Allah'ın Gözetimi ve Murakabe Halinin Önemi kaydında Hiç şüphesiz Cenabı Hak bizim üzerimizde her an gözetleyicidir. Ibadetlerin en kıymetli olanı, Rabbimiz katında makbul olan, kabul olan taat, vaktimizi muhafaza buyurmak. Yani muhafaza etmek, vaktimizi boş yere geçirmemek. İkincisi Sözlerle, o büyük bir nimeti harcayıp yetmemek. Vaktini Rabbi Zülcelal'imizin, Celal'imizin arzusunun…
Hiç şüphesiz Cenabı Hak bizim üzerimizde her an gözetleyicidir. Ibadetlerin en kıymetli olanı, Rabbimiz katında makbul olan, kabul olan taat, vaktimizi muhafaza buyurmak. Yani muhafaza etmek, vaktimizi boş yere geçirmemek. İkincisi Sözlerle, o büyük bir nimeti harcayıp yetmemek. Vaktini Rabbi Zülcelal'imizin, Celal'imizin arzusunun dışında halletmeyen yani vaktini bir başkalarıyla Rabbimizin dışında masiva denir buna artık anlaşılıyoruz. Şimdi Rabbımızdan başkasını da gözleyici, gözleyen kimse olarak bilmemeli. Rabbimiz buyuruyor. Amenna evsafdetme. En gizli hallerimize vakıf. Burada bulabilirsem bir hadis, kutsi var. Maden söylerim de inşallah hata olmaz. Allah'ımız gönülde, gönül daha bir içi olan Fırat deniyor buna. Daha da bir içi sır. Daha da bir onun için sırrın da daha bir sırrı ben oradayım buyuruyor.
Bu, en gizli düşüncenize böyle dışınızla yapmış olduğunuz eliniz, ayağınız, ağalarınızla yaptığınız şöyle dursun. Gönlünüzden geçen en gizli düşüncelere bile vakıf ama görünüyor. Çok önemli. Belki, azalarımıza inşallah sahip oluruz Günlük çok önemli. Diyelim geçiyorsa demek ki tam ayrılmamışız. Tam temizlenmemişiz oldu. Evet. Allah'ımızdan başka katiyen Vaktimizi onun emri doğrultusunda, onun bizi her an özetlediğini bilelim, onun koymuş olduğu sınırlara uyarak riayet etmemiz tavsiye bulunduruyor. Buyuruyor ki Ebu Hafs Hatta ki Hazretleri İnsanlarla oturduğun zaman, oturup kalktığında, bunu derinde bir manası çıkıyor. Şimdi kalbini gözetle deriz, bir de insanın şahsıyla örnek olması da var. Ona da işaret edebilir. O güzel davranışları ilerliyor. Ayetiyle de örnek olur, en önemlisi de o zaten.
Yoksa gönlümüzde bir riayet çağırdık, emri ilahiye uygun bulunursa dilimizin söylediği fayda etmez. Dilden çıkan, Ulah'tan öteye girmez. Ama gönülden çıkarsa gönülden çıkan kalplere nüfuz eder. O söz kalplere geçer. Böyle kendimizi özetleyeceğiz. İnsanlara konuşurken zaten Saf suresinde de buyuruluyor, niçin yapmadığınızı söylüyorsunuz diye çok ağır tabii. Vel-i nefsik evet, Bülent. Hah, kendi şahsına diyor bir kere vaiz et, kendi nefsini bir gözetle. Kalbini bir gözetle. Onların, la yuhurreneke ictima ahi, onların senin başında toplanmasına aldanma. İşte bu kadar kimse geliyor ne diyerek aldanma. İnsanlar belki senin, dışını görüyorlar ama hem içini hem de dışını gören Rabbimiz var diyor. Çok muazzam bir nasihat. Nasıl olur ki? Nasıl yapılabilinecek? Hadis-i Şeriflerde de geçiyor ki Efendimiz, Bir kaiyyenin beyi diyor. Tabii bir yerin, böyle müstesna bir şahsiyet.
