Ben affolunmadım herhalde demek münahekebahir. Affolunmadı kimse kalmıyor ki çünkü. Birisi affolulursa onu hürmetine hepsi birden affolun diyor. Adamın birisinin çok büyük günahı varmış. Çok büyük, ondan öyle titrermiş. Size tavsiye edeyim Yahya bin Muaz Cesirracü Aziz'in kelamlarından Yahya vavuzu'dı o çok meşhurdur. Allah şefaatine nail etsen, kulum, söyletiyorsak, ey kulum, o günah ki seni benden korkulu eğiliyor. Bir günah etmişsin, öyle korkuyorum. Acaba Allah'ın huzuruna ne şekilde çıkacağım, ben ki yok. O taattan yekrek severim ibadetten ki seni korkusuz eyliyor. Beni Allah cehennemde yakmaz diyor. Şöyle ibadetlerim var diyor. Bu benliğinden o korktuğum benim için daha iyi diyor. Yani daha yekrek severim o halini. Yahya b. Muaz Sen Allah'ı ne kadar seviyorsan, hatta seni o kadar sever. Sen Allah'ı nasıl sevmiyorsan halk da seni o kadar sevmez. Bu manayı benimle kendine bul.
Beni sevmiyorlar da, sevinç görüyorlar da doğru mu, bu yaptık. O Allah'tan geliyor. Sen Allah'ı sevemiyor ki seni millet sevsin. Sende bir çirkin görünen hal var, o da Allah'ı sevmediğinden oluyor diyor. Dedim ki kendime mana bulalım. Arkadaş böyle söyler. Benim için şöyle demişler de efendim böyle duymuş da onun için bunlar hep yalandan ibaret. O ömrüne danışır. Elin şuradan söylediğine inanmaz. Günlüğü sevmez de ondan sevmez. Yoksa sen niye sevmezsin? Böyle Yahya bin Muaz, Füttisessveuhu'l aziz. Allah şefaatine nail etsin. Çıktık şeyden, bir mevzundan çıkmış bana, geleyim böyle dolanayım da geleyim. Menakıblar arasında dönelim ki o büyüklerin menakıbları konuşulursa o melisa Allah'ın rahmeti yarmış böyle. Bize görünmeyen bir çürur saçılırmış insanın içerisinde. O kadar sahih ki bu zat, sahih ki millete yedirdi yedirdi dervişlere iki yüz bin ahça borca girmiş. İki yüz bin lira. Durdu.
Bir gün kendine bir sıkıntı gelmiş. Ahşemiyet'in Ya Rabbi, borçlu mu öldü? Allah'a şükür, bilmem için olduğu gibi yetmesini, içirmesini hatırıma gelmemiş. Şimdi de boşluğu ölürsem ayaklarım bağlı, genlerim bağlı, ayaklarım da oraya geçecek, tomruk olacaklar, boşluğu ölüp de vasiyet etmeyip de boşluğu bölerek veresesi de borcunu vermeden kabirde kalırsa o tomruk olacak. Orucu virene kadar bağlı diyor Peygamberimiz Muhammed. Ali Risale-i Nur korkuyorum dedi Allah. Ya gece rüyasında Muhammed Mustafa Allah şefaatına nail etsin dedi. Geldi rüyasında borcun için kaydı çekme. Rüyada Kerman şehrine hak etmez. Kerman şehrinde o borcumu verecekler. Kim o ya Rasulallah? Ben onun da rüyasına girdim. Sen orda kürsüde ilan edersen o dediğin kimse sana iki yüz bin ahkayı verir dedi. Sen bir kahve çekme, git. Yettiler, o da bir yerde vaaz verdi. Rüyasında haber verince birisi ayağa aldı.
