Allah'a ve Peygamberine İtaat ve Aileye İhsan kaydında Kuran-ı Azimüşşan'da ikiz ayeti celilelerdirler. Başta Cenabıhakk'a ve resulüne itaat beraber zikredilmiştir. Fetih Suresine baktığımız zaman ve mellem mümin billahi ve rasuli. Kim Allah'a ve Resulüne iman etmezse diye ifade edilir. Bunlar birbirinden hiç ayrılmaz. Malum, Adem Aleyhisselam'ın ya Rabbi beni Muhammedin hürmetine af eyledir.…
Kuran-ı Azimüşşan'da ikiz ayeti celilelerdirler. Başta Cenabıhakk'a ve resulüne itaat beraber zikredilmiştir. Fetih Suresine baktığımız zaman ve mellem mümin billahi ve rasuli. Kim Allah'a ve Resulüne iman etmezse diye ifade edilir. Bunlar birbirinden hiç ayrılmaz. Malum, Adem Aleyhisselam'ın ya Rabbi beni Muhammedin hürmetine af eyledir. Ya Adem ne bilirsin sen Muhammed'i Sallallahu Aleyhi ve Sellem? Ya Rab, ben cennetin arşazamda, arşıazamda La ilahe illallah Muhammedun Resulullah gördüm. Cennette de gördüm. Ayrılırken de gördüm. Eğer kıymetli olmasaydı ismini onunla beraber yazmazdı. Bu sebeple ben, bu sebeple ben Muhammediyim ismin isminle beraber olması hasebiyle, ismiyle, isminle beraber olması hasebiyle ben onu vasıta ve vesile kıldım deyince ya Muhammed, ya Adem ben de seni Muhammed'in hürmetine affeyledim demiştir.
Adem Aleyhisselam dedi ya Rabbi arşın üzerinde La ilahe illallah Muhammedun Resulullah yazılı gördüm. Eğer ismi senin isminle beraber olmasa kıymete hayır olmaz Ben Muhammed'in hürmetine bağışlanmamı isterim deyince, değil ya Adem kendi bağışlanma, bütün de bağışlanmasını, insanlığın da bağışlanmasını istesen yine bağışlarım buyuruldu. Bu kadar kıymetli. Zaten İsa Aleyhisselam'ın bile yeryüzüne inme sebebini ona ümmet olmak için indiği haber verilir, ineceği haber verilir. Bu zaten hadis kitaplarında mevcuttur. Demek ki Kuran-ı Azimüşşan'da Cenabı Hak'la Habib-i Kibriya Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e itaat beraber zikredilmektedir. Bunun yanında namaz ve zekat ayeti beraber zikredilmektedir. Biz de birhrul valideyim anne ve babaya ikram etmek. Hadis-i şeriflere bakıyoruz. Valideine, yani anne babaya hizmet ve itaat ve ihsan sebebiyle Cenabı Allah insanın ömrünü müjdeat buyurur.
Yani vücuduna sıhhat, kalbine vüs'at, ihsan eder de enfas-ı madudesini az bir zamanda ikmal edilemez. Yani sıhhatli, afiyetli, gönlü, huzurlu bir şekilde vakit geçirir. Biz, bizi Efendimize hatırlıyoruz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onun hardini güzeltişi var bir. Mübarek elleriyle annesinin kabrini düzeltir ve buyurur ki şu anda benim hatırladıklarımı, düşündüklerimi bir bilseniz Annelerini hayırla yad ederler. Bir tanesi sormuştu, kime iyilik yapayım Ya Resulallah ummete anneme. Kime iyilik yapayım? Ya Resulallah sonra. Ümmeke anneme. Daha sonra kime iyilik yapayım? Üçüncüsünde de ummeke annene, dördüncüsünde Ebaka. Bu Hadis-i Şerif'ten hareketle buyrulur ki annenin hakkının evlat üzerinde çok olduğu beyan buyrulur. Artık anne deyince bakan sular durur. Fakat zamanımızın ne kadar değiştiğini biliyorsunuz. Bu Cenabıhakk'a tazimin azalmasından ileri gelir.
Kuran-ı Azimüşşan ile alaka ve bağın azalmasından zuhur eder. Yoksa anne, öhve baba dünyaya gelmemize vesile olduğu gibi bunun yanında eğer üç edebi de telkin edecek olursa Kuran kıraati, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın muhabbeti, ehli beytin sevgisi o zaman daha da hak, katbekat artmış olur. Bazı öyle anne ve babalar vardır ki sadece evladını sim olarak yetiştirmek değil, ruhen de olgunlaştırmaya gayret ederler. Biz bunu Tezkilatü'l Evliya'da vesair eserlerde görüyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi ben evladımı diyor Cenabı Hakk'a ısmarladım. Evladı yillarca gitmiş, hatasını çalmış. Kimsin deyince evladımım, benim evladım vardı ama onu Allah'ın yoluna feda ettim demiştir. Bazen Müslim Hazretlerini çok iyi bilirsiniz. Daha çocuk yaşta okula gittiğinde annesine koşarak gelir. Der ki anne bir ayet-i celiğine öğretti hocam. Hepimiz için geçerlidir İslam'da.
