler. Ve ve ve yekun sarihun yapmış olduğu ibadet ve taatlerin de tadını duyuyor. Nasıl ki meyvelerini alıyorsak, onlarda kıldığı namazdaki haşyet tadını alıyor. Diyelim ki emri bil maruf nehy-i anil münkerse onu bizzat kendilerinde yaşama zevkine erişmiş. Allah için sevgi, Allah için buğz bunu söylüyorlarsa artık bunun tat ve lezzeti kendilerine gelmiş. Meyvelerde duyulan tat ve lezzet gibi ibadet ve taatlerinde lezzetlerini almışlardır. Ve himmetün Aliye, gayeleri çok yüksektir. Onlara dünyayı verseniz ona ağlarlar. Arzuları nedir? Mevla'nın rızasıdır. Dünyada bir istekleri yok. Necir ve mükafatla beklemezler zaten. Hep Mevla'nın rızasını isterler. Ve haletün merdıyye onlar rıza makamındadır. Bu güzellikleri elde etmiş olan kişilere saygı, sevgi içerisindeyiz.
Ve onlar öyle bir haldeki, bizim irşad ve ıslahımızla meşgul. Aynı zamanda kendileri, .ve müedde ben edeplenmiş, nefsini irşad ve ıslah etmiş zaten nefis. Mevzunu hiç konuşmaz Ehlullah. Nefisten kelam etmezler. Hep onlar ruhun olgunluklarından konuşurlar. Hep ilahi alemlerden bahseder onlardan konuşurlar. Çünkü geçmişler bunları. Hatta müeddiben. Onlar kendilerine muhabbet edenleri de bu edebe, bu erkana, bu güzelliğe eriştirmeye gayret ederler. Ölçüsüz davranmamak suretiyle çok cümlettirler. Hatta hatta kendilerine sevgi duyanlara diyor, artık umuma yaparlar onlar Hasan'ı Basri diyecektim. Ebul Hasan'ı Harakani hazretleri, Ebul Hasan'ın diyor sofrasına oturanın dinini sormayın. Kim oturursun otursun yesin diyor. Böyle bir cömertliğin içerisindedirler onlar ve evlatlarını katiyen, kendisine muhabbet edenlerin mallarına katiyen göz dikmezler. Hatta ondan dolayı da gözyaşı dökerler.
Üstadımız Adana'da bazı nasihat etmişler. Dokuz yüz elli beşte kadınlarda biz de bir iyilikte bulunacağız deyince yeminler etmiş kürsünün üzerinde. Hocalarına hakkı var, çocuklarına var, nasıl alabilirim diye. Almıyorum diye. Bu güzellikleri taşıyan hayırlı kimselerdir. Mevlamız eksiltmesin. Çünkü onlara olan itaat Hadis-i Şerif'te de belirtildiği üzere, aynen Nuh'un gemisi gibidir. İtaati de kurtulur buyuruluyor. Mevlamız buyruluyor. Mevlamız korusun, o hale düşersek aksine onlar da boğulur buyruluyor. Hep kurtulan bir zümre olduğunuza biz inanıyoruz. Bizi de Cenabı Hak sizin gibi salih insanların içerisinden seçmesin. Velhamdülillahi rabbil alemin. El fac.