Muhakkak ki Cenabı Hak mevcudatı halk etmiş ve her birine bir nasip takdir etmiştir. İnsanın nasibi, hazzı muhabbetullah ve marifetullah. Böylece takdir olunmuş, her kim ki nasibinden kesilir, ayrı düşerse helak olur. Siz de Allah'a muhabbet ve marifet nasibinize nail olmaya ve kazandıktan sonra elinizden kaçırmamaya gayret ediniz. Sevilmeyecek şeyleri sevmekle muhabbet hususunda Allah'a şer'i koşmayınız. Şirk vadilerinde helak olursunuz. Taklidi iman ile aldanmayın çünkü tahkiki iman yerini bulabilen imandır. Ayet-i celilede dört tane ırmaktan bahis buyrulur. Bu ırmaklardan bir tanesi sudur. Su nehrinden içtikleri vakit berhayat bulurlar ve ölmezler artık. Süt nehrinden içtikleri zaman vücutları ölçülü bir şekilde beslenirler. Ondan sonra herhangi bir noksanlaşmaya maruz kalmazlar. Bal nehrinden içtikleri zaman bir şifa ve sıhhat bulurlar, artık ondan sonra hasta olmazlar.
Hamr nehrinden içtikleri zaman da tarabu, ferah bulurlar ondan sonra hiç mahzun olmazlar. Arifler bu ayeti cellenin tefsirinde demişlerdir ki iman edip de salih ameller işleyenlere altlarından ırmaklar akan cennetlerin onlar için olduğunu müjdele, yani hakiki iman tohumlarından ve kalbi, ruhi, sırrı amellerinden, salih fiillerinden dolayı bu dünyada da bir cennete kavuşurlar. Tevhid, tecrit, tefrit, züht, takva, sıdk, ihlas, hidayet, kanaat, iffet, mürüvvet, fütüvvet, mücahede, murakabe, şevk, zevk, rağbet, reh, havr, recret, reca, safa, refah, talep, irade, muhabbet, haya, kerem, sehavet, şecaat, ilim, marifet, izzet, rifat, kudret, hilim, af, rahmet gibi amelleri yüksek himmet ve diğer yüce makamat ve ahlaka nailiyet sebebiyle altlarından tevhid, re'fet, muhabbet ve fazilet nehirlerinin aktığı cennetlere, bahçelere nail olurlar.
Bunların her birinin meyvesini tattıkları müddetçe müşahede, mükaşefe ve muayeneye nail olurlar. Hakikate ermiş bulunanlar ise her an başka bir tecelliye nail olurlar. Bu da onların kalp safhalarının meyvesidir. Çünkü Allah'ın ve Resulünün yoluna süluk ederek ahirette nail olacakları cennetin benzerine burada nail olmuşlardır. Cennette kendilerine bir nimet takdim edildiği zaman Ya Rabbi bu bizim bundan evvel de mevzu kılındığımız şeydi derler. Orada onlar için temizlenmiş zevceler vardır. Yani kurbiyet med cennetlerinde ebkarı gaybtan zevceler, bunlar erbab-ı müşahedeye aittirler. O zevcelerin ne sahiplerinden başkasına gözleri katiyen dönmez. Bütün bir ömür boyu her nefes benim nimetimle yaşadığın halde Cenabı hak buyuruyor, bütün bir ömür boyu her nefes benim nimetimle yaşadığın halde benden gayrilerin hizmetine koşmaktasın.
Nefis ve hevana kulluk ediyorsun ve dünya karşılığında dini satıyorsun. Seni böylece yarattığım ilim verdiğim, kuvvet verdiğim ve mükerrem kıldığımı unutma. Buradaki hitap hem ruha hem de bedenedir. Muaz bin Cebel radıyallahu anh diyor ki Ya Resulallah dedim, peki ben nasıl kurtulacağım ve ihlasa ereceğim? Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki bana iktida et uy, yakine erimeye çalış, amelinde kusur olsa bile lisanına sahip ol. Yani gıybetten sakın. Amele-i Kuran'dan olan kardeşlerini gıybet etme, kendini onlardan üstün görme. Ahiret amelinin için dünya ameli katma ahiret amelinin içine dünya ameli katma insanların arasını açıp darmadağın etme kıyamet gününde ateşin köpekleri de seni darmadağın ederler. Amelinle insanlara gösterişte bulunma rüyadan sakın. Ebu Yezid Pistami Kuddise sirruh der ki nefsimi otuz sene hakkın ibadetine verdim.
Bir gün birisi dedi ki ya Ebu Yezid onun hazineleri ibadetle doludur. Eğer ona vasıl olmak istiyorsan ibadetinde züllü inkisar sahip ol. Mütevazi ol, gönlün kırık, mahzun bir şekilde bulun, ihlasa ermeye çalışır, çalışır. Ebu Yezid Pistami'den hediyenin böylesi talep bulundu. Hakikate elma alametlerinin belirdiği vakitlerde idi. Amellerini tam bir züll-ü inkisar ve ihlasla yapınca denildi ki büyük bir hediye getirdin ve huzura girmeye layık görüldün. Essay bile ve enzele mines semai mae, ayeti celilesinin tefsiri hakkında bazı ehli işaret demişlerdir ki Cenabı hak semadan mümin kolunun kalp toprağına Kuran indirmiş ve kulun bundan istifadesi neticesi şu semereleri vermiştir.
Hidayet, takva, nur, rahmet, şifa, bereket, yum, saadet, kurbiyet, hak, yakin, necat, rifat, salah, felah, hikmet, hilm, ilim, adap, ahlak, kafirlere karşı izzet, ehli dünyaya karşı gına, Kuran-ı Hakime tam teslimiyet. İşte bu gibi meyveleri vermiştir, bunlara nail kılınmak bütün hayırların mecmuu, bütün saadetlerin sonudur. İnsana Rabbani sıfatların hakikat güneşi doğunca vücudu insanideki batıl kuvvetler mahvolur gider. Hak geldi batıl mahvolup gitti, hali tecelli eder. Cenabı Hak Kuran suyuyla kullarının kalpleri araz arazisinden bu gibi mübarek meyveleri çıkartır. Bunlardan nasıl insanların nasibi varsa hayvanların bile istifadesi vardır. Çünkü bu ahlaka sahip bulunanlardan hayvanlar bile faide görürler. Şu gördüğünüz semamet ve arz ile onlardakiler size namütenahi nimetler olarak halk olunmuş ve size müsahhar kılınmıştır. Bunu Allah'tan başkası yapamaz.
Bunu bilip durduğunuz halde başkalarına da kulluk ederek Allah'a şerikler tutmayın. Muhakkak ki semavat, arz, güneş, ay ve namütenahi yıldızlar sizin maddi ve manevi rızıklarınızdır.