Gitti vereyim efendim ben dedi. Gir sen de elsin, almam dedi. İki yüz bin mahçe bir kişi verecek dedi. Rasulullah'ın dediği doğru olur dedi. Allah fıskünü ikinci cani kebide vaaz verdi. Cami kebirde millet kitle duruyor. Allah'ın Tanrı Teala zatlarının iki yahyası var diyor. Biri peygamberi birisi de bu Evliya. Yahya ismi çok büyük zat yani. Allah şefaatine nail etsin. Uğur'dan vasıl olunca caminin tahtalığısından tahta tahta bir şey mi oldu? Çağdanlıktan, dükkana ve vah kitti. Ne anlatıyor? Kim kadınlardan? Padişahın vızıyım dedi. Yahya birisi Muaz bu mu dedi. Resulullah'ı rüyada gördüm dedi. İki yüz bine ahça hazırladık duruyoruz dedi. Evet bu Yahya bin Muaz'mış efendim dediler. Efendim burada padişahın kızına emir dökmüş peygamberimiz. Yalnız padişahın kızı, size bir ricası var. Üç gün vaaz vermeyince teslim edemeyeceğim, meftun oldum boğazına delir diyor.
Vaazınız temasın diye teslim edeceklermiş. Peki diyor, birinci gün vaazında on tane gişi can vermiş böyle, öldü gitti. İkinci gun boğazında yirmi tane gişi vefat etmiştir. Üçüncü gun boğazında dört tane insan görüyorduk. Cenazeler taşınıyor. O çorakçı kanseri de evvelki halinde sığarane içmediği zamanda, babasına niye çok itaatli bulunduğu zaman daki vaazından cenaze kaldırıyorlardı, ben görgüyü kaldırıyorlardı yahut da girilen bayılmış da onu bağırıyor hepimizi satıyor hüngür hüngür ağla diyordu. Sonra istikamet bozulursa bozuluyor. Diyor. Olay bizi istikametten ayırmasın. Bizde birkaç tane göğü su kuvvet etti. Midede hacca girerken böyle ayakta dua ediyorduk. Birisi yani bağını diyorlardı. Hep birden bağlılık vardı. Kadın öldü dediler, bana götürdüler. Bir zaman daha bin üç defa bile olmuştu. Cihanda taslağı yıkıldı, çok ölüyor duanı o zaman.
Allah'ımız, uman olduğum Allah bizi istikametten ayırmasın. Amin. Ya arkadaş ya. Yedi deve yükü edaya, yedi deve yükü edaya iki yüz bin akça ile teşyi ettiler çıkardılar. Oğlu neyle beraberdir? Bir dereye, hattın deresi diyorlar geldiler. Şafağala kafası secde ederken oğlu dedi ki, bunu Gonca ne alacak parayı? O yedi deve yükünü bir yönde eda eder etrafa. Şakaveti durmaz, ben gene malsız kalırım dedi. Yastığın büyüklüğünde bir taş aldı babasının başına avlıyor olunca eziverdi orada. Orada şehit idi. İller yanıyor, oğlu öldürüyor. Bu dünyaya güvenilmez kardeşim. Allah cümlemizi ıslah etsin yani. Saluluğa göre bağladın efendim faydalı şekilde. Büyükler zaten hile ölecek de onun için bağladın. Şehitlik madalyası almanca etmezler. Herifler şehitlik madalyası, bakın mancın şimdi şefaat edecek daha çok.
Hacı Eshadı Erbili Efendimiz yirmi sekiz tane kule levhası oğluyla beraber Belemen'in Çin'ini tarihler yüz karası yazdılar onu. Hiçbir suçsuz günahsız bunları orda idam ettiler. Menderes bir iki defa mahkemeye vermek istedi. Sonra dedi olmaz olmaz alalım dedi. Geldi idam ettirdi. Yok diyorum yani geldi. İdam edecek adamları idam ettirecekti, ettirmedi. Merhameti kendinin eline ayağına dolaştı böyle evde gitti. Allah rahmet etsin gitti. Allah rahmet etsin inşallah Barış Bakıyor. Allahü Teala buyurdu ben kulumun bana irfanının derecesine ve kuvvetine göre tecelli ederim. Tecelli ederim. Beni lisanen yağ kalben zikrederse lisanen anar kalben Allah diye soymemenin altı çarpmaya başlarsa, iyi dinleyelim, lisanen yağ kalben zikredersen bende onu zikredersin. Şu an onun şeyi çok ah efendimiz de yazdı ya, sizi daha çok bak.