Ondan nasıl utanıyorsanız Rabbamızdan daha ziyade utanın. Mesela benim yapmış olduğum hatadan haberdar olmasa da bilmese de keşke kimse görmese diye böyle büyük de bir zat ise ondan nasıl çekiniyorsanız Allah'ımız, lan dikkat edin titreyin bunu. Kitaplarda gördüm şu şekilde izah yapmışlar. İki aslan arasında diyor eserlerini. Bir tilkinin korktuğu gibi diyor. Yani ondan da daha ziyade korkun. Bunu gerçekleştirmek kendi içimize dönmeye bağlı. Bir de hayırlı çevre. Böyle hayırlı çevre deyince işte bu destedir, onunla görüşelim bizim gibi insanlarla olmuyor mu? Çok hayırlı insanlarla daha bir hayırlı insanlarla görüşmek gerekiyor. O zaman tesir edilir. Edilir. İbrahimül Havlas El-Muraat öyle halinize, kuyruğunuza mesela beyninizden geçen düşüncelere, dilinizden dökülen kelimelere, kulağımızla, duyduğunuz sözlere neyse artık. Hep bunlara riayet ederseniz aman ha yanlış yapmayın diye.
Allah'ın Gözetimi ve Murakabe Halinin Önemi ne anlatıyor?
Allah'ın Gözetimi ve Murakabe Halinin Önemi kaydında Hiç şüphesiz Cenabı Hak bizim üzerimizde her an gözetleyicidir. Ibadetlerin en kıymetli olanı, Rabbimiz katında makbul olan, kabul olan taat, vaktimizi muhafaza buyurmak. Yani muhafaza etmek, vaktimizi boş yere geçirmemek. İkincisi Sözlerle, o büyük bir nimeti harcayıp yetmemek. Vaktini Rabbi Zülcelal'imizin, Celal'imizin arzusunun…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yani eğilmek gerek yok. Sevgili kardeşlerim, size bir şey değil. Geçen bir şey gördüm. O ne iddia ediyor? Bir resim koymuşlar. Resim bir merkepdir. Merkebin üzerindeki kitaplar saymakla bitmez. Böyle hürmet siz de gördünüz. Bununla şunu söylemek istiyorum. O Cuma suresinde geçen ayet-i celilede eğer okuduklarımızla amel etmezsek o kitap yüklü merkebe benzer oldu. Çok şeyler duydum, çok şeyler ettim. Hele bizim duyduklarımız, gittiklerimiz, ördüklerimiz Neler duydun? Hep böyle sohbetlerde şu kardeşimiz gibi oturduk böyle dinledik. Keşke o zamanki dinlediğimiz gibi olsaydı, dinlerdim. Bu dediğini uygulayabiliyor muyum derdim. O zaman. Ondan sonra okuldan şiddetle buraya gelmek isterdim. İstemezüsümüz de, siz de ilahiyat derim. Bizden gelir dinlerdim, Efendimize derdi oğlum biraz değişiyor, geliyor biraz düzeltiyoruz ne diye.
O gördüğümüz insanlar acayip konuşuyorlar yani bu İslam Venüs de olsa ilahiyat da olsa bak konuşulanları değil. Yak atın, ya kız, ya mal, ya mal. Bunun ikisinin dışında pek söz yok. Hep şehvet, şehvet, şehvet. Gerçekten böyle. Çünkü şeytanı böyle kolayca insanı avluyu bileceği yeri şeye bir husus, olsun. İyi bir rabıta istiyor, iyi bir murakabe istiyor. Yaptık da unuttum bile olur mu ya? Ondan sonra. İyi riayetken, riayet bilmemiz gerekiyor. İlersek, Tulu RTÜK murakabe der. O murakabeyi gerçekleştirir. Yani Rabbim beni özetliyor düşüncesi hasıl olmaya başlar. Şimdi burada anlayacağımız şu. Okuduklarımızı, böyle dinlediklerimizi zahirde değil. Böyle içinize sindire sindire böyle. Bunun ipi ince indi, yağmur yağmıştı. Bilseniz bahçemi işlemiş ne yaptıysa dedi bir santim daha aşağıya gezmemiştik. Yani dinlediklerimiz kulakta kalırsa öyle oluyor ama gönlümüze inerse o tesir ediyor.
