Ve ala alihi ve sahbi yecmain. El kur, yakınlık. Bayezidi Bistami Hazretleri vesair Ulema-i Kiram efendilerimiz ifade buyuruyorlar bunu da Sırrı Sakati Gaddesallahu Sırrı Hazretleri El Kur Kur Allah'a yakınlık Celle Celaluhu Hüvettaa bu yakınlık ibadettir, taattir bir müzeye de yakın olabilmek için onun istediği hal ve tavır içerisinde olmamız gerekiyor. Allah'ımız kulundan istediği nedir? Taattir, ibadette bulunmak, emrine boynumuzu bükmektir, Nehinden kaçmaktır. El gurb. Nedir gurb? Huve izaletu küllimutarin. İtiraz olan ne varsa itirazın Cenabı Hakk'a karşı gelmenin her türlüsünden uzaklaşmaktır. El kur, yani elvesile Cenabı Hakk'a kavuşmaya vasıtadır. El-Kur, yakınlık. Şimdi ibadet olunca ibadet yakınlığa vesile. Gurb, hüvve gurbül esrar. Bu yakınlık nedir? Hüvve o nedir? Gurbül esrar. Gönül aleminin yakınlığıdır. Yani bedenen bir yakınlık değil. Bunu nasıl bileceğiz? Yaşarsak.
Yaşadığımız zaman hasıl olur bu. Yoksa şimdi izahı zor. Mesela havanın soğuk ve sıcak olduğunu nasıl bileceğiz? Vücudumuz hissediyor. Diyoruz ki çok soğuk, donuyoruz. Çok sıcak, yanıyoruz. Bunu ancak bu şekilde izah edilebilir. Yediğimiz taamın acısını, tatlısını ifade gibi ama yaşanan müstesna. Rabbimize korkiyeti yaşamak da gönülde olan bir haldir. Buradan devam edersek herhalde anlaşılacak. Yoksa bu yakınlığın zevkini anlatmak mümkün değil. Şöyle diyelim. İnsan şu dünyada maddi olan sevgiler onlara kavuşunca nasıl seviniyor? Bu hiç ona benzemez. Zaten o yaklaştığı ve bir araya geldiği zaman sevindiği, memnun olduğu hali lütfeden de Rabb-i Zülcelal'imizdir. O sevdiğini yaratan da O sevgiyi gönle koyan da Rabbimizdır. El gurb minel hakk. Allahu Zülcelal'dendir. Cenabı Hak kulunu kendisine yaklaştırır. Hüve vayetü hatevatil galib. Kalbin ada, atacağı bir adımdır. Gönülün işidir.
Böyle ayağın işi değil. Gönül ayaklarının Rabbimize ibadet ve taatle, muhabbetle atacağı adımdır. Minel hak hüve vayetü hatevatil gal. Allah'ımızdan gayrı ne varsa ondan sıyrılıp. Rabbi Zülcelal'imizin huzurunda olduğumuzun düşüncesi içerisinde bulunmaktır. Allah'ımızdan gayrı olan hallerden kurtulmayı nasıl izah edeceğiz? Bunu sarmaşıkla anlatıyorlar. Sarmaşık bir yeri sardığı zaman kendisinden başka bir şey bırakmıyor. İlahi aşk gönle doğduğu zaman onun dışında onun sevmediği hiçbir hal kalmıyor. Hep onun sevdiklerine muhabbet başlıyor. Allah'ımız mesela neyi seviyor? Kuran dinlemeyi çok severler mesela. Kuran-ı Azimüşşan. Neden? Allah'ımızın kelamı. Böyle dağları isterler. Uzak mekanlar. Neden? İnsanlardan hali, isyandan uzak, Rabbimizin kudret-i ilahiyesini görmeye ve düşünmeye daha muvaffak olduğu için. Çünkü göz gördükleriyle meşgul oluyor.