En türlü Konya'da iki gün bütün ulema arasında bununla konuşma yapmıştım evvel bir gittiğimde. Tükenmez. Siz beni şöyle zikrediyorsanız ben de sizi öyle zikrederim. Beni şükrederseniz nimetinizi arttırırım. Böyle böyle devam ediyor oralara giremeyeceğim. Kusura kalmayın. Beni lisanen ilah kalben zikrederseniz ben de onu zikrederim. Şeytan ordusundan da o kulumu görürüm. Yani onu ısara alırım, o kulumu şeytan ordusundan muhafaza ederim. Sonra tevkifeme inayetimi yağdırırım. Nuh ' ın kavmine tufan oldu ya, onu bilirsiniz. Efendimizin yazdığı Vahbedayide kitabı var. Efendimize de selamı var. O firavunu getirmemişsin, orada onu da vermişsin. İnşallah ihvanlarımızı götürür ve koklasınlar demişti. Tamam ve mastanüsler kalmış, usta kalmayın. Şimdi sonra kitabımın üstüne dili Mahmut Sami Ramazanoğlu yazdı dedi. Biliyor ama. İnşallah bundan sonra bildiği bir böyle geçiyor.
Çok iyi geleceğinin işaretini duydum geldim burada fakat. Böyle, cemaya çıkamıyormuşmuş. Hücümden, ihvanın tasalllitinden, baş bazı mülkü görür diye topuksuna, havlu içi Anteptalı yıkmayınız. Genç. Priz doğdular böyle içerisinde, vardı ki geç kalmışsın yana yana yanma lazım lan. Başka Hicaz'da gittiğim gibi müsaade edin dedim. Şöyle baktılar duruma çekeceğim. Göstermiyorlar elhamdülillah. Caminin içerisi çatlar derecede feyizudur yani. Öyle bir huzurluk içinde leylek alhamu dediğinde. Selamlar, üç defa selam ettim. İhvanlarımıza selam söyle, İhvanlarımıza selam söyle, İhvanlarımıza selam söyle Efendimiz'in yazdığı kitaplardan birisinde de bu yanılgı. Başka kitaplarda gören kardeşlerimiz çok yer Nuh aleyhissalatu vesselam kavmine tufanla dua et. Bazafla dua et. Allah semadan ve virden taşkıran sularla bütün kafiri mahvetiyor. Eliyorsunuz oğlum ben de oğlum etme ben bozul ya.
Gel iman et diyor. Dağlara girer kurtulurum ben dedi. İman et diyor. Yukarıdan gelen sil gözünü onda şak bire çarptın yine. Huzurdan hasebi verdi, doydu gitti. Ya kadının bir yoğurt süt getirir kendine. Yani tufan olunca kurban olayım bana deve, ben de vapuruna bineyim de kurtulayım diye yalvarır. O kadını Allah unutturduk etti. Peş hatıra gelmemiş, binmiş, ne etmiş, vapurdan indiler kurtuldular, kara çıktılar gene bilmiyor. Kadın stiline, üstünde stil derlermiş cindir direkt, stiline yamurdu koymuş, fırlayıp gelir. Abam. Ya diyor, Nuh isa ebtehacım, kurban olduğum laf dedi, tufan olursa beni koy. Bir cinsin ya dağların başından kırk yaşın yok oraya. Çıktı su. Halid ve Zülcelal onun olduğu yere girmediği emirmiş. Su oraya girmemiş. Allah'ım yine onun ayağına yaş gelirdi. Kırfat oldu mu olur mu? Olur mu? Yok diye öyle. Ya onun ayağı Allah'ımız korudun mu? Koruyor.