Yoksa dinlemediğin ne şey? Gidecekti. Sonra efendilerimiz bize böyle sohbette gitmez onu değilmiş. Onlar evlatları artık nefis meselesini halletmiş. Nefsinin bütün mertebelerini geçmişler. Onun için ruhi cihete ağırlık verirler. Kalp cihetine kalplere yönelirler. Teveccühatta bulunurlar. Öyle yöneldi. Şimdi bizimki aynen şuna benziyor. Bir bahçe, çok güzel bir bahçe. Meyveleriyle neleri gider gayet güzel. Çok verimli bir bahçe ama o bahçeye oyun da girebilir, keçi de girer, inek de girer, diğer mahlukat da girer, girer de girer. Onun için ne yaparını? Duvarını örerdi. Niye? Hayvanat girmesin, o bahçeyi yok etmesin. Bizim durumumuz bu. Onu kabul edeceğiz artık. Gönlümüzdeki o ilahi güzellikten ne var? Allah'ımız imanı yazmış o var. Bununla ilgili bir nimet yoktur. Diğerini saymaya gerek yok. Ha bunları Efendimizin şiirinde de var. Halk Bulgaristan'ın batırı var diyor.
Onun şeri esasları böyle o duvar, tarikat, marifet, hakikat, bahçe ise o bahçenin korunması şeriatta. Gözümüzü korumazsak gider, acayip gider ama. Kulaklarımızla da öyle her şeyi güzel bozulur gideriz. Bu Sami Efendimizin böyle ondan gençliğiydi çok da dikkat eden bir insandı. Bizi götürdüler oraya. Çok güzel de ihvanlar var bu devri. O Kırşehir'ne yakın bir yerde. Orada o ihvanlar'ın yanına hem de hocaymış o, düzeltemiyorum. İdilmeyim. Dedi ki, iki gün önce dedi kimse birisi geldi dedi. Ama dedi, oradan konuştu, buradan konuştu, daha kendimi toparlayamıyorum dedi. Benim dedi, korkamı da gönüllümüzde Allah allak bullak etti. Onun için bizim gibi insanlarla olmuyor bu. Çok hayırlı kimselere de oturacağız. Oturduğumuz zaman gönüllerimize ilahi nurlar yağacak. Yoksa şu okuduğumuz husus muazzam bir konu. Şimdi bir şey hatırıma geliyor. İyi dikkat edelim.
Bir insanı olduğundan fazla göstermiyor. İyi olmaz. O geldi hatırıma. İşte bak biz deriz Hacasi ne Efendimiz bu cihandır. Ama bu muhatap diyemeyiz. Böyle bir şeyler kafadan konuşulmasın. Geldi bölünme, dili birlikte gösterir İslam. Yapmayın yani olmaz. Mesela Sami Efendimiz Utku Aktab'tır. Esad El birliği Hazretleri Utku Azam'dır. Hep kendi aralarında derecelendirilmeleri var. Bazen görüyorum şu ırklarda, şu işlerde. Görmesek ki, kırkı bölmeli, düşük bölmeli, yediği görmez. Nasıl yakıştırdığını da bilmiyorum. Ha, bize sorum da ortada Bize sorum, efendim şu gıklardan mı diye sormuyor yani. Böyle bir dalgalanma olmasın. Biz, Abdiyet kadar, kulluk kadar büyük bir vazife olamaz. Abdi yedyet. Çünkü Eş Zaten kulluk çok üstün. Habibullah onun üstüne var. İki cihan serveri ayrı. O hep kulluğun cinsi doğru. Makam-ı Mahmud'a o ayrı o. Hep kulluktan. Böyle bir insanın benzetme yapmayın yani.
