Allah'ımızın Yüceliği Ve Haşyetin Manevi… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Allah'ımızın Yüceliği Ve Haşyetin Manevi Derinliği
Allah'ımızın Yüceliği Ve Haşyetin Manevi Derinliği kaydında Rahmetullahali Haşyet azamet-i ilahiyeden dolayı çekinme. Şimdi hav Allah'ımızın korkusunu gönülde taşıyıp isyandan kaçma. Yalnız haşyette Rabbimizi marifetullah'a ayırmış, tanıma nimetine kavuşmuş fakat azametinden dolayı Cenabı hakk'ın böyle bir çekinme var. Mesela Sıddık Azam radıyallahu anh buyuruyor ki keşke bir ağacın üzerindeki kuş…
Rahmetullahali Haşyet azamet-i ilahiyeden dolayı çekinme. Şimdi hav Allah'ımızın korkusunu gönülde taşıyıp isyandan kaçma. Yalnız haşyette Rabbimizi marifetullah'a ayırmış, tanıma nimetine kavuşmuş fakat azametinden dolayı Cenabı hakk'ın böyle bir çekinme var. Mesela Sıddık Azam radıyallahu anh buyuruyor ki keşke bir ağacın üzerindeki kuş olsaydım. Boşuna demiyor. O haşiyetten diyor Allah'ımızın azametinden dolayı. Mesela Hazreti Ömer Radıyallahu Anh keşke bir saman çöpü olsaydım. Anam beni doğurmasaydı da huzurunda hesap verecek hale gelmeseydim demesi Allah'ımızın yüceliğini artık gönül hissetmiş. Onlar için bir tabirde bulunamam. Tabii elbette bilen kimseler. Bizim burada halamız vardı. Üstadımızın kız kardeşi. Yalnız onunla çok halletirdi, çok konuşurduk. Onunla onunla. O bize şunu anlattı dedi ki yeğenim dedi Es'adi Erbili Hazretleri dedi çok boğarmış.
Keşke bir zerre olsaydım demiş. Zerre bile olmayan zerre olsaydım değil, zerre bile olmayan Esad diye konuşurmuş. Bu diyor büyüdükçe öyle olurmuş. Kemale girdikçe Allah'ımızın yüceliğine böyle eşyada şahit olmaya başlıyor. Hani Allah'ımız insana tecelli de bulunuyor. Üç yüz altmış defa ama bilmiyoruz. Bizse hayatımız çok başkalaşır. Mesela semavatı arza nasıl tecellide bulunuyorsa bir zerreye de o tecellide bulunuyor. Ondan dolayı her şey Allah'ımızın ayeti. Onun varlığına delil. Şimdi Sami Vendi Hazretleri buyurmuş ki iki şeyi hatırlarım. Bir ingin sudan yaratıldığımı, bir de toprak olacağımı. Hep azameti ilahiyeden çok duyduk biz. Keşke dilmese derdik efendimiz, müşirdimiz. Keşke dilmese derdik. Benim hatamı bilseniz kapımın önünden de geçmezsiniz. Geriden baktım. Yeşil türbe içine girdim. Estağfurullah. Bunu öyle bir taklidi ifade değil, tevazu olsun değil demiyor. İçi öyle oluyor.
Bu yüce azameti müşahede eden oluyor. Mesela velilerden birisi diyor ki ben diyor o azameti ilahiyeyi diyor tabii tarif edilmez, böyle bir hal zuhur edince diyor sinek kadar kalmadım diyor. O ilahi haşetten diyor geri dinle diyor. Bu o demek. El Haşye siratül kalb kalbin ruhudur diyor. Siratül ışık manasına da böyle bu ışıklar tabii söylenemez de ancak tarif için başka nasıl diyece diyebiliriz ki bir ışık gibi bir nur nur kalbin nuru vel hav Korku. Nefsin edebidir. Öyle bir söz söylemiş ki mübarek zat, nefsin edebi ne demek? Allah'ımıza karşı şahsi görevlerimiz. Mesela biz burada namazımızı kıldık elhamdülillah. Bu namazı kıldık ama çıktığımızda da insanlarla da belki karşılaşacağız. İş münasebetiyle de olacak, memuriyette de olacak. Onları da en güzel şekilde yapmak. Hani öyle ben dermişim, ben insanlarla konuşamam, görüşemem değil.
