Rabbi zülcelalimiz o gün Cenabıhakk'a karşı gelmekten sakınanlar dışında yani muttakiler, bunu anlamını veriyor, dost olanların dost olanlar birbirine düşman olurlar. Kıyamet gününde bütün dostluklar, arkadaşlıklar biter. Ancak birbirlerini Allah için sevenler müstesna. Insanlar güneşin tepelere kadar yaklaştığı bir zamanda terler içerisinde kaldığı zaman onlar arşı azamın gölgesinde olacaklardır. Mahşer gününde onların nurları etrafı kaplayacak. Onların Cenabı hak yanındaki derecelerinden, yanındaki kıymet ve değerlerinden dolayı şehitlerle nebiler onlara imrenecekler. Diyecekler ki ya Rasulallah bunlar kimlerdir? Bize onların vasıflarını söyle, biz onları tanıyalım. GAP buyurulacak onlar değişik yerlerden gelecek. Kayseri'den gelecek, Niğde'den gelecek, Sivas'tan gelecek, Ankara'dan gelecek, İstanbul'dan gelecek, Değişik yerlerden gelecekler. Ve Cenabı Hakk'ı zikredecekler, onlardır.
Rabbi zücelalimiz buyuruyor. Benim için Allah için birbirlerini sevenlere muhabbetim vacip olur. Benim için oturup kalkanlar onlara vacip oldu muhabbetim. Benim için birbirlerine ikram edenlere muhabbetim vacip oldu. Benim için birbirlerini ta şu kış gününde uzaklardan gelmiş ziyaret için onlara muhabbetim masum oldu. Ve bir rivayetin Ebi Müslim gayet sallallahu aleyhi ve sellem Allah için birbirlerini sevenler, nurdan minberler üzerinde bulunacaklar. Arşın bölgesi altında. Hiçbir bölgenin bulunmadığı bir günde. Allah için birbirlerini 7 kimseler, bunlar için kürsüler kurulacak ta hesap bitinceye kadar. Hadis-i şerifin devamı bu şekilde. Öyle olacak ki sen onları sanki buyuruyor aleyhisselatu vesselam efendimiz. Şark ve kalp doğu ve batıdan doğan ve yıldızlar gibi cennette odaların içerisinde bulunacaklar. Diyecekler ki bunlar kimlerdir? Buyurur.
Aziz ve Celil olan Allah için birbirlerini sevenler. Ve bir rivayetim, Cennette öyle çiftler vardır ki içinden dışı görünür ve dışından da içe bölünür. Cenabı Hak onu kendisi için birbirlerini sevenlere hazırlamıştır. Allah için birbirlerini ziyaret edenlere hazırlamıştır. Allah için birbirlerine ikram edenlere hazırlamıştır. Diğer bir ifadesi Cennet-i Ala'da öyle suçunlar vardır ki yakuttandır. Onda Zebercetten Zebercetten odalar vardır. Inci gibi yıldızların etrafı aydınlattığı gibi onun onun kapılarından kapılarından nurlar doğacaktır. Açılmış öyle kapılar vardır ki onlar inci gibi inci gibi yıldızların yıldızların ışık saçtığı gibi ışık saçacak, açıktır kapıları. İncil'den yıldızlar gibi. Kulna ya Rasulallah men yeskunu ha ya Rasulallah buraya kimler dahil olacak, kimler burada oturup kalkacak galip? Bunlar Allah için birbirleriyle karşılaşmışlar. Allah için ikram etmişler.
Allah için birbirlerini sevmişlerdir. Onların yüzlerinde şöyle yazılıdır. Bunlar Allah için birbirlerini sevenlerdir. Kıyamet gününde bir çağırıcı şöyle seslenecek. Allah için birbirlerini sevenler nerede? Insanlar kalkacak. Koşu, siz kimsiniz cennete süratle koşuyorsunuz? Diyecekler ki, bir Allah için birbirlerini sevenleriz veya derler ki, Onlar ise siz o insanlar değilsiniz diyecekler. Diyecekler ki biz Allah için birbirlerini severiz sevenleriz ve ne tezavere filla, Allah için birbirlerini ziyaret edenleriz ve ne taatefu filla, Allah için birbirlerine şefkat merhamet sevgi karşılaştığı zaman yüzleri tebessümle birbirlerine şefkat merhametle hareket eden kimseler, şefkat gösterenleri ve nettebe de lüfillah, Allah için ikram edenleriz. Onlara denir ki cennete giriniz, bu kimselerin amelleri, yapmış olduğu bu güzel davranışlar ne güzel oldu diyecekler.
