Allah'ı Zikretmenin Önemi ve Kalp Sıhhati kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Kıymetli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha birlikteyiz kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. İnşallah bugün sizlerle Mahmut Sami Ramazanoğlu GAPDE SALLAHÜ SİRRAH'UL azizin bayram sohbetlerinden bir bölüm daha aktarmak istiyorum. Bugün inşallah Allah'ı zikretmeye dair sohbetini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Biiznillahi teala. Allahu Teala'yı çok anmak. Unutmayıp daima onu zikretmek. Dilini ve kalbini Allah adıyla meşgul etmek insan için pek lüzumludur.
Cenabı Hak Kehf suresinde buyurmuştur ki unutunca hemen an Rabbini. Cenabı Hak insanı mükerrem kıldı, üstün yarattı. Ama neyle mükerrem kıldı? Neyle üstün yarattı? Bunun bir üstünlük şartı var. Yoksa insan koyun gibi yiyip içmek uyumak için yaratılmadı. İnsan düşünüyor, söylüyor, en güzel şeyleri yiyor, en rahat döşeklerde yatıyor, en güzel suretlerde yaratılmış. O halde insanın daha başka ve daha büyük bir mükerremlik sıfatı olmalıdır. İnsanda bir kalp vardır. O her renge dönebilen bir varlıktır. İşte hadis-i şerifte buyrulmuş ki bilmiş olun ki cesette bir et parçası vardır. Eğer o salih olursa beden de salih olur. Eğer o fasit olursa bütün beden de fesada uğrar. Ya Rasulallah o nedir dediler. Efendimiz bilin ki o kalptir buyurdular. Kalp her renge girer. Kalpten kalbe yol vardır. Denilmiştir. Onun için gafil kalpli insanlarla oturup kalkmak kalbe gaflet ve kesafet verir.
Her zaman hatırlarım ve söylerim çok halli bir Adil Bey vardı. Elli yıl önce Ayasofya'da büyük bir mevlit okunmuştu, o da orada bulunmuş bir direğin dibinde oturmuş fakat bakmış ki kalbi uyanmıyor, kurumuş gibi. Sadrı donmuş kalmış. Sebebini araştırıyor bugün bana gaflet verecek ne yaptım diye düşünüyor hiçbir şey bulamıyor. Sonra aklına geliyor ki camide oturduğu yerin karşısında gafil bir kimseyle karşı karşıya oturmuş. Onun gafletinden akisle kalbine gaflet basmış. Çocukluğumuzda Adana'da bir bukalemun yakaladık. Getirdik ve kaçmasın diye onu bir fesin altına kapattı. Fes kırmızıydı. Açtığımız zaman baktık ki bukalemun da kıpkırmızı olmuş. Bir müddet sonra eski rengine döndü. Siyah renkli bir kadın çarşafı ile örttük. Açtığımız zaman gördük ki simsiyah renge girmişti. Sonra da eski rengine dönmüştü. Bukalemun hangi rengin yanında olursa o renge girdi. İşte kalp de böyledir.
Yanındakilerden renk alma kabiliyeti vardır. Huzurlunun yanında huzur alır, gafilin yanında gaflet alır. Bunun için de gafillerin yanında fazla oturmamalıdır. Zaruri iş ve ihtiyaç görülünce hemen ayrılmalıdır. Kalp Allah zikriyle meşgul olmalı, zikirle uyanmalı, zikri sadra geçirmeli ve letaif-i hamseye intikal ettirmelidir. Bunlar zikri kabul edip uyandıktan sonra da zikri nefse kabul ettirmek lazımdır. Buna çok çalışıp dikkat etmelidir çünkü nefsin zikri kabul etmesi çok zordur. Nefsin zikri kabul edip de emareden, levvameden, mülhimeden geçip mutmainne oluncaya kadar az yemek ve oruç tutmaya devam olunmalıdır. Kalbin manevi hastalıklardan, mezmum sıfatlardan halas olabilmesi ve tedavisi için beş şart vardır. Açlığa riayet etmek, oruç tutmak, az yemek. Seher vaktinde Allah'a dua ve niyazda bulunmak. Namaz, dua ve istiğfarda huzurlu olmak. Gece ibadet etmek.
Allah'ı Zikretmenin Önemi ve Kalp Sıhhati ne anlatıyor?
Allah'ı Zikretmenin Önemi ve Kalp Sıhhati kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalp sadır ve nefiste zikri daimi sahibi olmak, devamlı zikir halinde olmak Allah'ı çok zikretmek. Salih ve sadık zatlarla sohbet etmek ve beşincisi Kuran'ı manasını düşünerek okumak. İşte bu beş şart asla ihmal edilmemelidir. Oruç tutmak ve az yemenin on türlü faydası vardır. Onlar yazılı. Oruçla beden süzülür, nefsin mecali kırılır, kalp daha feyizli çalışır, zikir ve nur sadra daha çabuk yayılır. Açlıkla nefis daha kolay zikri kabul eder. Az yemek ve oruç tutmak fakirlerin hallerine alıştırır. Kalbin merhametli olmasını temin eder. Çok yemek ise gaflet verir, rehavet ve ağırlık basar. Mide kaynayınca kalpte çalışmaz sıkıntı çeker. Yusuf aleyhisselam bilirsiniz ki Mısır'a köle olarak götürüldü, sonra melik oldu. Melik olunca bütün hazineler elinde ve emrindeydi fakat fakirlerin halini unutmayayım diye hiçbir gün karnını tam doyurmadı.
