Kehf suresindeki en son ayeti celile, Esrailbilne, vela yüşrik bir aybadeti rabbihi ehada, sırf Mevla için yapıyor. Böyle bir insanların beğenmesine hiçbir şey yok. İşte ben veli olayım, ben şöyle üstün bir kimse olayım. Bu düşüncelerden tamamen uzak. Dünyevi garaz yok, yukarıda geçti zaten, dünyevi arzu demek o. Bu ahiret arzusu da yok. Sırf Mevla için tertemiz olacak. Efendim biz bunu dillerimizle diyoruz da bunu yaşamamız gerekir. Bunu yaşadığı zaman o kimsedeki huzuru tarif edemezsiniz. Ne yapar? İnsanların arasına girmek istemez. Şöyle düşünelim, biraz acayip olacak, inşallah bunu ters yorumlamazlar duyanlar. Yine de şöyle söyleyeyim, fitneye sebep olacak bir söz söylemeyelim, yoksa çok rahat konuşulur, çok rahat anlatılır ve misal olarak da çok uygun. Şöyle değil diyelim iki kişi birbirini çok seviyor. Geçen buraya bir kardeşimiz geldi, Bunun sekiz gün önce hanımı vefat etmiş.
İki tane de yavrusu var yanında. Yavruları diyor ki babamızı yenemiyoruz. Anamla diyor, öyle bir muhabbetleri vardı ki bağa mı gidecek, bahçeye mi gidecek, sonra pazara mı gidecek, bunun yanında burada koyunlar neleri var, onlara bakıyor. Ne kadar zevcesini seviyorsa yavrum demiş koyunları satalım. Baba niye satacağız? Anan kızı hatırlıyorum. Bu kadar seviyor. Ve gece kalkıp kabrine gidiyormuş. Kabrine gidiyor, mani olamıyoruz diyor. Artık gereken ne ise onu Rabbimizin izniyle sabır ve namazla yardım bekleyelim diye söyledik. Bakın, böyle birbirini 7 üçüncü bir şahıs istemez. Bir yolculuğu anlatayım size. Şoför, yanında da çok sevdiği bir kimse var. Layık olmayarak biziz. Şoförumuz da çok kıymetli. Onun hakkında Efendimiz de, oğlum cennetiniz de bir, köşkünüz de bir dediği bir kimse. Daha onun özellikleri var anlatamam.
Şöyle söylerim, Ahmet bin Hanbel Hazretleri vesair böyle büyüklerimiz Medine dahilinde abdest bozmuyorlar. Böyle bir edeve sahip. Böyle giriyoruz, seviyor Allah için muhabbet ediyor. Biz de onu öyle bir kimse ki, bir yere geldik. Erdem'de, akşam bulundu, yatmıyor. Horlar da yattığımda rahatsız, ierim diye diz çöküp oturuyor. Tam çıkacağız kapıdan, bir delikanlı ama tebessümü ne çok başka, çok başka. Ona bir ikramda bulundu, dedim bunu tanıyor musun? O benim dostumdur dedi. Anlaşıldı, kim olduğu anlaşıldı. Onun hayırlı bir kul olduğu desem olur mu acaba? Böyle kul sıkışmayınca Hızır yetişmez dediler. Bu kadar hayırlı bir kimse. Oturur böyle gece, devamlı bir gelen nazar eder. Böyle bir kişi. Beraber gidiyoruz, bir üçüncü şahıs var arkada, o dahil değil. Neyse o bir yere geldi, inince dedi ki, elhamdülillah. Şükür dedi, yine beraber kaldı. Beraber kaldığımızda ağlıyor zaten.
Dağa da baksa ağlıyor, taşa da baksa ağlıyor, semaya da baksa ağlıyor. Böyle aşkı ilahiden coştukça coşuyor. Bu Almanya'da elektronik, elektrik fakültesinde, orada Almanlardan bir tanesinin, aleyhüssalatü vesselam efendimize uygunsuz bir sözünü duymuş. Artık nasıl olduysa bunun tam belki her şeyiyle olduğu gibi haber vermeye, veremeyebilirim. Ama bu tarz olacak, okul neyi terk etmiş? Bak malumat sahibi malumatı Hacı Hasan Efendimize muhabbet ona toz kondurmaz kunduran kendi şeklini şemailini halini ortaya koyar. Demek ki çok 7 bir kimse birbirini üçüncü bir şahıs istemiyor.