Demek ki Ayet-i Celileye göre bu kardeşin, yeni gelen kardeşimiz ta eskiden bizim gibi eskimişlerden daha hayırlı ve sevimli olmuş. Onun için genceğini bakılmaz, hürmet etme insan birbirine. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz, kastatını lisan'a hasreden yalnız lisanı ile Allah bizimle deyip de kalbi de indiremeyen cesur cahiller yahut esrar-ı misal altında teşhide utan rabiller, daha doğrusu Mucib-i Tani ve teşni olan bir pehli-i münkerin icrada, ziyip ve hamdin müşahedesinden sıkılıp Hacer edenler. Buraları şimdi ben türkçeyi Türkçeleştirmeye çalışmayacağım. Hep sohbetimizi ehli ilpan dinleyeceği için, yani Zeyd ile amirin, eski lisan bu talebe devrinin, yani Mehmed ile Ahmed'in görmesinden günahı yapmadan sıkışıyor, gizli bir yeri ve arayı yolda diyor bir ehli münkeri işleyeceği zaman ama kimse görmesin, böyle kimseler görmesin.
Zilid ve andun müşahedesinden, görmesinden sıkılıp hazır olurlar lakin Cenab-ı Hakk'ın hazır ve hazır bulunduğunu, Allah'ı açıktan gördüğünü, bu hazinata iltifat etmeyenler, bu hazinata iltifat etmeyenler, Ruzi cezada, Mahkeme-i Kıbrada, o aleni olan istintak-ı Uhra'da ne yolda cevap verecekleri cidden cahilte anıldır. Cidden düşünülecek şeyim bu. Bu Allah'ın huzurunda böyle Zeyd'in amlin müşahedesinden korkup günah yapamayıp da, Allah'tan korkmayıp da isyan edenler acaba huzur-u ilahiyyeye de ne cevap verecekler? Meşhur bir şey var, size ona haber vereyim kardeşlerim ve orda dinleyen sevgili dostlarım Harun-u Reşit, hepimizin bildiği işte Harun-u Reşit padişah. Bir gün Zübeyde Hanım annemiz ile konuşurken, ailesi ile bir- Cennetlik miyim, cennetlik değil miyim? Padişah der ki: Eğer ben cennetlik değil isem, sen benim den üç talakla boş ol der. Üç talakla boş ol.
Çok sıkışmış bu sözünden. Şeyh İslam, ulema-i kiram, fuzala hep toplanmışlar. Çare ne kardeşim? Çare nasıl bulunacak bir düşünün ya. Padişah, Zübeyde Hanım Bağdat'tan ta mikkeyi-i keremi'ye su getiren, su getiren zirveye suyunu getiren kırk günlük yerden, kırk günlük yerden, tembihke su getiren bir kaldım. Elinde bir Kuran'ı yüz bir liraya yazdıran altundan yaprakları Kuran'ı hakimince ayeti hiç çekince manasını da biliyor. En sevdiğinizi Allah yolunda gelinceye kadar bizi ihsaneye, cenneti alaya nail olamazsınız deyince ölünce, şey fukara giderken kim vermiş? Kuran-ı Kerim'i eline tutturuyormuş, sen olsun Kuran-ı Kerim diye. Böyle bir kaldım boşanılır mı? Mı? Çare bulamamışlar efendim zevceye hadisler başka bir hocaya geçsin. Tabii bir bin iki yüz on dört olsun. Koşardıktan sonra üç ay on gün daha çocuğun ne olmazsa şiddet desinler. Altı ayyi ibnun sonra aile size gelir.
Ben yılın yattığı aileyi nail giren kabul edeyim. Eşhedü entü lümlülük eyle bunun bir yolunu tutsalar bulun, rica ederim. Bir yere u lemalısınız. Efendim başka kimse yok da Şati'yi yazdıklarını İmamı Şati'yi çığıralım, genç delikanlı Muhammed ' ın silsilesinden zamanı bık bıraktı aldı. Şafi yazdırdıklardı, böyle gelmişler. Meclis'e gelince, bu duruma bir çocuk gelen yapacak diye aldırış yapmamış. Padişah Demiş biz sana muhtacız, sen bize mi muhdestsin? Elbette filimde ben size muhtacım, padişahlıkta siz bana muhtacsiniz. Öyleyse senin muhtac zamanın geldi, Senin muhtaç devrin geldi. Sen ta ki ta ki ta ki ta ki ben oraya çıkayım sen karşıma oturup padişah etmiş, karşısına oturtmuş padişaha. Yemin veriyorum sana Allah'ın adına yemin veriyorum ey padişah.