Bak bizi bir tohumun içinde koruyor. Anamızın vaktinde koruyor. Dar yerde kalıyor, bir şey olmuyor. Çatlayıp bilmiyor. Doğup böyle büyüğün yok, anamızın babamızın da kıymetini bilmiyoruz. Ne zahmetimizi çekiyor. Size misal olarak veriyorum bak, hatlar, kısraklar içinizde öyle köyden gelenler çok, kısrarane olan. Kulumu dünyaya getirdin mi dişiyle sarnı yırtıverir. Allah o firaseti vermiş. Yırtmayacak olursa o zarın içinde çatlar ölür. Ne diyor? O hemukarın içindeydi. Hem zarın içindeydi. Hem de diğerinin altındaydı. Orada niye çatlamıyordu, dışarıda çatlıyor? Oranın hayatıyla dışın hayatı birbirine benzemez. Orada hayat ayrı, dışta dünyada hayat ayrı, kabirde hayat ayrı. Ağzını bastırıyorsun, yine diyorsun ki ölünce diril de ediyor. Halen ağzından gidiyor, döşüne kadar ruh geliyor. Bir kavilde ruh geliyor, döşünün üstüne oturuyor. Suvale cevap vereceğiz çünkü. Niye çatlağı görmüyor?
Kuran'a hayatı ahiret. Yani Allah'ımızın kudretlerini dinleyelim bize. Yani şey verir, Allah'tan akıl verir, korku verir. Allah'a muhabbet verir. Allah'ın kudretini düşünelim, duralım. Yani Rabbimiz, Efendimiz bunları bize ibretengiz şeyleri sofrada yemek yerken söylerdi. Bir kadın diyor, o ün üst üstüne süt gelse diyor, o süt et olur, memesine hiç gelmez diyor. Çocuk doğduktan sonra çocuğun rızkını meme musluklarından vereceği için Allah on gün mütemadiyen et yedirirsen süt olur, memeleri doğru süt olur. Makneyi getirin diyor efendimiz. Araştırın. O etin içinde bir damla süt var mı yok mu aran mı? Yok ki diyor. O et diyor. Ette süt yok diyor. Sütü alan diyor. Et var mı diyor. Hiç et yok sütte diyor. Niye kadın on gün üst üste başla tamam, yemese de, usulü yese hiç süt gelmiyor mümesine de et oluyor. Yediği süt. Neden diyor o diyor yediği et diyor. Çocuk dünyaya gelince neden süt oluyor?
Bu hep Allah'ın kudretini tefekküre, faydalı şeyler tefekkür et kardeşim. Allah'ımız çok büyük Allah'ımız çok büyük. Bizi yoktan mal etmiş, varlığından haberdar etmiş. O kadar Yahudi, Nasran'ı, Mecusi Çin'den, Amerika'dan, İngiliz'den, Fransız'dan, Amerika'dan, seçmiş Orta Anadolu'da babamız Şık Mustafa Efendi, anamız Ayşe Hanım ondan halk etmiş, daha beşikten çıkınca La ilahe illallah Muhammedun Resulullah devretmiş. Bu bizim mi Allah'ın kudretinde? Doğru mu söyle? Elhamdülillahi alel iman, elhamdülillahi alel İslam, elhamdülillahi alel tevfik, Allah'ın tevfikiyle, yardımıyla böyle olduk yoksa kendimizi kendimiz kurtarmaya imkan mı var mı? Nasıl Allah'a zikretmen, nasıl Allah'a zikretmen, nasıl Allah'a doyurıkmen kardeşim? Beni lisanen yatkalden zikrederse ben de onu zikredelim. Şeytan ordusundan ölürken Yasin okur gelir hafızımız üfürür. Gitmiş defa çelik ile çevirmiş gibi çeviririm.