Konuşacak, görüşecek ama onlara İslam'ın güzelliğini gösterecek ya. Ne güzel adam. Şuradan geçip gitmiyor, bir hatırımızı soruyor, halimizi soruyor. İşte bir hastası varsa onu soruyor. Aleyhissalatü Vesselam velimiz. Sabah namazına eda ettikten sonra sorarlarmış. Hastası olan var mı? Bir cenaze zuhur etti mi? Hep bunları da en güzel şekilde yapıyor. Aslında bizim dinimiz mükemmel bir din. Bir boyutuyla bakılmaz İslam'a. Efendim adam hiç yatmazmış, eline tespihi alırmış, La ilahe illallah, emin olun Bir kimsenin bir fakirdir diyelim, o fatiri görüp gözetmezse o tevhidin hiçbir onda etkisi yok. Nasıl olur? Çünkü tevhidi okumamızdan gaye o. Mesela o diyor ki elhamdülillah ne zaman bize uğrasa halimizi araştırıp gizli araştıracak mı? Öyle açıktan araştırma yok. Gizli araştıracak ve onun sıkıntısını giderecek. Hiç bilemezsiniz, bir kardeşimiz çok ağlıyor. Çok ağlıyor. Buradan çıkıyorum.
Allah'ımızın Yüceliği Ve Haşyetin Manevi Derinliği ne anlatıyor?
Allah'ımızın Yüceliği Ve Haşyetin Manevi Derinliği kaydında Rahmetullahali Haşyet azamet-i ilahiyeden dolayı çekinme. Şimdi hav Allah'ımızın korkusunu gönülde taşıyıp isyandan kaçma. Yalnız haşyette Rabbimizi marifetullah'a ayırmış, tanıma nimetine kavuşmuş fakat azametinden dolayı Cenabı hakk'ın böyle bir çekinme var. Mesela Sıddık Azam radıyallahu anh buyuruyor ki keşke bir ağacın üzerindeki kuş…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Halini anladım tabii bir iznine. Sormadım da. Ben de diyorum. Belli. Derhal gayri verilen dinameğimiz vasıtasıyla bak onlar da akıllı davranmış. Dedik ki diyor sana şöyle poşetlerle yardım yaparım demedik diyor. Buna diyor bir market göster. Bak buradan alışverişimi yap. İhtiyacım de diyor. İşte Allah'ımızın razı olduğu amel bu eserlerde görüyorum velilerin hayatını anlatıyor. Ulemai Kiramu'l Meşşai Rıza'nın. Bir tanesini rüyada görmüşler. Demişler ne haldese ne namazın ne ibadetim ne taatım ne tespihim beni kurtarmadı demiş. Bir kedi gördüm demiş. Kedi tutsak da kediyi kurtardım, o yüzden Allah beni bağışlanıyor demiş. Hani Allah'ımızın rızasının niye dolduğunu diyemeyiz biz. Bak Sami Efendi Hazretleri sobayı kurdurmamış. Demiş ki etrafımızı araştırın. Araştırın. Fakir yoksun olup da o günü alamayan şu kış gününde sobasını yak yakamayan bir kimse var mı?
Araştırmışlar da öyle sobayı yaptırmış. Zaten bütün gün çok zayıf. Üşüyor. Sobaya böyle yapışacak gibi olduğunu görmüşler. Hiç üşüyorum demez. Hastayla demez. Ondan sonra Bursa'da bir Akdeniz'den çekirgede güzel bir ev yapıldı. Orada istirahate gitmesi hasebiyle kalorifer döşendi efendimiz hazretlerine. Hayatı bu. Sonra rahatsızlığını daha kimseye edememiş. Bakmışlar şeker atıyor. Bardağın dışına düşüyor. Efendim bir rahatsızlıkım var. Doktor getir siz bilirsiniz. Getir demiyorum. Görmüyor da yemin ediyorum. Meğer perde inmiş katarakttırıyoruz yani. Doktor gelmiş. Allah'ım demiş bu peygamberin bu. İnancısı da pek öyle yokmuş. Bu kim? Ben görmedim böyle bir kimse kim diye. Sonra tamamen görünce kendinden geçmiş zaten. İbadete vermiş kendisini. Bir kız kardeşi varmış. Onu anlatmış. Aman demiş ablacığım bir kimse gördüm. Bildiğin gibi delil demiş. Ya Proust rahatsızlığında ya da gözlerinde.