Namazda, duada ve istiğfarda huzurlu olmak da çok lüzumlu bir şarttır. Çünkü huzurlu olmadan ibadetlerde fayda yoktur. Nitekim Müminun suresinin başında Muhakkak müminler felah buldu. Namazlarında huşu ve huzur sahibi olan müminler felah bulacak buyruluyor. Demek ki huşu ve huzur bulmayan müminler felahtan mahrum kalacak. Onun için namazda huzur şarttır ki felaha vesile olabilsin. Duada da huzur lazımdır. Tasarru ve niyazla huzur ve huşu ile dua etmelidir. Dua da zikirdir. Sonra duada tefekkür de vardır. İşte insanın mükerrem olduğunu ispat eden vasıflardan, akıl sahibi olanlar ki onlar yürürken, dururken, otururken, yatarken Allah'ı zikrederler ve tefekkürde bulunurlar. Yerlerin, göklerin içinde olan ilahi kudret ve azametle nizamı alemi düşünürler de derler ki: Ey Rabbimiz, bu alemi batıl yere yaratmadın, boş yere yaratmadın. Seni tesbih ederim. Bizi cehennem azabından muhafaza eyle.
Rabbinize gizli ve tevazu içinde tazarru ve niyazla dua edin. Yine buyruldu ki Müminlerin kalplerine Allah'ın zikriyle Allah korkusunun dolması zamanı gelmedi mi? Zikri daimi kalbi yumuşatacak ve tasfiye edecek en birinci şarttır. Çünkü Cenabı Hak siz beni çok anın, çok çok anın buyurur. Zira az yapılan zikir kalbin yumuşamasına kafi gelmez. Kalp çok zikirle yumuşar. Hiçbir şey buna mani olmamalıdır. İnsanın mükerrem oluşu zikri daimi ile tecelli eder. Beden bununla nurlanır, temizlenir. Her uzvun kendi zikri vardır. Beden zikri ve devamlı huzur halini kazandığı zaman vücut artık toprağın içinde çürümekten kurtulur. Cenabı Hak ayeti kerimelerde daima çok zikretmeyi emretmiştir. Zira Allah'ı unutan kimse hem kendi nefsini unutur hem kendisini unutur. Allah unutmaktan münezzehtir.
Lakin Allahutaala buyurur ki siz Allah'ı unutanlar gibi olmayın ki bu unutmaları onlara kendi nefislerini unutturmuştur. Siz nasıl Allah'ı bilip dururken bilmezmiş gibi yaptıysanız kıyamette de Allah sizi görüp dururken görmezmiş, bilip dururken bilmezmiş gibi yapacak. Çünkü siz kendi kazancınızla böyle muameleye layık oldunuz demektir. Salih ve sadık kimselerle sohbet etmeye gelince Cenabı Hak şöyle buyuruyor. Ey müminler. Allah'tan korkunda sadıklarla beraber bulun. Şu halde salihlerle bulunmak Allah'tan korkmanın bir neticesidir ki Allah'tan korkanlar herhalde salih insanlarla sohbet ederler. Bu sohbet Allah'tan korkmanın bir alametidir. Cenab-ı Hak'la sohbet cennette ancak bu salihlerin hakkı olacak ve Allah Teala salih kullarıyla sohbet yapacaktır. Mücallesetüs salihin yani salihlerle birlikte oturmak kalbin salahı için şarttır, Allah'ın emridir.
Salihlerle sohbet etmek, onları sevmek, kişiyi nardan, cehennem ateşinden kurtarır. Malik bin Dinar münazara yaptığı bir zındıkla ellerini ateşe sokmaya karar verdiler. Kimin eli yanmazsa onun hak olduğu kabul edilsin dediler. İkisi de ellerini ateşe uzatırken ateş sönüp kararı verdi. Malik dedi ki: Ya Rabbi, niçin beni yalancı çıkardın? Hak benim olduğuna göre kafirin eli yanacaktı deyince Malik'e ses geldi. Ey Malik! O münkir seninle sohbet halindedir. Senin nurun ateşi söndürünce münkiri yakacak ateş kalmamıştır. Onun eli senin elinin yanında ateşe girdiği için yanmaktan kurtulmuştur denildi. Kıyamette de bir kimsenin kurtulması için bir haseneye ihtiyacı olacak. O haseneyi bulabilirse kurtulacak, bulamazsa cehenneme atılacak. Ona Cenabı Hak diyecek ki git bir hasene bul getir de seni kurtarayım. O kul kime gideyim diye düşünecek, en yakın, en sevgili olan anaya gidecek.