Şeytanı oraya sokmam diyor Allah'ım. Milletin başına götürmeyin. Efendim şeytan ordusundan Allah'a haram hiçbir hain de. Şu duysun da daha ağlayarak zikrediyorsun fikri de yok. Çünkü kimse duymuyor. Efendimiz diyor ki çocuklarımızdan ayrı öğünüz varsa orada zikrederseniz daha iyi olur diyor. Güzel lambanız var da onu söndürürseniz daha iyi olur diyor. Yani karanlık olduk, sıra huzurlu olur. Allah, Allah, Allah. Mevlamın duyduğunu anlayaraktan zikredeceğiz. Hacı Esad efendimiz Mevlam'ı görür gibi zikredeceğiz. Allah'ı görüyor gibi ben, sen onu göremezsen El yahsan en tagut Allah, yani ihsana haber verirken Allah'ı görür gibi ibadeti de siz Allah'ı göremez. Allah'ı görüyor gibi ver. Sen onu göremezsen yani ihsan'ı haber verirken Allah'ı görür gibi ibadeti de, sana haber verirken Allah'ı görür gibi ibadeti de, Allah sizi yürür gibi ibadet eder. Öyle derseniz nasıl olur?
İnan vücuhı gayb edersin. Vücut galip olur. Allah'a nazara ayıp olur. Bazı korku da yer insan hayatını gayb etmiş gibi. Şöyle bir ipliğe, yanmış ipliğin külüne yer gibi kendini seccadenin üstünde bulursun ama yani. Yaşam olan haber verse kafandan yukarıya gider ama yaşayan haber verirse içine gidersiniz. Yaşayan haber, bunun için gizli yerde Allah'ı zikredersen Allah'ın başka olur. Efendim ihvanlarımızla beraber yeriyle emir var. Şimdi öyle zikredersek nasıl olur? Allah Allah. Allah eğer hüyle zikrederseniz diyor hadisi şerifte ben de sizi Cebrail'in Mikail'in o arap meleklerin içinde anarım. O meclis bir gün daha dağılmadı diyor. Dağılmadı. Allah deyip ettiği zikredemeyiz, affet verirsen sonra dağıtmadım. Her zaman da affettim onları. Yani affolunmadan bir defa dağılmış deliller daha. Zikir sok kardeşim. Her şeyden beri okudum size.
Oğlum bu beni gizliseciklerse, ihlas yaparsa, bak insanın içinde almakta ihlas o kadar olmaz da herkesten hali, masivadan hali gizli yerlerde Allah'ı zikrederken gözünden de yaş gelirse ona arşı azamının gölgesinin altına alacağım diyor. Yani sohbet çok zengin. Çünkü siz zenginsiniz. Dinleyen kulaklar zengin. Onun için birden çeksen o geliyor demeyle imkanım olmuyor. Yani insandan hali, masivadan hali gizli yerde Allah'ı zikrederken gözlerden de yaş yuvarlanacak olursa buna riyane katılmaz. Kimseye reddiğimiz pembe un gece zikleniyordum böyle ağlanın, dayanamadım dedim mül gider riyaya gider. Allah'a baş başa o gülecek başka kimse ailendeki bilmeyecek. Bizim ihranın birisinin evinin aileyle beraber yerde zikrediyor, bakın ağlayacak şey edecek yorganı diyor kafasına bir tanecik kıbray öldürüp seni. Hiç seslenmeyeceksin. O ağlayacakmış, o duyar diye korkuyormuş yani. Genç bir çocuğu.