Bu Proust rahatsızlığında onda da dememiş. Demiyoruz. Hastayım demez. Demiyor. Böyle dışarıya sık çıktığını görmüşler sıkça. Efendim siz bilirsiniz. Yakınlarından biri anlattı. Son dayı diyor değişiyorum diyor. Acıkmışım diyor. Nasıl oldu? Biri bir onay gitti de diyor. Sonra ayağa kalktı ağladı diyor. Allah'a asi mi oldum diyor. Allah'a isyan mı ettin diyor. Bir vah. Efendim nasıl bir efendim? Şimdi eğer dikkat edilirse üstadımızın rahatsız eseri çok da mutluyuz. O tabirini bilenimiz asla. Halimi arz ediyorum. Bak hastayım demiyor. Geliyor görüşmeye, dakikalarca anlatıyor. İşte babanızı gece kaybedecektiniz. İşte kalp krizleri gitmeyen krizler geçirirmiş. Ondan sonra saat dokuzda veya onda geliş saatlerine göre pencereye kapanıyor. Pencereden de yolundan geçenler görünür. Bugün gelmeyecekler mi diye. Bu. Şahit mi?
O namaza geliş durumlarına şahidim iyice rahatsızlığına kadar Gelir gelirdi mescide. Efendim gitmez değildi, giderdi. Cemaatle dolardı namaz. Eda ederdi. Ve sonra bak bu mahallenin en böyle kötü görülen, hor görülen, hakir görülen birisine böyle alay almışlar. Alay almışlar. Demiş ki Hacı Hasan Efendi bile bana Ahmet amca diyor yapmayın. Şu. Camına kastedecek birisi fikir olarak da değişik. Camide diyor oturdum diyor. Efendimiz anlattı. Baktım diyor. Onun içinde de iman var dedim diyor. İşte bu. Bir müşrik bu. Bak insanlara olan münasebetine şimdi o muameleler düzgün olacak. Ticarette düzgün olacak. Giriş denildiği zaman öyle elinde mehirinde bir sıkıntı olmayacak. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Mümin elinden ve dilinden insanların eza görmediği kimse buyuruyor. Diliyle sokmayacak, eliyle çalmayacak. Böyle bambaşka bir insan. İstanbul'da tabii bu değişik millet çok oldu. Çok değişik.
İl komşusuymuş. Dünya, Ermeni, Yahudi, Hristiyan buna benzer birisi. Çok cinsten. Bir gün komşusunun kapısını çalmış. Girişte avluları varmış. Böyle bir çiftlik gibi ne gibi. Hayırdır komşu demiş. Tabii selamlaşırlar demiş. Demek nasıl selamlaşırlarsa? Süt getirdim demiş. Niye süt getirdin? Bizim hayvan nasıl olduysa oyun mudur, keçi midir, inletmedir sizin kapıyı açık bulmuş. Orada notlamış. Bunu duyar da adam İslam'ın güzelliğini ifade etmez. Bunu duyar da. Şimdi çok şikayet edenler var. Bize geliyorlar. Bir görün bak müftülüklerin var buralara diye. Birisini dinledik akşam. Epeyce dinledik. Şu hatırımı Bir hanım kardeşimizin kocası belayı gözü akıp, içki bilmem filan. Bir de ayrıyeten içki içiyor diye dövüyor. Kadın dövüyor. Ayrıyeten dövüyor kadın. Kadın bu rakamdan diyor. Ayrı bir bölünmeye bu diye secdelere yatıyor. Bir gün yine dövecek. O yalvarıyor hanım var bizim.
Bakmış odaları salonda secdeye yatmış. Onu görünce. Demek ki Allah'ımıza yalvarışı tam yapmış. Diğeri öyle bir yanlış ki. Hanmıyor mu demiş? Artık bu zamana kadar yaptıklarını sen bağışla ben yanlış Allah'ım da dönünce Cenabı hak onun gönülden nur ihsan ediyor. Böyle bir yalvarma. Canı gönülden çünkü Rabbimiz görüyor biliyor. Bizde imtihan olur. Rabbimiz bu hayırlı insanı belki de imtihan ediyor. O hallerle nereye gelecek diyebilirsin. Bir kadın gördüm. Üstadımız öyle kadınlarla görüşmez onu biliyorum. Artık yaşlıca da bir hanım. Böyle onu ayrı bir hürmet gösterir. Esen de sordum onu. Dedim kimdi o dedim. Onunla dedim efendimiz çok ayrı bir muamelede bulunurdu dedim. Meğer kocası. Zehir zember. İnsan bilinmemek ve ona sabrede ile Allah'ımız ne mükafatlar ihsan etmiş. Bundan dolayı şahsi olan görevlerimizde bizim devirliğimiz sadece tesbihat değil. Çocuğum mu güzel muamele. Akraban mı?