Allah'a ve Peygamberine İtaat ve Aileye İhsan ne anlatıyor?
Allah'a ve Peygamberine İtaat ve Aileye İhsan kaydında Kuran-ı Azimüşşan'da ikiz ayeti celilelerdirler. Başta Cenabıhakk'a ve resulüne itaat beraber zikredilmiştir. Fetih Suresine baktığımız zaman ve mellem mümin billahi ve rasuli. Kim Allah'a ve Resulüne iman etmezse diye ifade edilir. Bunlar birbirinden hiç ayrılmaz. Malum, Adem Aleyhisselam'ın ya Rabbi beni Muhammedin hürmetine af eyledir.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Anne ve babana, başta Allah'a ve Resulüne anne ve babana itaat et. Bana, anne ve babana ikram et, ihsan et deyince anne ben iki kapıya nasıl hizmet edebilirim? Evladındaki bu anlayışı, bu feraseti, bu düşünceyi, bu tefekkürü, bu kavrayışı görünce evladım ben sana annelik hakkımı helal ettim, sen Rabbimize kulluk görevini icra ettir. Bu söz ne demektir? Allah'ımızın emrine koş ben helal ettim demek, zaten Rabbımızın emrine koştuğu zaman açacak Kuran-ı Azimüşşan'ı, yine anne ve babaya ikramı görecek. Lokman Suresi'nde bunu çok güzel görürüz. Sadece Allah'a, Hristiyan'da mahluka itaat yoktur. Onun dışında biz bunu büyüklerimizden duyardık. Babası diyelim kiliseye gitmiş, götürmeyecek isyan yerine. Yalnız kilisenin kapısının ağzında kalmış, gelemiyor deseler isyandan saate dönme sebebiyle onu sırtına alıp getirecektir.
Bu şarkışta da çok kıymetli bir zat vardı, Tekirdağlı, Sufurlar Mengen Köyü'nde kendisine düzgün bir ifadede bulunmuyorlar. Babası İsmail. İsmail'in, ne kadar diyeyim, ancak bineği diyebilirim. Çünkü edeple ifade edilmesi lazım. Ben derdi babamı sırtıma alır, camiye götürür, getirirdim Ve kendisinin bir sözünü daha işittim. Tabii yaşlıydı. Yaşlı olması sebebiyle seksenin üzerinde zaten yüz yaşından daha ziyade bir hayat yaşadı ve Rabbi Zülcelal'imize kavuştu. Derdi ki Allah'ımız benden şöyle düşünüyorum, Kiramen Katibin günah yazamaz derdi. Eviyle caminin arası biraz mesafeliydi. Camiye gidince kadar iflası Şerif okurum, Dönünce de ihlası şerif okurum diye. Ne zaman ziyaretine varsam Kuran-ı Azimüşşan'ın üzerinde görürdüm. Kendisi Hızır Aleyhisselam'la alakalı olduğu artık herkesçe malumdur. Sebebi derseniz bir bedel ödemiş.
Namusunu öyle muhafaza etmiş ki yillarca çobanlık yapmış, edepsiz bir kimse kendi namusunu arz edince Hadis-i Şeriflerde ve Sure-i Yusuf'ta da bildirildiği üzere, ben Allah'a sığınırım, Hadis-i Şerif'te de, ben Allah'tan korkarım, Maide Suresi'nde de, Maide Suresi'nde de biliyorsunuz Habil'in, Habil işte senin kurbanın kabul oldu, benimki olmadı, ben seni öldüreceğim deyince ben öldürmek için elimi uzatmam, Allah'tan haya ederim. Allah'tan korkarım dediği gibi. Bu ayet I celileleri aynı zamanda murakabe için de kullanılır. Ben seni öldüreceğim deyince Karun, diyor ki ben seni öldürmek için elimi uzatmam, ben Allah'tan korkarım demiştir. Maide Suresi'nde bunu incelemesini arkadaşlarımızın arzu ederim, isterim. Çünkü büyük hakikatler ifade ediliyor. Bakın ne diyor. Şimdi burada, burada Allah'ımız hem onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan kıssasını ifade buyuruyor.