Yapılmasın, yapmayalım. Şimdi bizim gözlerimiz tam göremez onu, ölçümüz de tutmaz. O ehline malum olan hususlerdir, onlardır. Çünkü gül görün, yazıyorlar. Yazıyor gülmesi şu üçlerdendir, şu üçlerdendir. Olur. Her yaptığını ihlasla yapar. Söz söylerken, kalbinin evet demediğini söylemez. Kalbiyle dili, diliyle kalbi birbirine çok uygun olur. Sui'l-in'e Ata. Bu elimizde muhtarlar da uzun sürer. Burada bu amel konusunu ele almıştık. İşte amel neymiş, şu kısmı ayrılıyor. Bir ibadet taahhüt kısmı, bir masiret kısmı, bir de mübah olanlar. Mübah olanlar yapıldığı zaman bir günah yok ama biz onu şuurla yaparsak mesela ayağımızı kıbleye uzatmıyorsunuz. Bunda bir günah yok. Ama bile bile işte kıbleyi haşa, küçük böbrek yaprağı bellahı. Şimdi ama kıble buradadır diye ayağımızı çeksek, bunda mükafat var. Yemede, içmede bir günah yok.
Ama yediğim Ya Rabbi, ibadete kuvvet olsun, dinimize hizmete kuvvet olsun, bir tek o ecir olur, mükafatın. Bunların hepsi bakıyorum, delilleni toplanıp kalbiyle alakalı. Kalbi titiz etmekle alakalı. Şöyle düşünelim. Şimdi biz bir depodan su alıyoruz depoları. Şu küçük depolar gibi görünüyor, büyük depo. Şimdi depodaki su ne ise evimize gelen su doldur. Gönül deposunu nasıl doldurmuşsa ibadetlerin, iflasını, İhsan üzere, takva üzere öz dövülüyordur, el dövülüyordur, ayak döner. Hepsi böyle gider. Bak çok zamanımızı geçti bizim. Yani bizi mazur göreceksiniz. Bir şeyde olması lazım. Halimizde bir değişiklik olacak. Olmuyor. Ondan sonra da tembelliğe düşüyor diyoruz ki benden adam olmaz. Böyle dinmez, dinleyeceğiz. Yine, darınca misali, onu bilirsiniz. Nereye geliyorum deyince hacca, nasıl geleceksin? Yolunda bilmez miyim demiş. Böyle bir gayret istiyorum efendim.
Taatlerin üstün olanı efendim murakabetü'l Hak ala devami levkad. Rahmetullahi, gayb alemini müşahede ile, yeri de müşahede ile içinizi de dışımızı gözetleme. Şimdi bu gözler bu alemi görür. Gönül de gözler var Hac Suresi'nde Gönül. O da diğer alemlere görür. Görünmez değil mi? Görülür mü? Ama oraya beton atmıştır. Günah beton meraktığımızda olmuyor işte. Çok güzelmiş. Buyuruyor ki bu mübarek zat, böyle Allah'ımızın rahmetinden ümitvar olmak insanı ibadete meydettirir. Taat yaptığımız zaman Allah'ımızın rızası var diye düşündüğümüzde, ilahi bir korku da bizi isyandan dolayı deriz ki o büyük huzura varacağız, yapamayız diye. Muratebe neyi midana getirir? Şimdi yollar bitmez. Allah'ımıza giden yolları diyor size gösteri olur. A'la alakalı açmış kalbini, yedi kat semaya bir yokmuş ama gerçek ya. Devamlı bakmayı yorumlara. Sabah da dedi bir kardeşimiz de dedi burada.
Okullarda okuyormuş, hocası demiş ki aman, fakat git bakmam demiş hocası. Çok etkilenmiyorum lazım demiş. Öğreneceğim sabah anlattı. Böyle insanı gerçekten o kimseler bu sorulmaz da gözle olabiliyor. Beyin durmuyor böyle. Gerçekten, ben efendimizden gördüm. Efendimiz, Beyim diyor, Beyim diyor, Beyim diyor, Beyim diyor, Beyim diyor, Beyim diyor, Beyim Ali deyince ben ümmet. Efendimiz de yazmış bunu daima dikme gözünü diye bu huzura girerken edeple girmemiz gerektiğini çok güzel işler Efendimiz onların. Devamlı görür, bakış onları rahatsız eder. Neyse artık ululardır. Yani bizim yaşadığımız belki sizler oluyor. Şu beynin immünulluyum. Oldu da zaten. Bir İzmir İlah iddia ile yaşadım. Birine dedim ki baktı. Şey yapıyorum, çok tehser ediyoruz. O da dedi ki ben dedi dikkat ederim. Bu hakikaten yaşadım. Bu çarpışta da neden gelmişlerdi. Dinlerim dolaştı. Demiyorum, kimseye ama zahmetçiyim.