Onun için gardaşım böyle zikredelim inşallah. O beni gizlice zikreder, ihlas yaparsa ben de onu zikrederim. O okuluma verdiğimi melaikelerime bile duyurmam. Ona verdiğimi meleklerime duyurmam. Melekler, melekler ket aman katibi. Yazmış çizmiş ortaya koymuş. Mizanın gözüne koyunca amel hafif gelirse Allah benim indim de oturumun bir ameli var. Ben de onu koyacağım şimdi diyor Allah. Ben meleklerime de duymadım. Onun kalben zikri ve ebenin de haberi olmayan zikir, kalben zikri koyuverince bu ne kadar dream atıyor cennetlik, cennetlik, gitmem Ya Rabbi diyor. İhvanlarım var diyor. Ne kadar attıysak onlara vakfediyoruz, bağışlıyorum diyor. Onlara dağı diyorlar. Kurtuluyor. İhvan İbni böyle şefaat verecek. O Allah'ın kahrına uğrayası ce herif buraya, geberiye vaaz oldu geldi şefaat yok ne dedi ya? Peygamberler şefaat ile müezziler.
Halen şefaati leğenil kebairimin ümmeti, ümmetimin ehli kebairine benim şefaatim buyuruyor. Öyle diyelim ya. Ondan sonra Elbiyallahu ulema'lar efendimiz, Peygamberimizden söylüyor ihvanı çoğaldınız, birbirinize şefaat edeceksiniz diyor. Bir ihvan daha bulur, tahirata girerse cennette bir derece daha yukarıya gireceğiz. Derecene kadar. Derece yedinci kat semanın yukarısından yedinci kat yerin altından bu kadar gidişlikteki mesafede. Çünkü derece bizim derecelerimiz metreler. Allah'ın büyüklüğü bize nispeten ne kadarsa onun derecesi o kadar. Yani ne kadar büyükse derecesi o kadar büyük, büyük dereceler. Allah Allah bizleri üstadım yoldan ayırma Ya Rabbi derim. Rüyaya süm ayağa kaptırma Ya Rabbi. Şimdi rüya sümaz zamanı der. Nereye verdi bana kadar? Yine göstererek bir ibadeti veremiyor musunuz ki? Ürünler mi yiyordunuz su diyor. Yasak, ibadetimiz de yasak. Öyle gün değil.
Allah yasak olmayan bir güne çıkardı Ya Rabbi. Onların isyanları yasak olsun, senin zikrin Ya Rabbi açık olsun. Bu senin kudretinde var, senin kudretinde var. Hak tecelliyi deyince her işi asan eder, haydader-i esbabını bir la sadaye ihsan eder. Bir anda Ya Rabbi tecelli buyur, bu idareyi indirdir de uçur, yerine imanları geçir Ya Rabbi. Bu senin elimde var Ya Rabbi. Bizim gücümüz yetmiyor, yalvarmasını bilemediğimizden bu işi çekip duruyoruz. Kocaman adam gelmiş de diyor. Yok ya, partilerin hepsi eşkıya. Saydırdım işte. Hobinistler de, Mahsunlar da, Kurtçularda, selamet de diyor eşkıyalar bunlar diyor. Ben gelin ağzıma hiç münasık görmedim onlara. Çok mahcub ettim yani. Kendi akıncı diyerek getirdiği, milli Türk talebe birliği getirip bağırdığı, Allah diye cezbelenip geri indirdiği adamlar ne olur kendine buyur Sen masrafa geç de millet vermedin, duymemişler. Yani bu böyle olur mu?
Hocamızla kayırmazsa bizi, hacımızla kayırmazsa bizim ancak bir Allah'ımız var. Ya Rabbi, müttefik sen varsın. Bizi selam edecek çıkar Ya Rabbi. Habibi bir etmemi O, eğer beni bir topluluğun içinde zikrederse ben de o kulu daha hayırlı bir cemaat içinde anlarım. Cebrail'in, Mikail'in Kur'u Kerim'in. Diyeyim ki melekler arasında zikrederim onu. İnsanlar zaman zaman zikreder, melekler her zaman zikreder. O insan zaman zaman zikreder. Melekler bir kere duydun mu onu, ona istiğfar okumanın için mütemadiyen istiğfar okullar okullarda. Yaa. Ben kulumu bunların arasında zikrederiz işte. Cabir'in radıyallahu anh