Anacığım, benim bir haseneye ihtiyacım var. Bir hasene verirsen ben kurtulacağım, yoksa yanacağım. Nasıl olsa senin ihtiyacın çok. Bir hasene seni kurtarmaya kafi gelmeyecek, bari ben kurtulayım. Senin daha çok haseneye ihtiyacın var. Bir tane daha noksan olsa sana bir zararı yok fakat ben bir haseneyle kurtulacağım. Anacığım ne olur bana bir hasene ver de ben bari kurtulayım deyince anası diyecek ki yavrum bugün benim işim perişan, benim ihtiyacım daha çok. Sana bir tane bile hasene veremem. Bunun üzerine babasına gidecek. Ey baba, bana bir hasene ver de ben kurtulayım. Nasıl olsa bir hasene senin kurtulmana kafi değil diyecek. Babası da yavrum git yanımdan git. Bugün benim işim pek müşgelin. Sana bir iyilik verecek halde değilim diyecek. Bundan sonra kardeşine gidecek bir hasene isteyecek. Kardeşi de ondan kaçacak.
Git git benden uzak ol, benden uzak ol, benim halim perişan, sana bir hasene dahi veremem deyip kaçacak. Abese suresindeki bir günkü kişi kardeşinden kaçacak. Anasından, babasından, arkadaşlarından, dostlarından, kendi öz oğullarından kaçacak, kendi ailesinden kaçacak. O gün olacak iş, o kimse için yetip artacak beyan buyrulan haller olacak. İşte öyle şiddetli bir günde o mümine Cenabı Hak diyecek ki, bak hiçbir yakınından fayda göremedin. Senin hiç Allah için muhabbet ve sohbet ettiğin salih bir dost, bir kardeşin yok muydu? İşte şimdi ona git, bir hasene iste diyecek. O mümin gidecek. Benim Allah için sohbet ettiğim salih bir kardeşim vardı deyip ona koşacak ve halini anlatacak. Bir hasene isteyecek. Bu salih kardeşi al kardeşim al. Ben nasıl olsa kurtulamayacağım. Bir değil bin hasenemi de sana vereyim. Hiç olmazsa sen kurtul da ben sana bedel olayım.
İkimiz de yanmaktansa birimizin yanması kafidir diyecek. İşte bundan sonra Cenab-ı Hak buyurur ki: Ey kulum! Madem ki sen bu mümin kardeşinin yanmasına razı olmadın ve ona kurtulsun diye hasenelerini verdin, Ben senden daha cömerttim. Ben de seni ve mümin kardeşini affettim. Sizi ayırmak bana yakışmaz. Sizi ayırmadan cennete koyacağım. İşte böylece ikisi beraber cennete mazhar olup kurtulurlar. Allah için birbirini 7 ve birbirleriyle sohbet eden müminler toplandıkları zaman melekler onlar için istiğfar ederler. Ziyaretlerine gittikleri zaman da melekler yollarda birbirleriyle yarış ederler ki bu mümin Allah için diğer mümin kardeşleriyle ve salih kimseyle sohbete gidiyor. Onu Allah'ın emriyle önce biz cennetle müjdeleyelim diye konuşuyorlar. Bunlar Allah'ın rahmet gölgesinde barınacaklar. Mahşerde onları rahmet gölgesine davet edecek.
Hadis-i kutside buyurulan Benim için birbirini sevenler nerede? Diye çağrılacak. Bu hususta pek çok müjdeler var. Teheccüd namazına devam. Teheccüd namazı bize sünneti müekkededir ama Peygamber Efendimize vaciptir. Bize merhameten tahfif olunmuştur. Yoksa ehemmiyeti vacip mesabesindedir. Pek çok ayetlerde teheccüd namazından beyan vardır. Herhalde seherde kalkıp teheccüd kılınmalıdır. Onlar ki yanlarını yataklarından ayırıp uzaklaştırırlar da korku ve ümit içinde Allah'a dua ve niyazda bulunurlar diye bildirilmiştir. Bildirilmiştir. Ve yine Dehrr suresinde Gecenin bir kısmında Rabbin için secde et ve uzun gecelerde onu tesbih eyle buyurulmuştur. Sair ayetlerde de teheccüd namazını beyan eden hükümler vardır. Manevi hayatın sıhhati kalbin sıhhatine bağlıdır. Kalp manevi hastalıklara uğrarsa bedenin hareketleri de hastalığa tutulur.
Kalbin hastalıkları ancak zikrullah ile tedavi olunabilir. Kalplerinde hastalık var diye bildirilenlerin kalpleri zikrullah'a kapanmıştır, hastalanmıştır. Allah kalplerini mühürlemiştir. Keza kalpleri var ama düşünmezler gibi ayet-i kerimeler kalbin hastalıklarını bildirirler. Sevgili Nevciler, İhsan Mektebi program mısın? Bugünkü bölümünde sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l-Aziz'in bayram sohbetlerinden Allah'ı zikretmeye dair bir bölümü aktarmaya sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda yine bayram sohbetlerinden kalbin çeşitlerini inşaAllah sizlere aktarmaya gayret edeceğim. Rabbimiz izin verirse. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahu Sırakü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mikttibi. Aladdin Biçici.
Kaynak: Genel
Allah'ı Zikretmenin Önemi ve Kalp Sıhhati | Mihmandar