Çekti. Gözde büyük bir tesir olurmuş. Bir kuş var, onun anlatırlar, Alıço kuş diye. Sema'dan ne kadar bir tesir değilse göz, onu yerde oluştururmuş. Nasıl bakarsak bir kuşun biz bir kaplumbağa da öyle anlatılıyor ve göz hakkında Cenabı Hakk'ı buyurur. Cenabı Hak'ın Gözlerin hain bakışından Allah'a sığınmayın. Böyle hasetle bakış olur Allah korusun. Mesaiyetle Allah'ımız korusun, hepimiz olsun, şefkatle. Bu çok güzel bir hale buyurdu. Murakabe bölümüne de geldik. Böyle reca halinde, ümitvar olmak Allah'ımızın rızasına demiştik. İlahi korku gönülümüzde ağır basarsak, biz senden kaçarız. Murakabe hali, yani bunu çok yaparlar. Bu dünya gözü kapalı değil, özü açık tutalım. Allah'ımız beni görüyor diye böyle her haliyle o kendisinin devamını belki uyanık tutar, uyanık bir hal onun. O da diyor Allah'ımıza giden yolları açar. Taahhüt ediyorlar. Çok güzel bir konu.
O adam Risalesi'nin hepsine yazmıyorum, şeylerimde de yok. Tercümelerimde de yok. Arap çobanları var ya, bunu da çok az işlemiş. Muradebe halini diyor, düzen yaparsa kalbini tam aşağı azama açıyor. Tabii dökülüyor o, hisseder o. 0 Hadis-i Şeriflerde gördün mü? Hep onlarla alakalı. Ayetler hep Hadis-i Şeriflerle bunlar. Esselam. Hep ayet-i celîde geçiyor. Mesela Esselamü Elemneşrahe'ye sadrak Habibim biz senin sınırını genişletmedik mi? Buyuruyor. Buyuruyor. Hadis-i şerifte de Allah'ımız o kalbi genişletiyor. O kalbi Cenabı Hak genişletiyor ve o genişlemesinde ahirete çok yöneliyor. Dünya gözünde basitleşiyor. İnşallah Rabbimiz lütfetsin. Allah'tan başka, Allah'ımızın razı olduğu hallerden başka hiçbir şeyden lezzet almaz. Hep Rabbimiz neden razı oluyorsa hep o amelleri yapmaya başlar. Ve gale dünun, adde sallahu sallahu sallahu ala alametul murakabe. Murakabenin alameti nedir?
Allah'ımızın seçtikleri, böyle salih kullar için, mesela Rabbimiz buyuruyor, sabredenleri seviyor, tevekkül edenleri seviyorum. Bunun gibi bu sevdiği amelleri yapmaya başlar. Allah'ım neden razı oluyorsa o belli olur kalbine, zaten onu yapar ve Tavim uğruna avam Allahü Teala, Allah'ımızın değer vereceklerine değer verir ve tasfiye uğruna savar Allahü Teala, Allah'ımızın değer bir müddetlerine değer vermez. Bir bölüm kaldı ve Gaye Bağruh. Menrakababa Tealafi havatiri. Böyle bütün düşüncelerinde de öyle. Sadece günlük değil, bütün zihin de öyle, azalarımız da öyle. Rabbimiz görüyor düşüncesi eğer hakim olursa, asıl Allah-u Teala fi cevarihihi, azaları da korunulur buyruluyor. Elhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha'nın.
Kaynak: Genel
Allah'ın Gözetimi ve Murakabe Halinin Önemi | Mihmandar