Güzel muamele. Hep bu. Biz bunu acaba yanlış mı anlıyoruz diyorum. Böyle mi ifade ediyor diyorum. Habibim biz sana ikram ettik. Sana indirdik. Biz seni insanlığa beşeriyete risaletle peygamberlikle gönderdik. Sana ilhamda bulunduk. Sana hidayette bulunduk. Seni öncü kıldık. Yedi tane ikram amel efendimizin zaten masum Muhammedisi Sallallahu aleyhi ve sellem. Fetih suresinde son bir ayetten önceki ayeti celine onu risaletle ve hidayetle ve bütün görüşlere İslam'ın hakimiyeti üzere. Biz bunu dediğimiz zaman şunu da düşüneceğiz. İslam'ın hakimiyetini sadece bir toprak olarak, sadece bir beşer olarak, bir kıta olarak, bir ülke olarak değil, kendi vücut ülkemizde de değil. İslam bizim ağzımızın her birinde de görülecek. Muamelemizde de görülecek. Evimizde yaptığımız ikramda da görülecek. Gözümüzün şefkat merhamet ibrete bakışıyla da gösterecek her halimize göstermemiz.
Ve sani enlübüv ve peygamberlik zaten ancak seni alemlere rahmet olarak gönderdi buyuruyor. Merhamet. Şefka, acıma. Hayvanların ağır yük çekmelerine tahammül edemezmiş. Aleyhiselatu vesselam ben. Bu hayır hükmü taşıyor. Onların bile ağır yük çekmelerine tahammül edemeyen bir gönlü var sallallahu aleyhi ve sellem. El Hamis mevebde. Mevebde bu ben sevgi demektir sevgi. Yani iltifat ikram ihsan ısınabiliyor. Isınalabiliyor. Sayılamayacak nimetler. Huzur haliyle bunu anlatamayız. Bir vakhardır. Ne kadar şefkat merhamet gösterir ve yaklaşmakta zorluk çeker insan. Yani hibeti Muhammedi'den Sendelallahüteala Aleyhisselam çekiniyorlar. Yani rahat hareket gidemiyordur. Ismi ismi. Allah sana dil vermiş. Elhamdülillah. O dilini boşa çevirmiyor. Siketiyor. Hayırdır sözün. Tesbihatlar gibi. Dönükler gibi nasihat bu. Göz verdik. Ibretle bak. Sana kulak verdik. Ancak haklı duy. Sana kalp verdik.
O kalbe Allah'ımızı tanıma nurunu yerleştir. Buna talip ol. Ve devamlı Cenabı hakk'ın bizi gördüğünü düşündük. Bir kere galip ilahi korkuyu taşısın. Çünkü kalp Allah'ımızın nazar ettiği bir yer. İşte bugün akşam bir misafir gelecek. Aman her tarafı düzenli olsun, temiz olsun. Yine ikramımız da olur. Bunları iyi yapalım diyoruz. Bu gönül evimize gelecek olan Cenabı hakk'ın ne olur? Tecenniyyesidir, vali dağıtadır, manevi doğuşlar, ilhamatı, aman temiz edin. Bak mesela diyoruz bizde hiçbir şey yok. Bizde hiçbir şey yok dememiz. Orada bir temizlik yok. Üstat Özün Sami Efendi Hazretlerinin sevdiği bir kimseyle karşılaşmalarına şahitim. Daha öğrenciydim. Pek o kadar hallerine aşina olamayız tabii. Yalnız kulak misafiri denir ya. Oturuyoruz, konuşuyoruz. Bu bir söz söylüyorsunuz. Üstadımız diyor. Böyle karşılıklı sohbet yapayım da. Burada biz şuna şahit oldum konuşmalarında.
