Estağfurullah, estağfurullah, Cenabı Hakk'ın korkusu hakkında birkaç kelime ifade edilir. Bunlar terimdir. Birisi havfullah denir. Birisi de haşyetullah. Şimdi havf da korkuyu ifade eden. Haşyet de yalnız anlamları değişir. Havf, Allah'ımızın azabından çekinme manası. Bunları her zaman görelim siz gelin. Gelin gidin. Kimi alır. Haşyet deyince Cenabı hakk'ın azametine Rabbimizin azametine fırulan saygı demektir. Haşyetin iki şekli var. Bir de haşyeti kamile var. Haşyet, azamet I ilahiyeden dolayı saygı içerisinde oluyor. Haşyet I kamile ise daha bir derin. Nasıl ki yenilen yemeğin kalp ve lezzeti şudur diye ifade edilemediği gibi burada ruhun gıdasıdır. İzahı zor. İzah edilemiyor. Anlatılanın ancak yaşanıyor. Bu haşyetin Allah'ımıza karşı duyulan saygının hem dış şekli vardır hem de iç şekli vardır. Zahiri olan şekli şekli insanın bir kere bu haşyet bir de başında olur.
Başta olan haşyet burada izah etmiş de bir de diğer eserlerden gördüğümüze göre biz diyelim beynin Cenabı hakk'ın güce kudretini düşünerek azameti ilahiyesi karşısında gönlün gönlün bir tevazu içerisine girmesi gözün de bir haşyeti vardır. Bu da Böyle işe yaramayan bize bir uhrevi fayda kazandırmayan hallerden gözlerimizi yummak. Mesela diyelim ki şeheviyi, hayvaniyi duyguları tahrik eden görüntülerden gözlerimizi kapamak. Bir müminin diyelim hatasını görmekten gözlerimizi yummak gibi. Hatasını ancak en uygun bir şekilde insan içerisinde değil, onun rengi de etmeyecek şekilde ifade etmek gerekiyor. Kulağın haşreti ise bir kere dinlemekte dinlemekte bu daha ziyade bunu anlatırken esrar yönünde vermiş oluyor hiç şüphesiz. O sırlarda tedenlüldür. Tedenlül tevazu diyebiliyoruz. Başka bir izah yapamıyoruz bunu. Mesela bizim bu mübarek ile aşinalığımız olsa hiç demeye gerek yok. Ne denir?
Ve huşu bizim dinlemek için gayet mütevazi bir hal almak, sözüne kulak vermek, dinleme insana da aynı zamanda değer verilmiş olur. Ve huşu lisen dilim huşu nedir? Huşu Cenabıhakk'a karşı duyurulan saygı dedik. Aynı zamanda Allah'ımızın değer verdiklerine olan olsaydı mesela birisi de girişte olur. Bir ne diyelim Allah'ımızın kullarına onun yaratma sıfatından dolayı duyulan ilgi gibi. Dilim dilin haşyet içinde olması. Allah'ımızın kitabını okumak, hadisi şerifler olur, faydalı eserler olur. Velhudur ve kalbin kalbin huzur içerisinde olması bir şeyi derken acele etmemek. Mesela duyurulan bir sözde işte böyleymiş şöyleymiş dememek onun neticesini beklemek. Ellerin haşreti. Evet. Sağ elini sol elinin üzerine koyup koyup namazda namazda bir köle gibi Rabbimizin kulu olduğumuzu bilerek durmaktır. Şunu açıkça dememiz lazım.
Biz yine ifade ederken yaşanan bir hususlerdir ve yanında çok zorlanıyoruz. Bunu izahta biz çok zorlanıyoruz. Namusu korumak hususunda Binefil havateli şehevaniye bu uygunsuz duygu ve düşünceleri kaldırmaktır. Birden kalkmaz o. Rabıtasıyla zikriyle ibadetiyle taatiyle azalarımıza dikkatle zuhur eden en ince esaslara kadar mesela İmekten hicap ediyoruz ama mecbur kalıyoruz. Şimdi iç elbisemizi giyerken dahi oturarak giymek ve sahil yerlerde göbek ile diz kapı arasının örtülü olması gibi. Ayağımızın kuşu yürürken sükunetle yürümek. Kuran-ı Kerim'de bu hususta ayeti celileden pek çok mesela namusu koruma hususunda onlar namuslarını korurlar bulunuyor. Cenabı hakk'ın uygun suresinde ve diğer Tevbe suresinde de geçtiği üzere. Sonra ayaklar hususunda yürüme hakkında bunlar tevazu ile yürürler buyuruyor.
Bu bizim midemizi koruma hususunda da koruma hususunda da haram lokmadan kendimizi muhafaza etmek, haram yememek ve yedirmemek. Kalbin huşu ise bir mülazemeti lik ve deve mi ile uygun. Bir mülazemeti lik, zikre önem vermek. Bu zikir kelimesi yine Allah varsa I Celaleyni tekrar değildir. Emrettiği üzere hareket etmekte bir zikirdir ve devamül Hudur, bu yine tarif edilemez ancak yaşanan gönüldeki bir cennet veya cennetler üstü bir ikramdır. Gönül aleminin huşuu ise Bir kelime gözetlendiğimizi devamlı diri ve canlı tutmak Cenabı hakk'ın ve hata ve isyanları terk hususunda. Ruhumuzun haşyeti vardır ki o muhabbet denizinde ilahi muhabbet denizinde yok olmaktır. İmam Ali Radıyallahu Anh Efendimiz buyuruyorlar. Sizin namaz hayatta durmak, rükua ve secdeye inmek değildir sadece. Bunu yaparken samimiyet içerisinde bulunmaktır.