Fakat orada daha ziyade gönle eğilebilme, gönle yönelme halinin çokluğundan dolayı. Mesela dağları başına mekan tuttular, aşkın yüzünde deniyor. Bunun dışında mesela kapalı alanlarda kalıyor. Hiç kimsenin görünmediği yerlerde kalıyor Mevla ile olduğu için, Ona yakınlıktan dolayı. Huvel inkıtave ankulli şeyin sivallah Cenabı hakk'ın dışında her şeyden ayrılıyor. Bu ne yapıyor? Bunun iç yemesi, içmesi, giyimi, kuşamı, ailesi, çocuğu, çoluğu, geçimi, akrabası, eşi, dostu yok mu? Hepsi var. Ama bunlarda mesela akrabası ise Cenabı hakk'ın sılai rahim, bize emridir. Bize tavsiyesidir. Efendimizin hususen üzerinde durduğu bir konudur diyerek eş dost akrabasına bu tarzda muamelede bulunur. Ailesine güzel geçin ve onu İslam'ın edebiyle edeplendirmek için. Evlatlar da bunun gibi, ticareti de helal kazanç. Huvel gıyamu bid'at. Taatlerle Rabbimize olan vazifemizi yapmaya gayret etmek.
Nedir Kulbiyet? Estaizbillah. Ve hüve ve o Cenab-ı Hak maakum sizinle beraberdir. İlmi sizinle beraber duyması sizinle beraber görmesi sizinle beraber, her yaptığımız harekette nasıl murad ediyorsa muradına göre tarzımız onun bilgisi tahtında, her şeyi. Çünkü ilmi onun her şeyi kuşatmıştır. Eynem aküntüm, nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Vücut olarak da mesela nerede olursanız ister memleketimizde olalım, ister memleketimizin dışında olalım, Allah'ımız bizimle beraberdir. Mesela gözümüz şu anda bu kapalı bir mekanda mescitteyiz. Bizimle beraber. Ama gözümüz bu mekanın dışında bir yerlere baktığında yine bizimle beraber, helal olanlara baktığımızda da beraber, haram olana baktığımızda da beraber rızası yok. Şerle baktığımızda da beraber, hayırla baktığımızda da. Hasetle baktığımızda da muhafaza etmek, korumak insanları, insanları ilahi edeple edeplendirmek için gayret etme.
Bu noktada da her alıp verdiğimiz nefeste de beraberdir. Kanımızın devrinde de beraberdir akışında. Vücudumuzun dokusunda, her şeyde beraberdir. Emmel gurbül ledi huvel gıyem u bittaat. Yukarıda da geçtiği üzere Allah'ımıza ibadet ve taat içerisinde olmak. Bu cehennem ehlinin tavır ve hareketlerinden, cehennem ehli olmaktan kurtarır, bizi huzura eriştirir. Ancak yaşayabilirsek anlarız ama zahiren de olsa biz Allah'ımıza yakınlığı şöyle tefekkür ettiğimiz zaman ne demek o? Her şeyin halıkı ve razıkı olan bütün esmasıyla tecelliyatıyla her şeyi kuşatan Rabbi Zülcelalimiz. El Kurb, nedir yakınlık? Hüve ibareten anil igameti alel muvafakatili evamirillahi teala Cenabı hakk'ın emretmiş olduğu her hususa uygun davranmak ve onun taatlerini Cenabı hakk'ın emrettiği taatleri Celle Celalü yerine getirmektir.
Ve taatul leh, taatımızı onun için yapmak ve bütün vakitlerde ibadetimizi icra etmek ibaretun anil ve fai bi ma sebega fil ezel bilhassa özel olarak Allah'ımızın bize bizden yakın olduğunu, makam-ı kaba kavseyn, Necm suresinde bildirildiği üzere iki kaş arası, Allah'ımızın yakınlığı, hatta izah etmişler, bunun keyfiyetini, nasıl ve niceliğini Cenabı hak bilir. Biz bilemeyiz. O yakınlık Rabbimizin bilgisi tahtındadır. Ama bu nimete mazhar olan kimseler nasıl ki Resulullah Sallallahu Teala aleyhi ve sellem Cenabı Hakk'a gabe gavseyni ev edna, o yay arası demişler, kaş arası demişler. Hatta daha bir ilerisi tarifi yok. Sanki çayın içerisindeki şeker gibi. Birbirine karışmış ama şeker şekerdir, çay da çaydır. Birbirinden ayrı ama onunla hemhal olmuş, tarifi yok.