İkisi birer kurban takdim ettiler ve birinden kabul edildi, diğerinden edilmedi. Ne diyor bakınız? Allah sadece müttakilerden kavim buyurur. Bize çok büyük dersler var burada. Demek ki ibadet ve taatizalün kavul, taatlerimizi yaparken takva esasına riayet ederek yapmak, gelişigüzel değil, ben onun kuluyum, o benim Rabb'amdır, itaat etmek mecburiyetimdeyim diye yapılır. Bakın, ki, seni öldürmek için bana el uzatsan da ben, seni öldürmek için sana el uzatacak değilim demiştir. İnni ekatullah ha Rabbel alemi, Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım. Rabbi Zülcelal'imizin korkusu olmasa her şey yapılır Allah korusun. Bizim kendi arkadaşlarımızdandı. Hacca birçok kimseleri götürüyordu. Bize anlattı, dedi ki efendim işte hacılardan şimdiki durumu bilemiyorum. Kurban parası alınıyor. O zaman çadırlar kurulurdu Arafat'ta. Çadır parası, buna benzer ücretler talep edilirdi.
Demişti ki elime öyle bir servet geçti ki hiç kimsenin ruhu bile duymazdı ama ben Efendi Hazretleriimizin sohbetinde bulundum. Ondan çok öğütler aldım. Rabbimin korkusu benim bu kötü fiili işlememe mani oldu demiştir. Haydi aksa ne olacaktı? Elhamdülillah. Hiçbir hayrını görmeyecekti. Zengin gibi görünür. İşte şöyle hile yaptım. Çokça kazandım. Hadis-i şeriflerde buyruluyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz. Habbaten habbeten, öyle tane tane toplar ama gupbeten gupbeten öyle de yok olur, helak olur, girer diye. Hiç mümkün değildir. Zaten gönül olarak rahat etmediği gibi, sonra da bunun çok büyük katriyet hisleri görür. İnnallahüteala Yezidü fi mürümri radul bir birzihi validei, valideye hizmet ve itaat ve ihsan sebebiyle Cenabı Allah insanın ömrünü müstlat buyurur. Yani vücuduna sıhhat, kalbine vuslat, ihsan eder. Şu sayılı nefeslerini az bir zamanda ikmal eylemez.
Öyle olur ki Cenabı Hak ona huzurlu bir hayat lütfeder, ihsan eder, ikram eder. Artık ömrünün uzaması Allah ile kendi arasında, bizim bileceğimiz bir iş değildir. Çünkü mübrem olan vardır, değişmez. Bir de Allah'ımız, Dilerse mahveder, o ona aittir. Biz o konuya girmeyiz ve bunu da karıştırmayız. Çünkü ulema-i kiramımız bu konuda ileri gitmemişlerdir. Neticeyi Cenabı Hakk'a bırakmışlardır. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın annelerine olan saygısını ifade ediyordum. Kabrini düzeltiyor. Şu anda öyle duygular var ki bende buyuruyor. Neleri hatırlıyor, neleri hatırlıyor. Bakın büyüklerimizin annelerine olan itaatler hususunda ben üstadımızdan çok duydum. Yani bu bir itaatsizlik değil. Eskiden çoraplar kendi elleriyle örülüyordu, kendi elleriyle iplerden örülüyordu, yünlerden örülüyordu ve bir de tam uç kısmına bazı süslemeler yapılırdı.
Onun üst tarafına da yerine göre bunun kısmı henüz, o tarafından süslemeler yer alır. Anne o çorabı değil de diğer çorabı isterim demesini yillarca anlattı. Annemi acaba üzdüm mü? Annemi acaba üzdüm mü? Kendileri, kendileri şunu da ifadelerde, evladım çok zayıfsın. Sana Cenabı Hak hizmet edecek hayırlı kimseler lütfetsin, ihsan etsin diye. Ve Üstadımız Hazretleri hizmet edenlere bile canlarını feda edecek şekilde Sami Efendi Hazretleri'ne bir efendim bağımızda, bahçemizde, işimizde, gücümüzde bulunuyorlar, bir türlü onlara ücret kabul ettiremiyorum, harçlık vermek istiyorum, kabul etmiyorlar, üzerimde hak kalıyor mu deyince siz de Allah için Hasan Efendi, onlar da Allah için hizmet ediyorlar diye ve kendileri daha çocuk yaşta iken kemalatı müşahede edilir. Yukarı bir Derebaa mahallemiz var. Orada kendileri imamlık yaparlar. Hiç ücret talep etmezler.