Rabbimin Rabbimizin bizi Celle Celalühu müşahede ettiğine dair pek çok ayeti celileler var. Onlardan bir kısmını beyan edecek olursak, Esair billah. Hiçi bilmez mi Cenabı hakk'ın kendisini gördüğünü? Bunu biz canlı tutacağız. Yani yaşanılır bir hale getireceğiz. Zaten evrak ve ezkerden tarif edilen vazifelerden gayet de iç şüphesiz budur. Mevla'yı Zülcelal'in her şeyi gözetlediğini bunu bilmek Suretü'l Ahzab Ahzab suresini elli ikinci ayet-i celîne ilk okuduğumuz ve Alak suresi on dördüncü Ayet-i Celilede haşyet hususunda ve daha birçok Ayet-i Celileler alınmış. Sonra bu murakabe ayeti celileleri var. Murakebeye işaretinden. Bu Maide suresinde elli bir dördüncü ayeti celilede Cenabı hakk'ın kulunu sevdiğini, kulun da Cenabıhakk'a muhabbet içinde olduğunu.
Daha sonra Kaf suresinde Rabbimizin bize bizden yakın olduğunu Hadid suresinde her halükarda Rabbimizin duymasının, görmesinin bilmesinin bizimle beraber olduğunu, İhlas suresi de başlı başına artık bizim yüzümüzün, beynimizin, yaşantımızın nasıl olması gerektiğini ifade eden Sure-i Celile-i cemile'dir. Yaşantı hususunda biz bir şey görmüyoruz diyemeyiz. Neden derseniz. O, Allah'a Allah ehaddir. O her şeyde birdir. Yaşantımızın her anında o bir olan Mevla'nın emrini gözetmek demek istiyor ve bu kimselerin yaşantıları üzerinde duyuruluyor. Haşyet içerisinde olan kimselerin özelliği nedir? İlkelliler diyor onlar. Galben, kalben ilmin de mertebesi nefsin de mertebesini geçerek gönüllerini nur haline getirmeleri gerekir demiş. Yine onların yaşantısı olarak haber verilen bize Mevla'yı Zülcelal'i anmak, salih amel içerisinde bulunmak ve bunun neticesi de ilahi nura mazhar olmaktır.
Bu haşyet ehli insanların daha özelliklerinden bahis buyuruluyor. Birincisi zikir derken ikincisini tefekkür olarak almış. Bu tefekkürde sabır hususunu ifade ediyor. Rabbimizin emrinde sabırlı olmak, nehrini tebde sabırlı olmak ve musibet anında feryadı figan koparmamak da sabırlı olmak. Bunun meyvesi de ilindir buyurmuşlar. Sonra fakr ele almış. Bu kalbi bir yokluktur. Bu yoklukla Allah'ımızın nimetlerine şükrün baş olunacağı, meyvesi de nimetinin artırılmasıdır demişler. Sonra ilahi muhabbetin tecelli etmesidir. Bu muhabbetle de bu muhabbetle de Risale deniyor ki Allah'ınıza vasıl olabilme ikram edin. İkramların tüzünüze bir ikramla güç versin. Yine bu haşya değerli insanların özelliklerinden sıdk doğruluk, verrif, şefkat ve merhamettir. Doğruluğu hak ile olmaktır. Şefkati de insanlara Mevla'mızın yolunu göstermektir.
Yine bu özelliği beyan buyururken her hareketinde her hareketinde Rabbimizi gözetmek bunu Abdülkadir Geylani efendimiz buyuruyor ben. İmam Rabbani Hazretleri ve bunun yanında Muhyiddin Arabi Hazretleri de teslimiyet demiş ifade ederken. Mevla'yı Zülcelal'i kastetmek onun rızasına eğilmektir demişler. Kitap ve sünnete dikkat etmek. Yine ve iki didreu geh rasulu bir resulu lai sallallahü aleyhi ve sellem fiyamadihi ve ahvalaliyi ve muamelatihi muamelesinde hallerinde yaşantısında efendimize uymak sallallahu aleyhi ve sellem. Nefsin arıtılması diye buyurmuşlar. Cenabı Hak'ta ulaştıran bir ilme de diyor, vasıl olması gerekir bu evsafta olan kişilerin. Rabbi Zülcelal'imizi tanımak olarak da anlatmışlar. Ve üç hususun da gerçekleşmesini ifade ediyorlar. Şeyhi Kamil'in emrine son derece isyan olmadığı müddetçe itaat etmek.
Efendimiz aleyhissalatu vesselamın muhabbetinde yok olmak Cenabı hakk'ın zatında temel olarak şeri esasları korumak. Başta kelime-i şehadet, sonra namaz oruç zeka hac ve sa'y-i taahhütler. Günah olanları terk etmek. Bir de deyip toparlıyor. Cenabı Hakkın korkusu üzerine diyor bina edilmiştir bu evsafta olan kimselerin özelliği. İman ve salih amel buyurmuşlar. Allah'ımıza verilen ahde sadakat emri ilahiye bağlılık göstermiş oldukları yollarda ilerlemek, Söylenen sözleri Kuran ve Hadis-i Şerif'ten mülhem olan sözleri tatbik etmek. Mevla korkusunu önünüzde taşımak. Zühdi bir hayatla dünyayı muhabbetini önüne koymamak takva ve istikamet üzere olmaktır. Yine bu özelliklerden duyduklarına itaat etmektir ve ilahi zevke de masaliyettir. Muhabbettir. Tövbe ile Allah'a rücudur. Hataya da veda etmektir. Doğru yoldur demişler.
Allah'ın Resulü'nün sayın Allahü Teala ve sellem emrini emrini her şeye tercih etmek. Nefsani hallerinde de mesai işlerinde de buyuruluyor. Dünyanın muhabbetini terk etmek buyrulmuş.