Bir İnsan, Bir Hatıra. MAHMUD SAMİH efendi'den Hatıralar. Dünyaya Veda Ederken. O büyük Allah dostu bütün hayatını kalbi selim üzere geçirmişlerdir. Kimseyi kırmamış, kimseden kırılmamış, kimseyi incitmemiş, kimseden incinmemişlerdir. Tam bir teslimiyet ve kalbi selim üzere hayat sürmüşlerdir. Bu yolun başı incitmemek sonu da incinmemektir. İncitmemek elimizde fakat incinmemek elde değildir. Fakir ne bir kimseyi incittim ne de bir kimseden incindim buyurarak kalbi selime sahip olmanın güzelliğini anlatırlardı. O büyük Allah dostu devamlı huzur halinde, sürekli namazdaymış gibi ihsan makamında, temkin makamında. Haliyle, kaliyle devamlı insanları Allah'a çağırmıştır. Dünyaya veda ederken dahi aynı çizgiyi devam ettirmiş ve son nefeslerinde sık sık şu ayet-i kerimeyi okumuşlardır mealen Daimi bir hayat sahibi ancak odur. Ondan başka ilah yoktur.
Onun için dini halis kılarak ona, hep ona yalvarın. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Bir Ramazan-ı Şerif'te Medine'de Mescid-i Nebi'de teravih kılarken imam efendi bir ayet-i kerimeye geldi. Orayı geçemedi. Ya Kavmena diyerek başladı fakat devam edemedi. Tekrar baştan aldı. Dedi. Yine devam edemedi. Hıçkırıklarla boğuldu. Bir manevi hal oldu. Ağlayarak namazı bitirmeye çalıştı. İkinci on rekatı kıldırmak için imamete geçen hoca efendi de o atmosferi değiştiremedi. Cemaatin gözyaşları o gece durdurulamadı. Vitr namazının üçüncü rekatında yapılan dualarda ağlayışlar, aminler öylesine yükseldi ki, sanki rahmet melekleri gönüllerine sekinet yağdırıyorlardı. Mescidi Nebinin içi dışı bir başka alem olmuştu. İmam Efendi'nin okuduğu ayetle muhterem üstaz Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretlerinin dar-ı bekaya göç ederken okudukları ayetin manaları aklıma geldi.
Sanki dünya yeni kuruluyor, Kuran yeni nazil oluyor, peygamber yeni geliyor, mücadele yeni başlıyor veya devam ediyor diye gönlüme geldi. İmam Efendi'nin hıçkırıklara boğulduğu ayeti kerimenin manasına baktım. Bir çağrı vardı, bir davetçiye icabet edilmesi emrediliyordu ve halen, ey kavmimiz, Allah'ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki, Allah da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun. Ayetin devamında, Allah'ın davetçisine uymayan kimse yeryüzünde Allah'a aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlarda bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. Bu surenin sonunda, yoldan çıkmış topluluklardan başkası helak edilir mi hiç, diye bitmektedir. Adem aleyhisselamdan itibaren bütün peygamberler insanlığı Allah'a davet etmiş, yılmadan, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan güzellikleri anlatarak, kötülükleri yasaklayarak bir mücadele vermişler.
Bu mücadelenin adı, tevhit mücadelesi. Bu gayretlerine, çalışmalarına karşı ücret de istememişler. Karşılığını Allahü tealadan beklemişler. Yaşadıkları toplumu, huzur toplumu, rahmet toplumu haline getirmişler. Hakkın, hukukun çiğnenmediği, insana insanca muamelenin yapıldığı sevgi, şefkat toplumu. Varisi Nebi olan Allah dostları da aynı güzellikleri toplumlarına yansıtmaya devam edeceklerdir. Muhterem üstad Mahmut Sami Ramazanoğlu hazretleri, ahiret yolculuğunun son günlerinde bile bu cehdini devam ettirmiştir. Dar-ı bekaya irtihallerinin son dönemlerinde sık sık okuduğu şu ayet buna işarettir, mealen. O daima diridir. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O halde, dinde ihlaslı ve samimi kişiler olarak ona dua edin. Her türlü övgü alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Bu ayet-i celileyi sevenlerine, evlatlarına devamlı hatırlatarak şöyle demek istemiştir. Bizden ayrılışınıza üzülmeyin.