Bu mahallede bile, mahallemizde bile imamlık yaptığımda kadro gelir, bendir kadroyla maaşla vazife yapamam. Es'amle in Ezriye illa ala rabbil alemin. Peygamberler demişlerdir ki bizim ücretimizi Allah verecek. Vazifeyi yapmak istemeyince kardeşleri, bir sahabeyi benim durumum talimuna müsaade eder misiniz? Ona görevi perde eder. Hep Allah için yapar. İşte o yerde vazife yaparken bir tanesini görür. El arabası üzerinde, eskileri söylüyorum, harnut, harnut, ondan sonra kırık leblebi, üzüm, buna benzer basit yiyecekler, içecekler bunları satar ama ayakkabısının ön kısmı yok. Giymiş ayakkabıyı, ön kısmı yok. Annene neden itaat etmedin der. O kimseler derhal ayaklarına kapanır, der ki ben gerçekten annemi üzdüm, annemi üzünce, üzünce dedi ki kazan, kazan ama hayrını görme. Ben varlık sahibi bir insandım.
Çok kazandım ama şimdi el arabasının üzerinde görüyorsunuz mücata üç beş kalem mal, pazar diyor. Ne kadar mühim? Geçmiş müdelrislerimizden bir tanesi vaaz'u nasihat eder Kayseri. Bu büyük camimizde vaaz'u nasihatte bulunur. Vazı nasihatine Sami Efendi Hazretleri iştirak eder. Der ki, vaiz efendi, ben günlerce anne ve baba hakkından bahsettim. Ama bizim öyle anne ve babalarımız var kidir. Çünkü anne ve baba ruhumuzun aşktan bir araya gelmek suretiyle yeryüzüne inmesine sebep olmuştur. Buna Hubud Kavsi denir. Bir de Oruç Kavsi vardır yukarılara çıkmak. Manevi babalarımız ise bizi ne yapar?
Süfli alemden ulvi aleme vermiş oldukları evrad ve ezkarla, istiğfarla, tevhidle, salat-selamla, ölüm tefekkürüyle, rabıta ile, Zigmdullah ile, üstadımızın da şiirlerinde geçtiği üzere, haftada bir hem derslerini görüşsünler diye buyuruyor ya, haftada bir de letaiflerini geçmek suretiyle onu ulvi alemlere, nefsinin mertebelerini geçirerek, ruhunun mertebelerini geçirerek, sırrının mertebelerini geçirerek insanı kamil haline getirirler. Şimdi de diyor, bu haktan bahsedeceğim diye, öyle kolay değildir. Çünkü yetiştirdiği evlatlarını cübbesinin altında bizzat fahri kainat Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimize arz ederler, Ya Resulallah kabul buyurun diye. Ve gale nebiyyu sallallahu teala aleyhi ve sellem şiebilillah cihatta bulunmak kadar faidei mucib olur. Böyle çok kimseler hatırlıyorum anne babasına ikram eden, bir tanesinin babası çok yaşlıydı.
Bunlar çok zengin kimseler, varlıklı kimseler. Babam ikinci kata çıkamıyor diye birinci kattan ev aldı. Bizzat çorbasını kendi eliyle yedirirdi ve o da dua ediyordu tabii. Böyle pek yok. Anne ve babasına ikram etmek suretiyle bizim diyor rahatımız, huzurumuz, kazancımız, bereketimiz, her şeyimiz annemiz ve babamızdır diyor. Bizim geçmişlerimizden bir tanesi şunu söylerdim. Ziyaretine girerdim, halamızdı. Derdi ki yeğenim, şeytan, yaşlanan kimselerin yüzüne kült serper derdi. Gerçekten öyle. Yaşlıları görmek istemeyenler çoğu kulaklarımızın duyduğu öldü de kurtulduk diyor. Halbuki yaşadığı zaman Allah öyle bereketler ihsan ediyor ki, e tarif edilmez. Çok. Bir kimseyi hatırlarım. Kendisi çok güzel bir sanat sahibiydi. Benim dedi sanatım, sanatım bir resim koymuş duvara, işte budur dedi. Buna olan saygımla, buna olan sevgimle Allah da bana böyle güzel eserler vermeye muvaffak kıldı diye.
Hiç belli olmaz da dedim ya işte üstadımızın anneleri çok zayıfsın. Evladım, Allah'ımız seni iki cihanda azim. Üç şey vardır ki onlarla amel ve ibadet müfid olamaz, faydalı olamaz. Birincisi Cenabı Allah'a şirk, ikincisi mümin olan ebeveyne isyan, üçüncüsü de safhı harpten firardır. Safhı harp dediğimiz zaman her zamanki hattayız, içimizde nefes ve şeytan dışta din düşmanlarına karşı, bundan dolayı evladımıza olan vazifemizde, ailemize olan görevlerimizde, komşularımıza olan vazifemizde her şeyde hassas ve dikkatli olmak ve hiçbir zaman bu görevlerden de kaçmamaktır. Cenabı Hak yolunda daim ve kaim eylesin. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
Allah'a ve Peygamberine İtaat ve Aileye İhsan | Mihmandar