Ben sizin Rabbiniz değil miyim buyurduğunda ezelde galu, dediler ki ruhlar bela evet rabbimizsin sözüne sadakat göstermek, bu söze sadakat nedir denirse bu söze bir biatleşmedir, bir anlaşmadır. Allah'ımızla ahitleşiyoruz biz. Ne demek Rabbimizsin demek her şeyin yaratanı da o, her şeyi yönlendiren de o. Mesela bir tavuktan civciv meydana geldiği zaman otun çöpün arasından taneleri arıyor. Onu öyle terbiye etmiş. Diyelim ki bir koyunun yavrusu oldu, Huzu hiç öğretmeye gerek yok. Hemen annesinin memesini tutuveriyor. Onu öyle terbiye etmiş. Bizi nasıl terbiye etmiş? Bizi peygamberler göndererek terbiye etmiş. Kuran'ı Azimüşşan'ı indirerek terbiye etmiş. Aynı zamanda ilahi tebliğcilerle, mürşid-i kamillerle bizi terbiyeye, onları memur kılmış bizim ıslahımız için. El gür fegale baduhun huve gurbül abdi. Bi-imanihi ve tasdiki.
Başta Cenabı Hakk'a yakınlık ona iman etmek ve onun her türlü bizim için sorumlu tuttuğu hususları tasdik derken bu kelimeler ifade edemiyor. Tasdiki ifade de aciz kalır. Tasdik, gönlün tasdiki. İnsanın muzdarip olduğu anlar oluyor. Muzdarip olduğu nedir? Mesela bir yer düşünelim. Beytullah düşünelim. Beytullah'ı bilmek çok güzel ama ızdırabımız nedir ona kavuşamamaktır. İşte tasdik bir manaya göre budur. Biz mesela Medine'nin böyle bir şehrin efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem vücudu saadetinin orada olduğunu biliyoruz. Ama bizzat buna şahit olabilmek, orada bulunmak, bu da yetmez sözüyle, fiiliyle, haliyle hallenmek ancak bu şekilde durulabiliriz. İbadetimizde de öyle. Mesela biz biliyoruz oruç tatil geliyor, oruç farzdır. Bunu biliyoruz. Ama içimizin durulması, gönlümüzün yatışması nasıl olacak? Orucu tutacağız. Orucu tutuyoruz ama orucu tuttuğumuz halde menhiyat işliyoruz.
Allah'ımızın haram kıldığı. Daha biz bu tasdike, bu nimete mazhar olamamışız. Nasıl olacak? Oruç dahatında takva ifade buyurur. Müttaki olmak. Orucu sadece yemekten içmekten, cinsi münasebetten uzak olmakla değil, bunun yanında her türlü isyandan da azamızı korumak, kalbimizi de onun sevgisinin dışındakilerden alıkoyabilmektir. Ancak böyle durulur. Mesela nedir? Namaz farzdır bunu biliyoruz. Yerine de getiriyoruz. Ama içimizin rahatı, huzuru nedir? Namazdaki ilahi zevki, haşyeti, huzur-u ilahide olduğumuzu, onun azamet-i ilahiyesini müşahede edebilmek. Demek ki kabuğu kırmamız gerekiyor. Yoksa ibadet etmiyor değiliz. Yalnız ibadet şöyle olmamalı. Mesela kış günüdür boşluktayız, bin Lafzai Celal okuyoruz, bin tevhid okuyoruz, taatlerimizi yapıyoruz, daha da artırabiliriz, böyle değil.
İşimizin, gücümüzün olduğu zamanda da aynı aşk ve muhabbeti taşımak çünkü ashabına ricalü'l la tu'l-hihim ticaretun ve ra Bey olan zikrillah, onlar öyle erlerdir ki ne bir ticaret ne de bir alışveriş Allah'ın zikrini alıkoymaz. Bunu nasıl anlıyoruz biz? Ticaret işte yapacağız, öyle olacak ki ezan okunduğu zaman da camiye koşacağız, böyle değil işte. O ticarette de ilahi zevki duyabilmek. O ticareti yaparken, mesela bir işte çalışırken terlememiz, o ticarette sağdan sola, sağa sola oradan bir yere, oradan diğer bir yere ticaretimiz için, işimiz, geçimimiz için koşmada ben rızkım helal olsun diye koşuyorum düşüncesi ibadet ve taattir. Rızkım helal olsun düşüncesiyle.