Sonra İmamı Gazali efendimizin rahmetullah Ali kardeşlik hakkında kardeşin kardeşe olan dikkat edeceği hususlarda birincisi mal hususunda. Eğer bir sıkıntıya düşmüşse o sıkıntısını gidermek. Daha ve finnefs, onun şahsiyetini korumak. Yani onu rencide delici sözler söylememek. Ve filliysen dil ile ona yardımcı olmak. Kötü sözler söylememek. Kardeşini devamlı meth ile övgüyle karşılamak ve fil kalp gönül olarak muhafaza etmek, kusurlarını affetmek ve ona dua da bulmak, bu sekiz tanedir bu hak-u hu. Burada altı sayılıyor ama o sekiz bunun içerisindedir. Birbirine çok yakın anlamlar taşıyor İki kardeş, iki kardeş sanki birbirlerini yıkayan iki el gibidir. Yani birbirlerinin hatalarını, giderenler kusurlarını şerli ölçüler içerisinde ifade ederler. Biri bir diğerini sımsıkı tutan tuğvalar gelir. Bu mübarek yolda da dört esas vardır.
İnsanlara ezadan sakınır ve hamlül ceha sıkıntılara katlanır ve şuhudu safa artık bu şuhudu's safa birbirlerine hayır tavsiye ederler veya veya bu gönül rahatlığı kalplerinde müminlere karşı kin kibir gibi bir haslet olmamak gibi düşünülebilir ve rammüd dünya bilkaka dünyanın muhabbetini tamamen gönüllerinden atarlar. Eğer kişi insanları alaya alıyorsa, mesela bir kimseyi göz işareti, kaş işareti, diliyle de olur, yazıyla da olabilir, böyle bir alaya alın. Oluyor. Cennetten bir kapı açılır. Onlardan birisine denilir ki gel. Yani gayrısıyla kederiyle oraya gelir. O kapıya gelir, kapı kapatır. Bu diyor devamlı sürer, devamlı. Çünkü insanlarla alay etti ya. Böyle beğenmeme, bilmem filan vesai, şekli şu, şemayili şu, bilmem filan neyse artık. Böyle yaptığı zaman görülüyor, cennetin kapısı açılır, gel denir. Bu öyle bir öyle bir eza ki. Ki cennetteki o hali görüyor, tekrar kapanıyor.
Bu bir kereden devam eder gider buyuruyor. Bir kapıdan diğer kapıya, hatta ta ki ümidini kesintiye kadar. Kardeşlerinizin kusurlarını araştırmayınız. Eğer araştıracak olursanız evinizin en gizli yerinde yapmış olduğunuz yanlışı ortaya çıkarılır ve suyla sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden soruldu. Gıybetten soruldu. Buyurdular. Duyduğu zaman kardeşin üzüleceği bir haldir. Konuşulmuş bir şey ama duyduğu zaman üzülüyor, bu gıybettir. Böyle yaparsan gıybettir. Olmadığı halde onda böyle bir kötülük yok. Olmadığı halde ifade izliyorsan olmayan bir şeyi kulak misafiri oldum. Şurada şöyle konuşuluyordu. Burada böyle deniyordu. Duydum. Aslı olmayan bir şeyi söylemek mürtandır, göklerden de daha ağırdır. Efendimiz heyecanlanırdı Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bu gibi hallerde mazur görün. İnşallah olduğun sünnetine uyar sallallahu aleyhi ve sellem.
Efendimizin huzurunda Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisi ayağa kalktı ama çok zorlandı. Dediler ne kadar acizmiş ya Resulallah, Efendimiz buyurdular. Siz kardeşinizin etini yediniz, gıybet ettiniz. Çünkü o acıma suretinde değil. O usta şefkate merhamet birden ne aciz bir adammış. Ölüyle diriyi gıybet etme arasında hiçbir fark yoktur. Ifade edildiği üzere Eğer ölmüş yetmiş, ahirete düşmüş. Fakat ona şanına layık olmayan, böyle rencide edici, duyduğu zaman üzüleceği böyle lüzumsuz sözler ediyor. Aynen bin tane nebiyi bu şekilde kıldığı gibi olur. Böyle şekmettiği gibi, böyle ayıpladığı, kınadığı gibi olur. Ona düzgün olmayan ifade. Bunu söylemekten bu güzel huzur da sultanımızın haya ile. Eğer gıybetini yaparsa, kötü söz söylüyor birincisi, bunda gıybetini yaparsa, peki melek bin tane meleği gıybet etmiş gibi olur. Sene Yetmiş senelik ameli de mahvolur.
Ayağının altına da cehennemden bir ateş konur. Ta beyninde beyninden bukurdamaya başlar. O gıybet edeni dinleyen de aynı gıybet etmiş gibi olur. Vefil hadis. Hadis-i şerifte geçtiği üzere. Miraç gecesinde bir kısım insanlar gördüm. Böyle bakırdan tırnakları var. Yüzlerini de, etlerini de onunla böyle tırmalıyorlar. Ey Cebrail bunlar kimdir? Insanların etlerini yiyenlerdir. Onların şahsiyetini rencide edenlerdir. Cenabı hak cümlemizi bu kötü sıfattan muhababada bulunsun. Aleyhissalatü Vesselam efendimizin ruhu tayyibelerine, ehrin ashabına, peygambere nizam ve piran nizam ve burada bulunan kardeşlerimizin geçmişlerinin ruhlarına bir Fatiha üç İhlas şerif.