Temiz et gönül evini dost gelecek kondurmaya. Üstadımız bunu derim. Dost olan aleyhissalatü vesselam efendimiz. Cenabı hak rabıta döneminde veliler ne zaman olursa olsun temiz etki o dostlar konacak. Bir de şunu okudular. Sür çıkar al yar dinden, padişah hurmas saraya hane mamur olmadan temiz et gönüllevini. Ağyar Allah'tan gayrı düşünceleri çıkar ki o zaman Nuri ilahi tecelli etsin. Cenabı hak İbrahim Aleyhisselamı Cenabı Hak İbrahim Aleyhisselam'ı hali dost seçiyor. Ya İbrahim eğer gönlünde benden başka bir duygu olursa seni Halidullah'tan sinerim diyor. Bizim çok büyük bir örnek. Marifetullah yen ederse burada gelip geçerse değil. Deyince karar kalıyor. Artık o gönülde bir değişme yok. Yerleşiyor. İki cihanda da Allah'tan başka kimseyi görmez. Zaten marifetullah nuru girdiği zaman şimdi lamba yanıyor. Ne kadar aydınlık gibi de olsa hiç karanlık yer bulamıyoruz. Yok.
Her taraf aydınlık. Niye lamba yanıyor? Marifetullah lambası yanınca Cenabı Hak'tan başka bir şey kalmıyor. Ancak bundan dinler. Allah'tan dinliyor. Bu gönül dinlemesin, Allah dinlemez değil mi? Zaten gönle geldiğini bütün aza hissediyorum. Ve le Müşkallim illa bir. Onu Rabbımızdan başka hiçbir şey meşgul etmiyor. Her şeyi mevlamız bulmuş. El Gaflet. Nedir Gaflet? Mütebati nefsi alama teştehihi. Arzu ettiği her nimete kavuşmak istiyor. Nimet niye tatlı değil? Ondan sonra giyimine bakar, gezmesine, ne bileyim eğlenmesine hep böyle nefsinin arzu ettiklerine düşer diyor. Gaflet nedir? Kalbin en büyük cezasıdır. Yani nimet veren Allah'ımızdan mahrum olmasıdır. Ve gale. Allah'ımızın dışındakilerle böyle bir huzura ayırmak. Mesela hayırlı insanlar varken şenliler de haz dinliyor. Onlarla oturup bakmaktan zevk tut.
Diyelim, helal giyme varken faiz gibi böyle haram olan haram yolla kazanılan yiyeceklerle rahat ediyor. İşte şunu diyor aldattın. İşte şu nimete buldum. Bunun var. Buna benzer. Gaflet olduğu zaman mesela şu anda siz camide bulunuyorsunuz. Sabah namazının'ne güldünüz. O gaflet oldu mu getirmez bunu. Ya olacaktır zaten pandemi dönem. Evet. Bizim en çok korktuğumuz böyle yatsı namazı belki cemaat ediyorlar. Bugün kararları da verecekler herhalde. Nasıl olacağını bilmiyorum. İşte teravihi evde kılın. Emin olun kılacaklar mı diye düşünüyorum kendi kendimize. Belki birkaç gün heyecanlı ama ne olacak? Düşündürüyor bizi. Hepimizin evi en hambinde rahat bir misafir gelmişti buraya da üstadımız. Evine onu alacak kimseyi bulamadı. Sobayla zor ısınıyor bilgi. Arabayla şu yakın ilçeye gönderildi. Şimdi hep evlerimiz rahat, her taraf rahat. Çekiniriz bir odaya.
Böyle ev halkı da münasipçe durumu güzelce kılınır, bıldırma durumumuz varsa yoksa ayrı ayrı kılacağımız ne var? Ramazan-ı Şerif'i her zaman bulacak değiliz de. Ne büyük bir nimet gelmesi bile heyecanlandırmalı bizi. Ne büyük Allah'ın rahmet ilahiyesinin mağfireti inşallah kurtuluşumuza vesile olur. Böyle bir ayın için gaflet gitmemek. Eğer gaflet olunca Yunus ve fetra. Böyle her şeyde durur. Yani vaktini hep Allah'ımızın razı olmadığı işlerle geçiyor. Halbuki çekilip bir tarafa böyle hayatımızın muhasebesini yapmak çok güzel bir hal. Mesela bir babamızın yaşına geldimdir. Ondan sonra benim arkadaşlarım vardı. Aynı duygulardaydık. Ahirete göçtüler. Bu dünyanın vefası yok. Akşam sıhhatli. Sabah bakıyorsun. Göçmüş ahirete. Benirsin. Ben ne olacağım ya Rabbi? Mesela Allah'ımızın kitabı Kerim'inde haber verilen ilk ayeti celili vesaire. Bunu izah edemeyiz.
Allah'ımızın bildirdiği kullar müstesna nur verdiği gönlüne. Var ya. Hiçbir şüphe yok. O kadar uğraşılmasına rağmen hata bulmak için mümkün değil. Allah'ımızdan korkanlara yol gösterici. Mesela ayağına yol gösterici hep hayır yolları takip ediyor. Eline yol gösterici hayra sarf dedi. Gözüne yol gösterici gözü nur ile bakıyor. Bir ferasetle bakıyor. Şefkatle bakmıyor. Baktığı zaman eşyanın hakikatini görüyorum. Full ilahi sesler işitiyor. Mühim Rabbimizin yüce kudretini, velhasıl gönül dersek onun hidayeti ise tarif edilmez. Her şeyi kalpten geçiyor. Nefsimizin mertebeleri bile kalbin her bir nefsin mertebesini geçmek kalpteki duygularla alakalı. Mesela mutmainne haline gelmiş. Huzura inmiş. Gönlünde bu. Mutmainne sonra olmuş. Gönülde bambaşka bir gönle sahip. Gönülde o olunca hapta ne varsa tabii ki dışına sızan da olacak. Sirke küpünden sirke, bal küpünden bal.
Artık bunlar zuhur etmeye baştan hiç şüphesiz. Eğer batılla olursa batar girer buyuruluyor. Dünyanın dünyanın ziynetinden böyle geçici süslerinden kurtulacak olan kimdir? Mesela şu ağır hastalar oluyor. Allah sonu yoğun bakımda ona desen ki sana çok büyük bir köşk, sana şöyle bir araba, şöyle bir nimet ama aman şu hastalıktan kurtulayım da git kim oturursa otursun. Öyle değil. Artık canından olmuşum. Hani böldüğümüz zaman demek istiyorum, bu ağır rahatsızlıkta bile gözü görmüyor. Canını düşünüyor. Afilet hayatı ise tarif edilmez tabii. Yani hiç gözünde hiç kanı ve oturması mümkün bitmiş zaten. Hayat bitmiş. Bu dünya ziynetinden diyor ancak kurtuluşumuz marifet nuriyle ve ilahi muhabbetin ziyasıyla.
Şevk, Allah'ımıza aşk ve muhabbetle ve zahiren emri ilahiyeye riayetle ve kendisinde kendisinde bir şahsiyetin oluşmasıyla o zaman öyle bir hal meydana gelir ki vuslat Cenabıhakk'a kavuşma bostanında gezintiye başlar. Allah'ımızın müşahede hali bu zuhur eder. Allah'ımızdan korkan zümre Hayvani duygular sadece bu kimse vergi değil, onunla sınırlandırılmaz. Başka olma arzusu oluyor. İşte dünyanın geçici nimetlerine kalmak da oluyor. Yani onlar da hep rahatlıyor. Yediğini içtiğini düşündük, yediğimiz içtiğimizi düşünmek gibi bir haller o diyor halleri tamamen yok eder. Bu takva hali gönle girecek olursa. Kalbin hastalığı nefsani arzulara uymaktan ileri gelir. Nasıl ki böyle vücutta meydana gelen hastalıklar olduğu gibi o hastalıkla vücut rahatsız olduğu gibi nefsani arzularla da kalp rahatsız olur demek istiyorum. Sırrı. Rahmetullahali Allah'ımızdan korkanların makamı nedir?
Devamlı ahiret kederiyle kederlenmiş ve kendisinde Allah'ımıza karşı yokluk hali zuhur etmiş, haşyetle zuhur meydana gelmiş. Çokça gözyaşı akıyor ve Cenabıhakk'a yalvarıp yakarıyor. Rabbimize büyük bir aşk ve bu aşk muhabbet. Kalbi ilahi nurlarla süslü. Bu hali ifade ediyor. Cenabı hak cümlemizi yolunda daim kaim eylesin.